Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Denktaş'ın Hatıraları - 21-31 Ekim 1964

Burada Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Denktaş'ın Hatıraları - 21-31 Ekim 1964

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Tem 2012, 16:57

21 Ekim 1964

15 günden beri, General Thimayya, Özel Temsilci Bernardes’le Türk Cemaat temsilcileri arasında Lefkoşa-Girne Yolu ile ilgili olarak devam eden toplantılar sona erdi. Bu toplantılarda, Faruk Şahinbaş’da hazır bulunmuştur.
Toplantılarda ana hatları ile varılan görüş birliği bir tutanak halinde Genel Sekreter U Thant’a intikal ettirildi. Buna göre, U Thant konu ile ilgili nihai bir anlaşmanın çaresini araştıracaktır...

Başbakan Yardımcısı Kemal Satır’ın konu ile ilgili demeci:

"Türk polisleri Girne Yolunun asayişini temin için vazifelerine devam edeceklerdir. Türk polisleri bu vazifelerine yolun üzerindi değil, meskûn yerlerinde devam edeceklerdir."

Makarios hükümetinin, tahrip edilmiş Türk evlerinin tamiri konusunda açıklamaları devam ediyor:

"Türklerin tahrip edilmiş evlerini tamir edeceğiz. Evlere mobilyalar ve mutfak eşyaları da koyacağız"

"Türklerin köylerinden göç etmelerine sebep, Denktaş, Dr. Küçük ve İnönü’dür."

Elefteriya Gazetesinde yer alan uzun bir makale de ise, Makarios hükümetinin gerçek niyeti sırıtmaktadır:

"Öncelik, yıkılmış ve talan edilmiş Türk evlerinin tamirine verilmelidir. Bu bizim için POLİTİK bir davranıştır..."

Ahmet Zaim, "Kıbrıs Cumhuriyetinin Ankara Büyükelçisi oluyor.

AGON Gazetesindeki haber yorum oldukça dikkat çekici:


"Ahmet Zaim bugün Ada’dan ayrılarak Ankara’ya gidecek ve itimatnamesini Gürsel’e sunacaktır.

Türkiye Hükümeti, Zaim’in itimatnamesini sunmasını kabul ettiğine göre Makarios Hükümetini de "de facto" kabul etmiş oldu. Zira, eğer aksini iddia edecek olsaydı Kıbrıs Andlaşmalar gereğince Anayasa’nın 50 maddesine uygun olarak sabık Cumhurbaşkan Yardımcısı Küçük’ün de Elçi için rızasının alınmasını isteyecekti. Güvenilir çevreler bunları açıklamıştır. "
Londra’dan mektup var.

Söylentiler almış, yürümüş:

"Türk hükümeti, Denktaş’t müfrit bulmuş... mutedil liderler arıyormuş... Zekâ Beye Ankara’da liderlik teklif edilmiş..." Ayni söylentiler Fileleftheros gazetesinde de yer alıyor.

Bu söylentilerin kaynağı anlaşıldı.

Fileleftheros gazetesinin karşı propaganda amaçlı haberi:

"Türkiye, Kıbrıs’ta yeni liderler tayin etmek niyetindedir. Önceki günlerde Ankara’ya giden Mehmet Zekâ ile sabık Cumhurbaşkan Yardımcısının sabık Müsteşarı Müftüzade bu mevkilere layık görülmüşlerdir.

Denktaş ise, İstanbul’a gitmiş ve orada bazı Türk subaylarıyla teşriki mesai yapmıştır. Denktaş’ın esas amacı İnönü Hükümeti’ni devirmektir."

Rumlar’ın hayal güçleri çok engindir!

Arçoz’lu bir Türk’ün kayıp olduğu tespit edildi. Rumlar Girne bölgesinde büyük çapta askeri yığınak yapmaya başladılar.

Lefkoşa’ya gelen Türk yolcuların, Türk semtine girilmesine izin verilmedi.

Ortaköy ve Hamitköy’deki Türk mevzilerine ateş açıldı.

22 Ekim 1964

Özel temsilci Bernardes ile General Timayya’nın müşterek olarak yaptıkları anıklamada, Lefkoşa-Girne yolunun trafiğe açılması konusunda bütün faaliyetlerin tamamlandığı belirtildi.

U Thant ise, Güvenlik Konseyine sunduğu raporda, Lefkoşa-Girne yolunun açılması ve Değiştirme Birliği konularında ilgililerin anlaşmaya vardığını bildirdi.

Kıbrıs Türk Cemaati sözcüsünün açıklaması:

"Lefkoşa-Girne yolu bölgesinde ve bu yol boyunca bulunan köylerde nizam ve asayişin muhafazasından Türk polisi mesul olmakta devam edecektir. Lefkoşa-Girne yolunda trafiğin kontrolü ise Birleşmiş Milletler mesuliyeti altında bulunacaktır.

Yolun her iki tarafında bulunan mevzilerimiz geriye çekilmeyecektir. Türk Mücahitler yolu serbestçe kullanabilecekleri gibi, mevzileri de aynen muhafaza edilecektir."

Başbakan Yardımcısı Kemal Satır’ın açıklaması:

"U Thant’ın Özel Temsilcisi Bernardes bugün saat 11.00’da Lefkoşa-Girne yolu hakkındaki mutabakatımızı Lefkoşa’da açıklamıştır. Bilindiği gibi 3 Ekim’de yol konusunda anlaşmaya varılmıştı. Ancak Kıbrıs Türk Cemaati haklı olarak bir takım endişeler izhar etti.

3 Ekim’den bugüne kadar yapılan müzakereler sonucunda Cemaat liderleri, General Timayya ve Özel Temsilci Bernardes’le mutabakata vardılar. Bu müzakerelere sefaretimiz de iştirak etti.

Mutabakata göre, Lefkoşa-Girne Yolu, Birleşmiş Milletler kontrolü altında Lefkoşa ve Girne istikametlerinden günde ikişer defa hareket edecek konvoylarda sivil Rumlara açılmış olacaktır.

Türk Değiştirme Birliğinin Cumartesi sabahı Mağusa’ya gitmiş olacağını ümit ediyorum..."

Larnaka’da bir konuşma yapan Rum Çalışma Bakanı "Birleşmiş Milletlerin alacağı bir self determinasyon kararının Enosis’e giden bir vasıta olacağını" açıkladı.

Değiştirme Birliğinin arasına katılıp Kıbrıs’a dönebilme isteğim yine "tanınırsan skandal olur" gerekçesiyle reddedildi.
Arkadaşlardan haber geldi. "Muhakkak gel" diyorlar. Ne ile, nasıl?

İzmir’e gidiyorum...

23 Ekim 1964

İzmir...

Ada’ya gizlice çıkabilmem için gerekli olan motor konusunda bir haber gelmedi...

Arkadaşlarla temaslarım devam ediyor.

Ada’ya bir an önce dönmeliyim.

Ödemiş’li bir efe 25 kuruş mukabilinde Kıbrıs’la ilgili bir destan satıyor.

Satın almak için yanma yaklaşıyorum. Efe beni tanıyor. 'Yaşa, varol evladım. Papaz cezasız kalmayacak" diyor. Destanı’nin parasını vermek istiyorum. Almıyor.

25 kuruş mukabilinde bunlardan bol bol muhtelif çeşitleri almak mümkün. Enteresan olan destan bolluğu değil, bunları satın alıp, okuyan ve coşan temiz insanların bolluğudur.

Ödemişli Efe İstiklal savaşında bulunmuş birisi. Kıbrıs hadiseleri başlar başlamaz askeri mercilere müracaat etmiş, gönüllü olarak giderim demiş. Adını, adresini kaydetmişler, hiçbir haber çıkmamış. 'Yahu biz ne olduk? Nerede o Kuvva-yı Milliye ruhu?. Niye takalarla, kayıklarla gönüllüler Kıbrıs’a geçmedi?" diye soruyor.

Evet, niye?
9 aydır burada bir gönüllü ordusu kurmama izin verilmesi için uğraştım. Söyletmediler. Mahzurlarını sayıp döktüler. "İcap ederse millet ve hükümet olarak biz gerekeni yaparız" dediler.

Binlerce gönüllü kapımızı çalıp gitti. Kimse Kıbrıs’a gidecek yolu bulamadı...

Londra’da bulunan Genel Kurmay Başkanı Cevdet Sunay’a, Tür gazeteciler "Nato’dan çıkmamız ihtimali var mı? Kıbrıs kaybedilmiştir Türkiye için diyorlar, siz ne dersiniz" diye sordular. Sunay’ın cevabı:

Nato’dan çıkma diye bir şey yok. Bir sivrisinek için böyle bir şey düşünülmez.

"Kıbrıs meselesinin sonu ne olacak" sorusuna da "Bu kadar keramet sahibi değilim " cevabını vermiş.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın kuruluş yıldönümü...Dünyanın her tarafında kutlama hazırlıkları yapılıyor...

Bernardes’in hazırlıklarını tamamlanmasına fırsat verilmesi için Değiştirme Birliğinin Ada’ya gidişi tehir edildi. Türk Değiştirme Birliği, savaş gemileri ve uçakların himayesinde Pazartesi günü Kıbrıs’ta olacaktır.

24 Ekim 1964

Geçitkale köyü mücahitlerinden birisi tarafından kaleme alman ve aynı köyde teksir makinesiyle çıkarılan "MÜCAHİT" gazetesinde yayınlanan şiirden bazı bölümler:


"Devletin desteğiyle ikmali tahsil eden,

Fakat vatan hizmetini ret ile firar eden,

Kıbrıs’a dönünce de milliyetçi kesilen,

Riyakârın sahtekârın, yalancının biridir.

Bil bakalım bu kimdir?

Okulların idaresi cemaate geçerken,

Ben kasaba okulunu millete vermem diyen,

Şimdi ise Cemaate bunu bir hizmet bilen.

Milliyetçi geçinse de zır delinin biridir.

Bil bakalım bu kimdir?

Salonlarda papazların ellerijıi öpüyor Ve onların teşvikiyle liderlere sövüyor,

Utanmadan İnönü’ye nasihatlar veriyor.

Hak ve haddini bilmez cüretkârın biridir.

Bil bakalım bu kimdir?"

Dr. İhsan Ali’yi bilmeyecek olan mı var?...

25 Ekim 1964

Bir süre önce Moskova’da, Komünist Gençlik Kongresince alman karara uygun olarak 24 Ekim tarihi "Kıbrıs’a bağlılık günü" olarak ilan edilmişti.

"Kıbrıs’a bağlılık günü " münasebetiyle, Lefkoşa’da düzenlenen toplantıda konuşan Kliridis, "bağlılığın" ve "hedeflerinin" neler olduğunu ortaya koydu:

"Kıbrıs halkına kendi mukadderatını tayin hakkı tanınırsa ve bunun için de hiçbiri şart ileri sürülmezse, Kıbrıs Rumlar’ının ENOSİS’i tercih edeceğine hiç şüphem yoktur. Buna samimî olarak inanıyorum."

Londra Radyosu’nun verdiği bir haberde Atina’da toplanan Rum-Yunan Bakanlar, Enosis plânları hazırlamakta ve ilhakın ortaya koyacağı güçlükleri tartışmaktadırlar.

Yunan elçisi Seandrakis ise Liapedri Rum köyünde Enosis naraları atmaktadır:

"Ne Kıbrıs Rumları ve ne de Yunanistan Enosis yolundan vazgeçmeyecektir."

Girne’deki ilkokul bahçesindeki Türk bayrağı Rumlar tarafından çalınmış bayrak direği ise kırılmıştır. Türk evlerine de fasılalarla ateş açılmaktadır.
Yunan Savunma Bakanı Garufalyas Ada’ya gelmiş...

Basın mensuplarına verdiği demeç:

"...Kıbrıs’ın ilhak edilmesine karşı koyan tek engel Türkler kalmıştır. Türklerin makûl olmayan tutumu ve talepleri.

Lâkin eninde sonunda Enosis olacaktır. Papandreu’nun rüyası gerçekleşecektir."

26 Ekim 1964

Türk Değiştirme Birliği Mağusa limanında.

Mağusa’da bir bayram sevinci yaşanıyor.

Her yer bayraklarla süslenmiş. Kale burçlarım dolduran binlerce Türk sevgi gösterilerinde bulunuyor...

Yüreğim, Değiştirme Birliği ile Kıbrıs’ta...

Bedenim ise burada.

Değiştirme Birliğinin Ada’ya vasıl olması ile birlikte Lefkoşa - Girne yolu trafiğe açıldı. İlk Rum konvoyu saat 09:30’da Girne yolundan geçti...
Sinağermos gazetesi, 28 Ekim OHİ günü münasebetiyle düzenlenecek törenlerde Rum ve Yunan askerlerinin Enosis yemini yapacaklarını bildiriyor.

Enosis andı:

"Yemin ederiz ki adayı Yunanistan’a birleştirme mücadelesinde korkusuz ve mağrur bir şekilde her türlü fedakârlığı hiçe sayarak devam edeceğiz. Korkmayacak ve hiçbir kuvvet karşısında gerilemeyeceğiz. Enosis’in gerçekleşeceği o kutsal güne kadar silahlarımızı bırakmayacağız."

27 Ekim 1964

Selanik ve Lefkoşa’dan "Enosis" naraları yükseliyor.

Yunan Başbakanı Papandreu, Selanik’te düzenlenen OHİ törenlerinde "Kıbrıs Büyük İskender’in rüyalarının gerçekleştirilmesi için bir sıçrama tahtası olmalıdır" derken, Makarios Yunan Savunma Bakam Garufalyas onuruna verdiği yemekte şöyle konuşmaktadır:

'Yunanistan Kıbrıs, Kıbrıs Yunanistan olmuştur. Katiyetle inanıyorum ki Kıbrıs’ın Yunanistan’la birleşmesi ile ilgili Pan-Elen mücadelesi kısa bir zamanda zaferle sonuçlanacak ve bu zafer Yunan ihtişamına ve parlaklığına yeni bir başlangıç teşkil edecektir."

Bir tarafta "Türk-Yunan dostluğu" için mücadele verdiğini savunan Papandreu, diğer tarafta ise "bağımsız bir devletin Cumhurbaşkanı" olduğunu savunan ve Enosis isteyen Makarios...

28 Ekim 1964

Yarın 29 Ekim. Cumhuriyet Bayramı. Türkiye Cumhuriyeti’nin 41. yıl dönümü.

Başbakan İsmet İnönü’ye kutlama mesajım:

Ankara, 28 Ekim 1964

"Sayın İsmet İnönü

Başbakan Ankara


Büyük milletimizin Cumhuriyet Bayramı’nı kutlar, Kıbrıs davasının hallinde yorulmak bilmeyen çalışmalarınız ve dünyayı hayran bırakan sabrınız sayesinde şerefli bir neticenin er geç temin edileceğine, icap ettiği taktirde Türk Milletinin son fedakârlığı da göze alacağına olan inancımı teyit eder, sıhhat ve başarılar dilerim.

Rauf Denktaş

Rumlar’ın, Lefkoşa’daki OHİ kutlamaları tam bir Enosis gösterisine dönüştü.

Her yer Yunan bayrakları ile süslendi.

Askeri, zırhlı araçlar, tanklar, uçaksavarlar, havan toplan, bazukalar, browning silahları, şeritli A6 ve A4 silahları ve hafif uçakların katıldığı bir resmi geçit.

Binlerce asker, tonlarca silah.

Diğer taraftan ise, ahşap evlerde, çadırlarda hayvanların bile barınamayacağı ahırlarda, yarı tok yarı aç yaşayan Türkler.

Özel Temsilci Bernardes, Hamitköy ve Fota köyündeki Türk göçmenleri ziyaret ediyor.

Bernardes; "Bugünkü bütün yiyecekleri bu tencerede görülen nohut mu?", "Bütün bu insanlar bu çadırda mı kalıyor?", "Burada mı yatarlar?" diye soruyor.

Evet Bernardes, evet...

Bernardes "çok kötü, çok" diyor.

Bütün söylenen yalnızca bir cümle; "çok kötü çok"

Ve Limasol Limanına demirleyen Hermes isimli Yunan gemisinden sandıklar dolusu, askeri malzeme ve silah çıkarılıyor...

29 Ekim 1964

Bugün, Cumhuriyet Bayramı...


Anavatan ve Yavruvatan’da büyük törenlerle kutlanıyor.

Girne kapısında mahşeri bir kalabalık, tarihi bir gün yaşanıyor.

Mehmetçikler ve Mücahitler kol kola, omuz omuza geçiyorlar.

Büyük bir coşku, büyük bir heyecan, büyük Oir iman, büyük bir direnme azmi var.

Aylardan beri Beşparmak dağlarında, Kıbrıs. Türk’ünün namus ve şerefi uğrunda savaşmakta olan "BOZKURT" Birliğinin komandoları geçiyor.

Polislerimiz, kız ve erkek öğrencilerimiz geçiyor...

Çok uzaklardan selam sana Mücahit, selam sana Mehmetçik.

Selam olsun sana Kahraman Kıbrıs Türkü...

30 Ekim 1964

Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin, Sovyetler Birliğinin davetlisi olarak Moskova’ya gitti. Erkin’e Genel Sekreteri Halûk Bayülken , İktisadi İşler Yardımcısı Kâmuran Görün ve Sovyet İşleri Birinci Daire Müdürü Pertev Subaşı refakat ediyor.

Erkin, hareketinden önce basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Papandreu’nun son demeci hakkında sorulan bir soruya karşılık şunları söyledi:

"Papandreu Kıbrıs meselesini dar bir Yunan milliyetçiliği çerçevesinden mütalaa edeceğine, Türkiye ile Yunanistan arasında bir bağ olmasını temenni etsin."

Kıbrıs konusunun Birleşmiş Milletlere intikali ile durumun ne olacağı sorusunu ise söyle cevaplandırır:

"Biz şikâyete vaziyet ediyoruz. Fakat Federasyon yapın, yahut ENOSİS yapın, yahut "partition" yapın... Bunları B.M. karar altına alamaz."

Erkin’in Moskova havaalanında söyledikleri:

"Atatürk’ün belirttiği üzere bizim ana politikamız, ‘Yurtta sulh, cihanda sulhtur. Sovyetler Birliği ile münasebetlerimizin bu prensibe dayanmasını istiyoruz. En büyük arzum, memleketlerimiz arasındaki münasebetlerin gerçek esasına göre gelişmesi üzerindedir."

Amerika’da 3 Kasım’da Başkanlık seçimleri yapılacaktır. Devam etmekte olan seçim kampanyalarında, Türk-Sovyet münasebetlerinin geliştirilmesi için başlatılan müzakerelerden duyulan rahatsızlık dile getirilmektir. Başkan adayı senatör Barry Goldwater bu konuda Johnson’a saldırmakta ve şöyle demektedir:

"Türkiye, 25 yıldan beri ilk defa olarak ticari ve kültürel münasebetlerini geliştirmek için Moskova’ya bir heyet gönderiyor. Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’nın Doğu Kanadının bekçisi olan Türkiye, bizim geleneksel ve sadık müttefikimiz, Komünist emperyalizminin ise geleneksel can düşmanıdır.

NATO ittifakının bu büyük dayanağı ve Hür dünyanın bu büyük müttefiki, şimdi Sovyetler Birliği ile bir yakınlaşmanın zamanı geldiği kanaatindedir. İddia ediyorum ki, Lyndon B. Johnson’un devlet gemisindeki kararsız eli, bize bir müttefiki ve soğuk savaşın büyük bir safhasını kaybetmiştir."

Tüm ikaz ve uyarılarımız sonuç vermedi.

Makarios Hükümeti’nin Ankara nezdindeki yeni büyükelçisi olarak atanan Ahmet Zaim, bugün Ankara’ya geldi...

31 Ekim 1964

Ahmet Zaim’in elinde Makarios’un Gürsel Paşa’ya yazdığı itimatname mektubu.

Makarios, Gürsel Paşa’ya "sana iyi şekilde hizmet edebilecek bir sefirimiz olan Ahmet Zaim’i gönderiyorum. Onun size namıma söyleyeceklerini benim kendimin söylemiş olduğu gibi telaki etmenizi rica ederim" diyor.

Hay Allah...

Ağlamak mı lâzım, gülmek mi?

Bilemiyorum...

Sovyetler Birliği’nin, Rumlara verdiği 4 torpido Kıbrıs’a vasıl olmuş...

Deleftea Ora gazetesi, Sovyetlerden alman silahlar arasında ağır tanklar ve elektronik donanımlı uçaksavar silahlarının da bulunduğunu haber veriyor.

Kaynakça
Kitap: Rauf Denktaş'ın Hatıraları(1964-1974), 1. Cilt(1964)
Yazar: Rauf R. Denktaş
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron