Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Karluklar'da Şehircilik

Burada Türk Milletinin Temel 3 Boyundan Biri Olan Karluk Boyu hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Karluklar'da Şehircilik

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 22:54

KARLUKLAR'DA ŞEHİRCİLİK

Karluklar (Çin kaynaklarında: Ko-lo-lo), VIII. yüzyılın birinci yarısında Kara irtiş boylarında yaşıyorlardı; üç boydan meydana gelmişlerdi.

Çin kaynaklarına göre bu boyların adları şunlardı:

Mou-lo (ve dahi Mou-la), Tschisse (ve dahi P'o-fu) ve T'asc-hi-li' el-Mervezi'ye göre Karluklar dokuz kol (firak) olup üçünü Çigiller, üçünü B.ğ.s.k.l'ler teşkil ederler, diğerleri de Bulağ, Köker-kin (= Köl Erkin?) ve Tohsı kollarıdır. Bu son üç kolun da evvelce bir boy meydana getirdikleri kabul edildiği takdirde Karluklar'ın asıl üç boyu belki ortaya çıkmış olur. Ancak bunlardan B.ğ.s.k.l yazılan boyun asıl şeklinin ne olacağı üzerinde bir tahminde bulunmak benim için güçtür. Ondan sonraki kollara gelince, bunlardan ikisini yani Bulağ ve Tohsı (< Toks) lar'ı tanımaktayız.

Karluklar'ın Uygur ve Basmıllar ile ittifak edip Gök Türk devletinin yıkılmasında amil oldukları, sonra Basmıllar'ı ağır bir mağlubiyete uğratarak tesirsiz hale getiren Uygurlar'a bu mücadelelerinde yardım ettikleri yukarıda görülmüştü. Fakat çok geçmeden bu iki Türk "budunu" arasında mücadele başgösterdi ise de Karluklar yenilip (it yılı = 746) On Ok ülkesine kaçtılar; sonra yurtlarına döndüler ve istiklal içinde bir hayat sürmek için Uygurlar'ın hücumlarına karşı koymaya çalıştılar. iki "budunun" aralarının açılmasının asıl sebebi Karluklar'ın Uygurlar'm hakimiyetini kabul etmemeleri olmalıdır. Tavşan yılında (751) Uygur İl İtmiş Bilge Kağan ikinci zafer kitabesini (Taryat) diktirirken Karluklar da Gök'ün Oğlu'nun (Çin imparatoru) kumandanı Kao-Sien-Çi'nin askerleri arasında batıya doğru gidiyorlardı. Ziyad ibn Salih kumandasındaki Abbasi ordusu ile Taraz (= Talaş) ırmağı civarında yapılan savaşı Kao-Sien-Çi kaybetti (751 Temmuz). Muharebeden önce Karluklar (Ko-lo-lo) isyan etmişler ve hatta belki arkadan Çin askerlerine saldırmışlardı.

Yurtlarına dönen Karluklar her halde rahat durmadılar. Yahut Uygur Kağanının isteğini yerine getirmediler ki, İl itmiş Bilge Kağan İrtiş ırmağını geçip Bolçu (?) Ögüz'de (bu, Ala Köl'e dökülen Emil olabilir) Karluklar'ı yendiği gibi (belki Ulu = Ejderha yılının sonlarında = 752) Toğra Yonş'ta da onları yine aynı akibete uğrattı. Yunt yılının sonlarında (754) Karluklar ile Basmıllar artık bir daha karşı koyamıyacak duruma düşdüler.

Barthold'un Türkler'in medeni hayatlarının kaderini bu muharebenin neticesine bağlaması hayret vericidir. Barthold bu görüşünü eserlerinde birkaç defa ifade etmiştir. Ona göre şayet Çinliler galib gelselerdi Türkler onların temsil ettikleri medeniyet dairesine gireceklerdi. Fakat Çinliler muvaffak olsalardı, Türkistan'da tutunmaları mümkün olamazdı. Çünkü kendi üslerinden çok uzaklaşmış olacaklardı. Doğu Türkistan'da bile tutunmaları geçici oluyordu. Nitekim de öyle oldu; çok geçmeden oradan da çekildiler ve uzun asırlar bir daha Doğu Türkistan'da görünmediler. Doğu Gök Türkler'i Çin ülkesinde ve idaresinde 50 yıl yaşadıkları halde Türklüklerini kaybetmediler. Bir Türk topluluğunun Türklüğünü yitirip başka bir kavmin mensupları durumuna gelmesi, yahut başka bir kavmin Türkleşmesi ancak bir çok şartların bir araya gelmesine bağlı mühim bir hadisedir.

Karluklar'ın bu tarihten (754) 766 yılına kadar nerede oturdukları ve ne durumda olduklarına dair bilgi yoktur. Tahmin etmek belki mümkün olabilir ki onlar Tarbagatay'ın güneyinde, Emil taraflarında bir müddet oturdular ve On Oklar ile iyi geçindiler. Sonra ellerine geçen bir fırsattan faydalanıp ili kıyılarına, arkasından da Kestek ve Korday geçitlerinden Çu boylarına indiler; Suyab'ı ve sonra Taraz (Talaş)'ı zapt ederek Türgiş devletine son verdiler (766). Gerdizi'de ki Hutoğlan (?) belki, son Türgiş kağanı, II itmiş (? yahut, İl Almış?) de batıdaki ilk Karluk yabgusu olabilir. Bu mühim başarıya rağmen Karluk yabgusu kağan unvanını alamadı; eski unvanını (yabgu = melik = kıral) taşımakta devam etti. IX. yüzyılın sonlarında yabgu'nun Taraz (Talaş)'da oturduğu anlaşılıyor.

Karluklar kazandıkları başarıya rağmen Batı Türkleri ülkesinde kuvvetli bir varlık gösteremediler. Hatta onların bir devlet kurdukları bile söylenemez; eski yurtlan olan Kara Irtiş boylarında nasıl yaşadılar ise bu yeni yurtlarında da hemen hemen aynı şekilde bir hayat sürdüler. Karluk boyları ve hatta bu boyların obaları birbirlerinden uzak yerlerde yurt tuttular. Kara Türgiş kağanlarının merkezi Taraz (Talaş) da oturan Karluk yabgusunun diğer Karluk boy ve obalarının başında bulunan beyler üzerindeki nüfuzu kendisinin kuvvetli ve zayıf oluşuna göre değişiyordu. Bu yabgulardan, belki ilk yabgu müstesna olmak üzere, hiç birinin adım bilmediğimize göre onlardan kuvvetli bir şahsiyetin yetişmemiş olduğu kendiliğinden ortaya çıkar. Nitekim Karluklar'ın siyasi bakımdan parçalanmış ve muktedir yabgulara sahib olmadıklarını gören Samaniler, hududlarda duvarlar yapmayı bırakıp taarruza geçmişler, yabgu'nun oturduğu Taraz'ı fethetmişler (280 = 893), yabgunun hatunu ile onbeşbin kişiyi tutsak almışlar ve şehirdeki büyük kiliseyi camiye çevirmişlerdi95. Samaniler'in başarıları bununla kalmamış Taraz'dan epeyce uzak bir mesafede bulunan Balasagun'u da nüfuz mıntıkaları içine almışlardı.

Kaynakça
Kitap: ESKİ TÜRKLERDE ŞEHİRCİLİK
Yazar: FARUK SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KARLUKLAR'DA ŞEHİRCİLİK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 22:56

Karluk fethi Batı Türkleri veya On Oklar arasında, ilk zamanlarda bazı istisnalar dışında, pek geniş çapta yer değiştirme hadiselerine sebeb olmamış gibi görünüyor (anlaşılacağı üzere bu hükmü emin bir şekilde veremiyorum). Düşündüğüme göre daha sonraları, belki IX. yüzyılın ikinci yarısında mühim bazı göç hadiselerinin vukubulduğu şüphesizdir. Bunlardan biri Kalaçlar (Halaclar)'ın Horasan'a göçleridir. Fakat bunlardan bir kısmı aynı yüzyılda Taraz'dan doğuya giden yolda Kasri Bas ile Köl Şûb arasındaki yerde yaşıyorlardı. Burası onların kışlakları olup Karluklar'dan bir kümenin kışlağı da onlarınkine yakın idi. Diğeri de Oğuzlar'ın aşağı Seyhun boylarına gitmeleridir. IX - X. yüzyıllarda yazılmış coğrafya eserlerindeki Türk topluluklarından hangileri On Oklar'dan idiler? Bu suali tam olarak cevaplandırmak güç olmakla beraber bu hususta birşeyler söylemek mümkündür. Batı Türkler'i yani On Oklar'a mensup toplulukların başında Oğuz eli gelmektedir. Oğuzlar On Oklar'ın Çu ve Talaş ırmakları arasında yaşayan ve Çinliler'in Wu-şe-Pi adını verdikleri sağ kolun mühim bir kısmını teşkil ediyorlardı. Bu, kesindir. Kalaçlar (> Halaç) ile Balasagun'un batısında, Ordu kasabasında oturan Türkmenler'in ve hatta Peçenekler'in de bu kola mensup oldukları şüphesizdir. Isığ Göl'ün güneydoğu kıyılarında yerleşmiş olan Barsığan (Barshan) lar'ın On Oklar'dan ve onların Tu-lu kolundan oldukları kesin bir şekilde söylenebilir. Temim b. Bahr'e göre (IX. yüzyılın ilk çeyreği) Barsganlar'ın yurdunda 4 büyük şehir ve dört de kasaba bulunuyordu. Yine ona göre gölün kıyısındaki her şehirden silahları mükemmel 20.000 atlı çıkıyordu. Barsganlar savaşçılıkta en başta gelen Türk topluluğudur. Bunlardan 100 kişi, Kar-luklar (Harluhiyye)'dan 1000 kişiye karşı koyabilirdi. Temim, Barsgan ve diğer şehirler ile köylerin ahalisinin her yıl bahar mevsiminde toplanıp göl kıyısında bulunan bir şehir enkazını tavaf ettiklerini ve bunu dini bir merasim olarak yaptıklarını da söylüyor. Kaşgarh'dan başka bütün müellifler Barsgan'ı Barshan şeklinde zikrederler. Bunlardan Gerdizi'de Barshan beyine (dihkan) M.n.ğ denildiği, Mücmeltit-tevarikte ise beyin, Tebin Barshan ünvam ile anıldığı söylenir. Kaşgarlı Barsgan'ın Afrasiyab'ın oğlu olduğunu söyler ve Barsgan şehrini onun yaptırdığı hakkında bir rivayet naklettikten sonra bir takım kimselerin de Barsgan'ın Uygur melikinin yılkıcı basısının adından geldiğini söylediklerini bildirir. Bu rivayet Barsgan'ın Türgişler devrinde kurulmuş olduğunu ifade edebileceği gibi, aynı zamanda Uygur hakimiyetinin bir ara buraya kadar uzanmış olduğunu da gösterebilir. Gerçekten Uygur Köl Bilge Han, kitabesinde hakimiyetinin buraya kadar yayıldığını söylüyor. Müellifimiz Isığ Göl (< Isig Köl = Isıcak Göl)'ün uzunluğunun 30 fersah ve eninin on fersah (1 fersah: 5,5-6 km.) olduğunu kaydederek Barsgan'ın gölün kıyısında bulunduğunu yazar.

Kaşgarlı babasının şehri olmasına rağmen:

"kuşların kötüsü saksağan, yerin kötüsü kazgan (bataklık), ağaçların kötüsü azgan, kötü kişilerin çıktığı yer Barsgan" şeklinde bir dörtlük'ü yazmaktan çekinmemiştir.

Gerdizi'de Sûyab'a bir fersah mesafede olan Hotkiyal (Kökyal) köyünden 5000 asker çıktığı Y.ğ.lıla (?) ünvanını taşıyan beyinin (dihkan) Türgişler'den olduğu yazılır. Oradaki diğer bazı veya birçok köylerde de Türgişler'in oturduklarına kuvvetle ihtimal verilir .

Mücmelüt-tevarihte Barsgan (onda da Barshan) gibi Türk'ün oğlu olarak ilak da zikredilir. Bilindiği üzere bu adda (yani Ilak) aşağı Seyhun boylarında Hocend ile Saş (Taş Kend) bölgeleri arasında bir yöre vardır. Merkezi Tunkeş olan ilak bölgesinde daha birçok şehir ve kasaba görülür. Tunkeş'in yanından geçen ırmak da aynı adı taşır ve ona az çok muvazi akan Şaş bölgesindeki bir ırmak da coğrafyacılarca Nehrüt- Türk (Türk ırmağı) adiyle anılır. Eğer adı geçen kaynaktaki ifade ve isim doğru ise ilak bölgesinin adını bu Türk topluluğundan aldığına hükmedilebilir. Esasen Şaş'ın kuzeyindeki isbicab (= isficab = Sayram) bölgesinin başındaki beylerin IX. yüzyılda Türk asıllı oldukları biliniyor. Hatta Şaş (Taş Kend) bölgesini idare eden beylerin de Türk asıllı olmaları mümkündür.

Mücmeli't-tevarih'te Türk'ün oğulları arasında Tut.l'ın da adı geçer. Hatta orada Tut.l'ın tuz'u keşfettiği söylenir. Fakat böyle bir isim başka hiç bir yerde görülmedi. Bu sebeble bu adın doğsusunun Tüng (yahut Tong) ve bunun da Isığ Göl'ün güney batısında, Barsgan'a üç günlük mesafedeki şehir olduğu görüşü ileri sürülmüştür.
Bunlardan başka daha IX. yüzyılda adları geçen Ezgişler'in On Oklar'a mensub bulunduklrı şüphesiz olduğu gibi, XI. yüzyılda Barçuk şehrinde oturan Çaruklar'ı da On Oklar'ın kalıntılarından sayabiliriz. Yine XI. yüzyılda Uygur sınırında yaşayan Oğraklar'ın da On Oklar'dan olması imkansız değildir. XI. yüzyılda Aramut adlı yerde yaşayan ve aynı adı taşıyan topluluğun da Batı Türkler'ine mensup bulunduğu tahmin edilebilir. Aynı yüzyılda adı geçen Tarbın oymağı hakkında herhangi bir şey söyliyemeyiz. Çünkü onun nerede yaşadığı dahi bilinemiyor.

Çigil ve Tohsılar Karluklar'ın büyük oymakları olup XI. yüzyılda onlar artık Karluklar'dan ayrı, müstakil topluluklar sayılmışlardır. Biraz sonra Karluk ve Tohsılar'a mensup bazı oymaklar görülecektir. Kaşgar ile Narin ırmağı arasında yaşayan Yağmalar (onlara Kara Yağma da denilirdi) aslında Toğuz Guzz yani Uygurlar'a mensup bir kavim olup sözü edilen yurtlarına Karluklar'dan çok sonra (pek muhtemel olarak 840'dan sonra) gelmişlerdi. Bulak boyu ise bir kaynağa göre Karluklar'dan, diğerine göre Yağmalar'dan idi. Elke Bulak da denilen bu topluluğu bir ara Kıpçaklar tutsak almışlar ise de sonradan hürriyetlerine kavuşmuşlardı.

Yukarı irtiş boylarında yaşayan ve en kalabalık boyu Kıfçak-lar (Kıpçaklar) olan büyük Kimek kavminin Batı Türkleri, yani On Oklar'a mensup olup olmadıkları üzerinde birşey söylemek mümkün değildir.

Kimekler X. yüzyılda yedi boya ayrılmışlardı:

imi, Imak, Tatar, Balarıdır, Hıfçak, L.nkazn, Eclad. XI. yüzyılda Kımek adı ortadan kalkmış ve bu topluluğu irtiş boylarında Yimek (< imak)ler, batıda bilhassa, işim ve yukarı Tobol boyları ile ona komşu yerlerde oturan Kıfçak (Hıfçak)lar temsil etmişlerdir. Yine aynı yüzyılın (XI. yüzyıl) birinci yarısında Harizim ülkesine kuzeyden bitişik komşu bir bölgede yaşayan Küçetler ve Çuğraklar, pek muhtemel olarak, Kıfçaklar'dan oldukları gibi, XII. yüzyılda kalabalık ve kuvvetli bir Türk kavmi olarak tarih sahnesinde görünen Kanğlılar da yine onlara, yani Kıfçaklar'a mensup idiler. Kanğlılar'ın adlarına daha önceki yüzyıllarda rastgelinmez. Kaşgarlı kendi zamanında Kanlı adlı ünlü bir Kıfçak beyinin adını verir m. Kanğlılar'ın adlarını bu beyden almış olmaları muhtemeldir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KARLUKLAR'DA ŞEHİRCİLİK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 22:57

Son Türgiş kağanları zamanında başlamış olan şehir devletleri devri veya beylikler devri. Karluklar'ın gevşek ve tesirsiz idareleri ile varlığnı sürdürdü. Hatta belki daha da gelişti. Halbuki Abbasi valileri ve bilhassa Samaniler Maveraü-nehr de şehir ve bölge devletlerinin pek çoğuna son vermişlerdi. Onlar Türk ülkesindeki siyasi parçalanmadan faydalanarak, yukarıda da kayd edildiği gibi, Taraz (Talaş) şehrini ellerine geçirdiler. Samani hududu Taraz'nilerisinde Mirki kasabasına kadar gitmişti. Bundan başka daha doğudaki Ordu kasabasında oturan Türkmen meliki islamiyeti kabul etmek mecburiyetinde kaldığı gibi Türk asıllı Isficab melikine de her yıl vergi vermek zorunda bırakılmıştı, işte İslam dinine giren ilk Türk kavmi Balasağun ile Mirki arasındaki Ordu kasaba ve yöresinde oturan ve On Oklar'a mensup bulunduğu görüşünde olduğumuz Türkmenler'dir. Sonra Oğuzlar'a ve Karluklar'dan Müslüman olan kümelere de Müslümanlarca Türkmen denildi. Çünkü, bu Türkmen budunu islamiyeti kabul eden ilk Türk topluluğu olduğu için adı, "Müslüman Türk" şeklinde bir mana kazanmıştı.
Şehir devletlerinin başlarında bulunan beylerin IX. Yüzyıl ile X. yüzyılın ilk çeyreğinde bir takım ünvanlar taşıdıkları görülür.

Bu beylerin taşıdıkları ünvanların başlıcaları şunlardı:

Yağma hükümdarı (padişah) Buğra Han, Çigil hükümdarı Tüksin Çigil, Soğd hükümdarı Beg Tigin, Oğuz (Guzz) hükümdarı Beygu, S.h.t.keş (?) hükümdarı Köl.n Kan.ş, Hurk.-tal (Kökyal) hükümdarı M.ğliğa, Aşliğ hükümdarı Ymal Tigin, Sûyab hükümdarı Yılan Şah, Saliğ hükümdarı K.la Çor, Tünkeş hükümdarı Ham.s.ki, Barshan hükümdarı Tebin Bars-han, Kaşgar hükümdarı Han, Kimak hükümdarı Tutuğ, Ş.l.h hükümdarı Hil.ş irkin, Hamüket hükümdan B.lavkeş, Halluh (< Karluk) hükümdarı Beratiğ, Tohsı (? metin. T.k.sin) hükümdan Kut Tigin, L.ban (Alban?) hükümdarı Kut Tigin L. ban, Taraz hükümdarı iylas, ünvanlannı taşıyorlardı. Anlaşılacağı üzere, kaynağın (Mücmelut-tevarih) basıma esas olan tek müstensah nüshasında boy, şehir adlan ile ünvanlardan çoğu yanlış yazılışlar halinde gösterilmiştir. Bunlardan, görüldüğü gibi, ancak pek azının doğrusu tesbit edilebiliyor.

Şimdi 982 yılında yazılmış Hudûd'ul-alem'deki Karluklar'a dair bilgilerin tercümesini vermeden önce, bu bilgilerin, aşağı yukan 925 yıllarına ait olduğunu kaydedelim. Çünkü bu eserin kaynaklarının Belhi (eserini 308 = 920 de yazdı) ve Ceyhani (320 = 914 de Samaniler devletinde vezir oldu) gibi bize kadar gelmemiş eserler olduğu anlaşılmıştır. Sonra bu eserde diğerlerinde de olduğu gibi, Balasagun'un Kara Hanlılar tarafından alınması, Türklerin İslamiyete girmesi gibi pek mühim hadiselerden bahsedilmemesi, eserin bu hadiselerden önce yazılmış kaynaklara dayandığını doğrular. Bu sebeble Hudûdu'l-alem'den daha önce Toğuz Guzz (= Uygur) lar'a dair verilmiş, şimdi de diğer Türk toplulukları hakkında verilecek olan bilgilerin X. yüzyılın birinci yarısına ait olduğunu kabul etmek yerindedir.

"Bu ülkenin, doğusunda Tibet, Yağma ve Toğuz Guzz ülkeleri vardır. Güneyinde ise Yağma ülkesinin bir kısmı ile Maveraün-nehr bulunur. Batısında Guzz (Oğuz), kuzeyinde de Tuhsı = Tok-sı), Çigil ve Toğuz Guzz ( = Uygur) ülkeleri yer alır. Karluk ülkesi mamur ve Türk memleketlerinin en zenginidir. Orada çok akarsu görülür; havası da mutedildir. Bu ülkede türlü meyve de yetişir. Karluklar cana yakın, iyi huylu, tatlı ve nazik insanlardır. Eski zamanlarda hükümdarlarına cebğuy ve beygu dahi denilirdi. Karluk ülkesinde şehirler ve köyler vardır. Karluklar'ın bir kısmı avcılık yapar, bir kısmı şehirde oturur, bir kısmı da çobanlık ile geçinir. Servetlerini başlıca koyun, at ve türlü kürkler teşkil eder. Savaşçı ve akıncı insanlardır.

1. Külan:

küçük bir yöredir, İslamiyet orada yayılmıştır. Yine burada ziraat yapılır.

2. Mirki:

köydür. Karluklar oturur. Buraya tüccar da gelir. Orada ve bu iki köy arasındaki üç oymak Karluklar'dandır. Bunlara Bistan (?), Hyam (?) ve Beriş (?) denilir.

3. Nûnket:

bu, Urun (< Uzun?) 'arıc (?) dağının yakınındadır. Burası bir şehirdi; şimdi ören olmuştur ve hırsız yatağıdır. Burası da bir konak sayılır. Orada az sayıda Karluk çadırı görülür.

4. Gangsir:

büyük ve mamur bir köydür. Bu köyde Karluklar'dan çok oymak yaşar.

5. Tüzün Baliğ:

burası çiftçilik yapılan akarsulu, zengin bir köydür. Yağma hududunda bulunur.

6. Uzun 'arıc:

yakınında Tuz Köl denizi vardır. Yedi Karluk oymağı tuzlarını buradan sağlarlar.

7. Kökyal:

Atlalığ ve Ulığ (?) = bu üç köy mamur ve zengin köylerdir. Bu köyler bir dağın eteğinde (veya yamacında) bulunur, beyleri beygunun kardeşleri idiler.

8. Özkeş ve M.lc.keş:

Bir dağın eteğinde (veya yamacında) bulunan mamur ve zengin köylerdir. Bu köyler cebğuya bağlıdır.

9. Kerminkeş:

burada Leban (Alban = Alpan?) adını taşıyan az sayıda Karluk yaşar, bu büyük bir köy olup varlıklıdır ve her yandan oraya tüccar gelir.

10. Tong (?) ve Talkhze:

dağlar arasında, Çigil-Karluk sınırında, Isığ Göl'e yakın iki köydür. Bu köylerin halkı savaşçı, cesur ve yiğit insanlardır.

11. Barshan:

deniz (Isığ Göl) kıyısında, mamur, zengin bir şehirdir. Oranın beyi Karluk ise de halkı Toğuz Guzz'lar'ın taraftarlığını güder.

12. Camğar:

Çöl kıyısında, küçük bir şehirdir. Burası eskiden Karluklar'a ait idi. Şimdi şehir Toğuz Guzz meliki adına idare edilir. Bu şehirde iki yüz (!) kadar oymak yaşar. Camğar ayrı bir yöre sayılır.

13. Banhül:

Karluk ülkesine dahildir; eskiden Toğuz Guzz-lar'a ait idi. Şimdi ise Kırgızlar'ın (Hırhıziyan) eline geçmiştir.

14. Akrakar:

küçük bir şehir ise de halkı çoktur. Bu, bir dağ ile ırmak arasında bulunur.

15. Uç:


bu, bir dağın başındadır, içinde iki yüz kişi yaşar. Son iki yer de Karluklar'a aittir".
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KARLUKLAR'DA ŞEHİRCİLİK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 22:58

Hudûdu'l-alem'deki bu bilgilere göre asıl Karluk ülkesi Taraz (Talaş)'ın doğusundan başlayıp Taraz ve Kısmen Çu vadileri arasındaki toprakları kaplıyarak Isığ Göl'ün epeyce güney doğusundaki Uç şehrine kadar uzanıyor. Bu geniş topraklarda yaşayan Karluklar'dan bir kısmı, aynı eserde görüldüğü üzere, çiftçilik yapmakta, bir kısmı avcılık ile geçinmekte, diğer bir kısmı ise hayvan yetiştirmek ile meşgul olmaktadır. Karluklar, yine Hudûdu'l-alem'e göre, savaşçı olmakla beraber iyi huylu, nazik, cana yakın insanlar olarak vasıflandırılıyor. Bu husus diğer kaynaklarca da teyid ediliyor. Görüldüğü gibi Karluklar X. yüzyılın birinci yansında, şehir ve köy olmak üzere ülkeleri boyunca 15 kadar meskûn yere sahib bulunuyorlardı.

Yolların ve ülkelerin kitabı (Kitabu'l-mesalik ve'l-memalik) adlı eserin IX. yüzyılda yazmış olan Ibn Hurdadbih, Taraz'dan Yukan Barshan'a giden yol üzerindeki konaklar arasında Karluklar'a ait bazı yerlerin adlarını da veriyor. Ona göre Taraz ile Karluk köyü Külan arasında beş konak olup ikisi arasındaki mesafe 17 fersahtır. Eserini X. yüzyılın sonuna doğru yazmış olan (takriben 985 - 987 yıllarında) El-Mukaddesi, Isficab'dan Balasagun'a kadar uzanan ana ticaret yolu üzerindeki şehirler hakkında kısa fakat güzel bilgiler veriyor. Bu bilgilerden açıkça anlaşıldığına göre Karluklar'a ait olan Külan ve Mirki X. yüzyılın ikinci yarısında Samaniler'in eline geçmiştir. Diğer taraftan, yine eserini X. yüzyılın sonlarında (977 yıllarında) tamamlamış olan Ibn Havkal, Fergana'da, Öz Kend'in doğusunda Heft Dih denilen yerin yakın bir zamanda Türkler'in elinden alındığım bildirir.

Fakat, daha önce de kaydedildiği gibi, eserlerini X. yüzyılın sonlarına doğru yazmış bu iki coğrafya alimi bile, 992 yılında Kara Hanlı Buğra Han'ın Maveraunnehr'i istila etmesi hadisesi şöyle dursun, 942 yılında Balasagun'un Gayr-i Müslim Türkler tarafından alınmasından, Satuk Buğra Han'ın İslamiyete girmesinden, 349 (960) yılında 200.000 çadırlık bir Türk topluluğunun aynı dini kabul etmesinden asla söz etmiyorlar ki, gerçekten hayret vericidir.

Burada konumuzu daha iyi anlatabilmek için ibn Hurdadbih'in Kudame tarafından nakledilen Taraz - Yukarı Barshan arasındaki konaklarla ilgili listeyi tercüme ederek vermek faydalı olacaktır:

"Taraz'dan Aşağı Nûşecan (Aşağı Barshan = Barsğan) üç fersah, Aşağı Nûşecan'dan, sağda dağlar arasında, Kasri Bas iki fersah, solunda Kum. Bura Cermiyye'dir. Karluk (Harlukhiyye) ülkesi buradan başlar. Taraz ve Külan arasındaki Kum, kuzeyde bir yöredir.

Kum'un gerisinde iki fersah ötede, Kimek hudûduna doğru, kumlu ve çakıllı bir çöl bulunur. Burada yılanlar vardır. Kasri Bas'dan Köl Şûb dört fersahdır. Bu da Kasri Bas gibidir. Bunun sağında çok ve taze meyvesi, ayrıca dağ sebzesi bulunan bir dağ vardır. Köl Şûb'dan aynı şekilde olan Külan dört fersahdır. Böylece Taraz -Külan arasındaki mesafe, Külan adiyle anılan çöl'den, 14 fersahtır. Bunun tasviri daha önce geçmişti. Külan'dan zengin bir köy olan Birki (Mirki) ye dört fersah vardır. Birki'den, Külan'ınkinden farksız bir çöl üzerinden, Esberç. dört fersahtır. Estereden büyük bir köy olan Nûzket sekiz fersah, Nûzketten yine büyük bir köy olan Hararıcuvan dört fersah, Harancuvan'dan yine büyük bir köy olan Çöl dört fersah, Çöl'den Büyük bir köy olan Sarig yedi fersah, Sarigdan Türk Hakanınırı köyü (Ibn Hurdadbih'de: "ila medineti Hakanı Türgişi") dört fersahdır. Türk Hakanının köyünden K.r.m. rav iki fersah. K.r.m.rav'dan Nevakete iki fersah, Nevaket şehrinden büyük bir köy olan ve yanında başka bir köy de bulunan Penciket iki fersahdır. Nevaket büyük bir şehirdir. Buradan (Barshan'a) giden R.k.b denilen yol bir fersahtır. Penci Ketden Sûyab'a iki fersah, çeker. Sûyab iki köyden meydana gelmiştir. Birine Kubal, öbürüne Sağur Kubal denilir. Sağûr Kubal'dan Nûşecan'a (Barshan = Barsğan; Bu, Nûşecan'u'l'ala'dır = Yukarı Barshan) otlakta giden ve sulardan faydalanan bir kafile için on beş günlük yoldur. Halbuki bu mesafeyi Türk ulakları (li-beridi't-Türk) üç günde alırlar Yukarı Barshan (Nûşecan'u'l-'ala) Çin sınırıdır".

Aslında IX. yüzyıla ait olan bu bilgilerden bilhassa şu hususlar dikkate değer:

1 — Karluklar'ın yurdu Taraz'a 5 fersah (takriben 30 km.) mesafedeki Kasri Bas'tan başlamaktadır. Taraz'a gelince, bu büyük şehrin kimin elinde olduğu söylenmiyor. Karluk yabgusunun oturduğu bu şehri Samani İsmail b. Ahmed'in (893) de fethettiği daha önçe kaydedilmişti. Taraz'ın, el-Mukaddesi'nin sözlerinden, Samani devletinin sona ermek üzere bulunduğu yıllara (992 - 999) çok yakın bir zamana kadar bu devletin idaresinde kaldığı anlaşılıyor.

2 — Görüldüğü üzere Kudame Taraz - Külan arasındaki mesafenin çöl üzerinden 14 fersah olduğunu bildiriyor (ibn Hurdad-bih'in eldeki muhtasar nüshasında 17 fersah = takriben 102 km.), Türk hakanımn şehri 50 fersah (300 km. Ibn Hurdadbih,te 52 fersah 312 km.) olup 12. konağı teşkil etmektedir. Büyük bir şehir olan Nevaket Taraz'dan 54 fersah (324 km. ibn Hurdadbih'te 56 fersah yani 336 km.), Sûyab 58 fersah (348 km.) dir ve 16. (ibn Hurd-adbih'te 14.) konakta bulunmaktadır.

3 — El-mukaddesi'de geçen Nûşket, şüphesiz, buradaki Nûz-ket'i Harran Harancûvan'ı Ordu ile Balasagun arasındaki Neviket (yahut Neveyket) de buradaki Nevaket'i ifade etmektedir. Gerdi-zideki (s. 265) Kümberkeş'de buradaki K.r.m.rav'dan başkası olmamalıdır. Bu da, Gerdizi'nin yaymlayıcısının dediği gibi, Hudû-du'l-alem'deki Kermin Ket'tir. Yine oradaki Neviket, Nevaket olabilir.

4 — Eski araştırıcılar Sûyab'ın Çin kaynaklarındaki Soey-şe (SuŞe) olduğunu ve bunun şimdiki Tokmak'ın yerinde bulunduğunu ileri sürmüşlerdi. Bu mesele ile çok meşgul olmuş bulunan Minorsky ise Sûyab'ı Çu ırmağının orta yatağının az kuzeydoğusunda aramış, Tokmak'ın da eski Tümket olduğuna ihtimal vermişti. Ancak Minorsky çok sonra "Addenda to The Hudûd al-Alam" de Arkeolog A.N. Bernstam'ın Sûyab'ı, Kemin ırmağı kıyısında, Kemin'in Çu'ya karıştığı yerin yukarısında gösterdiğini bildirmiştir.

5 — Araştırıcılar, eğer yanılmıyorsam, Türgiş hakanının şehrinin nerede olabileceği üzerinde pek durmamışlardır. Bu şehirden Sûyab 2. konağı teşkil ediyor ve ikisi arasındaki yol, yedi fersah (42. km.) çekiyordu. Hiç bir kaynakta Türgiş hakanının şehrinin adı verilmiyor. Bize göre Türgiş hakanının şehri, el-Mukaddesi ile Kaşgarlıda zikredilen Ordu kasabası olabilir. Bu tahmin için dayandığım delil, kelimenin kendisi yani Ordu'dur. Gerçekten Kaşgarlı Ordu'yu hakanın oturduğu şehir şeklinde manalandırıyor. X yüzyılda Orduda Türkmen melikinin yaşadığını biliyoruz. Bu Türkmenlerin Oğuzlardan ayrı (başka) bir topluluk oldukları daha önce belirtilmişti. Bu Türkmen melikleri Türgiş veya Gök Türk hane-danından gelmiş bir kolu teşkil edebilirler.

6 — Sûyab, görüldüğü üzere iki köyden meydana gelmiştir: K.bal ve Sağur K.bal. Buradaki Sağûr pek muhtemel olarak Sağun'dur. Sağun'un Türkçe unvanlardan biri olduğunu kesin olarak biliyoruz. Bu sebeble Balasağunun K.bal Sağun'dan geldiğine inanıyoruz.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: KARLUKLAR'DA ŞEHİRCİLİK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 22:58

Karluklar'a gelince, Kaşgarlı onların lehçelerine dair bazı sözler kaydetmekte ve Karluklar'a Oğuzlar gibi, Türkmen denildiğini yazmakla beraber, yaşadı klan yerler hakkında hiçbir bilgi vermiyor. Bunu göz önüne alarak şu sonucu çıkarabiliriz ki, Karluklar'ın büyük çokluğu XI. yüzyılda tamamen yerleşik hayata geçmiş idi. 1135 tarihlerinde Maveraünnehr'de Karluklar'dan kalabalık bir topluluğun yaşamakta olduğunu biliyoruz. Bu Karluklar'ın Kara Hıtaylar'ın az önce Yedi Su, Çu ve Talaş vadilerine hakim olmaları sonucunda Maveraünnehr'e göçetmek zorunda kaldıkları şüphesiz-dir; zira orada yani Yedi Su'da ilk önce Kara Hıtaylar'a sonra da Moğollar'a tabi bir Karluk hanlığı vardı. Maveraünnehr'e göçetmiş olanlar, bu hanlığın idaresindeki Karluklar'ın doğrudan doğruya bir kısmı olabilirler. Tabii onların ayrı bir Karluk kolu olmaları da mümkün ve muhtemeldir. Bu Karluklar Kara Hanlı (ve hatta belki Selçuklu) memurlarının zulümlerine maruz kaldılar. Şikayetlerinin bir fayda sağlamadığını gören Karluklar, Balasagun'a gidip Hıtay Kür "Gür" Han'ına gördükleri zulmü anlattılar ve onu Maveraünnehr'in fethine teşvik ettiler. Bunun üzerine Kara Hıtaylar harekete geçtiler, ilk önce Kara Hanlı hükümdarı Sultan Mahmud'u 1137 yılında Hocend yakınında yenen Kara Hıtaylar, 1141'-de de Selçuklu Sultan Sancar'ı Semerkand civarında, Katvan çölünde ağır bir mağlubiyete uğrattılar. Kara Hıtaylar'ın bu basarılarında Karluklar da mühim bir rol oynadılar. Artık bu tarihden itibaren onlar Maveraünnehr'de istedikleri gibi yaşadılar. Hatta evvelce kendilerinin uğradığı zulmü şimdi yerleşik halka yapmaya başladılar. Kara Hanlı hükümdarı İbrahim b. Muhammed (ünvanı Tamgaç Buğra Han), Karluklar'ın elini zulümden çekmeye çalıştı ise de başarı gösteremiyerek öldürüldü (1156 yılında), Yeni Kara Hanlı hükümdarı Ali b. el-Hasan (ünvanı ilkönce Kök Sağun, sonra Çağrı Han) Karluklar'dan öç almak için başları Peygu Han'ı öldürttü. Bunun üzerine Laçin Beğ, Beygu Han'ın oğullan ve diğer Karluk büyükleri 1158 yılında Harizim Şah II Arslan'a sığındılar. Harizim Şah II Arslan'ın müdahalesi üzerine Karluk beyleri eski mevkilerini elde ettiler. Fakat Kara Hanlı hükümdarı Karluklar'ın davranışlarından memnun değildi. Her halde onun ricası üzerine Kara Hıtay Kür (Gür) Han'ı Karluklar'ın Kaşgar taraflarına göç-ederek oralarda çiftçilik yapmalarını emretti. Ancak bu emrin sonra geri alındığı veya uygulanmadığı anlaşılıyor. Çünkü Karluklar'ın 1160 yılında Keş, Saganiyan ve Tirmiz taraflarında yaşadıklarını ve Kara Hanlı II. Mes'ud Kılıç Tamgaç Han'ın onlar ile savaştığını biliyoruz. Fakat bu tarihten sonra bir daha Karluklar'dan bahsedilmiyor.

Az yukarıda da, işaret edildiği gibi, XIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Balkaş Gölü'nün (Moğol devrinden sonraki Türkçe adları Kökçe Teniz, Ak-Teniz = Ak Deniz) güneyinde ve bu göle dökülen Karatal'ın doğusunda Kayalık şehrinde bir Karluk hanlığı vardı. Kayalık'ın adı daha önce hiç bir eserde geçmiyor. Kayalık yeni bir şehir olup doğrudan doğruya Türkler tarafından kurulmuş şehirlerden biri olabilir. Şehrin Karluk hakimi Arslan Han, Kara Hıtaylar'a tabi idi. Arslan Han Kür Han tarafından öldürülmeyerek ülkesinin oğullarına kalması için intihar etti ki, intihar tarihimizde az görülen bir hadisedir. Yerine geçen oğlu da babası gibi Arslan Han ünvanını taşıyordu. Bu Arslan Han, Kür Han'a karşı duyduğu nefretten Cengiz Han'ın metbûluğunu kabul etti ve onun seferlerinde bulundu. Oğullarından birine Menggü Kağan Fergana'daki Özkend şehrini verdi.

Yine XIII. yüzyılın başlarında Ozar (yahud Bozar) adlı Ku-yaşlı bir Karluk (yahud çok daha muhtemel olarak Kanğlı) da Alnı alık (yani Elmalık) şehrinin hakimi olmuştu. Almalık bugünkü Kulca'nın az kuzey batısında, İli ırmağı kıyısında bulunmakta olup yeni şehirlerden biridir. Ozar mesleğine at hırsızlığı ve soygunculuk ile başlamış ve zamanla etrafındaki adamların sayısını çoğalttıktan sonra Almalık'ı ele geçirip buranın beyi olmuştu. Fakat dirayetli bir insan olan Ozar dindarlığı ve adil idaresi ile halkı kendisine bağladı ve sevdirdi. O da Kara Hıtay Kür Han'ının yerini alan Naymanlı Küşlük'un hakimiyetini tanımıyarak Cengiz Han'ın tabiiyetini kabul etti. Küşlük onu ele geçirmek istiyordu. Nihayet Ozar, avlanırken Naymanlar tarafından yakalanarak Almalık önüne getirildi. Ozar'ın hatunu, bir yandan Cengiz Han'dan yardım istediği gibi, bir yandan da şehri Naymanlar'a karşı korudu. Çünkü Hatûn çok iyi biliyordu ki Almalık'ı teslim etse de Naymanlar Ozar'ı öldüreceklerdi. Az sonra Moğol kuvvetlerinin yardıma geldiğini gören Naymanlar kuşatmayı bıraktılar ve giderken de Ozar'ı öldürdüler. Ozar'ın yerine oğlu Suğnak Tigin geçti bu, batı seferinde Cengiz Han'a beğenilen hizmetlerde bulundu. Bunun sonucunda kendisi Cengiz Han'ın büyük oğlu Cuci'nin kızlarından biri ile evlendirilerek Altan uruğa "küreken", yani Cengiz hanedanına güveyi oldu; 1253 veya 1254 yılında ölünce oğullarından biri yerine geçirildi. Cengiz Han'ın batı yürüyüşünde, yani Harizimşah Sultan Muhammed üzerine yaptığı seferde üç Türk beyinin veya hükümdarının bulunduğunu biliyoruz. Bunlar Uygur idi Kut Barçuk, Almalık beyi Suğnak Tigin ve yine Karluk Kayalık hakimi Arslan Han idiler. Daha sonraları da her yerde Moğollar arasında Türklüğü başlıca Kıfçak ve Kanglılar ile Uygurlar temsil etmişler, buna karşılık Karluklar pek az denilebilecek bir varlık göstermişlerdir. Türk topluluklarının yaşadıkları yerleri iyi bilen Reşideddin'in, Camiüttevarih'inden Karluklar'ın XIV. yüzyıl başlarında daha ziyade bugünkü Afganistan topraklarında (Gor ve Garcistan bölgelerinde) yaşadıkları anlaşılıyor. Bunlar oraya Moğol istilasından kaçarak gelmiş olmalıdırlar. Bu böyle olmakla beraber XVI. yüzyılın birinci yarısında Isığ Göl çevresinde veya ili vadisinde bir Karluk zümresinin yaşadığı biliniyor.

Karluklar'ın Türk tarihindeki yerlerine gelince, bunu şöyle ifade edebiliriz:

Karluklar, bütün boylan ile birlikte, Isığ Göl çevresi, ili boylan, Çu ve Talaş vadilerindeki Türk yerleşik hayatının gelişmesinde mühim bir rol oynamışlardır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Karluk Boyu

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir