Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Denktaş'ın Hatıraları - 21-30 Nisan 1964

Burada Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Denktaş'ın Hatıraları - 21-30 Nisan 1964

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Tem 2012, 12:55

21 Nisan 1964

Boğaz bölgesinde, Bozdağ’da, St. Hilarion’da mücahitlerimizin direnişi devam ediyor.

Günlerden beri sürdürülen saldırılarla, Lefkoşa Girne yolunu ele geçiremeyen Rumların saldırıları daha da şiddetlendi...

Limasol’da bir Türk kliniği kurşunlanır, bir Türk ailesi tutuklanır.

22 Nisan 1964

Ay Teodoro’da (Karma bir köy) Türkler bayram nedeniyle maytap patlattılar diye Rum askerleri Türk bölgesini tehditleri altına alıyorlar. Durum zaten gergin.

Çatışma başlıyor...

Lefkoşa’nın Kasparian bölgesinde yeni mevziler inşa eden Rumlar, Lefkoşa’yı kurşun yağmuruna tuttular.

Magosa’da, Sakarya ve Karakol bölgeleri saldırıya uğradı.

Baf kazasında Dimi (Karma bir köy ) köyünde Rumlar ağır silah ve zırhlı buldozerlerle Türklere saldırdılar.

23 Nisan 1964

Bugün Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı... _

Ankara’da caddeler pırıl pırıl, Türk çocukları Ataklarının kendilerine armağan ettiği bayramlarını kutluyorlar.

Lefkoşa’da, evinin önünde oynarken Rumların dum dum kurşunu ile vurularak öldürülen 12 yaşındaki Türk çocuğunun cesedi taş kaldırımda yatıyor...

Oyuncakları kan içinde...

Yüreğim kan ağlıyor...

Bütün Türk çocuklarının bayramı kutlu olsun.

24 Nisan 1964

Rum ordusunun başına Yunanlı General Yeoryios Karayannis getirildi.

Makarios hükümeti 4 bin kişilik yeni bir ordu kurma kararını almış, mecburi askerlik ilan etmeye hazırlanmaktadır.
Lefkoşa’nın Türk bölgesine ateş açıldı. Bir Türk öldürüldü, diğeri de yaralandı.

Akşam karanlığında, Ağırdağ, Kırnı ve Bilelle köylerine hakim olan tepeler, Rumlar tarafından işgal edilir.

St. Hilarion, Bozdağ ve Boğaz bölgelerine karşı Rum askeri yığınağı devam ediyor.

Mücahitler, geniş çaplı bir Rum saldırısı bekliyor...

25 Nisan 1964

St. Hilarion bölgesine çok şiddetli Rum saldırıları başlıyor.

Ağır makineli tüfekler, havan toplan, bazukalar ateş kusmaktadır.

Dr. Küçük ve Dr. Şemsi Kazım imzalı mesaj, Başkan İnönü’ye ulaşır:

Lefkoşa, 25 Nisan, 1964

Sn. Başbakan,

Dün akşam yüzlerce Rum tedhişçisi en modern ağır silâhlarla mücehhez olarak ve gayet mahirane hazırlanan askeri bir taktikle Girne Boğazı’ndaki Ağırda, Kırnı ve Bilele köylerine hakim olan tepeleri işgâl etmeğe muvaffak olmuşlardır. Mücahitlerimiz canları pahasına mevzilerimizi müdafaa etmişlerdir, neticede ilk gelen haberlerde 10 ölü, 6 yaralı verdiğimiz bildirilmektedir. Elimizde kalan diğer tepelerdeki mevzilerimizi sonuna kadar müdafaa etmeğe çalışacağız, fakat hücum eden Rumlar askeri talim ve terbiye görmüş her cins modern silâhlarla mücehhez ve harekâtı Yunan Subaylarının idare etmekte oldukları cihetle bizden sayıca ve her cihetçe çok üstün bir kuvvete uzun müddet mukavemet edemeyeceğimiz aşikârdır. Bu bölge de düşerse elimizde Lefkoşa Türk semtinden başka bir yerimiz kalmayacaktır. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri bu saldırılar karşısında müdahale etmemişler ve Rumları serbest bırakarak seyirci kalmışlardır. Şimdiye kadar takındıkları tavırlara bakılırsa Türk müdafileri leyhine müdahale etmek niyetinde değillerdir.

Sabahın 3 raddelerinde Rum tedhişçiler Arap köyüne giderek içlerinde 15 ve 17 yaşlarında çocuklar dahil yedi vatandaşımızı yataklarından alarak kaçırmışlardır. Akıbetleri hakkında birşey bilinmemektedir. Öldürüldükleri endişesi içindeyiz. Aytotoro köyünde üç gündenberi yüzlerce Rum’un saldırılarına mukavemet etmekte olan pek mahdut sayıdaki Türk mücahitlere karşı yine de bu gün Rumların takviye alarak saldırışlarına Birleşmiş Milletler Kuvvetleri seyirci kalmakta ve ateşin kesilmesi için Türkleri silâhlarını teslim etmeye zorlamaktadırlar.

Birleşmiş Milletler Kuvvetlerinin bu durumu karşısında ve Rumlar uçak ve hücumbot dahil yeni yeni silâhlar almakta devam ettiklerine göre durum Adada gün geçtikçe Türkler aleyhine tecelli etmektedir. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri geldikleri günden beri Türklere baskı ve katliam ve köylere hücum daha da artmakta ve bu kuvvetler hiçbir şekilde faaliyete geçememektedirler. İşin vahametini arz ederiz.

Dr. Fazıl Küçük Dr. Şemsi Kâzım

Birinci mesajı, ikinci bir mesaj izler:

Lefkoşa, 25 Nisan, 1964


Sn. Başbakan,

Sabahtaki telsizimizden beri durum daha da vahamet kesbetmiştir. Rumlar bazuka ve havan topları ile Hilarion Tepesi ve Ağırda bölgesine hücuma başlamışlardır. Hilarion tepesi de düşünce Dikomo bölgesindeki mücahitlerimizin akıbeti çok tehlikeye girecektir. Esasen bu bölgedeki beş köy (Fota, Kırnı, Bilele, Templos, Ağırdağ) bu hareketten sonra müdafaasız kalacaktır. Saat 5’ten beri Ağırdağ’daki sivil halk üzerine havan topu ve bazuka ile ateş edilmektedir. Zayiat hakkında henüz malûmatımız yoktur. Diğer taraftan hâlen 1500 nüfuslu Templos köyü de tecrit edilmiş bir duruma girmiştir.

Rumlar saldırılarına her yerde devam edeceklerini ve asî Türkleri yok edeceklerini böbürlenerek radyoları ile ilân etmektedirler. Birleşmiş Milletler Kuvvetleri de kendilerine yardımcı olmaktadır. Bu durum karşısında Anavatanın ne gibi acil tebdirler alabileceğinin, ve Türk Mücahitlerimizi daha fazla feda etmek yoluna gitmenin uygun olup olmayacağının bize tellenmesini emretmenizi rica eder hürmetlerimizi sunarız.

Dr. F.Küçük Dr. Şemsi Kâzım

Durumu vahametini bildiren ve süratle Başbakan İnönü’yü görmemi öneren benzeri bir mesaj da bana gelir. İyi dost General Turgut Sunalp kanalı ile İnönü’den, 26 Nisan sabahının çok erken bir saati için randevu aldım.

26 Nisan 1964

Sabahın erken saatinde İnönü’nün yanındayım. İnönü, benim heyecanla dramatize ettiğim vahim durumu dikkatle, tebessüm ederek dinledi."Şimdi bir çay içelim" dedi, şu dağ düşerse, şu kasaba çökerse Kıbrıs davası da bitmiş olur" manasına gelen bir beyanatımı gördün mü?" diye sordu. Görmediğimi söyledim. "O halde ne bu telaş... Dağ düşerse, kasaba çökerse, Kıbrıs Türkü teslim olursa, Kıbrıs davası bitecek mi? Türkiye’nin Kıbrıs üzerinde Uluslararası anlaşmalarla temin edilmiş hakları var... Türkiye Kıbrıs’ı Yunan’a bırakamaz. Ada, Türkiye için stratejik önemi olan bir ada’dır. Yunan’a verilemez. Kıbrıs dahilinde sizin direnişiniz çökerse dahi, Türkiye Yunanistan’ın Kıbrıs’a yerleşmesine göz yumamaz. Meseleyi Atina’da hallederiz... Haydi sen git arkadaşlarına selamımı duyur. Endişe etmesinler" dedi.

Sunalp Paşa benimle koridora kadar yürüdü. Kıkır kıkır gülüyor, bana takılıyordu. Meğer İnönü sabaha kadar Genel Kurmay’da çalışmış, Kıbrıs Türkleri’nin mukavemeti kırıldığı takdirde Türk alayı’nın savaşa katılması emri verilmiş: çünkü saldıranlar Yunan Subaylarının idaresinde Rum ve Yunan askerleri!...

B.M. Barış Gücü saldırıya uğrayan Türklere yardım edeceği, saldırıları durduracağı yerde, Rum Liderliğine yardımcı bir tavır içerisindedir.

Lefkoşa’da binlerce Türk kadını tarafından B.M. Barış Gücü’nü protesto eden büyük bir miting yapılır.

St. Hilarion’a karşı, Yunan askerlerinin de katıldığı saldırılar devam etmektedir.

Türk Alayı Komutanı, Lefkoşa’da koşu yerinde silahlı Rumlar tarafından tehdit edildi, yoklanmak istendi.

27 Nisan 1964

St. Hilarion’a karşı sahra topları ve ağır silahlarla saldırıya devam ediliyor. Harekâtı Polikarpos Yorgacis idare ediyor.

Girne’de Türklere ait sandallar Rumlar tarafından çalındı.

Limasol’a gitmek için Lefkoşa’dan ayrılan 3 Türk, kaçırılır.

Birleşmiş Milletler kayıp Türklerle ilgili bir şey yapamıyor. 4 Mart Kararı var:

Rum idaresi "Hükümet" olmuş. 200 kayıp var fakat "Hükümet" bilgi vermiyor!... BM’ler ne yapsın? Hırstan ve öfkeden boğulmamak mümkün değil. Çaresizlik zor şey.

Kızılhaç’a bilgi veriliyor...

Ve Haziran’da Birleşmiş Milletlerin üç aylık görev süresi sona erecek!... Yenilenecek mi ve sonuç ne ?

Kim bilir?

Dayanan kazanacak... Dayanan kazanacak!

28 Nisan 1964

Rumlar, St. Hilarion ve Bozdağ’daki Türk mevzilerine, Kırnı ve Göçeri köylerine ateş açtılar, Zeytinlik köyüne saldırdılar.

Boğaziçi’ne karşı Rum saldırıları devam ediyor.

General Gyani bir açıklama yaparak St. Hilarion’da devam eden Rum saldırıları nedeni ile Makarios’tan Rum kuvvetlerinin geri çekilmesini ister.

Küçük Kaymaklı’nın Rum bölgesindeki Barış Gücü istasyonuna, bomba atılır.

29 Nisan 1964

St. Hilarion, havan topu ateşine tutuldu. Caner Mehmetali şehit olurken iki mücahidimiz de yaralanır. Bölgeyi ziyarete giden yabancı basın mensuplarına Rumlar ateş açtı.

Baf kazası Dimi ve Aydoğan köylerine karşı, Rumlar hücumu geçiyor.

23 Nisan’dan beri kayıp olan Fuat Hüseyin, Enver Hüseyin ve Fikri Haşim’den henüz haber alınmadı.

30 Nisan 1964

Beyarmudu’nda Esat Osman, Templos köyünde ise İsmail Mehmet Hüseyin Rumlar tarafından vurularak öldürülür.

Lefke’de madene çalışmaya giden Türk İşçilerine pusu kurulur. Patlayan mayınlardan sonra Rumlar, Türk işçilere saldırır. İki soydaşımız yaralandı.

6341 Birleşmiş Milletler askeri ve 28 Avusturya polisi adaya vasıl olmuş durumda.

Makarios hala Türk isyanından bahsediyor...

Mayıs’ta 1000 Danimarkalı da adaya girmiş olacak. 54 kişilik bir de Avusturya hastahanesi oluşturuyorlar.

Kaynakça
Kitap: Rauf Denktaş'ın Hatıraları(1964-1974), 1. Cilt(1964)
Yazar: Rauf R. Denktaş
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Rauf R. Denktaş'ın 1964 Yılındaki Hatıraları

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir