Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

K. Irakın Bir Kısmını İşgal Edelim Diyorlar İş İşten Geçmiş

28 Şubat 1997 Muhtırası Öncesi ve Sonrası - 42. Bölüm

Burada 28 Şubat 1997 Muhtırası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

K. Irakın Bir Kısmını İşgal Edelim Diyorlar İş İşten Geçmiş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Tem 2012, 02:33

74

"Şimdi gelmişler bana;


'Kuzey Irak'ın bir kısmını işgal edelim,' diyorlar. İş işten geçmiş."

Aynı gün. Saat 19.30. Cumhurbaşkanı beni makam odasında kabul etti. Ayağa kalktı, elimi sıktı. Yer gösterdi. Yoğun bir gün geçirmişti, yorgun görünüyordu.

"Ne var, ne yok" dedi. Tabii, konuşma önce Irak'a ABD saldırısıyla başlayacaktı, başladı.

SD: "Bana dün gece biraz bilgi gelmişti. Genelkurmay ile MIT'ten. 'Bazı hareketlenmeler var' diye. Sabah erken saatte 07.00’de asıl haber geldi. ABD elçisi bilgi vermiş."

CA: "Clinton sizi aradı mı?"

SD: "Hayır. Zaten beni niye arayacak? Ben Mart 1996'da Clinton'a 'Irak'ta ne yapacaksınız?' dedim. Bana 'Geciktik' dedi."

CA: "Çiller, 'Clinton beni aradı,' diyor."

SD: "Palavra! Gösteri için. Grosmann (ABD’nin Ankara Büyükelçisi) bilgi vermiş. Galiba Hâriciyeye de."

CA: "Başbakanı Kuzey Irak konusunda sıkıştırıyorlar. 'Dışişleri Bakanı (Çiller) konuşuyor' diyor. Sıkışık vaziyetteler. Çiller'in söylediklerinin tersi açıklamalar var."

SD: "İran'dan yine sızma oldu. 13-14 şehit. 40’a yakın PKK'lı öldürüldü. Hani 'sızma' olmayacaktı?

MiT, MGK'da 'Elimizde bir telefon görüşmesi var, getirelim mi?' diye sordu. 'Evet' dedim.

Telefon konuşması, Apo ile İran’dakiler arasında. Apo, oradaki Kürtlere, teröristlere İran ne derse onu yapın, dağılın oradan dağlara doğru' diyor."

CA: "Erbakan'ın İran’a gitmesinden birkaç gün önce, size o sırada söylemiştim, Iran Dışişleri Bakanı Tebriz'e gitti ve orada PKK’lılara -hani birden denetlemeye gelinir diye- dağılmalarını söyledi, sağladı. Nitekim, bizimkilere, 'Orada tek bir PKK'lı bulamazsınız' diye güvence verdi. Bu yüzden. Hazırlıklı adamlar."
SD: (Dinledi, ama onaylar ve doğrular bir şey söylemedi) "Ben burada, İtalyan Başbakanına bir Kürt meselesi anlattım ki... Roma'da Kürt parlamentosu açmalarına da değindim. 'Bir daha olmaz' dedi."

CA: "'Erbakan'ın Tahran'da yaptığı gizli görüşmelerin tutanağı bende var' dediniz geçende. Neydi bu görüşmelerin içyüzü?"

SD: "Elçimiz geçende geldi bana. 'Tutanağı ben yazdım,’ dedi. Basına da birazı sızdı.

Erbakan, Rafsancani'ye 'Bizim MİT, MOSSAD ve CIA ile çalışır, inanılmaz’ demiş.

Clinton, Mübarek'e telefon etmiş, saldırıdan önce. Hüsnü Mübarek, 'Bunlar telefonda konuşulmaz' demiş. Bunun üzerine Clinton, Suudi Arabistan'da olan ABD-Genelkurmay Başkanına göndermiş Kahire'ye. Mübarek dinlemiş. 'Bu hareket başarılı sonuç vermez. Ayrıca biz barış yanlışıyız, desteklemeyiz' demiş."

CA: "İlginç tabii. Kuzey Irak'ta kargaşa... Sizin (Demirel'in) bir yıl önceki önerinizi bari şimdi dikkate alsalar. Kuzey Irak'tan bir bölgeyi bir süre için elde bulundurmamıza karşı çıkmayan önerinizi."

SD: (Bu öneriyi yaptığında hemen bütün basın karşı çıkmıştı. Hatta Çiller'in etkisiyle Genelkurmay bile onaylamamıştı öneriyi. Demirel geçmişteki bu olayı anımsattı ve) "Şimdi gelmişler bana; 'Kuzey Irak'ın bir kısmını işgal edelim' diyorlar. İş, işten geçmiş."

CA: "Ama durum değişik şimdi. Belki ABD ikna edilebilir."

SD: (Yanıt vermedi) "İran'dan son sızmalar, Genelkurmay Baş- kanını deliye çeviriyor."

CA: "Çiller sizi aradı mı?"

SD: "Hayır. Ama bana bilgi geliyor, Şu Amerika'nın aptallığına bak! Gitti Bağdat'ı bombaladı."

CA: "Ama ABD'ye karşı muhalefet var: Rusya-Çin-Fransa. İnsan haklarına riayet ettiği sürece Saddam'ın ülkesinde, kuzeyde güneyde hareket serbestisi olduğunu öne sürüyorlar."

SD: "Ama Fransa, ABD'nin Körfez savaşında askeri müttefiki."

CA: "Demek ki ittifaktan bir ayak kopuyor. Fransız sözcü bunları söyledi.

75

Dön dolaş aynı konu: Laik, demokrat Cumhuriyet


SD: "MGK'da durum:

4 general sanki aynı metni ezberlemişler gibi:

'Laik, demokrat Cumhuriyet’ diyorlar.

Her general konuştuktan sonra Necmettin Erbakan, söz alıyor ve; 'Ne kadar güzel ifade ettiniz' diyor. (Demirel'in sesi alaylı)

CA: "Necmettin Erbakan, MGK'da böyle söylüyor, ama dışarda başka türlü konuşuyor. MGK'daki bu konuşmaların bir gün gelip yazılmayacağını sanıyor Erbakan. Oysa, general emekli olur ve anılarını yazar. Tabii bu görüşmeleri, Erbakan’ın bu halini de."

(Ayaktayız. "İyi oldu yüz yüze konuşmamız" dedi. Sağ gözü kanlı. Doktoru çağırdı. İlaç damlattıracak o gözüne.)

Ayrılmadan önceki zamanda görüşmenin en önemli bölümü şuydu:

CA: "Efendim; bu ordu-RP gerginliği ne olacak, nereye varacak?"

SD: "Görünürde gerginlik yok. Ama İstanbul'daki Deniz ve Hava Kuvvetleri törenlerinde tribün Erbakan'a nispet olsun diye beni alkışladı. Erbakan'a hiç alkış yok!"

Kaynakça
Kitap: "Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler": 10 GERİ GİDİŞE İZİN YOK (28 Şubat)
Yazar: CÜNEYT ARCAYÜREK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 28 Şubat 1997 Muhtırası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir