Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Denktaş'ın Hatıraları - 1-10 Mayıs 1964

Burada Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Denktaş'ın Hatıraları - 1-10 Mayıs 1964

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Tem 2012, 12:59

1 MAYIS 1964

Kıbrıs Türkü’nün can ve mal emniyeti yoktur.

Türk mallarının yıkılıp, yakılıp yağma edilmesi, Türklerin öldürülmesi ve yollardan kaçırılması devam etmektedir.

Yayla köyünden Lefkoşa’ya gelebilmek için ayrılan Cafer Süleyman ile kardeşi Mehmet Süleyman, Rumlar tarafından kaçırılmışlardır.

Bu iki kardeşin akıbetinin ne olduğunu bilmiyoruz...

2 MAYIS 1964

Trahona bölgesi ve İplik Fabrikasından Türk mahallelerine ateş açılır.

Zayiat yok ...

Gaziveren köyüne Rumlar tarafından bir paket bırakılır.

Kalleşçe bir tuzaktır bu.

Gaziveren’li Türkler paketi açmaya çalıştıkları sırada, paket infilak eder. 5 Türk ağır şekilde yaralanır.

3 MAYIS 1964

Girne dağlarından, Ağndağ, Kırnı ve Bileli© köylerine yoğun bir şekilde ateş açılır.

Ateş yağmuru devam ederken, Rumlar, Türk köylerine sızmaya çalışırlar. Mücahitlerimizin direnişi sonucu Rumlar geri çekilirler.

Baf Alevkayası’nda, köy civarında odun kesmekte olan Salih Ali isimli soydaşımız, Rumların silahlı saldırısı sonucu yaralanır.

Birleşmiş Milletler askerlerine karşı da saldırılar sürmektedir;

Rumlar’ın, B.M. askerlerine attıkları bir el bombasından iki İngiliz askeri yaralanır.

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta faaliyete geçtiği ilk günlerde Makarios Yönetimi bu askerlere "Siz Kıbrıs’a hükümete Türk isyanını bastırmak için yardıma geldiniz; göreviniz normal düzeni idame etmektir; isyan devam ederken normal düzen idame edilemez" baskısını yapmaktadır. Türk liderliği ise, haklı olarak, "göreviniz bize karşı girişilen saldırıyı durdurmak ve barış için temaslara zemin hazırlamak; Makarios’un bozduğu normal düzeni yeniden oluşturmak için bize yardımcı olmaktır" der.

Rumlar, gasp ettikleri "hükümet" otoritesini Birleşmiş Milletlere bir baskı aracı olarak kullanmaktadırlar. Ekonomik durumları, sosyal yaşantıları da Avrupa’dan gelen askerleri derhal kucaklarına alabilecek olanaklar sağlamaktadır. Buna rağmen ve Hristiyan-Müslüman sloganlarının da aleyhimize kullanılmış olmasına rağmen B.M. askerlerinin çoğu Hristiyan bir liderin küçük bir topluma karşı giriştiği imha politikasını kavramakta gecikmezler!...

Birçok küçük jestlerle kalplerinin bizden yana olduğunu gösterirler. Bir Kanadalı askerin günlerce açlığa mahkûm edilmiş Türk bölgesinde görev yaparken cebinden çıkardığı şekerlemeleri, çikolataları yüzleri sararmış, korku içinde yaşayan buna rağmen kendilerine güler yüzle el sallayan küçük çocuklara vermesi bunun bir ifadesidir. Tabiatıyla, aksi de varit olacak ve özellikle üst kademedeki bazı kişiler Rumların avcunun içine girerek onlara hizmeti bir insanlık görevine tercih edeceklerdir.

Fakat, Rumların B.M. askerlerini etkilemek için başka yöntemleri de vardır; Tedhiş...

Rum’a hizmet etmeyen "düşman"dır!...

Bu tedhiş kampanyası etkisini göstermiştir de.

İşte bugün, Birleşmiş Milletlere savrulan bir el bombası "kimler tarafından atıldığı belli değil" sözleri ile geçiştiriliyor ve hemen hemen her olayda, dengeli ve tarafsız görünülecek diye, olayların gerçek yüzünü perdeleyerek takdim etmek, Rumları ve özellikle "hükümet" maskesini takmış olanları teşhirden kaçınmak bu etkilerin bir tezahürüdür.

5 MAYIS 1964

Başbakan İsmet İnönü’nün beyanatı:


"Kıbrıs’taki soydaşlarımızın haklı davasının şerefli bir neticeye ulaşabilmesini sağlamak yolunda, hükümetimiz azimli ve kararlıdır..."

Başbakan İnönü’ye teşekkür mesajım:

Ankara, 5 Mayıs 1964


Sayın İsmet İnönü

Başbakan, Ankara

Kıbrıs’ta haklı davamızın şerefli bir neticeye ulaşabilmesini sağlamak yolunda Anavatan hükümetinin azim ve kararını açıklayan beyanatınız dört aydan beri Türk haklarını, milli şeref ve haysiyetimizi canları pahasına kahramanca koruyan mücahitlerimize ve onların yanıbaşında her türlü zülüm ve mahrumiyete göz kırpmadan göğüs germiş olan Kıbrıs Türkü’ne yeni bir iman ve kuvvet verecek, Türkü ezmek isteyenleri derinden derine düşündürecektir.

Milli şerefimizle, Anayasal haklarımızla, hayat ve varlığımızla oynayanların karşısında mücadele ne kadar uzun sürerse sürsün kahraman ve cefakâr Kıbrıs Türkü sonuna kadar direnecek ve haklarını koruyacaktır. Her geçen günle haklarımızın tamamen teminat altına alınacağı, mutlu günlere yaklaşmakta olduğumuzu görmekteyiz. Kalbi bizimle çarpan ulu Türk milletine ve devletine şahsınızda teşekkür eder minnetlerimizi sunarız.

Rauf Denktaş Türk Cemaat Meclisi Başkanı

Lefkoşa’dan gelen haberler:


Rumlar, Dikomo bölgesinden yeniden Türk köylerine saldırıya başladı.

Bilelle köylerinden Hüseyin Kara Mehmet, bacaklarından vurularak yaralandı.

Mehmet Yusuf isimli öğretmen soydaşımız, Beyköy’den Lefkoşa’ya gelirken, Değirmenlik köyünde Rumlar tarafından vurularak yaralanır.

Yeşilırmak-Lefkoşa arasından Lefke’li Hüseyin Foko, Rumlar tarafından kaçırılır.

6 MAYIS 1964

Royter Haberler Ajansı’nın haberi:


Limasol ve Baf’ı ziyaret eden Makarios; "cesaret ve fedakârlıkla mücehhez olarak nihai zafere ulaşıncaya kadar savaşacağız" dedi.

Hangi nihai zafer?

Türklerin yok edilmesi ve Enosis...

Ve Mağusa’da bir Türk, Rumlar tarafından vurularak öldürülür.

Küçük Kaymaklı’nın Kuzeyindeki, Belediye evleri civarında, yeni mevziler inşa ediliyor...
Cumhurbaşkan Muavini, Dr. Küçük, arabulucu Tuomrja ile görüşür.

6 MAYIS TARİHİNDE CUMHURBAŞKAN MUAVİNİ DR. KÜÇÜK'LE ARABULUCU TUOMIOJA'NIN GÖRÜŞMESİ HAKKINDA TUTANAK:

Hazır: Osman Örek, Fazıl Plümer, Niyazi Manyera, Cemal Müftüzade, Ümit Süleyman.

Arabulucu Yunanistan’la İngiltere’ye yaptığı ziyaretten sonra intihalarını Dr. Küçük’e bildirmek istediğini söyleyerek, özeti aşağıda verilen beyanda bulunmuştur:

(a) Yunanistan Devlet ricaline göre Kıbrıs Yunanistan'ın başına belâ kesilmiştir. Kıbrıs adası batsa memnun olacaktır. Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı istenmemektedir. Kıbrıs Türk halkının İstanbul’daki Rumlarla değiştirilmesine veya Yunan topraklarına, meselâ Rodos adasına nakledilmelerine rızası yoktur. Kıbrıs’ın tam hükümran ve toprak bütünlüğüne sahip bir müstakil devlet olarak kalması şarttır ve bunu Yunanistan desteklemektedir. Fakat tarafların anlaşarak bulacakları bir hâl çaresine de itirazı yoktur.
(b) İngiliz hükümetinin Kıbrıs hakkında bir kararı yoktur. İngilizler sulh içinde ilgili taraflarca varılacak herhangi bir anlaşmayı kabule amadedirler. Yalnız bu anlaşmanın her tarafça kabulü şarttır.

Arabulucu bunları izah ettikten sonra görevinin çok zorlaşmış olduğunu, çünkü tarafların müzakere edebilmesi için hiçbir müşterek zemin olmadığını, hali hazırda müşterek bir toplantı yapılmasında bir faide görmediğini ve bu yüzden kendisinin Kıbrıs’ta yapacak birşeyi hemen hemen kalmamış olduğunu söyleyerek, önümüzdeki birkaç hafta içerisinde bir anlaşma zemini bulunmayacak olursa New-York’a giderek raporunu hazırlayıp U Thant’a takdim etmekten başka elinden birşey gelmediğini açıkladı. Türk tarafının tekliflerini kendine yazılı olarak verdiğini, Rumlar ise henüz yazılı olarak bir teklif vermemişlerse de Türk tarafının federasyon teklifini hiçbir surette kabul etmeyeceklerini bildirmiş olduklarını söyledi. Kendine verilen vazife ve salâhiyetlerine göre kendisinin mecburi nüfus değişimini tavsiye edemeyeceğini çünkü böyle bir tavsiyenin

Birleşmiş Milletler prensiplerine ve insan haklarına mugayir olacağını izah etti. Bu durum karşısında coğrafi ayrılığı esas tutan bir hâl çaresinin tarafların anlaşması ile olmadığı takdirde yerine getirilmesine imkân olmayacağına göre Türk tarafının kendi tezlerinden gayri neyi kabul edebileceklerini sordu. Her iki tarafın istediği kabul edilemeyeceğine göre eski Anayasaya avdet durumu hasıl olacağını, halbuki anladığına göre bunu her iki taraf da istememektedir. Bu hakikat karşısında üçüncü bir hâl çaresinin kabulü gerekmektedir. Bu üçüncü hâl çaresinde Türklerin nüfusun beşte biri olarak ne gibi teminat ve yeni Anayasa altında ne gibi haklar isteyeceklerini bilmekle faydalanacağını söyledi. Bu hususta yazılı olarak bazı sorular göndereceğini ve bunlara Türk tarafının cevap verip vermemekte serbest olduğunu da söyledi.

Türkiye’nin de federasyon teklifinde bulunduğunu ve Kıbrıs hakkında büyük endişeleri olduğunu, Kıbrıs üzerinde muahede altında sahip oldukları hiçbir haktan vazgeçmemeğe kararlı olduklarını, Kıbrıs’ın coğrafî mevkii dolayısıyla askerî ve stratejik bakımlardan Türkiye’ce çok önemli olduğunu belirttiklerini ve Kıbrıs’ta Türk askeri bulundurma hakkından katiyetle vazgeçilemeyeceğini anlattı.

Arabulucuya aşağıdaki hususat gayet kesin bir lisanla mufassal olarak anlatılmıştır:

(a) Türklerin azınlık olarak ne teminat istediklerini sormak, peşin hükümlerden hareket ederek Kıbrıs’ta ayrı hüviyete ve Beynelmilel sahada da tanınmış olan bir hukukî şahsiyete sahip olan Türk Cemaatını azınlık durumuna ifrağ etmek demek olacaktır.
(b) Başka bir çare bulununcaya kadar şimdiki halde Rumlar tarafından çiğnenen Anayasaya ve anlaşmalara Türkler bağlıdırlar.
(c) Türklerin konfederasyon teklifi yapabilecekleri en büyük tavizdir. Bundan öteye gitme ihtimalleri yoktur.
(d) Londra ve Zürih Anlaşmaları aslında bir federasyon olup bu federasyona şimdi bir coğrafî mesnet verilmesi elzem olmuştur.
(e) Cumhuriyetin başlangıcından beri Rumların bir taraflı olarak ortaklığı bozmağa çalışmaları ve en sonunda ortakları olan Türkleri silâh zoruyla kendi esaretleri altına almaları ne Birleşmiş Milletler ruhuna ve ne de insanlığa uygundur.
(f) Kıbrıs’ın hükümranlığını Türklerle Rumlar paylaşmakta idiler. Türkler bu hükümranlık ve kendi kendilerini idare haklarından feragat etme niyetinde değillerdir. • '
(g) Türklere karşı yapılan katliâm teşebbüsleri ve diğer mezalim Türklerle Rumların bundan böyle bir arada yaşamasına imkân olamayacağını ispat etmiştir. Teklif edilecek herhangi bir garanti Türkleri Rumların insafına bırakmak olacağından şayanı kabul değildir. Türkler Rumların insafına kalmaktansa ölümü tercih etmektedirler. Hür dünya milletleri Türkleri bütün yapılanlardan sonra gene Rumların insafına bırakmak isteyecekse Kıbrıs’taki Türklerin hepsinin cesetleri üzerine yeni bir Rum cumhuriyeti kurmağa serbest olacaklardır ve insanlık tarihinde de yüz karası olacaktır.
(h) Türklerin tezi açıktır. Rum barbarlarla be tekrar bir arada yaşama imkânı yoktur. Arabulucunun bu hakikati göz önünde tutarak ona göre bir hâl çaresi tavsiye etmesi rica olunur.
(i) Kıbrıs Türk halkı Kıbrıs’tan zorla hicret ettirilmelerine taraftar değildir. Vatanları olan bu toprakta ya mukadderatları kendi ellerinde olarak hür ve şerefli insanlar gibi yaşayacak veya da öleceklerdir. Zira Rumlarla birlikte yaşamağa mecbur olacakları herhangi bir idare Türkleri topyekûn idama mahkûm etmek demektir.

(j) Ayrılığı mesnet tutmayan herhangi bir' teklif hakkında Arabulucunun Türklerden müsbet etki beklemesi beyhudedir.

Toplantı takriben bir saat bir çeyrek sürmüştür ve neticede Arabulucu ümitsiz olarak ayrılmıştır.

Lefkoşa 6 Mayıs 1964.

7 MAYIS 1964


Yunanistan’ın aldatmaca siyasetini görünce endişem daha da arttı. "Kıbrıs başımıza beladır... Kıbrıs adası batsa memnun olacığız" vs... Bunu arabulucuya söyleyen Yunanistan’ın hükümet ricali, bu arada Kıbrıs’a gizli yollardan asker ve silah göndermektedir. Türkiye katliamın durdurulması için Garanti Anlaşmasındaki haklarından bahsettiğinde de Yunanistan "askeri müdahale olamaz" diye dünyayı ayağa kaldırmaktadır. Yalan ile, yalancı ile uğraşmak çok zor. Namuslu olsalar, ciddi olsalar ve dünyaya "bi2 Enosis istiyoruz" deseler işimiz daha kolay olacaktır. Hiç olmazsa dünya ne için mücadele ettiğimizi anlayabilecektir. Kafesteki aslan gibi evin içinde dolaşıp duruyorum. Komşular bile gece yarılarına kadar odamdan gelen daktilo seslerinden rahatsız oluyorlar. Ancak "Kıbrıs için yazıyor" diyerek sineye çekiyorlar.

Geldiğimizde eş ve dosttan aldığımız möbleleri iade ederek yerine yenilerini almaya başlıyoruz. Eşimi hiç olmazsa bunlarla meşgul ediyorum. Taksitle iki halı almış. "Kıbrıs’a giderken götürebiliriz herhalde" diyor. "Herhalde inşallah" diyorum. Ankara’da Türk bayrağı altındayım. Sürgündeyim demeye dilim varmıyor. Ancak ateş içinde yananların yanma dönemiyorum. Yollar kapalı. Sürgündeyim işte!

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Johnson’un, "Kıbrıs buhranı" ile ilgili devletler nezdinde bilgi edinmekle görevlendirdiği Senatör Fulbright, Ankara’da....

Amerikan Senatosu Dış Münasebetler Komisyonu Başkanı Senatör Fulbright, Başbakan İnönü, Dışişleri Bakanı Feridun Cemal Erkin ve Cumhuriyet Senatosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Ankara Senatörü Hıfzı Oğuz Bekata ile temaslarda bulunacak.

Türk basınında yer alan haberler:

Kıbrıs Meselesi Salı Gün NATO Bakanlar konseyinde Ele Alınacak

YUNAN HÜKÜMETİ KIBRIS KONUSUNUN LAHEY'DE MÜZAKERE EDİLMESİNE TARAFTAR DEĞİL

NATO Bakanlar Konseyi önümüzdeki Salı günü Lahey’de toplanacaktır. NATO Bakanlar Konseyinin bu toplantısında ilk defa olarak üye devletlerin Savunma Bakanları hazır bulunmayacaklardır. Savunma Bakanları muhtemelen Haziran veya Temmuz ayında ayrı bir toplantı yapacaklardır. Salı günü başlayıp üç gün devam edecek olan bu toplantıda Kıbrıs problemi de müzakere edilecektir.

STİKKER’İN ZİYARETİ

Hatırlanacağı gibi NATO Genel Sekreteri Dirk Stikker bir süre önce Atina ve Ankara’yı ziyaret ederek fikir teatisinde bulunmuş ve Başbakan İsmet İnönü, gazetecilerle yaptığı bir konuşma esnasında Kıbrıs probleminin NATO Bakanlar Konseyinde görüşüleceğini açıklamıştı.

ETRAFLI MÜZAKERE


Yunan hükümeti Kıbrıs probleminin NATO tarafından ele alınmasına muhalefet etmektedir. Böyle olmakla beraber, Türk Yunan Münasebetlerindeki kötüleşme ve dolayısıyla Kıbrıs Meselesi NATO’nun güney - doğu kanadını tehdit etmekte olduğu cihetle NATO Bakanlar Konseyi toplantısında bu meselenin etraflıca müzakere edileceği bildirilmektedir.

Bilindiği gibi NATO Daimi Konseyi, Türkiye Hükümetinin talebi üzerine geçenlerde bir toplantı yaparak bu konuyu ele almıştı.

Grivas, Yunan Genel Kurmayı’nda düzenlenen bir toplantıya katılırken, Kıbrıs’ta Türk bölgelerine saldırılar devam etmektedir.

Ahmet Mehmet Kara Mono isimli soydaşımız Lefkonuk ovasındaki ekinlerini görmeğe giderken Rumlar tarafından kaçırılır. Yılmazköy’deki Türk ekinlerini Rumlar biçmeye başladılar.

St. Hilarion bölgesi ve Akıncılar köyüne saldırıldı. Saldırılar mücahitler tarafından püskürtülür.

8 MAYIS 1964

Cumhuriyet Senatosu Dışişleri Komisyonu Başkanı Ankara Senatörü Hıfzı Oğuz Bekata’nın, Amerikan Senatosu Dış Münasebetler Komisyonu Başkanı William Fulbright’la, dün yapmış olduğu görüşme, bugün sabah basına açıklandı.
Anadolu Ajansı, Bekata’nın, Kıbrıs konusu ile ilgili olarak Fulbright’a şunları söylediğini kaydediyor:

"Size milli bir gerçeği duyurmakta ciddi fayda görmekteyim. İmkân olsa ve 30 milyon Türk’le konuşsanız ve bu sahadaki bütün düşüncelerimizi toplasanız varacağınız sonucu ben size ifade edeyim.. Türk Milletinin ve devletinin izzet-i nefsini küçük düşürecek hiç bir hal tarzı bizim için makbul olamaz.

Sizin için dün Küba ne mana taşıdıysa bizim için de Kıbrıs ayni önemi taşır hale gelmiştir. Türkiye bir hukuk devleti olmasının bütün icaplarına sadık ve ahitlerine vefalı olmakta ciddi bir itina gösterirken, Kıbrıs’ta cereyan eden olaylarla hak, hukuk ve antlaşmaların çiğnenmesine hazin ve ibret verici cinayetlere hür dünyanın kayıtsız kalamayacağına henüz inanmakta devam ediyoruz. Kabul etmelisiniz ki, Birleşmiş Milletler, NATO ve bizzat Amerika’lı soydaşlarımız, Kıbrıs olayı karşısındaki tutumları ile bir imtihan vermektedirler. Bu imtihanın sonucu, Birleşmiş Milletler idealine, insan hak ve hürriyetlerine samimiyetle bel bağlamış ve bu uğurda kanını ve canını feda etmekten çekinmemiş Türk halkı üzerinde son derece olumlu tesirler yapacaktır. Ümit etmek istiyoruz ki, 30 milyon Türkün ve onun gerçek mümessili Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu müşterek düşüncelerini böylece anlayacak ve anlatacaksınız. "

Senatör Fulbright, önümüzdeki günlerde NATO Bakanlarının toplanacağı Lahey’de hazır bulunmak üzere bugün sabahın erken saatlerinde Ankara’dan ayrıldı.

Anadolu Ajansı’nın bir diğer haberi; Kore gazileri madalyalarını Amerika’ya iade etmeye başladılar:

"Kunuri Savaşında 14 yara aldıktan sonra Başkan Truman tarafından Amerika’ya davet edilen makineli tüfek nişancı erlerinden Hacı Altıner kendisine verilen "Silver Star, ‘ÜsTün Birlik, ‘Birleşmiş Milletler Hizmet Madalyası, ‘Kore Reisicumhurunun liyakat madalyası, ‘New - York şehrinin Legion d’Honor madalyasını, ‘Cincinatti şehrinin altın anahtarını, ve Amerikanın muhtelif şehirlerinde kendisine verilen fahri tuğgenerallik rütbelerini sahiplerine iade etmiştir.

Hacı Altıner bu konuda şunları söylemiştir: "İnsan hakları uğrunda Kore’de müttefiklerimizle omuz omuza birbirimiz için can verdik, kan verdik. İcap ettiği yerde aynı şeyi yapmakta vaatli olan Birleşmiş Milletlerin vaadini tutmadığını görüyorum. Kıbrıs olaylarına Birleşmiş Milletlerin göz yummasından üzüntüm çok büyüktür. Kunuri savaşlarında yanıbaşımda çarpışan Amerikalı albay Cambynin bizlere yaptığı konuşmaların aldatıcı olduğuna işaret ederken Vovan vadisinde hayatının tarafımdan kurtarıldığını hatırlatmak isterim. Kızıl Çinlerin akınım 13 saat durdurup panik halinde Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin yeniden cephe almasını sağlayan Kore Türk tugayının temsilcisi tek askerim. İcab ederse Kıbrıs’ta da bu durumumu muhafazaya hazırım.,,

Lefkoşa’dan gelen haberler:

"İhsan Ali, Başımızın Tacı Denktaş’a Dil Uzatma"


Dr. İhsan Ali’nin tutumu, Cihangir’de düzenlenen bir mitingle protesto.edilmiş. Öğleden sonra saat 3.00 de tertiplenen mitinge, civar Türk köylerinden gelen halk da dahil 3000’i aşkın büyük bir kalabalık katıldı.

Mitingdeki konuşmacılar, liderlere ve Anavatan’a Kıbrıs Türkü’nün bağlılıklarını yeniden teyid ederken, Dr. İhsan Ali’ye, Türk liderlere dil uzatmamasını ihtar ederken, kendisinin Kıbrıs Türk’ü adına asla söz söyleyemeyeceğini hatırlatmışlardır.

Parolalar haykırarak Dr. İhsan Ali’nin tutum, beyanat ve sözlerini protesto eden Türk köylülerinin ellerindeki yaftalarda "İhsan Ali,' başımızın tacı Denktaş’a dil uzatma" ve "liderlerimize itimadımız tamdır" ibareleri okunmaktadır.
Rumlar yeniden Akıncılar’a saldırmışlar. Saldırı esnasında Haşan Derviş yaralanır.

Kurutepe’de, Rumlar iki Türkü, silahlı saldırı sonucu yaraladılar.

Bir Yunan uçağı Lefke-Erenköy bölgesi üzerine uçtu.

Rumlar, Mısır’dan ağır silahlar getirmeye devam ediyorlar.

9 MAYIS 1964

Dr. Küçük, Lefke-Erenköy bölgesi üzerinde bir Yunan uçağının uçmasını protesto etti.

Papandreu, Der Spigel’e verdiği demeçte gerçek yüzünü bir kez daha ortaya serdi:

"Kıbrıs sorunu için en iyi çözüm yolu ENOSİS’tir".

Arodez köyünden Mehmet Ahmet isimli soydaşımızın kayıp olduğu öğrenildi.

Dr. İhsan Ali!.. Mart ayında New York’ta Türkiye Heyeti Güvenlik Konseyi’nde benim de konuşmamı sağlamak için mücadele verirken Dr. İhsan Ali "Kıbrıs Türkler’i adına" diye imzaladığı bir telgrafta BM Genel Sekreteri U Thant’a "Denktaş’ın Kıbrıs Türkler’ini temsil etmediğini; Türkler’le Rumlar’ın kardeşçe birarada yaşayabileceklerini" duyurur ve Türkiye ile Türk liderliğini suçlar...

Şahsi hırs ve menfaat için münevver bir insanın düştüğü bu durum beni fazlasıyla üzmektedir. Dr. İhsan Ali, benim çocukluğumda en ateşli milliyetçilerdendi. Babamın yakın arkadaşıydı. Evlerinde bizi misafir ederlerdi. Sonradan İngiliz’in oyununa geldi. Dr. Küçük’e karşı cephe aldı. Bu muhalefetini nefrete dönüştürdü. Cumhuriyetten sonra da düşmanlığa devam etti ve "benim hastalarımın
%80’i Rum’dur, onları gücendiremem" diyerek Makarios’un yanında yer aldı. Hırsın ve şahsi çıkarın insan karakterini nasıl değiştirdiğini anlamaya çalışıyorum. Cevap bulamıyorum. Kızlarından biri burada bir subay ile evli. Diğeri yakın bir arkadaşımın eşi. Babasına karşı "gerçekleri" açıklayan kişi... Hayat ne kadar karışık ve karmaşıkmış!...

10 MAYIS 1964

Dikomo bölgesinde sürülerini otlatan Türk çobanlara ateş açılır. Türklerin sürülerine Rumlar tarafından el konulur.

Mağusa kazasına bağlı İnönü köyünden Ertuğrul Haşan isimli soydaşımız Rumlar tarafından kaçırılır.

Yeni kaçırılan soydaşlarımızla birlikte kayıp Türk sayısı 219’a yükselmiştir.

Kaynakça
Kitap: Rauf Denktaş'ın Hatıraları(1964-1974), 1. Cilt(1964)
Yazar: Rauf R. Denktaş
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir