Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gizli Kapaklı Görüşmeler: "Kuzey Irak sorunu"

28 Şubat 1997 Muhtırası Öncesi ve Sonrası - 33. Bölüm

Burada 28 Şubat 1997 Muhtırası hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Gizli Kapaklı Görüşmeler: "Kuzey Irak sorunu"

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Tem 2012, 02:23

60

Gizli kapaklı görüşmeler: "Kuzey Irak sorunu"


SD: "Şimdi bunların (Erbakan ve ekibinin) Pakistan gezisi hakkında bilgi almak lazım. Oradaki baş başa görüşmelerde yanına kimseleri almamış." (19 Ağustos 1996)

CA: "Gazetelerde vardı bu bilgi. Nedir bu? İran’da da yaptılar bunu, Dışişlerinden hiç kimseyi baş başa görüşmelere almadılar."

SD: "Yobazlık canım. Devleti tanımamak!"

CA: "Peki ama böyle gizli, ne konuşuyorlar? Hiç sızıntı yok mu?"

SD: "Alay konusu olacak gibi konuşmalar. Boyuna İslam hikâyeleri konuşuluyor."

CA: "İslam Ortak Pazarı?" (Gülüyorum)

SD: "Pazar falan değil. İslam düşüncesi, İslam fikri, İslam felsefesi gibi."

CA: "Peki ama ne olacak böyle konuşmalardan?"

SD: "Canım herkes istikametini kendi tutmuş gidiyor."

CA: "Yine de anlamadım bir şey efendim."

SD: "Konuştuğu adamların kafasını döndürüyor yani. Şöyle döndürüyor: Buna hayretle, acayip şekilde bakıyorlar. Zaten olacağı da odur. Devletin korumaları var, bir de bunların korumaları varmış. İyi mi?"

CA: "Öyle. Burada da öyle."

SD: "İnsanın 'böyle şey olur mu' diyeceği geliyor. Ama oluyor işte."

CA: "Ama, adam 'yapıyorum, işte oluyor' diyor. Pakistan'da baş başa kaldılar. Bir özelliği var mı, bir şey istemiş mi?"

SD: "Hiçbir özelliği yok. Kırıp dökmekten başka hiçbir özelliği yok.

'200 milyondan 1.5 milyara çıkaracağız ticareti.' Hadi yap bakalım, görelim. Neyle? Hepsi palavra. Bu kadar palavraya bizim basın ne kadar yer verdi?"

CA: "Bir Hürriyet."

SD: "Affedersin, bu haberleri ciddi telakki etmek mümkün değil."

CA: "Şevket Kazan'ın dediklerini gördünüz mü? İslam Birleşmiş Milletleri kuracaklarmış!"

SD: "Kursunlar canım. Tizi reftar olanın payına damen dolaşır canım. Yani gittiği yerler var ya; zaten her birinin bir nüfuz sahası var. Her biri bir şeyin içerisinde. Pakistan, Amerika’ya karşı bir hareket yapsın da görelim. Mümkün değil. Hayatı ABD’ye bağlı. Elindeki savaş silah ve vasıtaların yüzde 90'ı Amerikan menşeli. Bir de Hindistan var, tepesinde duruyor. Bir dövüşe girdi, Hindistan bunları perişan etti."

CA: "Erbakan yarın geliyor. Siz Almanya'ya gidiyor musunuz?"

SD: "Ben açıkça söyledim; 'eğer bu adam gidecekse, ben gitmem'.

Evet, nereye giderse ben gitmem, açık söylüyorum."

CA: "Çiller de gidiyormuş."

SD: "Hayır, Çiller'in gitmesi doğal. O Dışişleri Bakanı. Yani o benim muhatabım değil. Ama öbürü... Geçen gün büyükelçi geldi, oradaki, Volkan Vural (Bonn Büyükelçimiz), ona söyledim. 'Git Hâriciyeye söyle. Böyle bir program varsa, ben gelmem' dedim. Elçi bana Erbakan için 'Böyle bir program yok' dedi."

CA: "Havada bir yumuşama seziliyor Almanya'da. Dışişleri Bakanı Kinkel'in sözleri, 'Türkiye'yi saf dışı bırakmamak, ilgilenmek lazım' gibi sözler. PKK'ya karşı aldıkları vaziyet. Amerika'da da bu adama karşı ve bu adamın devlet anlayışına karşı bir yumuşama var mı?"

SD: "Her şey benim elimde de. Şimdi bu adam için diyorlar ki yazılarda, bir zamanlar şunu söylemişti. Ama başka türlü davrandı. Bilhassa Çekiç Güç'le ilgili olarak. Bir de hani 'Doğuyla da Batıyla da iyi geçineceğiz’ dediydi ya.

Bu türden yazıların altında diyor ki: Adam, 20. kattan atlamış. 13. kata gelince, 13. katın penceresinden sormuşlar, 'Nasıl gidiyor?' Adam aşağıya doğru iniyor, demiş ki: ’So far so good!' Yani 'Şimdilik fena değil'." (Şu âna kadar fena değil) (Kahkahalar)

CA: "Tabii 20 kat sonra çakılmış!"

SD: "Tabii tabii. Hani bunlara 'dur bakalım' diye bakanlar var ya. İşte onlar bu hikâyeyi uydurmuş.

O yazı, övgü dedikleri, Milliyet'in ekinde çıktı. Bir oku bakalım. O yazı zaten 'Türkiye bizim dostumuz ama bu adam dostumuz değil' diyor."

CA: "Demek ara sıra Erbakan'ı öven yazılar diye söyledikleri yazılar da bunlar ve Wall Street'teki onlardan biri. Ne övgü ama!"

SD: "Yazının İngilizcesinde başlık şöyle: 'Turkey is our friends, not Mr. Erbakan.' İyi mi?"

CA: "Şevket Kazan, Irak'taki ceza hukukunu anlatıyor. Bilmem kaç sopa. Neredeyse 'alalım buraya bu sistemi' diyecek. Bunlar deli galiba?"

SD: "Hah! Yani senin deli mi dediğin var ya, o fazla. Bilmiyor muydun bunların deli olduğunu derler adama. (Gülüyor) ’Nerde yaşıyorsun, ayda mı' derler."

CA: "Kuzey Irak'ta törenler düzenleniyor. Apo'nun kardeşi Osman Öcalan protokole oturtuluyor. Barzani?"

SD: "Yapar! Zira bunu yaparak seninle pazarlık edecek."

CA: "Daha çok para, daha çok silah isteyecek?"

SD: "Gayet tabii."

CA: "Allah bilir, Barzani'nin peşmergelerinin geçit töreninde kuşandığı silahlar da bizden gitmedir."

SD: "Tümü. Elindeki silahların tümünü biz verdik. Para verdik, aldı. Şimdi bakın: Bu Kuzey Irak'a normal şablonla bakmak yanlış. Burada tahterevalli oynanıyor. Anlatabildim mi? Şimdi Kürdü Kürde kırdırdılar lafı var ya... Bu laf olmasın diye bunlar birbirini yemez."

Ne kavgası derler ona; kayıkçı kavgası yaparlar.

Bunların yan yana gelmeleri de mümkün değil. Çünkü, nüfuz meselesi. PKK Kuzey Irak'a girer hâkim olursa, bunların altını üstünü süpürür. O yüzden PKK'ya bizden çok düşman olma durumundalar. Bizim yüzümüz suyu hürmetine bir şey yaptıkları olmaz onların. Kürt aşiretlerinin. Bunlar büyük menfaatler dengesidir. Satranç oynuyor adam. Biz bunları biliriz. Devletimiz bilir. Efendim Mehmet Ali (Birand) diyormuş ki; 'Türkiye'nin Kuzey Irak politikası yok!'

Bal gibi var. Niye yok! Sonra devlet çıkar ortaya, şurada burada buyum der mi, diyebilir mi? Diyemez! Birinci elden takip ediyorum. Burada devletin bir eksiği yok. İçerde de var."

CA: "Türkiye'de?"

SD: "Hayır, hayır. Oralarda. Karınca yürüse biliyor devlet. Öy- lç muğlak tablo ki..."

CA: "Kim kimin yanında belli olmuyor?"

SD: "Hah, mesele orada! O, o tarafa koyarsa, o bu tarafa koyarsa, o beni başka yere koyar."

(Erbakan’ın bir sözü yine ortalığı karıştırdı. "Bizde beyin yok" dedi. Uzakdoğu’yu övmek için söylüyor bu sözü. Ecevit'in yanıtı tam hedefini buluyor: "Erbakan'ın dili beynine sahip çıkamıyor.")

Kaynakça
Kitap: "Büyüklere Masallar Küçüklere Gerçekler": 10 GERİ GİDİŞE İZİN YOK (28 Şubat)
Yazar: CÜNEYT ARCAYÜREK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 28 Şubat 1997 Muhtırası

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron