Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bazı Mihraklar Çalışıyor

28 Şubat 1997 Muhtırası Öncesi ve Sonrası - 35. Bölüm

Burada 28 Şubat 1997 Muhtırası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Bazı Mihraklar Çalışıyor

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Tem 2012, 02:27

63

"Bazı mihraklar çalışıyor"


Demirel, "Wall Street'tekine benzer yazıların New York Times, Washington Post ve Herald Tribüne gibi gazetelerde de çıkacağını bana bildirdiler" dedi (21 Ağustos 1996).

Bir eklenti yaptı: "Anlaşılıyor ki, bazı mihraklar çalışıyor."

"Bu adam böylesine budalalıklar yaparsa ve yapmaya devam ederse, elbette bazı mihraklar çalışır" dedim.

"EvvelALLAH" dedi Demirel: "Çoğu kesim, o kazanın altına odun atmakla meşgul."

CA: "Neler söylüyor bugün: Dünyanın merkezi Türkiye imiş. Tabii kendisi. 'Endonezya’ya 10 kerre daha giderim' gibi sözler."

SD: "Endonezya’ya gitmek mesele mi yani? 15 saat uçarsın, tamam."

CA: "Uçak muçak diyor, galiba bunlar da palavra."

SD: "Canım ne uçağı? Amerikalılar müsaade etmedikçe o uçakları nasıl yaparsınız? Onlar kayda bağlı şeyler. Endonezya’daki da Pakistan'daki de öyle. F-16'ların bir başka markasını biz yapıyoruz mesela. Zaten Amerika finanse ediyor bunları. Yani Amerika razı olmadıkça siz, kimseye bir zırnık veremezsiniz bu yaptığınız uçaklardan."

CA: "Şimdi bu, dünya çevresinde dönüyor sanıyor ya. Papagos şimdi Tahran'da. İki gün resmi ziyaret. İkincisi, İran'la Pakistan, daha bizimki yolda iken, 1.2 milyar dolarlık bir rafine üzerine anlaşmışlar. Bu da sanıyor ki, herkes Türkiye ne yapacak acaba diye hiçbir şey yapmadan bekliyor."

SD: "Canım kardeşim; hislerle ekonomi veya ticaret olur mu? Bu işlerde rol oynayan menfaatlerdir. Diğer ülkenin ne kadar menfaati varsa, o kadar sana yanaşacaktır. Senin yapacağın iş ise; gel kardeşim, seni seviyorum demek değil, ona menfaatini göstermek- dir. Kendinin menfaati varsa tabii bir işte."

CA: "Dün gece (21 Ağustos 1996) geldi, hemen Başbakanlıkta kadına gitmiş. Bir yarım saat baş başa konuşmuşlar. Anladığım kadarıyla Çiller, Erbakan’a 'siz oralarda bir yığın gizli görüşmeler yaptınız, nedir?' diye sormamıştır."

SD: "Sormamıştır."

CA: "Bindi uçağa gitti İstanbul'a. İyi mi?"

SD: "Çok iyi!"

CA: "Bizim muhalefet de uyuduğu için, TBMM'yi olağanüstü toplantıya çağırıp bu geziyi sıfırlamayı akletmiyor. Bu adam da bulmuş meydanı. Mesela yerli otomobile darbe vuracağı söylenen otomobil ithalatı. Yakınılıyor ya. Ona da yanıtları hazır; Gümrük Birliği'ne
girmeyi kendileri istedi. Çeksinler cezalarını. Kafa bu.

Kutan'ı Likya'ya gönderiyor. Oraya gitmeye de hazırlanıyor."

SD: "Gitsin, her yere gitsin. Dedik ya; bu zevalin bir sebebi olacak canım."

CA: "PKK tutsak diye tanımladığı askerleri iade etmeyeceğini açıkladı bugün. Zaten iltica eden adamı PKK niçin iade etsin?"

SD: "Evet! 31 tane adam var böyle. Bunlardan 10 tanesi PKK kadrosuna geçmiş."

CA: "Rezalet!"

SD: "Esas meselenin üzerinde durulacak bölümü bu olay. Adamlar bozukmuş zaten. Yani kökü bozuk 10 tanesi geçmiş. Hepsi Kürt değil bunların. Bir kısmı Kürt olmayan bölgelerden."

CA: "Dün Topkapı Sarayına gittiniz. Orada vaziyet söylendiği gibi mi?"

SD: "700 dönüm üzerine kurulu Topkapı Sarayı. 100 dönümünde saray var, birtakım yerleri hâlâ kapalı. Saray bir inci, inci.

Bahçesi berbat, düzeltecekler. 300 dönümü Gülhane Parkı...

Kebapçılar, işportacılar... iyi mi? (Gülüyorum)

İstila halinde. 100 dönümü askerlerin elinde depo. 200 dönüm mezbele. Tam mezbele. Yani akşamları esrarcıların falan sığınabileceği bir yer.

Günah be birader, günah!

El attım oraya. Hepsinin canına okuyacağım. Eğer buraları ayakta tutabilirseniz... Sizin turizm atraksiyonunuz bu. Sonra ben Kaybolan eşya var mı?' diye sordum.

Adam diyor ki; 'Mesela zümrütler falan var. Bunlardan beş çuval var aşağıda' diyor.

Fakat 1924'te burayı müze yaptıkları zaman komisyonlar kurulmuş. O komisyonlar buradaki eşyayı çok iyi tespit etmiş. Belki o arada ne kaybolduysa kaybolmuş. Ondan sonra da kaybolmuştur canım."

64

(22 Ağustos 1996) TBMM olağanüstü toplantıya çağrıldı. Kimi yasaları görüşmek üzere.

CA: "iller yasasında bir madde değiştiriliyor."

SD: "Olabilir. Bir maddeye her şeyi koyar."

CA: "Bir de söylenti var: Refah, güya, iller idaresi yasa tasarısına öyle bir hüküm getirecekmiş ki, valileri yetkili kılacak ve komutanları valilere bağlayacakmış. Bunda da ısrar ediyormuş."

SD: "Evet... Buna razı olmaz 'öbürleri.”

CA: "Zaten 'öbürleri' de hayır diyorlarmış."

SD: "Kesinlikle razı olmazlar."

CA: "Dün bu konuda trafik olmuş."

SD: "Razı olmazlar buna. Zaten bu dediklerini Olağanüstü Halde de yürütemedik. Onlar der ki; (öbürleri) 'siz bize görev verin, biz yerine getirelim' der."

CA: "Bir şeyler getirecek ama bu hükümet?.."

SD: "Evet, ne getirecek bir görelim. Benim söylediğim de o zaten: sıkıyönetimden beterdir."

CA: "Sivil sıkıyönetim dediğiniz bu değil mi efendim?"

SD: "Evet, odur! Valiler şekilden ibaret olacak, onların istediği yetki bu. Valiler görünecekler orta yerde. Ama görevi 'öbürleri' yapacak.

5442 sayılı kanun var ya; o kanuna göre 'vali kuvvet ister' diyor. Öyle olmayacak, vali diyecek ki, 'falan yerde hadise var, git bastır'. Ondan sonrasına da karışmayacak.

Tam bir sıkıyönetimdir o. Zaten valilerin emrine girmeleri uymuyor. Neye? Emir-kumanda zincirine. Askerler tepeden tırnağa, yani onlar da Genelkurmay'dan emir alıyorlar.

Sıkıyönetim olduğu zamanlar, sıkıyönetim komutanları hükümetin emrindedir. Ama bu, şekilden ibarettir. Komutanlar hükümetten değil, Genelkurmay'dan emir alırlar."

CA: "Yani bildiklerini okurlar."

SD: "Tabii."

CA: "Bu hükümet hangi illerden kaldıracak OHAL'i?"

SD: "Diyarbakır'dan başlıyor kaldırmaya. Ama askerler buna razı değil. Diyarbakır, 'bunun' şeyi diyorlar. Bunun ocağı!

5-6 ildir. Diyarbakır’dan başlayarak... Hakkari, Şırnak'ta kalacak. En çok hadise olanlar bu yerler. Belki Tunceli, belki Bingöl kalacak. Esas hedefi onların Diyarbakır'dır."

CA: "Niye?"

SD: "Sebebi siyasidir. Diyarbakır’daki kendi adamlarına, milletvekillerine, bilmem nelere söz vermiş durumda."

CA-, "Ama birkaç yüz adama söz vermek, Türkiye'nin birtakım meselelerini..."

SD: "Geç onu! Sen hâlâ şeye oturamadın." (Kahkahalar)

CA: "Şablona!"

Kaynakça
Kitap: "Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler": 10 GERİ GİDİŞE İZİN YOK (28 Şubat)
Yazar: CÜNEYT ARCAYÜREK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 28 Şubat 1997 Muhtırası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron