Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Siyasilerin Gerisinde Kalan Türkiye

Din(i)dar Kapitalizm - Bölüm 7

Burada Nurcu Burjuvazi Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Siyasilerin Gerisinde Kalan Türkiye

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 19:36

Siyasilerin Gerisinde Kalan Türkiye

Haziran 2000'de toplanan Birleşik Devletler Uluslararası Din Hürriyeti Komitesi'nin Rusya, Çin ve Sudan'ı değerlendirmeye almış ve bu ülkelere yaptırım uygulanmasını istemişti. ABD yönetimi Çin'e yaptırım uygulanmasını reddetmiş ve Amerikan Kongresi de bu isteğe uyarak Çin'e normal ticaret statüsü tanınmasını onaylamıştı.

ABD yönetimi Çin'in cezalandırılmasına karşı çıkarken, Sudan 'a ambargo uygulanmasını onaylıyordu. Bu sonuçlardan mutlu olmayan Amerika'da yerleşik Müslüman Örgütleri bir bildiri yayınladılar ve Sudan'daki durumun din hürriyeti sorunu olmadığını, sorunların ayrılıkçı güçlerin ABD yönetimince desteklenmesinden ve ayrılıkçı iç savaşın sürdürülmesinden kaynaklandığını, bu yüzden Sudan'a ambargo uygulanmaması gerektiğini ileri sürdüler.

Aynı örgütler ABD yönetimiyle ters düşmemek için komisyon raporuna karşın Çin'e yaptırım uygulanmamasından söz etmezken, Türkiye hakkında düzenlenmiş olan "Din Hürriyeti 1999 Türkiye" raporunun değerlendirilmeye alınmasını ve yaptırım uygulanmasını istediler.

Bu örgütlerin arasında yer alan AMC (American Müslim Council /Amerikan Müslüman Konseyi , MPAC (Müslim Public Affairs Councill /Müslüman Halk İşleri Konseyi (ve CAIR de bulunuyordu. AMC, Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan'ın, 1999 sonbahar gezisinin ardından, 2001 baharında yaptığı Amerika gezisinde ev sahipliği görevini üstlenerek, onun konferanslarını düzenlemişti. CAIR ise Türkiye'ye karşı oluşturulan kampanyanın başını çekmiş ve özellikle Merve Kavakçı olayında diğer örgütlerle birlikte ABD Dışişleri Bakanı Madeleine Korbel Albright ile toplantılara katılmış, ABD'nin Türkiye üstündeki gücünü kullanmasını ve baskı uygulamasını istemişti.

Amerika'da yerleşik örgütler, Din Hürriyeti Komisyonu'nun Sudan ile ilgili baskı kararlarına karşı çıkarlarken, onların Türkiye'deki İslamcı dostları sessiz kaldılar. "Amerikan tipi laiklik" isteyen bu çevrelerin suskunluğunun vefa duygularıyla bir ilgisi olup olmadığı bilinmez ama yakın geçmişte olup bitenler bu durumu bir parça aydınlatabilir. (Dipnotlar °kaynakça bölümü girişindedir.)

İlginç olan ise, tam bu dönemde; Türkiye’de müşterek bir problem üretilmişti. Bu problemin adı : ‘’Türban problemi” idi.

Müşterek olmasının nedeni; ABD’nin “’our boys/bizim çocuklar” dediği odaklar ile, ABD’ye methiyeler düzen din(i)darların ortaklığı çerçevesinde ortaya çıkması hasebi iledir.

Aynı dönem (2000 yılında) Amerikan vatandaşı Merve Kavakçı, hilal içinde Amerika bayrağı olan ve üzerinde;

“Amerika, İslam ve Yeni Milenyum” yazan bir afişin önünde Georgetown Üniversitesi” yetkililerine bir konuşma yaptı. İlginç olan ise, konuşmacılardan birinin de ‘’Graham Fuller” adlı, CLA Türkiye masası şefinin olmasıydı.

Graham Fuller adlı emperyalist işgalci ile aynı karede poz veren bu güruh, küresel çetenin iştahım kabartmış olacak ki, birkaç ay sonra; New York’ta "Twin Towers” saldırıları gerçekleşti. Ki bu saldırılar, bilim insanlarınca ‘’planlı ve programlı bir ABD operasyonu olarak tarihe geçti.”

Ve yeni dünya düzeninin pratik *’tamamlama” süreci devreye girdi. Çünkü, yeni müdahaleler "dinsel çerçevede cereyan edecek, bu algı üzerinden hareket edilecekti.”

Ve ana slogan; Özgürlük ve Demokrasi oldu...

Bölgede demokratlaşması gereken ‘’radikal bir tip” yaratıp, akabinde alternatifini de üretmek kaidesi ile yeni bir paradigma inşa edildi. Bu paradigmanın ekonomi politiği ‘’Abdestli Kapitalizm”, yarattığı sınıf ise ‘’Nurjuvazi”dir.

Akabinde, kapitalizm ile çelişmeyen, emperyalizm ile sorunu olmayan, altı muhafazakar üstü liberal bir tip ortaya çıktı. Bu tip; programlı biçimde ‘’ABD güdümlü cemaatler” tarafından yetiştirildi. Bürokratik kadrolar işgal edildi, destekçiler örgütlendi, bir arada tutuldu...

Şimdi bu kapitalizm nedir diyenler olacaktır. Öyle ki, yıllardır kanını emen virüsü tanımlayamamış bir toplum olma özelliği taşıyoruz.
Efendim, kapitalizmi size uzun uzun anlatmaya kalkarsam, kitap amacından uzaklaşacaktır. Ama şunu söyleyerek belirgin kılmak isterim; ‘'kapitalizm 19 ve 20.yy’ın alnına vurulan damganın ta kendisidir. ’ ’

Örneğin;

3-6 Haziran 2004 yılında, Milano’da; Uluslar arası Sermayedarları kapsayan bir toplantı yapıldı. Bu toplantının adı; ‘’Bilderberg Toplantısıdır.” Toplantıya katılanlar arasında;

Haşan Cemal, Mustafa Koç, Kemal Derviş ve Ali Babacan vardı. Kemal Derviş o dönem CHP, Ali Babacan ise AKP üyesi idi...

23 Aralık 1993 yılında, Cem Boyner öncülüğünde kurulan ‘’Yeni Demokrasi Partisinin” bazı kurucuları şunlardır; Ethem Mahçupyan, Cengiz Çandar, Kemal Derviş, Kemal Anadol...

TÜSİAD merkezli kurulan bu partinin ilkelerinden bazıları şunlardı;
• Sermayedarlar adına Demokrasi kurulacak
• Egemenlik kayıtsız şartsız halka ait olacak,
• Emperyalizme karşı mücadele edilecek...

Ki bildiğiniz gibi Kemal Anadol ilerleyen dönemlerde CHP listelerinden vekil olmuş, hatta ‘’AKP” karşısında keskin muhalefetin öncülerinden biri olmuştur (!)

2002 Yılında, DİSK üyelerinin ‘’insan haklarına saygıyı öğrenmesi için” 550.000 Euro ‘’hibe” veren AB, 2 yıl sonra; MÜSİAD’a 173.701 Euro kadar hibe verdi. Aynı Yıl ‘‘ınazlumder ve ÇYDD” de 40.000 Euro civarında hibeler aldılar. En ilginç olanı ise: Mazlumder’in hibe aldığı ‘’proje” idi; ‘’Din adamlarını, insan hakları konusunda eğitme programı.”

Sağcı, Solcu, İslamcı. İnsanlar sokakta kavga ederken, fildişi kulelerde el sıkışanların doldurduğu bir meydana bakıyorsunuz. Saflık aramayın, taharet beklemeyin; ortalık karışık; kimin eli kimin cebinde belli değil...

Yani, savaşın, açlığın, krizin, şifre skandallarının, gözaltıların, zulmün, fakirliğin, ay sonunu getiremeyen emekçilerin "zanlısı bu denklem üzre, kapitalizmdir...”

Tüm bu kaosun mimarı; servetini arttırmak için her yolun mübah gören kodamanlar ve onların yalakalarıdırlar.

Bu topraklarda programlı olacak yürütülen operasyon dahilinde, inancımız yozlaştırılmış; kapitalizme eklemlenmiştir. Lâkin bu duruma tepki gösterenler dahi; meseleyi ”bu noktada ele alamamaktadır.” Yani Türkiye’de; Kuran’a Dönüş söyleminin başını çekenler dahi, mevzunun kapitalizm ile olan ilişkisini göz ardı etmektedirler. Ve İslam, sanki ‘‘ınülk ve iktidar tekelini” yok etme amacı olmayan bir din muamelesi görmektedir.

Ve en vehim durum ise, tarihsel bozgunculuğun kalesi olan ‘’din maskeli zulüm”, muhalif sesleri; irtidat ve dinsizlik yaftası ile etkisizleştirme yoluna gitmiştir.

Bu çalışmamızda, bu odakların cürümleri; dillerine pelesenk edilen ancak hiçbir surette içeriği hakkında fikir edinilmeyen ‘’Kuran”ın mesajı dahilinde eleştiriye tabi tutulmuştur. Bu bağlamda, çalışmamız içerik ve nitelik bakımından, ilgili odakların tabanını davet ve akletmeye çağrı mahiyeti taşımaktadır.

Kaynakça
Kitap: NURJUVAZİ, Din Elbisesini Tersten Giyenler
Yazar: Eren Erdem
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurcu Burjuvazi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron