Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Geçiçi Anayasa ve Milli Birlik Komitesi'nin İlanı

Burada 27 Mayıs 1960'ta Gladyo'ya karşı yapılmış olan Atatürkçü Devrim hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Geçiçi Anayasa ve Milli Birlik Komitesi'nin İlanı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Tem 2012, 14:29

GEÇİÇİ ANAYASA VE MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ'NİN İLANI

İhtilali yapan subaylar, "Milli Birlik Komitesi" adı altında faaliyet gösterme ve seçimler yapılıncaya kadar iktidarda kalma düşüncesini ilke olarak benimsemişlerdi. Bir bölümü ise, uzunca bir süre iktidarda kalıp hiçbir siyasal partinin başaramayacağına inandığı reformları yapmayı tasarlıyorlardı.

Komite'nin İlanı ve Geçici Anayasa

İhtilalci subaylar, İhtilalin ikinci gününden itibaren Başbakanlıkta "Milli Birlik Komitesi" adı altında sürekli toplantılar yapmaya ve kararlar almaya başlarlar. Fakat çalışmalarda bir dağınıklık ve karışıklık olduğu kısa sürede ortaya çıkar. İhtilalden önce böyle bir komitenin nasıl işleyeceği, kimlerin komiteye ne yetkilerle gireceği düşünülmemiş olduğu için, karışıklık kargaşaya dönüşür. Durumu güçleştiren bir başka sorun da İstanbul'daki komitedir. Bu komite ilk günlerde Ankara'dan bağımsız olarak çalışır, düzen ve asayişle ilgili her türlü karan alır. Ancak bir süre sonra İstanbul'da yapılması gereken işler azaldığı ve ihtilalciler asayişe tümüyle egemen olduğu için, İstanbul'daki komite üyeleri Ankara'ya göçmeye başlarlar.

Ortada bir sorun daha vardır: Milli Birlik Komitesi açığa çıkmalı mıdır?
İhtilalin meşruiyeti ile yakından ilgili olan bu konuda ihtilalciler arasında sert tartışmalar yapılır.

Görüşlerine başvurulan Prof. Hüseyin Nail Kubalı, Ord. Prof. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve Ankara'dan Doç. Muammer Aksoy'un yanıtı çok açıktır:

- Komite her türlü sorumluluğu üzerine almalı, açığa çıkmalı, millet gizli bir heyetle karşı karşıya bırakılmamalıdır. Demokrasi açıklık rejimidir ve demokrasiyi getiren bir heyet gizli hareket etmemelidir.

Bu konuda netleşme sağlandıktan sonra Milli Birlik Komitesi'nin kimlerden oluşacağı sorunu ön plana çıkar. "Bir komisyonun kurulmasına, bu komisyonun kesin listeyi hazırlaması ve bu listenin itirazsız kabulüne" karar verilir. İstanbul ve Ankara örgütlenmelerinin önderlerince belirlenen ihtilalciler bir araya gelir ve komiteyi oluştururlar. Son karar İhtilalin lideri Orgeneral Cemal Gür- sel'e bırakılır.

Listenin hazırlanmasında ihtilalcileri bir araya getirmenin yanı- sıra, karacılara göre ihtilalde ikincil bir rol üstlenmiş olan havacılardan, denizcilerden ve jandarmadan da temsili olarak subayların alınmasına özen gösterilir. Gürsel'in uygun bulduğu, onay verdiği 38 kişilik liste kamuoyuna ilan edilir.

Milli Birlik Komitesi üyesi 38 subay 24 Haziran 1960'ta Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yapılan törenle ant içer:

"Bir karşılık beklemeden, ahlak, adalet, hukuk ve insan hakları prensiplerinden ve vicdani kanaatlerimden başka bir sınırla bağlı olmaksızın kendimi Türk Milletine adadım. Vatanın ve milletin mutluluğuna ve milletin egemenliğine aykırı bir ülkü gütmeyeceğim. Demokratik Cumhuriyeti yeni Anayasaya göre düzenlemek ve iktidarı yeni Meclise devretmek ülküsüne bağlılıktan ayrılmayacağım. Bunun için şerefim, namusum ve mukaddesatım üzerine and içerim..."

27 Mayıs'tan sonra oluşturulan Milli Birlik Komitesi aşağıda belirtilen kişilerden oluşmuştur:

Başkan:


Org. Cemal Gürsel Üyeler:

Org. Fahri Özdilek

Tümg. Cemal Madanoğlu (8 Haziran 1961’de istifa etti)

Tuğg. İrfan Baştuğ (13 Eylül 1960'ta trafik kazasında öldü)

Tuğg. Sıtkı Ulay

Hv.Alb. Ekrem Acuner

Alb. Mucip Ataklı

Alb. Osman Koksal

Alb. Fikret Kuytak

Alb. Sami Küçük

Alb. Haydar Tunçkanat

Alb. Alparslan Türkeş (14'ler; 13 Kasım 1960'ta tasfiye edildi) Alb. Muzaffer Yurdakuler Yarb. Rafel Aksoylu

Yarb. Fazıl Akkoyunlu (14'ler; tasfiye edildi)

Yarb. Orhan Kabibay (14'ler; tasfiye edildi)

Yabr. Mustafa Kaplan (14'ler; tasfiye edildi)

Yarb. Suphi Karaman

Yarb. Sezai Okan

Yarb. Ahmet Yıldız

Hv. Binb. Emanullah Çelebi

Binb. Orhan Erkanlı (14'ler; tasfiye edildi)

Binb. Vehbi Ersu Binb. Suphi Gürsoytrak Binb. Kadri Kaplan

Binb. Muzaffer Karan (14'ler; tasfiye edildi)

Binb. Mehmet Özgüneş

Binb. Şükran Özkaya

Binb. Şefik Soyuyüce (14'ler; tasfiye edildi)

Binb. Dündar Taşer (14'ler; tasfiye edildi)

Dnz.Yzb. Münir Köseoğlu (14'ler; tasfiye edildi)

Yzb. Selahattin Özgür

Yzb. Rıfat Baykal (14'ler; tasfiye edildi)

Jand.Yzb. Ahmet Er (14'ler; tasfiye edildi)

Yzb. Numan Esin (14'ler; tasfiye edildi)

Yzb. Kâmil Karavelioğlu

Yzb. Muzaffer Özdağ (14’ler; tasfiye edildi)

Yzb. İrfan Solmazer (14'ler; tasfiye edildi)

Bakanlar Kurulu ve Komite Çalışmaları

Bakanlar Kurulu 29 Mayıs günü ilan edilir. Geçici Anayasa'ya göre, bundan böyle Milli Birlik Komitesi TBMM'nin yetkilerine sahip olacak, yani yasama erkini elinde tutacak, buna karşılık Bakanlar Kurulu icraattan sorumlu olacaktır.

Bakanlar Kurulu 3 asker, 14 sivilden oluşur:

Başbakan ve Milli Sav. Bk.:
Org. Cemal Gürsel

Devlet Bakanı: Amil Artus

Devlet Bakanı: Şefik İnan

Adliye Bakanı:
Abdullah Gözübüyük

İçişleri Bakanı: Tümg. M. İhsan Kızıloğlu

Dışişleri Bakanı: Selim Sarper

Maliye Bakanı: Ekrem Alican

Milli Eğitim Bakanı: Prof. Fehmi Yavuz

Bayındırlık Bakanı: Daniş Koper

Ticaret Bakanı: Cihat İren

Sağlık Bakanı: Prof. Nusret Karasu

Gümrük Bakanı: Fethi Aşkın

Tarım Bakanı: Feridun Üstün

Ulaştırma Bakanı: Tuğg. Sıtkı Ulay

Çalışma Bakanı: Prof. Cahit Talaş

Sanayi Bakanı: Muhtar Uluer Turizm Bakanı: Zühtü Tarhan İmar ve İskan Bakanı: Orhan Kubat

Eski iktidarı yıkan, sorumlularını gözaltına alan, iktidarı ele geçiren, Geçiçi Anayasayı kabul eden ve Bakanlar Kurulu'nu görevlendiren Milli Birlik Komitesi, ülke sorunları üzerinde yoğunlaşmaya başlar. Bakanlar Kurulu da bir hükümet programı hazırlamaya fırsat bulamadan acil sorunların üzerine eğilmek durumunda kalır.

Bakanlar Kurulu'nu ilk günlerde uğraştıran sorunlardan biri Milli Korunma Kanunu; öteki ise Ereğli'de kurulacak ikinci demir- çelik sanayiidir. Kabinenin liberal bakanları Milli Korunma Kanunu'nun kaldırılmasını isterler, buna karşılık öteki bakanlar tereddüt içindedirler. İkinci tereddütlü konu, Ereğli'de ikinci bir demir-çelik tesisinin kurulmasıdır. Bu hususta yabancı sermayeye kimi istisnalar tanıyan yasa Demokrat Parti iktidarının son zamanlarında kabul edilmiştir. Haziran ayının ilk yarısında Bakanlar Kurulu'nun gerçekleştirdiği en önemli girişimlerden biri, iktisadi planlamanın başlatılması hususunda atılan ilk adımdır. Bu girişim, Devlet Planlama Teşkilatının nüvesi olacaktır. Devlet Bakanı Şefik İnan'ın önerisi Bakanlar Kurulu'nca benimsenir. Buna göre Hollandalı iktisatçı Timbergen Türkiye'ye davet edilecek, ondan alınacak bir rapora göre bu hususla ilgili yasa tasarısı hazırlanacaktır.

Komite'nin çözüme bağlayamadığı sorunlardan biri de aylık sorunudur. Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kendilerine yaptığı cazip teklifleri, ihtilalciler reddederler ve aylıklarından başka bir ödenek almak istemezler. Özellikle küçük rütbedekileri zor durumda bırakan bu durum Ağustos başına kadar devam eder. Artan güçlükler üzerine Komite üyelerinin hiç değilse yolluk almaları karara bağlanır.

İhtilalcilerin duyarlılık gösterdiği şeylerden biri de makam arabaları konusudur. DP döneminde iktidar sahiplerince kötüye kullanıldığı için kamuoyunun çok tepkisini çeken makam arabası tahsisini kabul etmeyen MBK üyeleri, "station vagon" tipi araçları, üçer-dörder kişi arasında paylaşmak yoluna giderler.

Nereden nereye? Günümüzde bir daire amirinin bile resmi otomobil ile işe gidip geldiği düşünüldüğünde, 27 Mayıs'ın uygulamalarının anlamı daha iyi kavranabilir.

Geçici Anayasa: Milli Birlik Komitesi Kendini Bağlıyor

Hükümetin ve Milli Birlik Komitesi'nin ilanı meşruiyet sorunu-’ nu bir dereceye kadar çözer. Kim hangi yetkiyi ne kadar kullanacaktır? Komite, genç üyelerden Numan Esin ve Muzaffer Özdağ'ı en kısa sürede geçici bir anayasa hazırlamakla görevlendirir. Bu iki üye Adalet Bakanı Amil Artus ve üç hoca ile bir araya gelerek hemen çalışmaya başlayacak, taslağa son şeklini verecektir.

12 Haziran 1960 tarihinde Milli Birlik Komitesi'nce kabul edilen, 14 Haziran 1960 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan "1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanununun Bazı Hükümlerinin Kaldırılması ve Bazı Hükümlerinin Değiştirilmesi Hakkında Geçici Kanun", "geçici anayasa" niteliğindedir.

DP yönetimini tek parti yönetimi kurmakla ve meşruiyetini yitirmiş olmakla suçlayan Geçici Anayasa, Türk Ordusu'nun "Milleti temsil niteliğini" yitiren Meclis'in yerine "Türk Cumhuriyetini korumak ve kollamak" görevini üstlendiğini ilan ettikten sonra, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kullandığı bütün hak ve yetkileri Milli Birlik Komitesi'ne verir. Yürütme yetkisi ise devlet başkanınca atanan ve Komite'ce onanan Bakanlar Kurulu'na aittir.

"Geçiçi anayasa" bunların yanı sıra bir maddesinde hedefi belirler:

"Yeni Anayasa ve Seçim Yasası'nı yapmak, en kısa zamanda yapılacak genel seçimlerle yeniden kurulacak meclise iktidarı devretmek..."

Diğer bir deyişle, 27 Mayısçılar geldikleri gün gitmeyi düşünen ve kendilerini bağlayan "demokrasiye bağlı ihtilalciler"dir.

Ordu'daki Tasfiye

Ülkenin genel siyasal-sosyal sorunlarına çareler bulmak üzere harekete geçen ihtilalci subaylar, Ordu’nun durumunu ve sorunlarını çok iyi bilmektedirler. Bu sorunlardan biri de zaman içinde bozulan "hiyerarşi piramidi"dir. Piramit sistemine göre, küçük rütbeli subaylar Ordu'da büyük çoğunluğu oluşturmalı, yükseltmelerle birlikte subayların sayısı azalmalıdır. Bu sistem İkinci Dünya Savaşı yıllarında çok sayıda subayın görev yapması nedeniyle bozulmuştur. 1960'ta Kara Kuvvetlerimizde 9251 binbaşı, yarbay ve albayın varlığına karşılık, yüzbaşı, üsteğmen ve teğmenlerin sayısı 5000'in biraz üzerindeydi. Sadece albayların sayısı 266'yı buluyordu ki, o tarihte bütün NATO ülkelerindeki albayların sayısı bu kadar çok değildi.

Üst rütbeli subayların küçük rütbeli subaylara oranının büyük olduğu ordularda disiplin bozukluklarının yaratıldığını bilen ve bunun çeşitli örneklerini o tarihe kadar bizzat gözlemiş olan Komite üyeleri, piramit sistemini yeniden oturtmak için üst kademelerde bir tasfiye yapmayı zorunlu görürler.

İhtilalin daha ilk haftasında Genelkurmay'da tartışmalar ve bir tasfiye hareketinin planları üzerinde çalışmalar başlar. Komite'den Suphi Karaman'ın yanı sıra Albay Şinasi Orel ile o tarihlerde Washington'da ataşemiliter olan ve bu amaçla Türkiye'ye çağrılan Albay Dündar Seyhan da çalışmaya katılır.

Tasarı üzerinde Milli Birlik Komitesi'ndeki çalışmalar başlamadan önce, Ordu'daki bütün generallerin topyekûn emekliye şevkini öngören bir teklif de ortalıkta dolaşır. Dündar Seyhan'dan çıkan ve "O general" olarak bilinen bu teklif, çoğunluğun itirazıyla karşılaşır ve reddedilir. Komite'deki incelemeler sonunda, önce emekliye sevk edilen 235 generalin, sonra da 4171 subayın adı açıklanır.

Tasfiye operasyonu aksaklık olmadan yürütülür. Tepkinin yumuşatılması için emekli olan subaylara ikramiyelerinin hemen ödenmesi yoluna gidilir; bu amaçla Türkiye'yi temmuzda ziyaret eden NATO komutam Orgeneral Norstadt aracılığıyla ABD'den kaynak sağlanır.

Aslında Ordu'daki tasfiyenin gerekli bir operasyon olduğunu büyük çoğunluk kabul ediyor. Bu operasyonun başındaki devrimci subayların, olayı "daha gevşek unsurlara" karşı bir temizlik harekâtına dönüştürmeye çalıştıklarının da işaretlerine rastlanır.

Örneğin 12 Eylül'ün komutanı Kenan Evren'in o dönemde tasviye edilecekler arasında ismi geçer. Konya Yurt İçi Bölge Komutanlığı Kurmay Başkanlığı emrine, yani pasif bir göreve atanır. Atamasını bizzat Suphi Karaman yapar (Karaman'la özel görüşmelerin kayıtları, Aydınlık Arşivi, Ankara).

Buna karşın tasfiye operasyonunun yaratacağı tepkiler büyük olacak, emekliye ayrılanlar için uygulanmış kıstaslar kamuoyuna iyi anlatılamayacak, kimi büyük haksızlıklar yapıldığı öne sürülecektir.

Üniversitede 147'ler Olayı

Ordu içindeki subay tasfiyesini MBK'ca Ekim 1960'ta girişilen üniversitedeki tasfiye hareketi izler. Bu olayda, 27 Mayıs'ı yürüten askeri kadro ile onlara destek veren sivil kadro ilk kez karşı karşıya gelir. Tembel, yeteneksiz ya da reformlara düşman olarak nitelenen 147 üniversite mensubunun üniversiteden atılmaları büyük tepki yaratır. Aralarında Prof. Ekrem Şerif Egeli gibi tıpçıların, Prof. R. Galip Okan, Doç. İsmet Giritli vb. hukukçuların, Prof. Mina Urgan gibi dilcilerin, Prof. Yavuz Abadan ve Doç. Tarık Zafer Tuna- ya gibi otoritelerin de bulunduğu hocaların tasfiyesi kamuoyunda tepki yaratır. Bu kararı protesto eden üç üniversitenin rektörü (İÜ Prof. Sıddık Sami Onar, İTÜ Prof. Fikret Narter, AÜ Prof. Suud Kemal Yetkin) istifa ederler. 147'lerin tasfiyesi durdurulur, ancak bu eylem iki taraf, yani askerle sivil arasında güvensizlik tohumlarının yeşermesinin başlangıcı olur.

14'lerin Tasfiyesi...

Öteki ihtilaller gibi, ilk günleri çok parlak ve coşkulu geçen 27 Mayıs, önemli adımlar attıktan ve ülke kaderini yeni bir mecraya sokan kararları aldıktan sonra kendi içindeki anlaşmazlıklarla boğuşmaya başlar. İhtilali başarmak ve başlatmak kadar sona erdirmek de büyük iştir, büyük sanattır.

İhtilalcilerin bir bölümü köklü kararları almayı sürdürmekten yanadır. Ancak söz bir kez ağızdan çıkmış, ihtilalciler "en kısa sürede demokratik rejime dönme" sözünü vererek kendilerini bağlamıştır. Asker sözünden dönmez.

Bir başka engel, İnönü etkenidir. Başlarda İhtilali destekleyen, güçlük çıkarmayan İsmet İnönü, Temmuz 1960'ta gazetelere verdiği demeçte "bir an önce parlamenter sisteme dönüşte sayısız fayda vardır" çıkışını yapar.

Bu, askerlere bir mesajdır. Meşruiyetçi İnönü bir an önce demokratik rejime dönmekten yanadır. Bunu zorlamak, bölünmeye davetiye çıkarmaktır.

Öyle de olur. Bir grup ihtilalci "daha kalalım" eğilimine girince çatışma kaçınılmaz hale gelir.

13 Kasım 1960 sabahı MBK'dan uzaklaştırılan, emekliye sevk edilen ve dış misyonlara danışman olarak yollanan kişilerden Orhan Kabibay, Orhan Erkanlı, Alparslan Türkeş 27 Mayıs Hareketi'nin önde gelen kişileridir. Tasfiye edilen subaylar daha çok albay ve alt rütbeli subaylardır.

"14’ler" olarak bilinen grup türdeş bir grup değildir. Zaman bunu açıkça ortaya koyacaktır. Türkeş, ülkeye dönüşünde ülkücü bir hareket örgütlemeye yönelecek, Kabibay, Erkanlı, Solmazer CHP'de politika yapacak, Muzaffer Karan TİP'e girecektir.

Öte yandan 14’ler yurtdışında iken bir süre kendi aralarında örgütlü hareket etmeye çalışmışlardır. Genel seçimlerden önce İsviçre'nin Bern kentinde bir araya gelen 14'lerin tek parça olmadıkları, farklı eğilimler taşıdıkları ortaya çıkmıştır. 14'ler aralarında kabaca "Kabibay"cılar, "Türkeşçi"ler diye gruplaşırlar.

14'ler seçimlerden hemen sonra, 30 Ekim 1961'de Paris'te düzenledikleri toplantıda, "Biz demedik mi!" diye seslerini yükseltirler, "seçimlerin sonucunun, 27 Mayıs’tan bu kadar kısa bir süre sonra sandığa gitmenin yanlışlığı"nı ortaya koyduğunu öne sürerler. Ancak 14'lerin birlikteliği muhaliflikte kalır, iş icraata gelince yollar ayrılır.

14'ler Brüksel'de 1962 Temmuz'unda bir siyasal parti kurma fikrini aralarında tartışırlar. Sonuçta "resmi bir teşekkül halini almaktan kaçınılmasına ve 14'lerin her üyesinin dilediği gibi hareket etmesi"ne karar verilir.

27 Mayıs'ın bir sapması, zaman içinde yok olup gider.

Kaynakça
Kitap: 27 MAYIS BİR DEVRİMDİR 50. Yılında 27 Mayıs
Yazar: Cüneyt Akalın
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön 27 Mayıs 1960 Devrimi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir