Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Babaî Türkmenleri'nin Ayaklanması

Burada Çepni Türkmenleri hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Babaî Türkmenleri'nin Ayaklanması

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2012, 18:49

Anadolu'daki dinî hareketlerden ekserisinin Çepni boyu ile yakın bir ilgisi vardır. Bundan dolayı burada Osmanlı devrinden önce Anadolu'da vukubulan dinî hadiselerden bahsetmek yerinde olacakta-.

Osmanlı devrinden önce Anadolu'nun dinî tarihinde üç mühim hadise görülür. Birincisi Baba İshak ayaklanması, İkincisi İlhanlı hükümdarı Olcaytu'nun On İki İmam Şiîliğini kabul etmesi, üçüncüsü de Safevi tarikatından Şeyh Cüneyd ile haleflerinin Anadolu'daki faaliyetleridir.

Babaî Türkmenleri'nin Ayaklanması

Medreseden ve camiden yetişen din adamları oymaklara ve hatta pek çok köye gidip onlara dinî bilgiler vermek işi ile meşgul olmadılar. Hatta Osmanlı devrinde ve son zamanlarda bile çok köyde namaz kıldıracak İmam görülmediğini, bu köylerden bazılarına ancak ramazanlarda din adamlarının uğradığını biliyoruz. Bu durumda oymaklar ve çok köyler tarikatlara mensup dervişlerin telkinlerine açık bulunuyorlardı. Hele oymaklar ve köylüler yoksul insanlar ise bu telkinlere daha çabuk kapılmakta, va'dlara inanmakta ve bunun sonucu olarak kendilerinden istenilen her türlü fedâkârlığı tereddüd etmeden yerine getirmekte idiler. Böylece pek tabiî olarak Baba İshak Türkmenlerî'nin de dinî bilgileri son derece de sathî olup onlar âdeta ismen Müslüman idiler. Bu arada Hazret-i Muhammed'in en son peygamber olduğundan da, her halde pek çoğu haberdar değildi.

Baba îshak Türkmenleri, Malatya bölgesinde, bilhassa Adıyaman'ın güneyindeki Samsat (=Sumeysat) yöresi ile Maraş bölgesinde yaşıyorlardı. Onların Orta Asya'dan yeni geldikleri anlaşılıyor. Fakat yurt tuttukları yerlerde sürüleri için yeterli otlaklar yoktu. Fazla olarak akın da yapamıyorlardı. Çünkü karşılarındaki topraklarda Müslümanlar yaşıyorlardı. Bu sebepler ile onlar yoksul Türkmenler'den idiler. Çağdaş müverrihlerden Ebul-Ferec onların at ve silah satın almak için eşeklerini, sığırlarını ve koyunlarını sattıklarını yazıyor . Ebul-Ferec'in bu sözleri onların varlıklı insanlar olmamaları ile izah edilmelidir .

Türkmenler'in askerî hizmetlere alınmayıp kendilerine raiyyet muamelesi yapılması, yani idare edilen ve vazifesi sadece vergi veren halktan sayılmaları yüzünden eskiden beri devlete kızgın oldukları da bilinir. Gerçekten Moğollar'a karşı savaş tecrübeleri var diye Harizmlileri hizmetine alan Selçuklu hükümdarları, kendi öz kavimleri olan Türkmenler'e ehemmiyet vermedikleri gibi, ehemmiyetlerini de anlayamamışlar, bu yüzden onlar felâket getirici hadiseler ile karşılaşmışlardır. Kısaca Baba ishak Türkmenleri'nin ayaklanmalarında İktisadî durumlarının iyi olmamasının pek büyük bir payı vardır. Yani ayaklanmanın ana sebebi İktisadîdir.

Adı geçen yerlerdeki Türkmenler Kefersud'tan Amasya bölgesine giderek oradaki bir köy yakınında kurduğu tekkede yaşayan Baba İshak'tan aldıkları emir üzerine Samsat-Kefersud yöresinde ayaklandılar. Onlar "Lâ ilahe illallah Baba Resûlullalı" (=Tanrı'dan başka ilâh yoktur. Baba da Tanrı'nın peygamberidir) diyerek harekete geçtiler. Ebul Ferec (1225-1286) Baba İshak'ın kendisinin Tanrı'nın peygamberi olduğuna inandığını yazıyor . Olaya zaman bakımından en yakın olan Şamlı müverrih Sıbt İbnül-Cevzî (Yusuf b. Kızoğlu et-Türkî ölümü: 1257) ise Baba'nın, Türkmenler'den Lâilâhe illâl'lah Baba Veliyullah (Tanrı'dan başka ilah yoktur Baba Tanrı'nın yakınıdır) demelerini istediğim yazıyor. Fakat o da Baba'nın peygamberlik iddiasında bulunduğunu söylüyor. Selçuklu müverrihi İbn-i Bibi ise ayaklananların Baba Resulullah dediklerini kaydediyor. 1246 yılında Türkiye'de seyahat eden Dominiken rahiblerinden Simon de Saint-Quentin de Baba İshak'tan Baba Resul (=Paparoissole) olarak sözediyor .

Bununla beraber Baba îshak aklı başında biri gibi görünüyor. İbn-i Bibi'ye göre Baba ishak Selçuklu hükümdarı Giyaseddin Keyhüsrev'in başta içkiye düşkünlük olmak üzere dince günah sayılan şeylerle meşgul olduğu ve Allah'ın ve Hülâfa-yi Râşidinin yolundan ayrıldığı için yaşayışını takbih ettiğini müridlerine ve herkese ilan ediyor . Dolayısı ile Sultanın tahtından indirilmesinin Müslümanlarca kaçınılmaz bir vazife olduğunu ifade ediyordu.

Yine İbn-i Bîbî'ye göre (ölümü: 1281 den sonra) Baba îshak mütevazi bir hayat yaşıyor, kimseden bir nesne kabul etmiyor ve kendisine baş vuranların meseleleri ile yakından ilgileniyordu . Aynı müellif Baba İshak'ın bütün bunları mürid avlamak, insan kandırmak için yaptığını söylüyor . Fakat, bize göre, Türkmen şeyhi bu davranışlarında samimi olabilir.

Çağdaş müverrih Türk Kız Oğlu'nun' oğlu Yusuf, yani Sıbt İbnül Cevzî (ünlü âlim İbnül-Cevzî'nin torunu) ve Ebul-Ferec . Baba İshak'ın Türkmen asıllı olduğunu söylerler. İbn-i Bibî, Baba'nın sadece Sumeysat (=Samsat) kalesine bağlı Kefersud çevresinden olduğunu yazıyor .

Şeyhleri Baba İshak'ın buyruğu üzerine Kefersud çevresinde harekete geçen Türkmenler karşılarına çıkan Malatya Sübaşısı Ali Şîr oğlu Muzafferiddin'i iki defa yenilgiye uğrattılar. Hatta ilk çarpışmada Muzafferiddin'in sancağını ve nekaresini ellerine geçirmişlerdi . Bu başarılar üzerine Babaî Türkmenleri Elbistan sübaşısına da zafer kazandıktan sonra . Sivas'a yürüyüp karşılarına çıkan Sivas askerini dahi yenip şehrin İğdiş Basısı (=vergi müdürü) . Hürrem Şah'ın ve diğer ileri gelelilerin hayatlarına son verdiler. Babailer, Sivas'tan Tokat ve Amasya'ya yöneldiler ve karşılarına çıkanları yenmekte devam ettiler. Bu yürüyüşleri esnasında etraftaki Türkmenler de kendilerine katılıyorlardı. Amasya'ya yaklaştıklarında Amasya sübaşısı Hacı Armağan Şah'ın Baba İshak'ı zaviyesinden alıp kale burcuna astığı haberini aldılar ve bu haberin arkasından da Hacı Armağan Şah'ı askeri ile karşılarında buldular. Fakat onlar Amasya sübaşısını da yendiler ve hatta hayatına da son verip şeyhlerinin öcünü aldılar. Sonra buradan Kırşehir'e eriştiler ve bu yöredeki Malya ovasına kondular .

Selçuklu hükümdarı Ü. Giyaseddin Keyhüsrev'e gelince o, aklı az, ahlâk ve karakteri zayıf, ciddî olmayan, pek korkak, içki ve kadın düşkünü bir insandı. Bütün bunlara karşılık zikredilebilecek tek bir meziyeti bile yoktu. Babası Alâeddin Keykubad, oğlunun bütün bu kusurlarını yakından bildiği için beylere kendisinden sonra küçük oğlu İzzedin Kılıç Arslan'ın tahta çıkarılmasını vasiyet etmişti. Fakat başta Kemaleddin Kâmyar olmak üzere beylerin korkaklığı yüzünden Sadeddin Köpek gibi muhalif zümreye mensup cüretkâr beyler, Giyaseddin Keyhüsrev'i hükümdarlık makamına geçirdiler. Fazla olarak korkaklık, onu göstermiş olan beylere de felâket getirmekte gecikmedi.

Giyaseddin Keyhüsrev vahşi hayvanlar beslemeye meraklı idi. Katına çıkan insanları, sadece eğlenmek için, yanındaki parsla korkuturdu. Nitekim oynadığı bir maymun'un ısırması yüzünden 1246 yılında genç yaşta öldü.

Giyaseddin öyle korkak bir hükümdar idi ki, Babaî Türkmenlerinin ayaklanmasının gelişmekte olduğunu öğrenir öğrenmez kendisini Beyşehir gölünde bulunan adadaki babasının inşa ettirdiği Kubad Âbâd sarayına atmıştı. Üç yıl sonra (1243) da Sivas'ın 80 km kuzey doğusundaki Köse Dağ önlerinde Moğol kumandanı Baycu'ya utanç verici, yüz kızartıcı bir şekilde yenildikten sonra korkudan soluğu Menderes kıyılarında almıştı. Halbuki kestirdiği paralar üzerinde kendini arslan! şeklinde tasvir ettirmişti. Hülasa, ne onun gibi bir hükümdar’ın, ne de utanç verici bir şekilde yenildiği Köse Dağ savaşı gibi bir savaşın benzeri Türk tarihinde görülür.

Malya Ovası'na konmuş olan Babaîler yorgun idiler. Bir iki ay içinde çok savaş yapmışlar çok da kayıp vermişlerdi. Fakat daha mühimmi başlarında muktedir kumandanlar veya kumandan da yoktu. Buna karşılık, Moğollar'ın yeni bir akınım önlemek için Erzurum hududunda bulundurulan büyük ordu geri çağırılıp Babaîler'in üzerine gönderildi.

Türkmenler, az yukarıda söylediğimiz gibi, yorgun ve başsız oldukları gibi, savaşçıların sayısı da çok az olup sadece 6000 kişi idi . Selçuklu ordusunun ise 60.000 mevcutlu olduğu biliniyor. Buna rağmen Selçuklu ordusu Babaîler'e saldırmakta tereddüd göstermişti.

En sonunda ilk önce Selçuklu ordusundaki ücretli atlı ve ağır zırhlı Frenk askerinin hücum etmesi kararlaştırıldı. Fakat onlar bile alınlarına haç işareti yapmadan hücuma geçmediler. Onların hücumlarının gelişmesi üzerine ordunun asıl kısmı da harekete geçti. Babaîler yukarıda söylediğimiz sebepler yüzünden yenilgiye uğradılar. Malya yazısında Selçuklu ordusu Babaîler'den 4.000 kişi öldürüldükten sonra ağırlığın yanında bulunanlardan 2-3 yaşındaki çocuklar müstesna, diğerleri de tamamen kılıçtan geçirildiler .

Babaîler'den sonra onların inançlarından ne kalmıştır? Kesin bir şey söylemek mümkün değildir Mevlevi Ahmed Eflakî (ölümü: 1360) Horasanlı Hacı Bektaş-ı Veli'nin Baba Resul'un has yani en yakın halîfesi olduğunu yazdıktan sonra onun gerçekleri gören aydınlık bir kalbe sahip olduğunu, fakat dinî emirlere uymadığını ve bu arada namaz kılmadığını da söyler . Buna göre ",has halîfesi" böyle olanın kendisi de böyledir, diye düşünmek imkânsız değildir. Ancak Baba İshak dinî emirlere uymuyor idiyse, dinî emirlere uymuyor diye Sultanı, müridlerinin gözü önünde nasıl takbih edebildi? Kaldıki asıl kaynaklarda Baba İshak'ın dinî emirlere kayıtsız olduğuna dair bir ifadeye de rastgelinmiyor.

Kaynakça
Kitap: ÇEPNİLER, ANADOLU’DAKİ TÜRK YERLEŞMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNAYAN BİR OĞUZ BOYU
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Çepni Türkmenleri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir