Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

15. Asrın Son Yarısında Azerbaycan'ın Siyasi Hayatı

Burada Safevi İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

15. Asrın Son Yarısında Azerbaycan'ın Siyasi Hayatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 04:10

15. İNCİ ASRIN SON YARISINDA AZERBAYCANIN SİYASİ HAYATI

Çoban-oğulları, Calayırlılar ve nihayet Temür Bek Azerbaycan'da kendi hakimiyetlerini korumak için bu ülkeye Doğu Anadolu'dan, Temür Bek ise ayrıca Suriye ve Elcezire taraflarından birçok Türkmen oymaklarını getirip yerleştirdiler. Temür'den sonra ortaya çıkan karışıklıklardan istifade eden bu oymakların beyleri, Azerbaycan'ın ve hatta bütün İran'ın mukadderatına sahip oldular. Bu hareketlerin merkezini Karakoyunlu ve Akkoyunlu oymakları teşkil ediyordu.

Yukarıda zikri geçen KARAKOYUNLULAR'ın reisleri Baranlu oymağından olup, kendi rivayetlerine göre, bunlar önceleri Sırderya kuzeyinde yaşamışlar ve Moğollar devrinde Töre Bek adlı reisleri idaresinde 3.000 hanelik bir kitle halinde Horasan'a ve oradan Doğu Anadolu'ya geçmişlerdi. Türkistan'ın yerli rivayetlerini iyi bilen DEVLETŞAH SEMERKANDİ'ye göre bunlar, Sırderya'nın kuzeyinde bulunan Kazıgurf dağları civarında yaşamışlardır. Akkoyun ve Karakoyun Oğuz destanında bile yer almıştır. «Baranlu» ve «Berendi», yukarıda anlattığımız gibi, Kıpçak uruğlarından olup bunlar, Sırderya kuzeyinde Kalaç ve bazı Kıpçaklarla birlikte Oğuzların Türkmen zümresini teşkil eden uruğlardan biri olmuşlardır.

Karakoyunlular önceleri Erzurum, Erzincan ve Sivas taraflarında göçebe olarak yaşamışlar, Sonra Calayırlılar zamanında oradan Musul ve Sencar taraflarına gitmişlerdir. Bunların beylerinden Bayram Hoca isminde birisi Calayırldardan Sultan Uveys'in, Bayram Hoca'nın oğlu Kara Muhammed Kurmış ta Sultan Uveys'in oğlu Sultan Ahmet Calayır'ın hizmetinde bulunmuş; Kara Mehmed Moğol beylerinin nezdinde kıymet kazanarak Sultan Ahmed'e damad bile olmuştur. Bunun 1390 yılında katlinden Sonra oğlu Kara Yusuf, Temür'le olan mücadelelerde Sultan Ahmet Calayır'a yoldaş oldu. Bunlar Temür'den kaçarak Mısır Memluklarına iltica etmiş olup, Temür'ün vefatını müteakip Mısır'dan ayrıldılar.

Kara Yusuf maiyetindeki 1.000 kadar Türkmeniyle birlikte yolda bir çok yerde savaşarak Memluklara tabi veya müstakil 180 kadar kale ve garnizonu geçerek Amid(Diyarbekir)'e geldi. Temür Irak'la Azerbaycan'ı oğlu Miranşah'ın oğullarına vermişti. Fakat bunlardan Ömer ve Ebabekir Mirzalar, kendi aralarında kavgaya başlayınca Kara Yusuf bundan istifade etti. Buna da,, vaktiyle Temür'ün ordusunda hizmet eden ve vefatından sonra "onun oğullarından yüz çeviren Iraklı emirleri (Bastam Çakir, Pirali Sulduz, Çalık) Kara Yusuf'a iltihakı ve ona bir devlet idare makinesi kurmakta yardım etmeleri sebep olmuştur. Bunların teşviki ve yardımiyle Kara Yusuf 1408 yılı 23 Nisanında Tebriz yanında Ebabekir Mirza'ya karşı açtığı savaşı kazandı. Bastam Çakir'i «beğlerbeği» ve Tebriz'i de merkez yaparak Doğu Anadolu'da ve Azerbaycan'da Karakoyunlu devletini kurmuş oldu. Bu sıralarda Sultan Ahmet Calayır da Mısır'dan dönüp gelerek Bağdad'ı istirdat etmişti. Karakoyunlular yağmaya alışkın olduklarından, şehir ahalisi ile köylü ekinciler bunlardan çok mutazarrır oluyordu. Azerbaycan, bilhassa Tebriz ahalisi Sultan Ahmedi çağırdı. O da, Kara Yusufun Erzincan taraflarında meşgul olduğu bir sırada gelerek, Tebriz'i aldı (4 temmuz 1410). Fakat Kara Yusuf öteki Iraklı emirlerin teşvikiyle eski gurbet arkadaşı Sultan Ahmedi ortadan kaldırmaya karar verdi ve Tebriz yanında vaki olan muharebede, Sultan Ahmet ele geçirilerek öldürüldü. Kara Yusuf ta hükümetine meşru bir şekil vermek için kendi oğlu olup, vaktiyle Sultan Ahmet'e oğulluk ettirdiği Pir Budak beyi, Temür'ün usulüne kötü bir nazire olmak üzere, «han» ve kendisini «noyan» ilan etti.

Karakoyunluların arka tarafında (batıda), Akkoyunlular, Temürlülere sadık kaldılar. Bunların beyi olan Karayülük Osman, resmen Temürlülere itaat etmiş olan Osmanlılar üzerinde de bir nevi nüfuza malik bulunuyordu. Temür'ün halefi olan Şahruh, Kara Yusufun Azerbaycan'ı kendisinden «su-yurgal» olarak idare ediyor görünmek için salahiyet istemesine rağmen, Karakoyunlu hükümetini ortadan kaldırmak fikrinde idi; fakat kendi ülkesindeki iç meseleleri yüzünden bir türlü buna fırsat bulamıyordu. Nihayet Kara Yusufun hakimiyetine nihayet vermek maksadiyle 1421 yılında Azerbaycan'a girdi. Fakat Kara Yusuf, ordusuyla Şahruh'a karşı çıkarken yolda öldü. Kara Yusuf gayet merd ve kahraman bir Türkmen beyi idi; cömerd, sözünde duran, ve yiğit tabiatlı bir adamdı, fakat fazla saf olduğundan başkalarının tesiri altında kalırdı.

Yerine geçen oğlu İskender Mirza Temürlüler ve Akkoyunlularla olan mücadelede, babasının yoluna sadık kaldı. 1429 da Şahruh tekrar gelerek İskender'i ezdi ve Azerbaycan'ın idaresini Kara Yusuf'un Temürlülerin hizmetine giren diğer oğlu Ebu-Sa'id Beğ'e verdi. Şirvan vüayetinin beyi olan Şirvanşah Sultan Halil de Temürlülere sadıktı. Fakat İskender'in fitnesi devam etti. Diğer kardeşleriyle olduğu gibi Ebu Sa'id'le de harp etti; nihayet Ebu-Sa'id Azerbaycan'ı terke mecbur oldu. Şahruh 1434 yılında tekrar Azerbaycan'a girdi. Kara Yusuf'un diğer oğlu Cihanşah da Şahruh'a iltihak "etti. Şahruh Azerbaycan'da üç yıl kaldı. Kışları babası Temür'ün de çok sevdiği ve imar ettiği Karabağ'da geçirdi. İskender, Osmanldar ülkesine, Tokat tarafına kaçmıştı. Şahruh, İkinci Murad'a müracaat ederek İskender'in tardını istedi, o da buna muvafakat ederek, beylerinden Umur Bey ile Yörgüç Paşa'yı bir ordu ile göndererek İskender'i Osmanlılara ait yerlerden çıkardı. Sonra İskender kendi o$u Kubad tarafından öldürüldü.

Şahruh tarafından.Azerbaycan'ın idaresine memur edilen Cihanşah değerli bir zattı, ayni zamanda bir şair olan bu beğ, alimleri ve şairleri himaye etti, Cihanşah çağından bazı eserler de vardır. Bu cümleden olarak Tebriz'de 1465 yılında yaptırdığı Gök-Mescid bugün Tebriz'de sağlam kalan eski büyük eserlerin başlıcalarındandır, ki bir Temürlü ustanın eseridir. Cihanşah önceleri, Şahruh'un Irak ve batı İran umumi valisi olan torunu Sultan Muhammed Mirza'ya tabi kılınmıştı, Şahruh'un vefatından sonra Temürlüler işinin karışmasından istifade ederek, Irak tarafına da el uzatmaya başladı. Uluğ Bek'in vefatından sonra ülkesini Fars vilayetine kadar genişletti. 1458 yılında Astarabad'ı, hatta Herat'ı bile almış, fakat Temürlü Ebu Sa'id Mirza tarafından tardedilmiştir; mamafih Bastam'ın batısındaki bütün batı İran ve Fars bölgeleri onun elinde kaldı. Batıda Diyarbekir taraflarında hükümet süren Akkoyunlu beyi Uzun Hasan'ı ezmek fikriyle açtığı bir seferinde gafil iken baskına uğrayıp mağlup olup, Uzun Hasan'ın askerlerinin eline geçerek öldürüldü (1011-1467). Cihanşah'ın oğlu Hasan Ali zamanında (1469) Temürlü Ebu-Sa'id Mirza Azerbaycan'ı, Karabağ ve Muğan'ı işgal etmiş, fakat Uzun Hasan'a karşı takip ettiği yanlış siyaset neticesinde aralarında bazı çarpışmalar olmuş, güney Mugan'daki çarpışmalarda Ebu-Sa'id Akkoyunluların eline geçerek Uzun Hasan'ın nezdinde bulunan Temürlü Yadigar Muhammed Mirza'nın eline verilmiş, büyük annesi Gevherşad Hatun'-un «kısas» ı diyerek, (6 şubat 1469 da) öldürülmüştür. Bununla Doğu Ana-doluda ve Azerbaycan'da Akkoyunlu hakimiyeti takarrür etmiş oldu.

AKKOYUNLULAR, Oğuz ve ayni zamanda Kimak-Kıpçak boylarından olan Bayandır boyundandır. Bunlar Doğu Anadoluda Urfa-Mardin-Bayburt arasında, yukarı Dicle ve Fırat'ın muhtelif kolları üzerinde görevli olarak yaşarlardı. Beylerinden Tur Ali, kendi rivayetlerine göre, Gazan Han'ın muasırı olup, onun Suriye seferlerine iştirak etmiştir. Müteakiben bunlar, İlhanlıların Diyarbekir ve Rebfa taraflarını idare eden Moğol emiri Emir Sutay ve oğullarının hizmetinde bulunarak, amid ile Musul araşma yerleşmişlerdir. Seyyah İBN BATTUTA, 1332-33 yılında Anadolu'yu ve Azerbaycan'ı gezdiği zaman Erzurum, iki «Türkmen» kabilesi (herhalde Karakoyunlu ve Akkoyunlular) arasında niza'lı bulunuyordu. Tur Ali Beğ'den sonra Akkoyunlulara riyaset eden oğlu Kutlu Beğ (öl. 1389), daha ziyade Trabzon İmparatorluğu ile temaslarda bulunmuştur.

Bundan sonra Temür zamanında bu Kudu Beğ'in oğlu Karayülük Osman Beğ çok tanınmıştır (1402-1335). Karayülük Osman, Kara Yusuf'la olduğu gibi, Sivas meliki Kadı Burhaneddin'le de harbederek Temür'le dost olmuş, onun bütün batı seferlerine candan iştirak etmiş, Temür tarafından Diyarbekir ve Malatya taraflarının idaresine memur edilmiştir. Sonra Memlukların Şam beylerbeğisinin elinden Afşar, Bayat ve İnallu Türkmen boylarını almış ve, bunları Suriye'den getirerek kendi ordusuna katmış; Erzincan, Harput, Kemah, Çemişkizek ve Mardin taraflarını, Erzurum'u ve Çoruh havzasını elde ederek, büyükçe bir devlet kurmuştur. Karayülük Osman her üç batı seferinde Şahruh'un maiyetinde bulunup Karakoyunluları ezdi. Nihayet onlarla yaptığı bir savaşta maktul düştü (1435), Karayülük Osman, uzun süren hayatında 300 kadar harp görmüştür. MÜKRİMİN HALİL BEY'e göre o, «yalnız kendi asrının değil, bütün tarihin yetiştirdiği en şeci' ve en muharip adamlardan biridir». Zaten 14. üncü asrın sonları Türk tarihinin en büyük kahramanlar yetiştirdiği bir devirdir (Temür ve onun maiyetinden Seyfüddin Nüküz, Hıtay Bahadır, Şeyhali Bahadır, Akbuga Nayman, Şahmelik Bilguvüt, Şeyh Nureddin, Osman Abbas Kıpçak, Üçkara Bahadır; Doğu Çağataylardan Kamereddin Doğlat, Celal Hemid; Toktamış ve maiyetinden Edüge Mangıt, Kazançı Bahadır, Yağlı Bey Barın; Yıldırım Bayazıd ve maiyetinden Kara Temirtaş ve Hoca Feruz Beyler; Karakoyunlu Kara Yusuf, ve Akkoyunlu Karayülük Osman Bunların herbiri başlı başına birer tarihtirler).

Karayülük Osman'dan Sonra torunları Cihangir (1444-1453), Uzun Hasan (1453-1478) ve bunun oğlu Yakub Bek (1478-1490), Karakoyunlular-dan aldıkları ve kendilerinin açtıkları ülkeleri idare ettiler. Akkoyunlular Karayülük'ün vefatından sonra da 1469 yılma kadar, Temürlülere tabi olarak kaldılar. Yanlarında bazı Temürlü mirzalar da bulunurdu. Uzun Hasan Ebu-Sa'id Mirza'nın katlinden sonra müstakil oldu. Başkentini de Diyarbekir'den Tebriz'e nakletti ve tekmil batı, orta ve güney İran'ı ele geçirdi. Uzun Hasan'ın kurduğu imparatorluk güney-batıda Mısır Memlukları, batıda Osmanldar, kuzeyde Altın-Orda ve doğuda Temürlüler ile sınırdaştı. Bu devirde Akkoyunlu devletinin esas kuvvetini teşkil eden uruklar, Bayandırlardan başka, şunlardı: Bayat, Döger, Çepni, İnallu, Özer, Çakırlı, Köpek, Arapgerli, Beçen, Dukharlu, Bayramlu, Hacdu, MusuUu, Pirnek, Hocahacılu; bunlardan başka Afşar ve Kaçar gibi büyük ve müstakil boylar da Ak-koyunlulara iltihak etmiştir.

Uzun Hasan, Ebu Sa'id'i öldürmesi ve 1471 yılında, Temürlü Yadigar Muhammed Mirza'ya müzaheret bahanesiyle, Horasan işlerine boşuna karışması müstesna, Temürlülerle iyi geçinmiştir. Osmanlılarla olan münasebeti ise değişik olmuştur. O, Osmanlı ülkelerine taarruz ederek, Erzincan'a kadar ele geçirebileceğini düşünmüştür. Uzun Hasan'ın oğlu Uğurlu Muhammed, Fatih Sultan Muhammed'in damadı idi. Akkoyunlularla Osmanlılar arasında birkaç defa muharebeler olmuş, fakat netice itibariyle bundan Osmanlılar karlı çıkmıştır. Bu muhasamat dolayısıyla Osmanlıların Avrupada başlıca düşmanları olan Venedikliler Akkoyunlularla siyasi münasebet tesis etmek, Osmanlılar aleyhine onlardan faydalanmak istemişlerdir. 1463 yılında bir elçi göndermişlerdi. Bu elçi ancak 1471 de Venedik'e dömüp gelebildi. Onun ile birlikte Uzun Hasan tarafmdan gönderilen bir Türkmen beyi de elçi olarak Venedik'e geldi. Sonra Venedik seniyoru bu Türkmenle birlikte Barbaro'yu elçi olarak gönderdi. 1474 yılında mümessil- olarak gelen bu Geosefo Barbaro ile Ambrogio Contarini Altın-Orda üzerinden yaptıkları seyahatten sonra Uzun Hasan zamanındaki Tebriz hayatına dair eserler bırakmışlardır. Uzun Hasan bu sırada Otlukbeli'nde Fatih tarafından mağlup edilip çok ağır bir vaziyete düşürülmüş olduğundan, Venediklilerin teşebbüsünden bir netice çıkmamıştır. Moskova Rus kıralı İvan III. dahi, 1475 yılında Markus Rufus'u Uzun Hasan'a elçi olarak gönderip, onu Altın-Orda hanı Ahmet Han (bn Küçük Muhammed Han) aleyhine kazanmak istemişse de, bunda muvaffak olamamıştır.

Bu sıralarda Türkmenler arasmda müridlerini çoğaltan Erdebildeki Safevi şeyhleri, önceleri koyu sünni oldukları halde, bu Türkmenler arasında şi'ilik cereyanını kuvvetli gördüklerinden işi müfrit şiiliğe çevirmişlerdi. Bunların Yakub Bek zamanında gittikçe artan nüfuzu, Akkoyunluları endişeye düşürmeğe başladı. Bunlar nüfuzlarını, bilhassa Akkoyunluların düşmanı olan ve vaktiyle Karakoyunlu zümresine dahil bulunan Üstaclu, Şamlu, Rumlu, Musullu, Tekkelü, Bayburtlu, Karaoğlan, Afşar ve Kaçar boy ve oymakları ile Anadolu'daki Karamanlu, Dulgadırlı ve Varsaklar arasında da çoğalttılar. Bu şeyhlerden Şeyh Haydar, Uzun Hasan'ın kızı ile evlenmiş olduğundan, bu kadından doğan oğullar hanedan azası gibi Tebriz'deki saraya sokulmuşlardı. Safavi şeyhleri Akkoyunluların bütün zaif noktalarım biliyorlar; ve onların eski Karakoyunlular heyetine dahil kabileler tarafından meskun ve nüfuzlarının az olduğu Arran (Karabağ) ve Muğan taraflarını bilfiil ele geçirmiş bulunuyorlardı. Bununla da kalmıyarak, Akkoyunlular gibi sünni olan Şirvanşahları da ezmek ve onların ülkesini de kendilerine ilhak etmek istiyorlardı. Şeyh Haydar, Şirvanşah Ferruh ile çarpıştığı zaman, Akkoyunlu Yakub Beğ Şeyh Haydar'ın üzerine yürüyüp, onu mağlup ve esir ederek öldürdü "(1488). Bu hadise, Safevi şeyhleri ve müridleri için umumi isyana vesile oldu. Yakub Beğ'in 1490 yılında vefatını müteakip Akkoyunlu şehzadeleri memleketi paylaşamadılar. Şeyh Haydar'ın oğlu Şeyh Ali, yine Kara-koyunlu boyuna dayanarak, bu fırsattan da istifade etmeğe kalkıştı. Uzun Hasan'ın 1492-1497 yıllarında Azerbaycan'ı idare eden torunu Rüstem Beğ (bin Maksud), vaki olan muharebede Şeyh Aliyi de, babası gibi, mağlup ve esir ederek öldürdü.

Akkoyunlu beyleri, şi'üik tehlikesi karşısında Osmanlılarla anlaşmak lüzumunu hissettiler; ve Uğurlu Muhammed'in, Fatih'in kızından doğan ve ayni zamanda İkinci Bayazıd'ın damadı olan oğlu Göde Ahmed'i İstanbul'dan getirerek hükümdar ilan ettiler. Fakat bir sene sonra bu zat, burada beraberinde getirdiği Noktacıoğlu adındaki şeyhin fikrine göre hareket edip, kargaşalıklara son vermek için Osmanlı usulünce bir merkeziyet vücuda getirmek isteyip, prens ve beyleri öldürmeğe başlayınca, beyler isyan ettiler ve kendisini yakalıyarak öldürdüler (1497). Bundan sonra memleket ikiye ayrıldı; Fars ve Kerman ülkeleri Yakub Beğ'in oğlu Sultan Murad'ın (1498-1508), Azerbaycan ve Diyarbekir tarafları da Yakub Beğ'in kardeşi olan Yusuf Beğ'in oğlu Elvent Beğ'in (1498-1504) idaresinde kaldı. Bunlar ve biribirlerine düşman emirlerin elinde oyuncak olan diğer prensler, kendi aralarında kavgaya tutuştular. Şeyh Haydar'ın Uzun Hasan'ın kızından doğan oğlu İsmail (Sonradan Şah İsmail) bu fırsattan istifade edip, adı geçen kabilelere dayanarak, 1502 de Arran'ı ve Şirvan'ın bir kısmını ele geçirdi ve 1508 e kadar bütün İran'ı Akkoyunlular» elinden aldı.

Akkoyunlulardan bilhassa Uzun Hasan ile oğlu Yakub ilme, edebiyat ve sanata karşı büyük bir alaka göstermişlerdir. Sonradan Osmanlılara müverrih olan İdris Bitlisi ile Şıban Özbeklerinden Şaybak Hanın Kazakistan seferi tarihini yazan Fadlullah bn Ruzbehan İsfahanı, önce Yakub Beğ'in nezdinde münşi sıfatiyle çalışmışlardır. Uzun Hasan Tebriz'de Sahibabad Meydanı'nın kuzeyinde çok muhteşem bir cami yaptırmıştı. Bugün harabe halindedir. Yakub Beğ H. 888 (1483) yılında Tebriz'de Heşt-Bihişt Sarayı'nı yaptırmış ve bunda Temürlüler tipinde harp sahneleri tersim ettirmişti. Bugün bundan da eser kalmamıştır.

Karakoyunlular ile Akkoyunluların devlet teşkilatı İlhanldar ile Temürlülerinki gibi olmuştur. Kara Yusuf kendisini «Yusuf Bahadır Noyan» diye adlandırmış ve fermanlarına oğlu Pir Budak'ın isminden Sultan Pir Budak yarlığıdin Ebunnasr Yusuf Bahadır sözünüz şeklinde başlık yazdırmıştır. Akkoyunluların devlet teşkilatını gösteren bir «Arz-Name» ve bazı menşür vardır. Türkiyenin Doğu vüayetlerinde ve Safeviler memleketinde mer'i bulunan Uzun Hasan kanunlarına ait vesikalar zamanımıza kadar gelmiştir.

Güney Kafkasya'nın Şirvan mıntakası ile bazan Arran (Gence ve Karabağ) ve Derbend ŞİRVANŞAHLAR ismiyle maruf sülalenin elinde bulundu. Bunlar İlhanlılar ve Temürlüler zamanında olduğu gibi, Karakoyunlu ve Akkoyunlular zamanında dahi, yerli melikler sıfatiyle yaşayıp geldiler. Bunlara, 13. üncü asrın başlarında yaşıyan cedlerinden birinin ismiyle, «Kisraniler» de denilmiş olup, aslen Arapların Beni Şeyban aşiretinden gelmektedirler. Büyük babaları olan Yezid bn Mezyed eş-Şeybani Abbasiler tarafından H. 183 (798) yılında Armeniye valisi tayin edilmişti. Bu Şirvanşahlardan, İran ve Kafkasya Moğolların eline geçtikten Sonra, Feribuz HI, Ahsiten n, Ferruhzad H ve Keykubad isminde melikler gelmiştir. İlhanlılar buranın idaresi için kendileri tarafmdan ayrı valiler tayin ediyorlardı. Zikri mükerreren geçen tarihçi Emir Polat Cinsang, İlhanlı Gazan ve Olcaytu Hanlar zamanında Şirvan valisi idi ve burada vefat etmiştir. Zikri geçen Şirvanşah Keykubad (1314-1345), Çobanldardan Melik Eşrefin ve Altm-Orda ham Ganibek'in muasırı idi. Onun oğlu şirvanşah Kavüs (1336-1372) Şeyh Uveys Çalayır'ın, Kavüs'ün yeğeni Şeyh İbrahim bn Sultan Muhammed (1383-1417) Temür'ün ve Şeyh İbrahim'in oğlu Sultan Halil (1417-1462) Şahruh ve oğullarının muasırıdırlar. Sultan Halil ve oğlu Ferruh Yesar (14621501) Şirvan'da imar ve ticaretin inkişafına çok hizmet etmişlerdir ve kendilerinden de birçok eserler kalmıştır. Bakuda Bibi-Heybet mescidi, Abşerun'daki dıvar ve kuleler bunlardan kalmadır. Ferruh Yesar Akkoyunlular ile çok iyi geçinmiş ve Safevilerin düşmanı olmuştur. Şirvanşahların merkezi

Şamahi şehri idi. Ferruh Yesarın oğlu Şeyh İbrahim II (1502-1524) zamanında bunların ülkesi Safevilerin eline geçti. Onlar buraya Kaçar ve Üstaclu beylerini, bazan da kendi prenslerini vali tayin ediyorlardı Şirvanşahlar sünni olduklarından Osmanlılara çok merbut kalmışlardır.

Azerbaycan'da Akkoyunlu sülalesinin inkıraza uğraması, bu sülaleye bağlı olan bütün kabileler ile Şirvan ahalisinden birçoğunun Osmanlı hududuna, Doğu Anadolu'ya geçmesini intaç etmiştir. Böylece, şimalde Altın-Orda'nın sukutu oradaki Türk uruklarını Karadeniz kuzeyine ve Rumeli'ye doğru, güneydeki Akkoyunlu hakimiyetinin düşüşü de buradaki Türk boylarının Anadolu içerilerine doğru hareketini doğurmuş ve Osmanlı devletinin büyümesine ve yeni Türk vatanının tam öz şeklini almasına sebep olmuştur.

Kaynakça
Kitap: UMUMİ TÜRK TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: A. ZEKİ VELİDİ TOGAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Safevi İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir