Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Denktaş'ın Hatıraları - 1-10 Kasım 1964

Burada Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Denktaş'ın Hatıraları - 1-10 Kasım 1964

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Tem 2012, 17:01

1 Kasım 1964

Kutlu Adalı ve Ahmet’ten mektup var. Her ikisine’de mektup yazdım.

Halit Ali Rıza ve Berberoğlu geldiler. Uzun boylu konuştuk. Söyledikleri:

"Halk moral takviyesine muhtaç değildir. Duruma alışkanlık hasıl olmuştur. Kapılar bir açılsa Kıbrıs’ta kalacak münevver pek azdır. Elinde imkân olanlar Ada’yı terkedecektir. Netice’den herkes ümidini kesmiştir. Ümidini kesmeyen ve "ergeç kazanacağız" diyen ve Teşkilatın bel kemiğini teşkil eden bir küçük zümre vardır. Bunların imanı ve inancı sayesinde mücahitler ayakta durabilmektedir. Bunlar da ümidi kaybederse cemaatın hali dumandır. Papaz şimdi evleri yıkılan Türkleri geri yerlerine davet etmekte ve geri gittikleri takdirde evlerini yapacağını söylemektedir. Hala daha çadırlarda veya ahırlarda bulunanlar üzerinde bu teklifin yapacağı tesiri tahmin edebilisiniz".

"Halk moral takviyesine muhtaç değildir" sözleri banadır. Moral takviyesi için yaptığım beyanatlardan vazgeçmemi istiyorlar. Kutlu aksini yazıyor. Mücahitler de aksini söylüyor.

Geriye dönüşü olmayan bu yolda sonuna kadar ileriye doğru gitmek ve ümit ederek yaşamak zorundayız...

Makarios tarafından görevinden azledilen Mehmet Ertuğruloğlu’na bir mektup gönderiyorum:

Ankara, 1 Kasım 1964

Sayın Mehmet Ertuğruloğlu,

Ankara.

Kıbrıs Mücadelesinde gönüllü olarak omuzlamış olduğunuz milli görevi, her türlü fedakârlığı göze alarak yerine getirmiş olan bir arkadaşımız olarak Türk Kıbrıs’ın mücahitleri, onların İdealist idarecileri ve cefakâr Kıbrıs Türkü adına size minnet ve şükranlarımı sunmama müsaade etmenizi rica ederim.

Vazifenizi ifa maksadıyla kabul ettiğiniz Kıbrıs Sefirliğinden azliniz sizin ve çocuklarınızın olduğu kadar vatansever her Türk için de iftihar ve gurur vesilesi bir hadisedir.

Bundan böyle de davaya yardımcı olacağınıza olan kat’i inancımı teyid eder, saygı ve sevgilerimi sunarım.

Rauf R. Denktaş Türk Cemaat Meclisi Başkanı

Esat Caddesi No. 66/6 Küçükesat - Ankara.
1 st November 1964

Dear Mr Gaillard,

Thank you for your letter of 14th October 1964 under reference MM n/CFG 280 (35) and the enclosures. I am most grateful for the information which you have been kind enough to give me. I have no doubt that your Organisation is doing an excellent job in Cyprus and I know too well that many a hardship have been alleviated under the flag of the Red Cross. The fact remains that a great number of Turks will have to face the vvinter once again without an adequate supply of tents, blankets and warm clothing. The actual need your people on the field know; they also know that Archbishop Makarios has declared ali these articles to be strategic material. So, once again, we ali turn to your Organisation for help.

Yours gratefully,

RaufR. Denktash President, Turkish Communal Chamber Cyprus.

Mr. P. Gaillard,

International Committee of the Red Cross,

Geneva

2 Kasım 1964


İnönü ile temas edenler arasında sebebi belirsiz bir iyimserlik hakim.

Harciyenin yetkilileri ise şu şekilde muhakeme yürütmektedirler:
1- Enosis olmaz. Hükümet böyle bir emrivakiye harp ile mukabele edeceğini açıkça söylemiştir. O halde, Enosis’in tahakkuku için Türkiye’nin şartlarının kabul edilmesi gerekir. Bu da çifte Enosis olur.
2- Rusya Enosis’e aleyhtardır. O halde bizim istiklal tezimiz B.M’ler de Enosis’ten daha iyi bir makes bulacaktır. Diğer devletlerde Enosis’i destekleyemeyecektir. Papaz ve Yunanistan Enosis’i bahis konusu etmekle bize yardım etmiştir.
3- Türklere hücum edemezler, ederlerse başlarına ne geleceğini bilmektedirler. Genel bir hücumun önü alınmıştır.
4- Açlıkla Cemaatı çökertmek olamaz. Bu da Türkiye’nin ve dünyanın reaksiyonu ile önlemiştir. Türklere tatbik edilen diğer baskılar da zamanla hafifleştirilecektir.
5- Cemaat mücadeleyi benimsemiştir. Rumların hücumu ve açlığı önlediği müddetçe Cemaat dayanmalı ve işin siyasi cephesini Türkiye’ye bırakmalıdır. Siyasi solüsyonları Cemaatın Hükümete empoze etmesi doğru değildir.

Bir basın toplantısı düzenliyorum. Basın mensuplarına verdiğim demeç:

Bu tempo ile gidilirse Kıbrıs meselesinin halli için aradan seneler geçer...

Kıbrıs’ta huzur ve sükûn yoktur. Yalnız asap bozan bir sessizlik vardır...

Rumlar her geçen gün silahlanıyorlar. Kıbrıs’ta kışın bastırmasına rağmen 25 bin mücahit kışlık giyeceklerden mahrum üzerlerindeki yazlık elbiselerle soğuğu mevzilerde çekiyorlar. Makarios her türlü yardıma "Askeri yardım" diye karşı çıkıyor, engel oluyor...

Türk cemaatinin çok acil çadır, kışlık elbise, ayakkabı ve ilaca ihtiyacı vardır. Makarios’u masa başına oturtup anlaşmaya razı etmek için Türkiye kuvvetini kullanacaktır. Kasım’ın beşinden sonra adaya Türk yardımı gidecektir.

Türk-Moskova müzakereleri sona erdikten sonra varılacak anlaşma ne olursa olsun, Anavatan Kıbrıs’taki soydaşlarına her türlü yardımı yapacaktır. Bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi bana şöyle demiştir: "Siyasi müzakereler devam eder. Fakat Türkiye hiçbir zaman Kıbrıs’taki kardeşlerini unutmaz. Netice ne olursa olsun, Kıbrıs’taki soydaşlarına her türlü yardım yapılacaktır."

Rum gazeteleri Makarios’un Atina’da yayınlanan Vima gazetesine verdiği demeci yayınlıyorlar.

Makarios, Vima gazetesine verdiği demeçte bir sürü laf arasında şunları da söyledi:

".. Diyorlar ki ben Cumhurbaşkanı olarak kalabilmek için Kıbrıs’ın bağımsızlığını devam ettirmek istiyorum. Halbuki hiç bir zaman benim bir ihtirasım olmamıştır Cumhurbaşkanı olmayı kabul ettimse bunu şahsi ihtiraslarımı tatmin etmek için değil, fakat Kıbrıs halkının başında Enosis mücadelesini devam ettirmek için yaptım. Benim emelim, adımın tarihi Enosis olayına bağlanmasıdır. Enosis’i gerçekleştirerek Yunanistan’ın sınırlarını Kuzey Afrika’ya kadar genişletmek benim için asil bir emeldir".

Öte yandan Makarios, Avrupa Konseyi’nin Eylül ayında kendisine bildirdiği karara ateş püskürmektedir. Avrupa Konseyi, Kıbrıs delegasyonunda bir de Türkün bulunmasını şart koşmuştu.

Avrupa Konseyi toplantılarına katılmak için Strasbourg’da bulunan Rum delegasyonu ise Kıbrıs Türk temsilcilerinin toplantılara katılmasını protesto etmektedirler. Gerçekleri ise, "Türklerin devlete karşı isyan etmiş durumda" olmalarıdır.

Bir yandan Makarios Enosis isteyecek, diğer tarafta ise Enosis’e karşı çıkan Türkleri "isyancı" olarak gösterecek...

Kendileri "meşru" devlet, biz ise "asi"...

Lefkoşa’nın Türk kesimine girmek isteyen Türk yolcular. Rumlar tarafından engellendi. Türklerin terkettiği Vitsada köyünde Türk evleri yağmalanıp, yakılıyor.

3 Kasım 1964


Avrupa Konsey’inde, Kıbrıs müzakerelerini izlemek üzere Strasbourg’da bulunan Kliridis, İtimadnameler Komisyonu’ndan istifa ettiğini bildirdi.

İstifa nedeni ise, İtimadnameler Komisyonu’nun Halit Ali Rıza ile Berberoğlu’nun İtimadnamelerini incelemiş olması...

Amerika’da yapılan Başkanlık seçimini Johnson ezici bir oy çoğunluğu ile kazanmış...

Mağusa kazasına bağlı Paralimni köyünde bir kilise’de konuşan Makarios, istediklerinin ne olduğunu bir kez daha açıkladı:

"İstediklerimizin Enosis’ten ibaret olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Anavatan ile ilhak".


Türk basınında, Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin’in Moskova ziyareti ile ilgili haberler önemli bir yer tutuyor.

Türk basınında yer alan bazı başlıklar:

"Kıbrıs Konusu Halledilmedikçe Sovyetler’le İktisadi İşbirliği Yapılmayacak" - "Sovyetler, Türkiye’nin Kıbrıs tezini benimsemiştir".

Sonucu göreceğiz...

4 Kasım 1964

Lefkoşa’dan umutsuzluk, moral çöküntüsü haberleri geliyor... Geçmişteki tutumumuza bakıyorum.

Rumların açık niyetleri ve tuttukları yol karşısında biz daha mülayim bir siyaset takip edebilir miydik diye kendi kendime soruyorum. Kanaatimce, daha başka bir siyaset takip edemezdik.

Ya Rumların oyununa gelecek ve boyun eğecektik, yahut da, haklarımızı her ne pahasına olursa olsun savunacaktık. Zor yolu seçtik. Neticede hepimiz de ıztırap çekmekteyiz Fakat, Rumların istediğini yapmış ve anayasayı değiştirmiş olsaydık ne olacaktı? Türklere karşı baskı dinecek, Türk Cemaatı rahat edecek miydi? Anayasayı değiştirmedik diye bize en ağır şekilde hücum eden Rumların idaresinde yaşayabilecek kaç Türk bulunacaktı?

Davamız, Rum hegemonyası altına girmemekti. Bunda muvaffak olabilmemiz için haksızlığa karşı koymasını bilmeliyiz ve haklı davamıza imanla sarılmalıyız.

Bugün dağları, tepeleri, cepheleri tutmuş olan gençlik bu davayı er geç parlak bir sonuca götürebilecektir. Buna kat’i inancım vardır.

Kıbrıs’tan devamlı surette iman ve inanç dolu bir havanın esmesi şarttır. Umutsuzluk haberleri burada çok aksi tesir yapmaktadır.

Türkiye’nin Kıbrıs için yapmakta olduğu fedakârlığı takdir etmeliyiz. Türkiyesiz bu davayı güdemezdik. İstediğimiz kadarı yapılmadı diye aleyhe propaganda hiç de doğru değildir. Türk askerlerine karşı bir soğukluk olduğu haberleri geliyor.

Buna çok üzülüyorum.

Bu nasıl olur?

Bugün Lefkoşa ayakta durabiliyorsa, Türk alayının yanıbaşımızda oluşundandır.

Dr. Küçük’e Şemsi’ye ve Kutlu Adalı’ya yazıyorum.

5 Kasım 1964

Moskova’da devam eden Türk - Sovyet görüşmeleri Amerikan ve NATO çevrelerini oldukça tedirgin etmişe benziyor.

NATO Genel Sekreteri Brossio, Ankara’ya geldi. Esenboğa Hava Alanında basın mensuplarının çeşitli sorularını cevaplandırdı. Bu arada Türk-Sovyet görüşmeleri ile ilgili olarak "Birçok NATO devletleri Sovyetlerle bu şekilde temaslar yapmaktadır" dedi. Brossio, gazetecilerin sorularına verdiği cevaplarda Kıbrıs meselesinin Birleşmiş Milletlere intikal etmiş olması sebebi ile NATO’nun doğrudan bir müdahalede bulunmasının söz konusu olmadığını belirttikten sonra şöyle devam etti:

"Bence bugün için Kıbrıstaki durumda bir fevkaladelik yoktur. Ancak bir değişme vardır. Türk - Yunan münasebetlerinde iyi bir gelişme kaydedilmiştir. NATO dünya barışının devamı için elinden geleni yapmaktadır. Müttefiklerimizin anlaşmazlıkları muhakkak ki NATO için değildir".

YENİ GAZETE’de ise Washington kaynaklı özel bir haber var; Amerika hükümeti, Başbakan İnönü’ye bir mesaj göndermiş. Amerika, Kıbrıs konusunda Londra-Zürih Anlaşmalarının esas olarak kabul edilmesi, parçalayıcı veya bunları ayaklar altına alıcı herhangi bir harekete müsaade etmeyeceğini bildirmiş...

Amerika’nın Enosis’e karşı olduğu söylentileri birkaç günden beri Ankara’nın siyasi çevrelerinde dolaşıyor.

Avrupa Konseyinde Rumların tehdit ve şantajlarına rağmen İtimadnameler Komisyonu "Kıbrıs Hükümeti"ni temsilen gittiklerini bildiren üç kişilik Rum delegasyonuna aralarına Türk Cemaatinin bir temsilcisini de olmaları için beş haftalık bir mühlet verdi.

Türk basınında konu ile ilgili olarak şu haberler yer alıyor:

"Rumlar Avrupa Konseyi’nde Siyasi Bir şamar Yedi Rumlar Mağlubiyete uğradı

6 Kasım 1964

Günlerdir devam eden görüşmelerden sonra nihayet bugün saat 12.00’de. Türk-Sovyet Ortak Bildirisi açıklandı.

Kıbrıs konusunda adadaki her iki cemaatin varlığının tanınması üzerinde fikir birliğine varıldığı bildirilen Ortak Bildiri’de aynen bunlar yer almaktadır:

'
"Türkiye tarafı, Türk hükümetinin Kıbrıs meselesindeki tutumu hakkında Sovyet hükümetine mufassal bir şekilde malumat vermiştir. İki taraf Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs’ın bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne riayet esasını ve her iki milli cemaatın haklarına riayet ve adada iki milli cemaatin varlığını tanıma esası üzerine barış içinde yaşamalarını sağlayacak bir şekilde barışçı yollarda halledilmesine taraftar olduklarını ifade eylemişlerdir."

Akşam saat 21.15 sularında Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin, Ankara’ya döndü. Moskova’daki temasları hakkında basın mensuplarına bir demeç veren Erkin, Kıbrıs konusunda şunları söyledi:

"Kıbrıs’taki Türk Cemaati asla çoğunluk idaresini kabul etmeyecektir. Moskova’daki görüşmelerim çok yapıcı ve faydalı olmuştur. Kıbrıs meselesine B.M Genel Kurul toplantılarından önce bir hal çaresi bulunacağından ümitliyim. Lâkin bu Yunan Hükümetine bağlıdır. Eğer Yunanistan bu günkü politikasında ısrar ederse biz de sonuna kadar davamızda ısrar edeceğiz".

7 Kasım 1964

Papandreu’nun "Amerika Enosis’i destekliyor" iddiası üzerine, Papandreu’yu Amerikan hükümeti resmen yalanlıyor.

Papandreu, bir süre önce Selanik’te yaptığı bir konuşmada "Enosis gelecek. Amerika ve İngiltere’de buna taraftar" demişti.

Gazetelerin haberlerine göre Amerika Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Papandreu’nun iddiası ile ilgili olarak şunları söyledi:


"Amerika Birleşik Devletleri Hükümetine ENOSİS ve ne de başka herhangi bir hal tarzını müşahhas bir şekilde benimsemiş değildir. Bizce esas olan, tarafların rızası ve barışçı yollarla hal çaresi bulunmasıdır."

8 Kasım 1964

Lefkoşa’dan umutsuzluk, güvensizlik dolu, moral çöküntü taşıyan haberler, mektuplar geliyor.

"Dava için, şerefli bir netice için mücadele ediliyor, fakat hiçbir kimse bu davanın adını, şerefli neticenin şeklini bilmiyor. Dünya kamu oyunun durumuna, tutumuna, Türkiye’nin bunlar karşısında takip edeceği siyasete göre bu dava halledilecektir. Bu şartlar altında mücadelenin ne kadar zor olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Başlangıçta adaya rahatça takviye gönderilebilirdi. Yapılmadı. Şimdi buna imkân yok ve Türk Cemaatı Rumların karşısında çok zayıf bir duruma düştü. Kimbilir, belki de Türkiye’nin bulacağı bir hal çaresini çar naçar kabul edebilmemiz için böyle olması icap ediyordu."

Nankörlük edemeyiz Anavatan’ın yardımı olmasaydı bunca ay ayakta duramazdık. Dava Türkiye’nin davası oldu. Bu dava için mücadele devam ediyor.

Vazifemiz: "dayanmak".

Davamıza inanmalı, buna imanla sarılmalı ve yürekli insanlar olarak (herşeye rağmen) bu davayı gütmesini vazife bilmeliyiz.

Rumların 1878’den beri yürüttükleri bir davayı, biz de kendi yönümüzden yılmadan yürütmek zorundayız.

9 Kasım 1964

Genel Komite’nin 8 Kasım tarihinde yapmış olduğu 33. toplantısının tutanakları elime ulaştı.

33. Toplantının tutanakları:

"1. 1964 yılı bütçe tatbikatı:


Dr. Şemsi Kâzım 1964 yılının ilk ve ikinci altı aylık bütçeleri hakkında malûmat vermiştir. İkinci altı aylık bütçe ile ilgili olarak 1,557,267 Stg. bir miktarın Anavatan tarafından tasvip edildiği ancak şimdiye kadar gayrı muntazam fasılalarla yalnız 744,993 Stg. tutarında bir yardım geldiği belirtilmiştir. Gelen yardımdan %80’i memur maaşlarına ve %20’si de mücahitlere ve tehir edilmesi mümkün olmayan bazı kalemlere harcanmıştır. Yardımın eksik gelmesi göçmenlere, yoksullara, şehit ailelerine v.s gerektiği şekilde yardım yapılmamasına sebep olmuş ve bunlara ilâveten tehir edilen birçok ihtiyaçlar bu gün daha şiddetle hissedilmeye başlamıştır.

Genel Komite ikinci 6 aylık bütçe teklifine göre gelen para ile tatbikatın mukayeseli bir tablo halinde hazırlanmasına, ve mütebaki paranınsmuknî sebebler gösterilerek Kasım ve Aralık esnasında gönderilmesinin istenmesine karar vermiştir."

Yugoslavya’da yapılan Balkan Melodileri Festivali’nde birinci olan Türk Orkestrası, Ankara Devlet Konser Salonunda, Kıbrıs Türklerine yardım için iki konser verdi.

Konser’e Erol Büyükburç, Tülay German ve Tanju Okan solist olarak katıldılar.

Bugün büyük Atamızın ebediyete intikalinin 26. Yıldönümü...

Atam, daima izindeyiz.

Girne Kapısı’ndaki Ata’nın heykeli önünde anma töreni var, Türk gençliği, Atatürk’ün kendi sesinden "Türk Gençliğine Hitabesini" dinliyor.

Anma töreni, gençliğin bir ağızdan okuduğu "Dağ Başını Duman Almış" marşı ile sona erdi.

Dağ Başını Duman Almış Yürüyelim Arkadaşlar...

Türk Cemaat Meclisi As Başkanı Şemsi Kâzım’a yazıyorum:

Ankara, 10 Kasım 1964

Kardeşim Şemsi,

Okulların kitap ve kırtasiye ihtiyacı konusunu hazırladığınız raporu 91 sayfalık raporun satırları arasında bulup, çıkardım. Bu konu ile ilgili olarak Dış İşleri Vekâleti nezdinde teşebbüse geçtim. Ellerinden gelen herşeyi yaparak Kıbrıs’a gelecek ilk Kızılay gemisi ile göndermeğe çalışacaklar. Buna yetiştirmezlerse ondan sonra gelecek olan ilk vasıta ile gönderilecek. Mayıs 'tan beri Hariciye’ye gönderilen bir raporun vaktinde bana da iletilmemesinin neticesi olarak bu gecikmeye boyun eğmek lâzımdır. Bundan böyle buraya gönderilen dilekçe ve taleplerin, raporların bana da gönderilmesi hususunda sizi yeniden ikaz ederim. Burada işleri takip etmezsek gecikmeler olabilir. Kırtasiye listesinde belirtilen herşeyi gönderemeyecekler. Gönderilen defter v.s.yi ihtiyaca göre adapte etmek yollarını ararsınız.

2. Rus-Türk ortak bildirisinden sonra herhalde biraz geniş nefes almışsınızdır. Rusya temaslarından Hariciye çok memnundur. Beklediklerinin de fevkinde bir netice elde edildiği kanâatindedirler. Herhalde adada iki ayrı cemaatin mevcudiyetini Rusya’nın kabul etmiş olması Birleşmiş Milletlerdeki müzakerelerde Rusya’nın tamamen Rum tezini desteklemesine bir mani teşkil edecektir. Neticede Birleşmiş Milletlerde 1958 kararına yakın bir karar çıkacağı beklenebilir. Yani, taraflar arasında sulh yolu ile bir hal çaresi bulunması hususunda bir tavsiye... O zamana kadar arabulucu raporunu da vermiş olabilir. Bunun ışığında müzakereler başlayabilir. Böylelikle Papaz yeni manevralarla işi uzatmak, bizi bıktırmak yollarına sapabilir. Bunun için bunlara şimdiden halkı hazırlamak lâzımdır. Geçecek zaman içinde halkın dayanabilmesi ve güveninin artması için Türkiye’den gelen maddi ve nakit yardımların aksamadan gönderilmesi icap eder. Bu konu, burada birçok sebeplerden gecikmektedir. Bu yüzden şehit ailelerine, kayıp ailelerine ve mücahitlere gereken yardımlar sağlanamıyor. Bu yardımların vaktinde yapılması için Doktordan İnönü’ye gayet nazik bir mektubun gönderilmesi yerinde olacaktır. Ben de ayni şekilde burada uğraşıyorum. Fakat bu konu ile ilgili olarak sizden gelecek raporların önemi büyüktür. Hele sefaretten de bu yolda bir rapor gönderebilirseniz çok iyi olur.

3. Buradaki Kız talebelerle ilgilenecek bir müfettişin bulunması şayanı arzudur. Bunun ya oradan gönderilecek yaşlı başlı olgun bir kadın baş öğretmen olması veyahut da burada tanıdığınız birisi varsa onun vazifelendirilmesi iyi olacak. Fakat kız ve erkek öğrencilerle ilgilenecek birisi isteniyorsa o zaman bir erkek de gönderilebilir. Bu konu ile ilgili olarak Maarif Müdürünün de fikrini aldıktan sonra bana düşündüklerinizi yazınız. Eğer oradan birisini göndermek imkânı yoksa o zaman maarif vekâletine yazılarak bu çocuklarla ilgilenecek birisinin tayinini isteyiniz. Fakat herhalde Kıbrıslı birisinin olması şayanı tercihtir.

4. Kıbrıs’ın Sesi Radyosu için buradan istenen İngilizce ve Rumca spikerleri bir an evvel gönderiniz. Bayrak radyosu için bu işi yapacak elamanları nasıl olmasa bulabilirsiniz fakat buradaki eksikliği dolduramıyorlar. İstenen elemanları göndermekte bazı tereddütler varmış. Bunları bertaraf ediniz ve talep edilen şahısları gönderiniz. Gecikmeleri aksi tesir yapmaktadır.

5. Göçmenlere ev inşası konusunun da ele alınmasını talep ediniz. Bu konu ile ilgili olarak kısa bir rapor gönderiniz: Kaç göçmene kaç ev isteniyor. Nerede yapılacaktır? Ne ile geçineceklerdir? Kaç odalı, kaç tip? Orada temin edilebilecek inşaat malzemesi nedir? Buradan istenilen nedir? Göçmen problemini ciddi bir şekilde ele aldığımızı halk hisseder ve anlarsa dayanma gücü o kadar daha artacaktır. Bunun üzerinde ısrarla durunuz.

6. Londra’dan külliyetli miktarda elbise ve potin gönderiliyor. Kasım ortasında Mersin’de olacak Oradan da Kıbrıs’a sevk imkânları aranacaktır. Şimdiden Birleşmiş Milletler nezdinde giyecek ve potin mevzuunda papazın çıkartmakta olduğu engellerin mantıksızlığını belirtecek propagandaya girişiniz.

7. Christmas ve Yeni Yıl geliyor. Şimdiden muhtelif organlar ve şahıslar kartlarını bastırsınlar ve posta vasıtası ile sevk için bize göndersinler. Bu kartlarda ölü resmi olmasın. Fakat aç, çıplak, evsiz kimsesiz kalmış insanların resimleri bulunsun. Birkaç satırlık yazı ile de durum ve dava anlatılsın. Bunların en erken bir zamanda hazırlanarak gönderilmesi şarttır. Vakit çok azalmıştır.

8. Burada Vurun Kahpeye filmi oynanmaktadır. Bu filmin Lefkoşa’da gösterilmesi şayanı arzudur. Bugünkü mücadelemizi çok iyi bir şekilde canlandırmaktadır. Filmin kesintisiz gösterilebilmesi için Kuriye çantası içinde gönderilmesi uygundur. Bunu sefaret vasıtası ile talep ediniz. Ben de buradan destekleyeceğim. Hasılatını da şehit ailelerine verirsiniz veyahut da bedava gösterirsiniz. Normal yoldan filim ya adaya sokulmayacak veyahut da çok kısıntı yapılacaktır.

9. Lütfen Kutlu adalıya rica ediniz. Yazıhaneden bana Bayraktar tahkikatı ile ilgili dosya ile Baf Çiftlikleri dosyasını göndersin. Bayraktar dosyasına Zekâ beyden temin edilecek tutanakların tamını da koyunuz. Baf Çiftlikleri dosyasında ise Dırvanaya Meclis adına yazdığımız birkaç da mektup olacak.

Selamlar.

Denktaş

Kaynakça
Kitap: Rauf Denktaş'ın Hatıraları(1964-1974), 1. Cilt(1964)
Yazar: Rauf R. Denktaş
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir