Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gelelim Laiklik Konusuna...

28 Şubat 1997 Muhtırası Öncesi ve Sonrası - 51. Bölüm

Burada 28 Şubat 1997 Muhtırası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Gelelim Laiklik Konusuna...

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Tem 2012, 02:41

91

Gelelim laiklik konusuna...


CA: "Ya Yargıtay?.. Bakın beyefendi laikliği savunacaklardan birisi sizsiniz. Bu konuda etraflı bir konuşma yapsanız."

SD: "Ben onu, 1 Ekimde... Eğer konuşursam TBMM’de yapayım diyorum.

Şu hale geldi iş. Ben endişemi söyleyeyim de:

Bir şeyin üzerine çok vardın mı, çok çabuk tesirini yitiriyor.
Mecellede bir tabir vardır: Haddini aşan aslına münkâlip olur,’ diyor.

Yani 'tersine döner' diyor."

CA: "Ben acele böyle bir konuşma yapın, demedim."

SD: "Hayır, ben endişemi söylüyorum size. Şudur benim endişem:

Biz bir yerde hırsızlıkların falan çok üstüne vardık. 1991 öncesi. Seçim kampanyasının sonuna doğru bizim arkadaşlar geldiler. Bana 'Biz yolsuzlukların üzerine çok vardık. Yer yer yani acaba Türkiye'yi karıştıracak mıyız' gibi...

Lan oğlum, hırsızlığı takip ediveriyoruz!

Yani bu halk denilen nesne bir garip. Bir yerden sonra dudak büküyor.

Çok dozunda götürmek lazım.

Bir yerden sonra laiklik falan dediğiniz zaman 'ama bu da kabak tadı verdi' dedirtmemek, işi biçiminde götürmek lazım.

Ben zaten size söyleyecektim. Esas şu: Mesela Yargıtay Başkanının konuşması çok dikkatli ve zarif. O konuşmanın içerisinde her şey var.

Barolar Birliği Başkanının konuşması avukatlıktan gelen bir şey. Yani hâkimin karşısında sert bir avukat!"

CA: "Yani saldırgan mı?"

SD: "Saldırgan! O üslup polemik üslubu. Fakat bana göre o toplantının konuşması değil o konuşma. Sonra orda, tabii çok ağır şeyler söyledi. Söylediği şeylerin önemli bir kısmı doğru. Fakat... Doğru olması kâfi değil. Doğruyu insana muhallebi gibi de yedirirsin, kırmızı biber gibi de yedirirsin. Mesele muhallebi gibi yedirmek. (Barolar Başkanının konuşmasında Demirel de eleştiriliyordu. Acaba Barolar Başkanının eleştirilerine takılmış mıydı Cumhurbaşkanı? diye bir düşünce geçerken aklımdan... Demirel sanki soruyu gözlerimden okumuş gibi yanıtlayan bir cümle söyledi.)

Bana atfettiği kısımda tümüyle haksız.

Türkiye bir anlaşma yapmış. İslam Bankası ile. Tasdik eden kanun diyor ki; 'T.C. Anayasasının şartlarının korunması kaydıyla tasdik ediyoruz,' diyor. Yani benim önüme gelen şekli, rejimin esaslarını koruyor ve Türk Anayasasına uygunluğu şartını kabul ediyor. Uymayan taraflarını kabul etmiyor anlaşmanın.

Baro Başkanı, bunu almış enayice laflar ediyor. Yalnız ben ona bir cevap verdireceğim. Şöyle; bunu tasdik ederken bunlara baktık. Hukuki görüştür bu, siyasi görüş değil ve bu anlaşmanın şeriata kapı açan bir tarafı da yoktur.

Aklınca efelendi orada.
1 Ekimde TBMM’deki konuşmamda laiklik sorununa çok iyi bakacağım."

CA: "Erbakan, İran-Suriye-Irak-Libya ile temas halinde."

SD: "O da (Erbakan) bunlarla (dostluk) kurulamayacağını görecek."

CA: "Necmettin Erbakan mı?"

SD: "Evet. Yani ne kadar anlar, ayrı mesele de. Bu işin havanda su dövmek olduğunu görecek. Çünkü İran mı dedin sen? Dün yine mevzuu bahis oldu. İran, oradaki terörist Kürtlere diyor ki; 'Şimdi kaybolun da sonra yine gelirsiniz.' Bu, tespit edilmiş.

Çağırıyorsun sefirlerini, 'Yok böyle bir şey' diyor. Tabii öyle diyecek. Ama bu bir, iki, üç... değil mi? Bir yerden sonra birisinin kendi kendini aldatması sorunu bitecektir."

Kaynakça
Kitap: "Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler": 10 GERİ GİDİŞE İZİN YOK (28 Şubat)
Yazar: CÜNEYT ARCAYÜREK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 28 Şubat 1997 Muhtırası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir