Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Denktaş'ın Hatıraları - 11-20 Kasım 1964

Burada Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Denktaş'ın Hatıraları - 11-20 Kasım 1964

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Tem 2012, 17:07

11 Kasım 1964

Dr. Şemsi Kâzım’dan, Kemal Satır’a rapor:

11 Kasım 1964


Sayın Kemal Satır,

Kıbrıs İşleri Bakanlar Komitesi Başkanı,

Ankara.

Türk Cemaat Meclisi 1964 yılı ikinci yarısına ait bütçenin tatbikatı ile alâkalı olarak Maliye Dairesi Müdürlüğü tarafından tanzim edilen ve Genel Komitece incelenen 1 Temmuz - 7 Kasım 1964 tarihleri arasındaki devreye ait bütçe hesapları ve bunlarla ilgili muhtıra ilişikte takdim edilmiştir.

2. Anavatan Hükümetimizden bütçeye yardım maksadıyla bu güne kadar alınan Stg.744,994'dan Cemaat Meclisi memurları ile görevlerine gidemeyen âmme memur ve müstahdemlerine cüz’i miktarda ve gayri muntazam aralıklarla yapılan ödemelere, evinden barkından ve maişet kaynaklarından yoksun göçmenlerimize ölmeyecek kadar sadece iaşelerine, mücahitlerimizin büyük kısmının iaşe ve mahdut miktarda giyim eşyasının satın alınmasına tahsisler yapılabilmiş olmasına rağmen, Türk Cemaat Meclisi yüzbin sterlinden fazla bir borç altına girmiş ve eski borç taksitlerini ödeyemeyecek duruma düşmüştür.

3. Anavatan Hükümetimizin tasvip ettiği yardımların zamanında ve yeteri kadar Cemaate ulaştırılamaması ile birçok hizmetlerin yürütülmesi için gerekli olan tahsisat ayrılamamaktadır. Örnek olarak; Sağlık Servislerine bu güne kadar bir tahsisin yapılması mümkün olamamıştır. Bu servis, hasta muayene ücretlerinden sağladığı az miktarda para ile yokluk içinde hizmetlerini yürütmeğe çalışmaktadır.

Feci hayat şartları ve mahrumiyetler içinde göçmenler arasında gıda kifayetsizliğinden beliren sağlık durumlarındaki bozukluklar; yine mücahit, şehit, kayıp ve yoksul aileleri ile göçmenlere cüz’i mali yardımların yapılması bütçede ön görüldüğü halde, yardım elinin gerektiği kadar uzatılmaması bu kitlenin moraline icra ettiği kötü tesir ve hayal kırıklığı büyük.

Bir yandan malî gücümüzün takviyesindeki gecikmeler ile muhtaç göçmenlere muntazam aynî yardımların yapılamaması; diğer yandan Rumların son günlerde, göçmen ve köylü sınıfı üzerine yönelttiği, benimsediğimiz davanın yürütülmesini baltalayacak nitelikteki yardım yapma propagandası, cemaatimizin birlik ve beraberliğimizi bozabilecek istidattadır.

4. Anavatanımızın yüce menfaatlerini müdrik olarak insanca yaşama haklarını sağlamak azmiyle içinde bulunduğumuz mücadelenin gerektirdiği her türlü fedakârlığı kendine gaye edinen Cemaatimizin direnmesinin, yüksek alâkanızda makes bulacağı inancıyla;

Anavatan Hükümetimizce bütçemize yapılması kararlaştırılan malî yardımın mütebaki miktarı olan Stg.913,661’nın büyük bir kısmının acilen içinde bulunduğumuz ayda ve diğer kısmının da Aralık ayında Cemaata intikal ettirilmesi, hususunda tavassutlarını saygılarımla istirham ederim.

T.C.M. AS BAŞKANI Dr. ŞEMSİ KAZIM

12 Kasım 1964

Dün Makarios’la görüşen Arabulucu Plaza, Danışmanı Mr. Miller ve Mr.Liu ile birlikte, Dr. Küçük’ü ziyaret eder.

Görüşmenin tutanağı:

Hazır: Mr. Miller Osman Örek Mr. Liu Fazıl Plümer Ümit Süleyman Cemal Müftüzade

Galo Plaza bir ayı mütecaviz bir müddetten beri Kıbrıs’tan gaybubeti esnasında sırasıyla Yunanistan’a, İngiltere’ye ve Amerika’ya giderek oradaki hükümet ricaliyle Kıbrıs mevzuu hakkında görüşmeler yaptığını, gerek İngiltere’de ve gerek Amerika’da yeni hükümet erkânının bulunacak bir hâl çaresine yardımcı olmak istediklerini ve hiçbir surette engel yaratmak fikrinde olmadıklarını, kendisine bildirdiklerini beyan etti. Kıbrıs’a avdetinden sonra Makarios’la görüşmüş olduğunu ve Makarios’un herhangi bir anlaşmada Türklere müessir garantiler verme yoluna gidebileceği intibaının kendisinde hasıl olduğunu söyleyerek gaybubeti esnasında neler cereyan ettiğini
ve Türk tarafının son görüşlerini öğrenmek istediğini bildirdi.

Bunun üzerine Arabulucuya Örek bey tarafından aşağıda özeti verilen izahat verilmiştir.

Türk tarafının tezi ve duçar olduğu müşkülat defalarca izah edilmiştir. Türklerin istediği insanca ve korkusuz olarak can ve mal emniyeti içinde yaşamak ve kaderlerinin Rum insafına veya Rum tehdidine bırakılmamasıdır. Arabulucunun gaybubeti esnasında fevkalade ve yeni bir durum hasıl olmamıştır. Bilâkis silâhlı mücadelede bir durgunluk olmuşsa da iktisadi abluka iddia edildiği gibi tamamıyla kaldırılmamış, Türklere halen yol serbestisi temin edilmemiş, yollarda gayri insani şartlarla aramalar devam etmiş, Lefkoşa’ya gelen ihtiyar, hasta ve talebelerin Lefkoşa’ya girmesine mani olmuş ve göçmenlerin yerleştirilmesi işi müessir bir şekilde ele alınmamıştır. Göçmenlerin yerleştirilmesi için Rumlar tarafından sırf propaganda maksadıyla tatminkâr olmaktan çok uzak bazı teklifler Rum gazetelerinde yapılmışsa da hemen hemen hiçbir sahada bilfiil iyi niyet gösterilmemiştir. Göçmenlerin yerleştirilmesi için Dr. küçük’ün yapmış olduğu yapıcı teklifler maalesef ciddi olarak ele alınmamış ve bugüne değin müracaatına cevap dahi verilmemiştir. Bu arada Türk tarafı gene iyi niyet göstermiş ve Girne yolunu açmış bulunmaktadır. Girne yolunda Birleşmiş Milletlerin aldığı tertibata müşabih tertibatın diğer yollarda da alınacağı vaadi yapılmışsa da, böyle bir tertibat şimdiye kadar diğer yollarda yapılmamıştır. 5 Ekim 1964 tarihinde Mağusa’ya gelmesi beklenen Kızılay yardım malzemesi gene, Arabulucunun şahsen de vakıf olduğu müşkülatla karşılanmış ve halen bu yardım gelmemiştir. Bütün bunlar Rum tarafının iyi niyetten uzak olduklarını ve barış içinde her iki tarafça kabul edilebilen bir anlaşmaya gitmek istemediklerini göstermektedir. Rumların hakiki maksadının her iki tarafça kabul edilen bir anlaşmaya varmak değil, kendilerinin Türk cemaatine empoze etmek istedikleri bir anlaşma ile Kıbrıs mes’elesine tek taraflı bir hâl çaresi bulmaktır. Ümitleri, Türklerin içinde bulundukları feci hayat tarzlarına tahammül edemeyip Rumların tekliflerini kabul etmelerini sağlamaktır. Halbuki geçmiş 10 aylık tecrübe, Türklerin hiçbir baskı veya tehdide boyun eğmeyeceklerini açıkça ortaya koymuştur.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda tam bağımsız bir Kıbrıs idaresi ve bunu müteakip self-determinasyon hakkı hususunda bir karar çıkarttırmak suretiyle asıl hakiki maksatları olan Enosis’i tahakkuk ettirmenin Rumların takip ettikleri hattı harekât olduğu artık tamamıyla meydana çıkmış bulunmaktadır. Genel Kuruldan böyle bir karar çıksa da Kıbrıs mes’elesine bir hâl çaresi bulunamayacağını hala daha anlayamıyorlar, çünkü böyle bir kararın tatbiki yine Türk Cemaatinin kabulüne bağlı olacaktır. Zaten nüfusu "homogeneous" olmayan memleketlerde self-determinasyon’un yalnız bir gurup halka verilmesinin, diğer gurup halkı ebedi esarete sürükleyeceği muhakkak olduğundan Kıbrıs gibi iki ayrı halktan müteşekkil bir memlekette bu hakkın iki ayrı halka da tanınması gerekmektedir. Aksi taktirde Kıbrıs Türk halkı ya daimi esareti kabul edecek veya Girit, Rodos ve sair yerlerde olduğu gibi bir çok usullerle imha edilecektir. İlâveten Rum halkının asıl emeli ilhak olduğuna göre self-determinasyon hakkını kullanırken Türk halkını da Yunanistan’a ilhak etmeleri hususunda kendilerine bir hak tanınmaması gerekmektedir. Kıbrıs’taki durum hiçbir memleketle mukayese edilemeyecek niteliktedir. Başka memleketlerde ekseriyet ve ekalliyet diye mevcut partiler vardır ve bu memleketlerde demokrasi prensiplerine uygun olarak çoğunluk idaresi mevcuttur. Mamafih bu memleketlerde azınlık partisinden olan kimseler istedikleri anda ekseriyete iltihakı ihtiyar edebilmektedirler. Halbuki Kıbrıs’ta böyle bir durum yoktur. Türk olan her şahıs, emniyeti de temin edilse (ki buna coğrafi ayrılıktan başka çare yoktur) kayıtsız şartsız çoğunluk idaresi kurulduğu taktirde böyle bir idarenin insafına ebediyen terkedilmiş bulunacaktır. Böyle bir idarenin Türkler için ne kötü emeller beslediğini Arabulucu şahsen de müşahede etmiş olmalıdır. Kaldı ki senelerce süren ilhak kampanyasından sonra meydana gelen Zürih ve Londra anlaşmaları altında Kıbrıs’ta iki cemaatin ortaklığı prensibine dayanan bir idare kurulmuştur. Türk halkı ne bu anlaşmalar altında Kıbrıs’ın ve kendi kendilerinin mukadderatı hususunda söz hakkı tanınmıştır. İleride yapılacak anlaşmalardan bu hakların Türklerden geri âlınmasına imkân olmadığı gibi, böyle bir hareket hiçbir adalet veya hakkaniyet prensibi ile de bağdaşamaz. Bu anlaşmalar altında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti Rum Cemaatinin çıkardığı bütün engellemelere rağmen refah yolunda ileri adımlar atmış ve milli servet yükselmeye başlamıştır. Buna rağmen Rumlar Anayasanın işlemez olduğu hakkında Zürih anlaşmalarını yaptıkları günden ortaya attıkları sahte iddialarıyla Cumhuriyeti bozmağa kalkmışlar ve ilhak için önlerinde tek mania olan Türk mevcudiyet ve faktörünü bertaraf etmeğe çalışmışlardır. Bu da gösteriyor ki Rumlar müstakil bir idarede temin edecekleri maddi kazançlara da ehemmiyet vermeyerek şahsi gayeleri olan Enosis’i (maddi bakımdan zararlarına da olsa) tahakkuk ettirmek azmindedirler.

Yıkılıp yakılan yüzlerce Türk köy ve evleri, tahrip edilen Türk malları bunun en güzel misalleridir. Zira, nihayet bu emlâk Türk’lerin de olsa, Kıbrıs’ın milli servetini teşkil etmekte idi. Bütün bu mülâhazalar karşısında Türk tarafının tezi, nefsi müdafaa ve muhafaza gibi pek tabii olan haklarına dayanarak Rum Cemaatinden ayrı yaşamak ve kendi sahalarında işlerini kendileri yürütmektir. Türkler Rumlar dan hiçbir şey beklememektedirler. Kendileri daha fakir bir hayat yaşayabilecek olsalar bile mukadderatlarını Rumların insafına bırakmak sureti ile mahvolmak niyetinde değillerdir. Bunu temin edebilmek için de, zaten her hususta ayrı olan cemaatlerin yaşama sahası bakımından da ayrılmaları için pratik tertibat alınması ve siyasi hâl çaresinin bu esası göz önünde tutarak ona göre bir idare şekli kurulması artık kaçınılmaz bir zaruret halini almıştır.

Arabulucu verilen izahatı daima göz önünde tutacağım, bu izahatın ışığı altında yakında Ankara’ya yapacağı ziyarette Türk tarafının tezini Ankara Hükümet erkânına bildireceğini ve Kıbrıs’a döndüğünde betekrar Dr. Küçük’le görüşeceğini bildirdi ve toplantı sona erdi.

(Osman Örek)

Lefkoşa, 12.11.1964

13 Kasım 1964

Kıbrıs Rum Radyosu, birkaç günden beri, Dr. İhsan Ali’nin, General Thimayya’ya gönderdiği mektubu sürekli olarak Türkçe bültenlerinde yayınlıyor.

Dr. İhsan Ali’nin mektubundan alıntılar:

"Türk Cemaatini Türk tedhişçilerin elinden kurtarmak için daha etkin tedbirler almaya sizi davet ederim. Kanaatimce masum Türk halkını tedhişçilerin pençesinden kurtarmak Kıbrıs hükümetinin vazifesidir. Fakat müstemlekecilerin kendi habis menfaatları için meydana getirdikleri yeşil hat, bu vazifesini yerine getirmek hususunda Hükümet’e imkân vermemektedir. Türkleri, tedhişçilerin elinden kurtarmak Hükümet için çok kolay bir iş olduğuna hiç kimse şüphe etmemektedir."

Ateşten bir çember içerisindeyiz sanki...

Korkunç yangının alevleri dört bir yanımızı sarmış, bizi yok etmek istiyorlar.

Kıbrıs Türkünün özgürce ve barış içinde yaşamaktan başka bir isteği yok.

Bunun içinde, direnmek şart.

Dosta, düşmana inat yalnızca direnmek...

14 Kasım 1964

Amerikalı Senatörler, Başbakan İnönü’yü ziyaret ediyorlar.

Senatör Jacobs James basın mensuplarına şunları söylüyor:

"Başbakan İnönü ile, Türkiye ve Yunanistan arasında iktisadi ilişkilerin geliştirilmesi konusunu görüştük. Bu, NATO Parlamentolar Grubu’nun bir kararıdır. Bu kararın uygulanması
için siyaset dışı kişilerden bir komite kurulacak ve iki taraf arasında gerginliğin yumuşatılması çareleri araştırılacaktır.

Başbakan İnönü, Türkiye’nin Kıbrıs politikasını ve Yunanistan’la olan durumu bütün genişliği ile bize anlattı. Biz de durumu Başkan Johnson’a nakledeceğiz"

Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in, Anadolu Ajansı’na söyledikleri:

"Kim ne derse desin, kim ne yaparsa yapsın NATO bölünmeyecek, bugünkü ana prensiplerini kaybetmeyecektir"

Lefkoşa’dan haberler:

Bir müddetten beri Rumlar tarafından sanlı bulunan Baf kazası Aşağı Kalkanlı köyünden Rumlar geri çekilirken Türk çoban kulübelerini yakmışlar, köpekleri vurmuşlar ve çeşitli tahrik hareketlerinde bulunmuşlar.

Beyarmudu’ndan Lefkoşa’ya gelmekte olan Türk yolcular, Rum polisler tarafından engellenmişler.

15 Kasım 1964

Yunanistan’da siyasi kargaşalık devam ediyor. Binlerce Yunanlı Papandreu aleyhine bir nümayiş yaptı. Nümayişçiler "Papendreu vaatlerini yerine getir" diye bağırmışlar.

Lefkoşa’dan gelen haberlere göre Makarioscular ve Grivascılar arasında gerginlik devam ediyor.

Enosis’in desteklenmesi için dağıtılan bildirilerde şöyle deniliyor:

"Kıbrıs Rum milleti için kurtuluş zaferi Enosis’tedir. Enosis’e karşı olan muhterisler ile çarpışmak her Rum için şerefli bir vazifedir."

Öte yandan, adayı bir barut fıçısı haline getiren Rumlar silah ve cephane yığınağına devam ediyorlar. Saat 01.30’da Limasol limanına gelen Yunan gemisi ARETUS’dan silah ve cephane boşaltılmıştır.

Geminin limana gelmesinden önce Rum Milli Muhafız Kuvvetleri sıkı emniyet tedbirleri almışlardır. Gemiden çıkarılan silah ve cephaneler 19 askeri araca yüklenerek Trodos ve Lefkoşa’ya sevkedilmiştir.

Baf kasabası Rum semtine geçen Orhan Halit isimli Türk soydaşımız, Rum polisler tarafından tutuklandı.

Meriç köyünde tarlalarında çalışan Türk köylüleri Rum polisler tarafından kaçırılmak istendi.

16 Kasım 1964

Rumlar, Lefkoşa - Girne yolunu emniyet içerisinde kullanırlarken, adanın muhtelif yerlerinden Lefkoşa’ya gelen 39 Türk yolcunun Türk semtine girişi yine engellenmiştir. Rum polisinin gerekçesi ise "Asilerle temas kuruyorsunuz"dur.

Lefkoşa’ya portakal taşıyan bir kamyon Yermasoya barikatında durdurularak geri döndürülmüştür.

Arabulucu Plaza, Kıbrıs konusunda ilgili devletlerin hükümetleriyle ikinci görüşmelerini yapmak üzere Atina’ya gitti. Plaza’nın açıklaması şöyle:

"Atina, Ankara ve Londra’ya yapacağım ziyaretlerden sonra istirahata çekilerek U’Thant’a sunacağım raporu hazırlayacağım. Evvelce raporumu Aralık ayında sunmam kararlaştırılmıştı. Fakat, Londra’da İngiliz hükümetiyle ve New York’ta U’Thant’la yapmış olduğum görüşmelerden sonra raporumu Ocak ayı sonuna kadar geciktirmeye karar verdim."

Yunanistan’da siyasi kargaşalık ve hükümet krizi devam ediyor.

Dışişleri Bakanı Erkin, NATO Daimi Konseyine Moskova ziyareti hakkında bilgi vermek üzere Paris’e gitti.

17 Kasım 1964

Utanç barikatlarında Türklere uygulanan çirkin ve insanlık dışı davranışların sonucunda, yaşlı bir soydaşımız Rumların kurbanı oldu.

Lefkoşa Türk Hastahanesi’ne gitmekte olan 70 yaşındaki İsmail Ahmet isimli soydaşımız, Palliryodissa barikatında Rum polisler tarafından engellenmiş ve geriye gönderilmiştir. Ağır hasta olan soydaşımız bu engelleme sebebiyle ölmüştür.

Rum polis subaylarından Menzis’in yaptığı açıklamaya göre, Lefkoşa’ya Türklerin giriş ve çıkışı yasaklanmıştır.

Çanakkale Kızılay şubesi, Kıbrıs Türklerine gönderilmek üzere 3 kamyon konserveyi yola çıkardı.

Çanakkale Kızılay şubesi 11 ay içerisinde 365 ton yiyecek göndermiştir.

Çanakkale Kızılay şubesine, Kıbrıs Türkleri adına bir teşekkür mesajı yazıyorum.

Arabulucu Plaza Papandreu ile görüştü. Plaza’nın açıklaması oldukça ilginç:

"Adım, adım ilerliyoruz"

Nereye ilerlediğimizi ise bilen yok...

18 Kasım 1964

Birleşmiş Milletler’deki Kıbrıs görüşmeleri için Dışişleri Bakanlığında çalışmalarımız devam ediyor. Kıbrıs meselesini ve Türk tezini, Güney Amerika, Afrika ve Uzak Doğu’da tanıtacak olan iyi niyet Heyetleri oluşturuldu.

Saat 11.00’de Amerika Büyükelçisi Raymond Hare, Dışişleri Bakanlığı Genel Sekreteri Haluk Bayülken’i ziyaret etti. Bayülken’in görüşme sonrasında yaptığı açıklama:

"Galo Plaza'nin Ankara’ya gelmesinin yaklaşması dolayısıyla esasen mevcut önemi biraz daha artmış olan Kıbrıs meselesi bahis konusu oldu. Fikir teatisi yaptık."

Bernardes’in Ada’da hayatın normale dönmesi için ileri sürdüğü tekliflere mukabil olarak Makarios’un sunduğu teklifler arasında "bütün adadaki Türk mevzilerinin kaldırılması" şartı da var.

Bu şartı ileri süren Makarios ise silahlanmaya devam ediyor; Limasol limanına demirleyen PEGASUS isimli gemiden silah ve cephane indirildi.

Lefkoşa’dan haberler:

3 Türk hasta Birleşmiş Milletler askerleri nezaretinde Lefkoşa Türk hastahanesine giderken, Atalasa’daki Rum polis barikatında durdurularak geri köylerine gönderildiler.
Baf kazası Dağaşan köyünden Vedat Mehmet isimli vatandaşımız Rum polisler tarafından sebepsiz yere tutuklandı.

Lefkoşa’da Aykasyano Rum barikatında 8 adet Türkçe sinema filmi müsadere edildi. Ayni barikatta bir Türk şoför Türk bölgesine benzin kaçırdığı iddiası ile tutuklandı.

19 Kasım 1964

Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, itimatnamesini takdime giden Makarios hükümeti’nin Ankara Büyükelçisi Ahmet Zaim’i kabul etti...

Ahmet Zaim, Makarios’un itimatnamesini Gürsel’e sundu.

Arabulucu Plaza, Ankara’ya geldi.

20 Kasım 1964

Başbakan İnönü, Başbakan Yardımcısı Kemal Satır, Dışişleri Genel Sekreteri Haluk Bayülken, Arabulucu Plaza’yı kabul edip ayrı ayrı görüştüler.

Yunan Başbakanı Papandreu’nun oğlu Andreas Papandreu Makarios’un davetlisi olarak Kıbrıs’a geldi.

Karşılama töreninde konuşan Papandreu, "self determinasyon, mutluk bağımsızlık, ve Enosis" naraları attı.

Kaynakça
Kitap: Rauf Denktaş'ın Hatıraları(1964-1974), 1. Cilt(1964)
Yazar: Rauf R. Denktaş
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir