Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Hubel'in Dirilişi

Nurjuvazi'nin Kimliği - Bölüm 1

Burada Nurcu Burjuvazi Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Hubel'in Dirilişi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 21 Tem 2012, 19:38

“Kim şatafatlı elbise giyer ve şaşalı binite binerse, Allah ondan yüz çevirir. Her ne kadar kerim davransa bile...”

(Ebuzer Gıffari)

HUBEL’İN DİRİLİŞİ


İslam’ın ortaya çıkışından önce Mekkeliler putperest olmakla birlikte, aslında mutlak kudret sahibi, yüce ve tek bir Allah düşüncesine de sahiptiler. Putlar ise Allah’la aralarında aracı durumundaydılar. Merak duygusu, tabii olarak çok az sayıda insanı kendisine çeken Hıristiyanlık, Zerdüşt ateşperestliği gibi “yabancı” dinlerin ve Ateizm vb. felsefî düşüncelerin girişini kolaylaştırıyordu. Ne tuhaftır ki, bu insanlar arasında hiç beklenmeyen bir hoşgörü vardı. Nitekim, aynı aile farklı dinlerden bireyleri barındırabiliyordu. Dahası, Ka’be’nin çevresinde, Arabistan’ın çok sayıda kabilesini temsil eden yüzlerce put bulunuyordu. Ka’be’nin iç duvarlarına işlenmiş resimler arasında İbrahim (AS)’i, İsmail (AS)’i, İsa (AS)’yı, Meryem’i tasvir eden resimler de bulunmaktaydı. (bkz. Peygamberimizin Hayatı / Prof.Dr.İhsan Süreyya Sırma, 51)

Mekke toplumu, alıntıda belirtildiği gibi; Allah’ın varlığını kabul eden, hatta İbrahimi ritüelleri uygulayan ve diğer tüm dinlere hoşgörü i!e yaklaşan bir toplumdur. Bölgesel oligark yönetimin, ticari kaygılar nedeni ile bütün dinlere hoşgörü ile yaklaşması, bugünün kapitalist elitlerinin tutumuna yakındır. Lâkin Allah Resulü’ne neden karşı çıktıklarını ise, vahyin şu gerçeği bilinmeksizin anlaşılamaz;

(BAKARA suresi 219. ayet) Sana neyi infak edeceklerini/vereceklerini sorarlar. De ki ; ihtiyacınızdan artanın tamamım...

Yani Allah Resulü, eğer bugün yaşanan dini insanlara tebliğ etmiş olsaydı, bu ‘’küresel kapitalizmi rahatsız etmediği gibi, Mekke putperestlerini de rahatsız etmezdi.”

Bu bağlamda şunu söylemek mümkün olacaktır;


Socrates nasıl felsefeyi gökyüzünden yeryüzüne indirdiyse, Allah Resulü de dini göklerden yere indirmiştir.

Dolayısı ile, hali hazırda inanan bir topluma; yeni bir bakış açısı kazandırmış, onların prangalarını kırmayı hedeflemiştir.

Mekke’li putperestler için Hubel ve diğer putlar; birer Allah’a yaklaşma aracıydı;

(ZÜMER suresi 3. ayet) Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O'ndan başkasını veliler edinerek, "biz onlara, bizi Allah'a yaklaştırmaları dışında bir şey için kulluk etmiyoruz." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.

(NİSA suresi 51. ayet) Görmedin mi şu kendilerine Kitap'tan bir pay verilmiş olanları? Puta, tâğuta inanıyorlar; küfre batmışlar için, "Bunlar inananlardan daha doğru yoldadır!" diyorlar.

(ANKEBÛT suresi 17. ayet) "Allah'ın dunundan; bir takım putlara tapıyorsunuz, yalan/iftira üretiyorsunuz. Sizin Allah dışında kulluk/kölelik ettikleriniz size hiçbir rızık veremezler. Rızkı Allah katında arayın; O'na kulluk edin, O'ııa şükredin. O'na döndürüleceksiniz."

Özellikle Ankebut Suıesi 17. ayette dile getirilen "dunillahi” ifadesi çok ilginç bir anlam içerir. İlgili kavram; Allah’ın astlarından manasına gelir. Yani ‘’dikey bir hiyerarşi içerisinde, kul ile Allah arasında yer edinmiş unsur” manasındadır.

(BAKARA suresi 165. ayet) İnsanlar içinde öyleleri vardır ki, Allah dışında bazılarını Allah'a eş tutarlar da onları Allah'ı sevmiş gibi severler. İman sahipleri ise Allah'a sevgide çok kararlı ve taşkındırlar. Zulme saplananlar, azabı gördüklerinde tüm kuvvetin Allah'ta bulunduğunu, Allah'ın azabının çok şiddetli olduğunu fark edeceklerini anlayabilseler!

(AHKAF suresi 28. ayet) Allah'ın yanında yakınlık sağlamak için edindikleri ilahlar, onlara yardım etseydi ya! Tam aksine, onlardan uzaklaşıp kayboldular. Bu, onların yalanları, uydurup durduklarıydı.

(YÂSÎN suresi 74. ayet) Kendilerine yardım edilir ümidiyle Allah'tan başka ilahlar edindiler.

İlgili ayetlerde belirtildiği gibi, şirkin ön koşulu; Allah’a inanmak, ve O’na yaklaştırdığı iddia edilen aracılar tayin etmektir. Bu aracılar vasıtası ile Allah’a ulaşmak için gayret sarf etmektir.

Lâkin Mekke’de yaşanan din budur.

Hatta bu dinin mensupları namaz kılmaktadır.

Bunun en belirgin delili ‘‘ınaun Suresi”dir. Maun Suresini mealen incelersek bunu daha belirgin biçimde görebiliriz;

Dini yalanlayanı gördün mü ? / O’na sorsan o da dindarım diyor. Fakat o yetimi iter, uzaklaştırır, bulunduğu duruma terk eder! Ve yoksulu doyurmaya teşvik etmez. / Yoksulu açlığa mahkum eder. Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki! Onlar namazlarının farkında değiller. Gösteriş yapmaktadırlar. Üstelik onlar, en ufak bir yardımı bile reddederler...

Maun Suresi iniş sırasına göre 17. suredir. Bu sure hicret öncesi, Mekki bir suredir.” Yani anlamı şudur; henüz düzenli bir cemaat oluşmamıştır. Henüz, lanetlenecek bir namazın varlığı bile söz konusu değildir!

Peki bu namaz kimin namazıdır ?

(ENFÂL suresi 35. ayet) Onların o evdeki namazı; ıslık çalmak, el çırpmak/engel olmaktan başka bir şey değildir. O halde, inkâr etmekte olduğunuz için tadın azabı.

Bu ayetten anlaşılan, bu namaz ‘ ‘ınüşriklerin” namazıdır. Ancak bu namaz; ayette belirtilen şekil çerçevesinde “’el çırparak” kılınan bir namaz değildir. Ayetteki el çırpma ifadesi, uygulamanın ‘’kuru gürültü” olduğunu gösteren bir benzetmedir. O namaz, bizzat bugün kıldığımız namaz ile aynıdır.

Hele ki, Maun Suresine kadar; hiçbir surede "namaz tarifi yapılmaz.” Peki, tarif edilmeyen bir ritüeli uygulayanlar "nasıl olur da eleştirilir ?”

Bu durumun özü şudur; Allah elçisi, bizzat yaşayan bir ritüeli uygulatmış, hali hazırda bilinen, uygulanan bir ritüele ‘’anlam kazandırmak sureti ile” yaklaşmıştır.

Yani, içi boşalmış bir ritüelin içini doldurmuş, o ritüeli bir sembol, anlamlı bir pratiğin ilanı haline dönüştürmüştür...

Buradan da anlıyoruz ki, bu müşrikler; Allah’a inanır, namaz kılarlar. Hatta mallarının 1/40’ını zekat olarak verirler;

(NECM suresi 34. ayet)Malının azını verip, çoğuna cimrice sarıldı.

Vahidi’nin Esbab’ı Nüzul(iniş sebebi)ne göre bu ayet “müşrik Velid bin Muğile” için vahyolmuştur. Ki kendisi malının 1/40’ım veren bir kodamandır.

Dolayısı ile Mekke’de yaşayan din, Allah’ı tanımayan, daha doğrusu Allah’ı reddeden bir din değildir. Bizzat şirk dininin kendisidir.

Tarihsel dialektik gereği yeryüzünde iki dinin var olduğunu söylememiz gerekir. Tevhid ve Şirk dinleri. Tevhid, Allah’ın öngördüğü çerçevede yaşanan dindir. Şirk ise, Allah tanımaz bir putperestlik değil, bizzat Allah’a inanıp; O’na ortaklar koşarak biçimlendirilen dinin kendisidir.

İşte Mekke’nin dini bu paralelde ortaya çıkan bir şirk dinidir.

Ki yukarıda paylaştığım ayetler de bu durumu tasdik etmektedir.

Bu din içerisinde "Hubel”, bir ruhu temsil etmektedir. Hubel bir Tanrı değildir. Bir temsil, bir niteliktir. Allah’a yaklaştıran bir temsildir.

Kuran yaklaştırıcıları tanımlarken; endad, şüreka, dunillah gibi kavramlar kullanır. Bu kavramların tamamı, Allah’a yaklaştırma özelliği ile donanmıştır. Ki şirk burada başlar.

Esası itibari ile; şirkin biçimlenme süreci, bu psikolojinin altyapısını oluşturan ‘’dikey hiyerarşiden” beslenir. Allah’a yaklaştırıcı güçler(ahbar ve ruhban) tayin etmekteki amaç, insan bilincinde ‘’dikey hiyerarşiyi” kabul edilebilir kılmaktan ibarettir.

Eğer bunu dinsel olarak kabul ettirirseniz, sosyolojik olarak dikta etmeniz mümkündür. Afyon dinin sosyolojik etkisi bu yöndedir.

Ki ortaçağda bu durum ayyuka çıkmıştır. Allah’tan yetki aldığını iddia eden şer odaklan, insanlığın kanını emmiş, zulmün başım çekmişlerdir.

Dikey hiyerarşi ve akabinde üst bir sınıfın ortaya çıkışı ile, ezen-ezilen çelişkisinin belirginleşmesi; bu sürecin neticesidir.

Tarihsel şirk, bu çerçevede faaliyet yürütür. Bu çerçevede gelişir ve biçimlenir.

Aktörler her daim aynıdır. Bir bakarsınız ki şirkin "aracıları” taş ve tahtadan, bir de bakarsınız ki; ete kemiğe bürünmüş...

Bu bağlamda, şirk ile tevhidin ayrımını nasıl yapacağımızı bilmeli akabinde, şirki şirk kutbuna, tevhidi tevhid kutbuna oturtabilmeliyiz.

İşte bu belirgin başkalaşmanın orta yerinde Resulullah ne demiştir ?

Bu kadar hoşgörülü olan bu kabileler, neden bu kadar tepki göstermiştir ?

Az önce de belirttiğimiz gibi, tevhidin amentüsü olan bir kelimenin dile gelişi ile baş gösteren nefret, tırmanarak yükselmiştir. Tıpkı bugün olduğu gibi;

(TEĞÂBÜN suresi 1. ayet)


Yusebbihu lillahi ma fıyssemavati ve ma fiyl'ardi lehulmulku ve lehulhamdu ve huve 'ala külli şey'in kadiyrun.

Göklerdekiler ve yerdekiler Allah'ı tespih ediyor. O'nundur mülk; O'nun içindir tüm övgüler. Her şeye gücü yetendir O.

Allah Elçisine düşmanlığın nedenini şu maddeler ile özetleyebiliriz;
• Tahakküm aracı haline dönüştürülen mülkün bölüşümünü/paylaşımını öngören bir kelam ile ortaya çıkmıştır.
• Hiç kimseye hamd edilemeyeceğini belirtmiş, yani kula kulluğu yasaklamıştır.

Bu duruş, yapısı itibari ile sömürüye taban tabana zıttır. Mekke’de biçimlenen sömürü ve talan sistemi ile tamamen karşıttır.

Bugün ise, Hubel’ler taş ve tahtadan değil. İki ayakları, iki gözleri var. Allah’a yaklaştırdıklarını iddia ederek insanları etraflarına topluyorlar. Etraflarındaki insanların çoğu; edindiği mülkü bir tahakküm aracı haline getiriyor. Çoğu, kıldığı namazdan gafil, çoğu tıpkı Velid bin Muğile gibi 1/40 oranında zekat veriyor.

Ve bu Hubeller, fiilen ABD ile işbirliği yapmaktan çekinmiyorlar. Tıpkı, Ebu Cehil gibi.

Yani o gün olanlar, bugiin de oluyor. Tek sorun ise, Hz. Muhammed gibi olanların, Ebubekr, Ömer, Ali, Ebuzer, Selman, Ammar gibilerin olmayışı ve azlığıdır...

İhtiyacımız olan, Hubel’in suratına tüküren bir Ebuzer, ya da; Mazdek’li devrimci Selman, hatta 93 yaşında bile Ali ile sefere koşan Ammar gibi bir ruh üretebilmektir.

Bu açıdan meseleyi daha derinlemesine analiz edebilmek için "Din Elbisesini Tersten Giyenler” bölümüne bakalım...

Kaynakça
Kitap: NURJUVAZİ, Din Elbisesini Tersten Giyenler
Yazar: Eren Erdem
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Nurcu Burjuvazi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir