Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Şah Abbas Devrinde Büyük Oymaklar

(1587 - 1628)

Burada Safevi İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Şah Abbas Devrinde Büyük Oymaklar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 20:46

ŞAH ABBAS DEVRİNDE BÜYÜK OYMAKLAR (1587 - 1628)

1 — RUMLU


Rumlular'ın başlıca Sivas, Amasya, Tokat bölgesinin yerleşik Kızılbaş Türkleri'nden meydana gelmiş bir topluluk olduğu söylenmişti. Onun için bu topluluğun oymakları yoktur. Yalnız Rumlu'nun bir kolu Koyla Hisarlu adiyle anılıyor. Koyla Hisar Sivas'ın Kelkit vadisindeki kazalarından biri olup, bilhassa bu gün Koyulhisar adı ile anılır.

Şah Abbas devrinde Rumlular' ın en büyük emiri Derviş Muhammed Han idi. Abbas 1001 (1593) yılında Nişabur'u Özbekler'den geri alınca oraya eski valilerden Rumlu Derviş Muhammed Han'ı tayin etmişti. Yapılacak işin ehlini takdir etmek kabiliyetine sahip olan Abbas, Rumlu emirinin görevini başarı ile ifa edeceğinden emindi. Gerçekten Özbekler ertesi yıl (1002 = 1594, yılan yılı) Nişabur'u. kuşattıklarında Derviş Muhammed Han elinden geleni yapmış ise de en sonunda kendisine ve askerlerine dokunulmamak şartı ile şehri onlara teslim etmek zorunda kalmıştı. Derviş Muhammed Han, ertesi yıl Gilan'ın Biye Piş beğlerbeğiliğine tayin edilmiş ve bu görevinde de başarı göstermiştir. Rumlular'dan diğer bir emir de II. İsmail devrindeki Halif etü'l- Hulefa olan Hüseyin Kulu'nun oğlu Muhammed Beğ idi. Şah Abbas'ın yakınlarından olan Muhammed Beğ elçilik ile iki defa (1009 = 1600 -1601 ve 1020 = 1611 -12) İstanbul'a gitmiştir. Rumludan Muhammed Kulu 1023 (1614-15) tarihinde Halifetü'l - Hulefahk mevkiinde bulunuyordu. Rumlu emirlerinden Deniz Beğ'e gelince, Şah Abbas onu elçilik ile İspanya kıralına göndermişti. Fakat Deniz Beğ, elçilik ile telifi kabil olmayan bir çok işler yapmıştı. Bu arada fena muamele etmesi yüzünden maiyyetinden bazıları«Rim Papa biladında», yani Roma'da, bazıları da İspanya'da Hıristiyan dinine girdiler. Bunlardan biri Bayat boyundan Oruç Beğ olup, İspanya'da bir iki akrabası ile birlikte Hıristiyanlığı kabul etmiş ve bizzat İspanya kiralından Don Juan adını almıştı. Bu ve diğer kabahatları yüzünden 1022'de (1613 = Ud yıl) İran'a dönen Deniz Beğ'in hayatına son verildi.

Şah Abbas'ın ölümü esnasında Rumlu'dan sadece bir emir vardı. Bu da, Gilan'daki Tengaben valisi Koyla Hisarlu Bayezid Sultan oğlu Haydar Sultan idi. Adı geçen emir, Şah Safi devrinde öldürülmüştür (1041 = 1630-31). Aynı hükümdar devrinde Bayat ve Rumlular'dan olan birer kolun Şirvan'da Bender ve Şabran'a yerleştirildiklerini biliyoruz.

XIX. yüzyılda Batı Anadolu'da. Rumlu (yahut Urumlu) adlı bir oymak görülmektedir. Bu oymağın İran'daki Rumlular'm XVIII. yüzyılda Anadolu'ya göç etmiş bir kolu olması muhtemeldir.

2 — USTACALU

Don Juan (sabık Bayat Oruç Beğ) İran'da en yüksek mevkileri işgal eden 32 oymak veya asil ailenin varlığını belirttikten sonra Ustacalular'ın (Ustajlu) en başta geldiklerini, çoğunun Şah'ın en gözde emirleri olduklarını, yüksek ve şerefli mansıpları ellerinde tuttuklarını söyler. Don Juan Ustacalular'dan sonra sıra ile şu oymakları zikreder, Şamlu, Afşar, Türkmen, Bayat, Tekelü (Tak-keh-lu), Harmandalu (Harbendelü = Hüdabendelü), Zulkadr (Zhul-qadarlu), Kaçar (Qajar), Karamanlu, Bayburdlu, lspirlü (Ispihrlü), Oryat (Oriath => Oyrat, eski ve ünlü Moğol oymağı?), Çavuşlu (Cha-ushlu, Ustacalu'dan), Asayişlu (Assayshlu, Ustacalu'dan) Çemişke-zeklü (Chamish-Qazaqlu), Saru Solaklu (Sarozolacklu. Ustacalu'dan), Kara Bacaklu (Gara Bachaclu), Baraclu (? Barachlu), Koyun Erilu (? Cuiniorilu), Kırıklu (? Griclu), Bozcalu (Boschalu), Hacı Fakılu (Acbıfaquilu), Hamzalu (Ambzalu), Solaklu (? Solachlu), Mahmud-lu, Kara Çomaklu (Gara Chomaclu), Kara Koyunlu, Gözü Büyüklü (Cossi Boyezlu), Peyklu (? Peyclu), İnallu (? Ynazlu), Kuh Giyulu (Cohequilu). Şah Abbas devrinde İran'ı ziyaret eden Pietrodella Vale bu 32 oymaktan 16 sının sağ kolu 16 sının da sol kolu teşkil ettiklerini yazar.

Şah Abbas'ı Safevi tahtına bu boydan Mürşid Kulu Han'ın geçirdiğini görmüştük. Mürşid Kulu Han'ın öldürülmesi üzerine Ustacalular'ın Safevi tarihinde oynadıkları mühim rol de sona erdi. Şah Abbas'ın, görmüş olduğumuz gibi, baba ve dedesinin itibar gösterip mühim mevkilere geçirdiği Ustacalular'ı sevmediği bir gerçektir.

Ustacalular bu hükümdar zamanında öyle darbe yediler ve öyle parçalandılar ki, bir daha kendilerini toparlayamadılar ve sonraları varlıklarını da muhafaza edemediler. Hatta bu yüzden bazı obaları başka oymakların idaresi altına girdiler. Şah Abbas'ın ölümü esnasında onlardan dirlik sahibi üç emir görülüyor. Bunlardan hiçbiri de han unvanını taşımıyor ve mühim eyaletlerin başında bulunmuyordu. Bu üç emirden Ustacalu Bektaş Han oğlu Muhibb-i Ali Sultan Nesa, Maksud Sultan (Kengerlü obasından) Nahçivan, Pir Gaib Han oğlu Ebu'l-Kasım Sultan (Şereflu obasından) Hille emiri idiler. Ustacalular'ın durumu Şah Safi devrinde daha iyi değildi. Nesa emiri olan Kelb-i Ali Sultan Harizm hükümdarı İsfendiyar Han'ın hücumu üzerine şehri terkedip kaçtığından öldürüldüğü gibi, Ustacalu Hasan Han'ın oğulları da bir fesad hareketi yüzünden, hiçbir suçları olmadığı halde, Şah Abbas'ın kızından doğdukları için, aynı akibete uğratıldılar. Şah Safi zamanında Ustacalu'dan Şah Verdi Beğ 1045 (1635 -1636) 'de Derbend valisi tayin edilmişti. Fakat 1050 (164 0-41)'de azledilip yeri yine Ustacalu'dan Keşikçi Başı Behram Beğ'e verildiği gibi, onun mevkiine de oğlu Bayezid Beğ tayin edildi.

Ustacalu obalarına geçmeden önce şunu kaydedelim ki, adını bir beğden alan ve diğer bütün obalara veren, doğrudan doğruya Ustacalu adlı bir oymak vardır. Nasıl ki biz onun küçük bir bölüğünün göç etmiyerek Anadolu'da Ulu Yörük arasında kaldığını görmüştük.

Devletin kurulmasına kardeşleri Kara, Ulaş, Süleyman, ivaz ve diğerleri ile birlikte katılan ve bunda mühim bir rol oynayan Muhammed Han'ın da Osmanlı kaynaklarında daima Ustacalu-Oğlu olarak anıldığı, yine evvelce söylenmişti. Anlaşıldığına göre Ustaca, Muhammed Han'ın dedesi veya atalarından biri idi. Safevi hizmetinde Ustacalu ailesini Şah Abbas devrine kadar takip edebiliyoruz. Adı geçen hükümdarın vezirlerinden Selman Han, Şah Ali Mirza'nın, o Abdullah Han'ın oğlu o, Kara Han'ın, Kara Han'da Mirza Beğ'in oğlu ve Muhhammed Han'ın kardeşidir. Selman Han galiba, «ümera-yi Etrak», yani Türk emirleri arasında vezirlik mevkiine yükselen biricik emirdir. Kendisi 1015 (1606 - 7) yılında hastalanıp İsfahan'da (çocuksuz olarak) ölmüştür.

Tesbit edildiğine göre, başlıca Ustacalu obaları şunlardı:

Çavuşlu, Kengerlü, Şereflü, Kerempa (yahut Gerempa), Koçulu, Sofular, Mahi Fahiklu (?), Karasarlu, Kıçlu, Kuzullu, Damlu, Gözübüyüklü.

a. Çavuşlu :

Ustacalu'nun en önemli obası Çavuşlu'dur. Don Juan (sabık Bayat Oruç Bey) ehemmiyetinden dolayı bu obayı ayrıca zikreder. Ustacalu'dan en fazla ve en değerli emirler adı geçen obadan yetişmiştir. Ustacalu emirlerinden hangilerinin bu obaya mensup oldukları kaynakların verdikleri imkan nisbetinde yeri geldikçe gösterilmişti.

Burada, hatırlatmak kabilinden onların en tanınmış olanlarının sadece isimlerini zikrediyoruz:

devletin kuruluşuna katılan Oğlan Emet ve oğullan (mesela Baba Süleyman, Aygut Beğ), Tahmasb'ın en büyük emiri Yüzbaşı Hasan ve oğlu Hüseyin beğler, Sultan Muhammed devrindeki Ustacalular'ın başı (Riş Sefid), Pire Muhammed Han, Aygut oğlu Mehdi Kulu Han, Abbas'ı tahta çıkaran Mürşid Kulu Han.

Adı geçen hükümdar devrindeki en göze çarpan Çavuşlu emirleri de şunlardı:

Sebzevar valisi Aygut Sultan oğlu Muhammed Han (adı en son 997 = 1589 yılında da geçiyor), Simayun oğlu Mehdi Kulu Han (1000 = 1592 de öldürüldü), Ebu Müslim Han (1000 = 1592'de Özbekler tarafından öldürüldü), 1000 (1591 - 92) tarihinde kardeşi İsferayin valisi Hasan Hanın, Tahmasb'ın okçu korucusu Hüseyin Beğ ile Masum Beğ'in torunu ve Halil Han'ın oğlu Muhammed Şerif Han (999 = 1591 yılında öldürüldü) Pire Muhammed Han'ın oğlu Mahmud Han (999 = 1591 yılında öldürülür)ve yukarıda adı geçen Ebu Müslim Sultan'ın kardeşi ve aynı zamanda büyük emirlerden Kara Hasan Han. Görüldüğü gibi Ustacalu'nun daha devletin kurulmasından itibaren değerli şahsiyetler çıkarmış olan Çavuşlu obası emirleri, Abbas'ın saltanatının ilk yıllarında çoğu öldürülmek suretiyle tasfiye edilmişlerdir.

b. Şeyhler:

Çaldıran savaşında ölen Safevi emirlerinden Korucu Başı Saru Pire'nin bu obadan olduğunu görmüştük. Adı geçen Safevi emiri Tahmasb devrindeki büyük emirlerden Menteşe Sultan'ın ağabeyisi idi. Menteşe Sultan'ın 952 (1545 - 46) yılında vefat ettiğinden de evvelce bahsedilmişti. Hüdabende zamanlarındaki Ustacalu emirlerinden, Menteşe Sultanın oğlu Murad Han müstesna olmak üzere, hangilerinin bu obaya mensup olduklarına dair kayıtlara rastgelinmemektedir Mürşid Kulu Han, yanında Abbas olduğu halde 995 (1587) de Horasan'dan Kazvin üzerine yürüdüğünde yanında bulunan emirlerden biri de Turşiz emiri Menteşe Sultan (az sonra han) idi ki, bunun Şah Tahmasb devrindeki aynı adı taşıyan emirin torunu olması muhtemeldir. Menteşe Han'ın da diğer pek çok Ustacalu emirlerinin akibetine uğradığı anlaşılıyor; 998 (1589 - 90) yılında Fars eyaletindeki Darabcird şehri valiliğinden azledilmesi üzerine, maiyyeti dağılmış ve Menteşe Han da Kirman valisi Afşar Bektaş Han'a sığınmıştır. Menteşe Han hakkında daha fazla bilgiye sahip değiliz.

c. Kengerlü:

Kengerlü varlığını geçen asra kadar devam ettiren Ustacalular'ın biricik obasıdır. Kengerlü'nün İran'a geldikten sonraki yurdu Nahçivan bölgesinde olup, orada son yıllara kadar yaşamıştır. Tahmasb devrinde Şah Verdi Beğ, Peyker Halife; Şah Muhammed devrinde Cafer Sultan, Allah Kulu Sultan bu obanın kayda değer emirlerinden idiler. Abbas çağında ise Mustafa Han ile Timur Sultan, Geda Ali Beğ ve Maksud Sultan'ın Kengerlü'den olduğunu biliyoruz. Bunlardan Mustafa Sultan Horasan' da Tabes valisi olup 1003 (1594 - 95) de Özbekler ile yapılan bir savaşta ölmüş ve yerine aynı obadan Timur Sultan tayin edilmiştir. Maksud Sultan'a gelince o, Nahçivan valisi idi; elçilik ile İstanbul'a gitmiştir (1046 = 1636-37). Girit fatihlerinden Deli Hüseyin Paşa'nın yükselmesine sebep olan meşhur katı yayı da IV. Murad'a takdim eden bu Maksud Sultan idi. Aynı zamanda halifetü'l-hulefa olan Maksud Sultan, 1051 (1641 - 42) yılında II. defa İstanbul'a gönderilmiştir. Zamanımızda Diyarbekir vilayetinde biri merkeze, diğeri de Bismil kazasına bağlı Kengerlü adlı iki köy görülmesi dikkate değer. Çünkü, hatırlanacağı üzere Ustacalu Muhammed Han ile kardeşi Kara Han bu bölgede valilik yapmışlardı.

ç. Şereflü:

Şereflü'ye mensup bir çok emir tanıyoruz. Bunlardan biri Kürd Beğ olup, Şah İsmail devrinde Bidlis, Erciş ve Adılcevaz yörelerinin valisi idi. Kürd Beğ'in Tahmasb'ın saltanatının ilk yıllarında da adı geçiyor. Tahmasb'ın ölümü esnasında Horasan'da Hvaf ve Baherz emiri olan Veli Beğ ile Şah Muhammed devri emirlerinden İbrahim Sultan, adı geçen, hükümdar ile oğlu Abbas zamanındaki emirlerden Pir Gayb Han (996 = 1588 yılında bir oğlu ile beraber öldürüldü), oğlu Ebu'l-Kasım Sultan Şereflü'den oldukları gibi, şiddeti ile meşhur Kazvin darugası Ahmed Ağa da (ölümü: 1014 = 1605 - 6) aynı obadan idi.

d. Kerempa:

Yukarıda Kerenpa adlı bir oymağın XVI. yüzyılda Sivas bölgesindeki Ulu Yörük arasında yaşadığını haber vermiştik. Bunlar Ulu Kışla, Köprüce, Çukak vesaire gibi yedi yerde yaşamakta ve çiftçilik ile meşgul olmakta idiler. İran'a gitmiş olan Kerempa'ya gelince, adı geçen oymağa mensub dört emir tanıyoruz ki, bunların dördü de Şah Abbas devrinde yaşamışlardır. Bu emirlerden biri Çerağ Sultan, diğer avcı başı Ahmed Ağa oğlu Ali Beğ, üçüncüsü 997 (1589) yılında Alamut, 999'da (1591) İsfahan'ın Taberek kalesi kumandanlığına tayin edilen Çerağ Sultan'ın oğlu Ahmed Beğ (Sultan), dördüncüsü de aynı kalenin darugalığı verilen yine Çerağ Sultan'ın kardeşi Ali Beğ'dir.

e. Koçulu:

Tahmasb'ın ölümü esnasındaki tanınmış Ustacalu beğlerinden Piri Beğ ile Abbas zamanındaki Çihargav lakabı ile anılan Mürşid Kulu Sultan'ın Koçulu'dan olduğunu biliyoruz.

f. Sofular:

Sofulardan ancak iki emirin adını biliyoruz. Bunlar da Mürşid Kulu Han'ın yakınlarından Ali Han Sultan ile Mahmud Beğ'dir. Sofular adında Sivas'da bir, Amasya'da iki, Tokat'ta bir, Zonguldakda yedi, Kastamonu'da beş köy olmakla beraber aynı addaki Ustacalu obası ile bunlar arasında bir münasebet olduğu hakkında hiçbir şey söylenemez.

g. Mahi Fakihlü:

Bu obadan yalnız Tahmasb devrindeki Karınca Sultan ile oğlu Şah Kulu Sultan'ı tanıyoruz.

ğ. Kara Sarlu:

Bu adın aslı Kara Hisarlu olsa gerektir. Bu Kara Hisar da Şarki (Şebin) Kara Hisar olabilir. Adı geçen obaya mensup iki emir tanıyoruz. Bunlar Köşek Oğlu Meşhed valisi Emet Han ile (ölümü: 1008 = 1599 -1600) yine Köşek Oğlu ve aynı tarihte Nişabur valisi olan Şah Nazar Sultan idiler.

h. Kıçlu:

Adı geçen obadan Bayram Kulu Beğ'i tanıyoruz. Bayram Kulu Beğ, Sultan Muhammed zamanında Alamut kalesi kumandanı idi. Abbas onu 1016 (1607 - 8) yılında gizlice Kırım hanı Gazi Giray'a gönderdi. İskender Beğ'de geçen Fethlu ve Feth Oğlu isimlerinin doğrusunun Kıçlu olduğu anlaşılıyor.

ı. Kızıllu:

Bu obadan da Ali Beğ adlı bir emir biliyoruz ki, Şah Abbas devrinde yaşamıştır.

i. Damlu:

Merv valisi Bektaş Han bu obadan idi. Bektaş Han meşhur Mürşid Kulu Han'ın vekili olup sonra onun adına Isfahan' da daruğalık yapmıştı. 1009 (1600-1) yılında Horasan'da Maruçak ve Mürgab emirliğine tayin edildikten sonra, aynı yılda Merv valisi olduğu gibi, oğlu Melikiş'e de Nesa ve Abiverd valiliği verilmiştir. Merv'de sekiz yıl valilikte bulunan Bektaş Han 1017 (1608 - 9) yılında ölmüştür. Bektaş Han'ın diğer oğlu Muhibb-i Ali Sultan babasının hizmetlerinden dolayı, genç yaşta olduğu halde, Nesa valiliğine tayin edilmişti- Muhibb-i Ali Sultan 1039 (1629 - 30) yılında Harizm hükümdarı İsfendiyar Han ile kardeşi müstakbel müverrih Ebul-Gazi'nin hücumları karşısında şehri terkedip kaçtığından feci surette öldürülmüştür.

j. Gözü Büyüklü:

Gözü Büyüklü Anadolu'da Yeni İl Türkmenlerine bağlı bir oymaktır. Zamanımızda bu oymağa mensup bir aile Kayseri'de oturmaktadır. İran'daki Gözü Büyüklüler'in bu oymağın bir kolu olduklarında hiç şüphe ve tereddüt yoktur. İran'daki Gözü Büyüklüler Ustacalular'a bağlı gösterilmektedir. Bu oymağa mensup bir tek emir tanıyoruz ki, o da Kanber Beğ'dir. Kanber Beğ (sonra Sultan) devlete hakim olan Ustacalu Ali Kulu Han'ın yakınlarından idi. Sonra Şah Abbas'a intisap etmiş ve onun silahdarbaşısı olmuştur. Kanber Beğ, Ustacalular'm en yiğit ve aynı zamanda işbilir emirlerinden olduğundan Abbas onu mühim işlerde kullanmıştır. Bu cümleden Cağaloğlu Sinan Paşa'ya karşı Tebriz civarında girişilen savaşı Karcıkay Beğ ile Kanber Beğ idare etmişlerdir. Kanber Beğ (Sultan) sonra Karabağ ve Şirvan'ın fethinde bulunmuş ve Abbas tarafından 1014 (1605 - 6) de Demir Kapu'nun tamir ve tahkimine memur edilmiştir. Kanber Beğ (Sultan) den bir daha bah-sedilmediğine göre, onun çok geçmeden ölmüş olduğuna hükmedilebilir. Yukarıda adları geçen obalardan bazılarının aile adı olduğu görülüyor. Mamafih bu ailelerin başında bulundukları Ustacalu kollarının onların adları ile nisbetlenmeleri tabiidir. Evvelce söylendiği ve şu yazdıklarımızdan da anlaşılacağı üzere Şah Abbas, devletin kurulma ve gelişmesinde en mühim rolü oynayan Ustacalular'a, hiç de müstahak olmadıkları halde, ağır darbeler vurarak bu büyük oymağı acınacak bir duruma getirmiş ve bu oymak Abbas'-tan sonra da bir daha kendisini toparlayamamıştır. Kudretli ve her devirde dirayetli emirler yetiştiren Ustacalu boyu böylece hazin bir akibete uğramıştır. Ustacalu'dan tahsil görmüş, türkçe ve farsça şiirler yazan bazı şahsiyetler de çıkmıştır. Bunlardan biri Bayezid Sultan'ın oğlu Çayan Sultan'ın torunu Yakub Mirza'dır. Tarihe de pek meraklı olan Yakub Mirza 950 (1543 -44) de vefat etmiştir. Sam Mirza'nın, müverrihler gibi, ahlakını ve şecaatini öğdüğü Ustacalu Yusuf Beğ de (Tahmasb devri emirlerinden) daha çok Türkçe şiirler yazmakla tanınmıştı- Ustacalu'dan güzel şiirler yazan emirlerden biri de Kirman valisi Timur Han oğlu Murad Han'dır. Murad Han Tahmas b'ın ölümü esnasında (984 = 1576) Gilanda vali bulunuyordu. Murad Han, Haydar taraftarlarından olduğu için, II. İsmail'in buyruğu üzerine Pire Muhammed Han tarafından gözlerine mil çekilmiştir- Murad Han, Figari mahlası ile herkesçe beğenilen Türkçe ve farsça şiirler yazmıştır. Murad Han'ın kardeşi Ali Han Mirza ile yine Ustacalu'dan İmam Kulu Beğ (Fusuni) ve yukarıda adıgeçen Yusuf Beğ'in akrabasından Pir Kulu Beğ de şair idiler.

3 — TEKELÜ

Tekelüler' in Türkmenler ile müttefiken, Hamza Mirza kumandasındaki Ustacalu, Şamlu ve Zulkadrlılar'a karşı yaptıkları Sayın Kale savaşından sonra perişan bir duruma düşüp bir kısmının Bağdad'a gittiğinden evvelce bahsedilmişti. Tekelüler Şah Abbas devrinde (1005 = 1596 - 97 yılında) de öldürücü bir darbe yediler. Filhakika onlardan bir kaç kişi, kendilerine vazife verilmemesinden, Amul hakimi Melik Behme n'in hizmetine girmişlerdi. Bunu haber alan Şah Abbas, bütün Tekelüler'in öldürülmelerini emretti. Onların çoğu bu esnada Hemedan bölgesinde yaşıyorlardı. Hemedan beğlerbeğisi Kürd Çekeni Hasan Han, Tekelüler'in çoğunu öldürdü. Onlar arasında Şerefeddin oğlu Mustafa Han ile Veli Beğ de bulunuyorlardı. Tekelü emirlerinden Solağ (Solak) Hüseyin'in oğlu Bayram Han (yahut Allah Virdi Han) da, anlaşıldığına göre, Bağ-dad'a kaçtı. Şah Abbas, hiddeti yatıştıktan sonra sağ kalan Tekelü korucularını vazifelerinde ibka etti. Bayram Han Celaliler'den Bağdad valisi Uzun Ahmed Paşa'nın oğlu Mustafa Paşa'nın şehri Şah'a teslim edeceğine dair müjde ile 1016 (1607-8) da Abbas'ın huzuruna geldi. Fakat Mustafa Paşa Hille'ye karşılık Cağaloğlu Mahmud Paşa ile anlaştı. Bayram Han'dan bir daha bahsedilmediğine göre, Abbas'ın onu da bertaraf etmiş olması mümkündür. Şah Abbas 1018 (1609 - 1610) yılında Tekelü'den Şah Nazar Sultan'a Meşhed'ı vermişti. Yine bu devir emirleri arasında Tekelü'den. Mürşid Kulu Beğ'in adı geçiyor.

Şah Abbas'ın ölümü esnasındaki oymakların emirlerine dair cedvelde Tekelüler'e mensup hiç bir emirden bahsedilmemesi, onların korucular müstesna olmak üzere, tamamen tasfiye edilmiş olduklarını gösterir. Gerçekten Şah Safi zamanında korucu yüzbaşıları arasında Tekelü'den sadece Veli Beğ'in adı geçiyor ki, o da 1030 (1629-30) da Hüsrev Paşa ile Beğdili Zeynel Han arasında yapılan Hemedan savaşında ölmüştür.

Tekelüler, evvelce de belirtildiği gibi umumiyetle Teke (Antalya bölgesi) ile kısmen Menteşe (Muğla bölgesi) ve Hamid (Isparta-Burdur bölgesi) yörelerinin köylülerinden müteşekkil idi. Bu yüzden onlarda oymak teşkilatı görülmez. Şerefeddin oğullarının aslında Menteşeli olduğu anlaşılıyor.

1014 (1605 - 6) yılında Erivan valisi Emir Güne Han ile savaşan Mehmed-i Tekelü adlı Osmanlı sancak beğinin, bu Tekelüler'den olması pek muhtemeldir- Geçen yüzyılda Çukur Ova'da yaşıyan ve nüfusu 600 kişi olan Tekeli oymağının bu Tekelüler'le ilgili olup olmadığı üzerinde şimdilik hiç bir şey söylenemez.

Tekelüler, Safevi devleti'nin siyasi hayatında görmüş olduğumuz üzere, mühim roller oynamış oldukları gibi, onlar, aynı zamanda, kültür hayatında da en fazla varlık gösteren oymaklar arasında yer alırlar.

Şiirle meşgul Tekelüler'ın başında Müseyyib Han'ı zikretmek lazımdır. II. Şah İsmail ve Sultan Muhammed devri olayları arasında Müseyyib Han'ın adı sık sık geçmiş ve hatta hanedan'a güveyi olmak ümidini kaybedince Sultan Muhammed'e yazdığı bir rübaiden de bahsedilmişti. Müseyyib Han, Ustacalu Ali Kulu Han ile Şamlu İsmail Kulu Han'ın devlete hakim olmalarından sonra Gilan'a sığınmıştı. Abbas tahta geçince Kazvin'e döndü ve Tahran valiliğine tayin edildi. Fakat bu, çok sürmedi. Eski emirleri tamamen ortadan kaldırmak siyasetini güden Abbas, Şerefeddin Oğlu'nu da diğer bazı emirler ile birlikte Reyy civarındaki Gül-handan kalesinde hapsettirdi ve 998 yılı sonlarında da öldürttü. Sadiki, Müseyyib Han'ı bize iyi huylu, mütevazı, Kızılbaş emirleri arasında onun kadar kabiliyetli pek az kimsenin bulunduğu bir genç olarak tanıtır. Musikide çok mahir olup bir çok besteleri bulunduğunu söyleyen Sadıki, Müseyyib Han'ın, aynı zamanda, her nevi şiir söylediğini ve güzel nestalik yazdığını da bildirir. Aynı müellif Müseyyib Han'dan başka Şah İsmail ve Tahmasb devirlerindeki Tekelü Karaca Sultan'ın neslinden Muhammed Beğ (Mezaki) ile Hoş Tab Balı'nın (965 = 1558 de Türkmen Aba ile yapılan savaşta ölmüştür) ve Tekelü beğzadelerinden Müşribi'nin de şair olduklarından bahseder.

4 — ŞAMLU

Selçuklular devrinden beri Haleb - Anteb arasında kışlayan ve Sivas - Gürün-Gemerek arasında yaylayan Türkmen oymaklarına farsça tarihlerde Etrak-i Şam veya Türkman-i Şam, Türk halkı arasında ve türkçe eserlerde de Şamlu deniliyordu. Bundan başka Taşlık Silifke'de aynı adda (yani Şamlu) büyük bir oymak yaşıyordu ki, bu oymakdan bir çok obaların Kıbrıs'a yerleştirildiklerini biliyoruz. Osmanlı devrinde resmi vesikalarda Haleb Türkmenleri denilen Haleb-Anteb arasındaki topluluk başlıca Avşar (Afşar), Beğdili, İnallu, Harbendelu, Bayat gibi oymaklara ayrılmıştı. İşte Şeyh Cüney d'den beri Safevi faaliyetlerine katılan, devletin kurulma ve gelişmesinde mühim hizmetler ifa eden Şamlular, esas itibariyle, yukarıda adları zikredilen oymaklardan bazılarının kollarından meydana gelmiştir.

Şamlular, evvelce belirtildiği gibi, Safevi tarihinde Ustacalular'a denk bir rol oynamışlardır. Şah Tahmasb Ustacalular'a ne kadar itibar etmiş ise, Şah Abbas da buna yakın derecede Şamlular'ı seviyordu. Adı geçen hükümdar öldüğü esnada üçü han, dördü sultan unvanlı yedi Şamlu emirine karşılık sultan ünvanını taşıyan üç Ustacalu emirinin görülmesi bu hususu açıkça meydana koyuyor. Halbuki, anlatıldığı gibi, Abbas'ı Kazvin'de tahta Ustacalu Mürşid Kulu Han çıkarmıştı.

Kaynakça
Kitap: SAFEVİ DEVLETİNİN KURULUŞU VE GELİŞMESİNDE ANADOLU TÜRKLERİNİN ROLÜ
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ŞAH ABBAS DEVRİNDE BÜYÜK OYMAKLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 20:48

Abbas'ın ölümü esnasındaki yedi Şamlu emirinin memuriyet yerleri aynı zamanda Şamlular'ın oturdukları bölgeleri de gösterir. Buna göre, Şamlular'ın mühim bir kısmı, eskiden beri olduğu gibi, Horasan'da yaşıyor, bir bölüğü Reyy'de, bir bölüğü de Azerbaycan'da oturuyordu. Anlaşılacağı üzere, bilhassa Abbas'dan itibaren obaların yurtlarını çok defa beğlerinin memuriyet yerleri teşkil ediyordu.

Şamlu'nun başlıca obaları şunlardır:

Beğdili, İnallu Hüdabendelu, Avcı, Biçerlü, Abdüllü , Kerametlü, Acirlü, Arabgirlü, Nilkaz. Meşhur Durmuş Han ailesinin bu obalardan hangisine mensup olduğunu tesbit etmek mümkün olmadı.

a. Beğdili:

Beğdili, bilindiği üzere Oğuz boylarından biri ve Haleb Türkmenleri'nin en mühim kollarından-dır. Şah Abbas'ın ölümü esnasında bu obanın başında Reyy valisi Zeynel Han bulunuyordu. Zeynel Han, Şah Safi devrinde başkumandanlık mevkiine getirilmiş ise de, 1039 (1629 - 30) da Hüsrev Paşa ile yaptığı savaşı kaybettiğinden hayatına son verilmiştir. Ancak kardeşleri mevkilerini muhafaza etmişlerdir.

Beğdili emirlerinden biri de Gün Doğmuş Sultan olup, dirliği Azerbaycan'da idi. Gün Doğmuş Sultan, Şah Abbas'ın Bağdad'ı fethi esnasında, bulunduğu Tauk (eski Dakuka) ve Kerkük'ten Safevi hükümdarının katma gelerek Şahı Seven olmuş yani onun hizmetine girmiş, buna karşılık kendisine Azerbaycan'da geniş dirlikler verilmiştir. Şu kısa izahattan anlaşılacağı üzere, Gün Doğmuş, Bozuluş veya Haleb Türkmenleri arasındaki Beğdili'den olup, buyruğundaki oymakla Türkiye'den ayrılıp İran'a gitmiştir.

b. İnallu:

İnallu'da Haleb Türkmenlerinin en ünlü kollarından biri olup XV. yüzyılın başlarından beri Amasya taraflarında da siyasi faaliyette bulunmuştu. Bu kalabalık oymak XV. yüzyıldan, belki XIV. yüzyıldan itibaren Anadolu'nun pek çok yerlerinde yurd tutmuştu. Sultan Muhammed devrinde
Şamlu'nun adı geçen obasından Asan Oğlu Bilmes Beğ, Piri Beğ ve oğlu Rıza Kulu Beğ ile Şah Verdi Halife'nin adları geçiyor. Abbas devrinde ise Tahmasb Kulu Sultan'ı görüyoruz.

c. Hüdabendelü:

Bu adın, İlhanlı hükümdarı Olcaytu'nunki gibi aslında Harben de olduğunda şüphe yoktur. Abbas derinde Hüdabendelüden Şah Ali Sultan, Ali ve Hüseyin Beğler vardı.

Bunlardan Şah Ali Sultan 1012 (1603-4) tarihinde İmanlu Afşarından Kasım Sultan ile Hemedan bölgesine yürüyen Bağdad valisi Uzun Ahmed Paşa'yı yenip esir almışlardır. Ali ve Hüseyin Beğler'e gelince Şah Abbas onlardan sonuncusunu elçilik ile Hindistan'a göndermişti. Bunlara yine bu devir emirlerinden Ulu Han Sultan ile Handan Kulu Sultan'ı ilave edebiliriz. Handan Kulu Sultan 1014 (1605 - 1606) de Osmanlılar ile yapılan savaşta Safer Paşa'yı esir almıştı.

Şah Abbas'ın kütüphanecisi, ressam, şair Sadıki Beğ de aslen bu obadan, yani Hüdabendelü'dan idi. Sadıki Beğ bir çok meziyetleri nefsinde toplamış olmakla beraber aynı zamanda kavmi şuura sahip bir insandı. Mecmaülhavass adlı tezkiresini Çağatay Türkçesi ile yazdığı malumdur.

Sadıki adı geçen eserin üçüncü bölümünde aynen şöyle demektedir:

«Etrak rüknü's-saltanaları zikrida kim esas-ı ma'ınure-i padişahlığ onlar vücudı birle ve şadırvan-ı şevket-i hakanlık anlar sütunu birle payidar irür»,.

Bu, şüphesiz yalnız Sadıki Beğ'in değil, zamanındaki Safevi Kızılbaş emirlerinin de duygularını ifade etmektedir. Kaçarlar devrinde de aynı duygunun devam ettiğini biliyoruz. Mezkur devirlerde Osmanlı aydınları bu hususu idrak etmiş, olsalar bile söylemiyorlardı.

ç. Avcı:

Avcı'dan yalnız Veli Halife'yi tanıyoruz. Veli Halife Şah Muhammed devri emirlerinden olup 987 (1579 = 80) tarihinde Horasan'da bir yerin valiliğine gönderilmiş ise de Damğan'da yenilmiş ve kendisi de öldürülmüştür. Bu devirde Ustacalu Ali Kulu Han ile birlikte devlete hakim olduğunu gördüğümüz İsmail Kulu Han, Avcı Veli Halife'nin oğlu idi.

d. Biçerlü:

Sultan Muhammed devrindeki eşik ağası başılarından Hüseyin Kulu Sultan (988 = 1580'de öldürüldü) ile oğlu Mehdi Kulu Sultan Biçerlü obasından oldukları gibi, Herat beğlerbeğisi Ali Kulu Han'ın vekili Mahmud Beğ de aynı oymaktan idi. Şah Safi devrindeki eşik ağası başılarından Murtaza Kulu Han'ın da Biçerlü'den olduğu görülüyor. Murtaza Kulu Han'ın daha önce adlan geçen emirlerin yakın akrabası olması muhtemeldir.

e. Abdüllü:

Bu obadan Hüseyin Beğ, han ünvanı ile Kum valisi ve hükümdarın okçu korucusu olmuş, He-rafın fethi üzerine buraya vali tayin edilmiştir. Hüseyin Han'ın 1027 (1618) de vefatı üzerine Horasan beğlerbeğiliği oğlu Hasan Han'a verilmiştir. Hasan Han Şah Safi zamanında da uzun yıllar mevkiini muhafaza etmiştir.

f. Kerametlü :

Bu obadan Ali Kulu Beğ (Han) Şah Muhammed devrindeki Horasan valisi Ali Kulu Han'ın maiyyetinde bulunuyordu. Abbas tahta geçtikten sonra sür'atle terakki ederek eşik ağası başı ve divan beği olmuştur. 1034 yılında öldüğü zaman oğullarının çocuk yaşta olduğu bildirilmektedir. Abbas'ın Herat'ta küçük yaşta maiyyetinde bulunan ve 1007 (1598 - 99) de Hindistan'a elçilik ile gönderilen Yüzbaşı Ali Beğ de Kerametlü'den idi.

g. Acirlü yahut Ecirlu:

XVI. yüzyılda Haleb Türkmenleri arasında yaşıyan Acurlu oymağının bunun ana kolu olması imkansız değildir. Şah Abbas devrinde adı geçen obadan imam Kulu Sultan'ı tanıyoruz. Şah Safi zamanında ise yüzbaşılardan Saru Han Beğ acirlüler'in başı idi.

ğ. Arabgirlü:

Arabgirlü, Şah İsmail ve Şah Tahmasb devrinde müstakil bir oymak olup, sonradan Şamlu'ya dahil olmuştur. Şah Abbas'ın ölümü esnasında Azerbaycan emirlerinden Hak Verdi Sultan ile Muhammed Kulu Beğ, Kemal Beğ ve isfendiyar Beğ Arabgirlü'den idiler. Şeref Han Arabgirlüler'in Kürd menşeli olduklarını söylüyor.

h. Nilkas:

Şamlu'ya sonradan dahil olan obalardan biri de budur. Bu obanın kavmi menşei bence meçhuldür.
Şah Abbas'ın ölümü esnasında Gur valisi Muhammed Zaman Sultan ile Bala Murgab valisi Fazl Ali Sultan da Şamludan idiler. Fakat İskender Beğ bu emirlerin hangi obalara mensup bulunduklarını belirtmiyor.

Şamlu'dan Hüseyin Kulu Mirza şiire kabiliyetli bir emir idi. Adı geçen Hüseyin Kulu Mirza babası gibi Şah İsmail'in mirahurluğunu yapmış, fakat sonra vazifesinden azledilmesi üzerine Hindistan hükümdarı Hümayun'un hizmetine girmiştir. Şamlu'dan Yol Kulu Beğ ile Kasım Beğ, Dura Beğ (Kirami) de şair idiler. Bunlardan Yol Kulu Beğ Hanlar ham Herat Beğlerbeğisi Ali Kulu Han'ın kütüphanecisi, Kasım Beğ de yine Ali Kulu Han'ın kayın biraderi idiler. Dura Beğ ise adı geçen beğlerbeğinin sofracılık. görevinde bulunmakta idi.

5 —ZU'L-KADR

Şah Abbas'ın ölümü esnasında Zu'l-kadr'dan altı emir vardı. Bu rakamla Zu'l-kadr Şamlu'dan sonra olmak üzere, ikinci sırada yer almaktadır.

Bu boyu başlıca şu obalar meydana getiriyordu:

Kavurgalu, Söklen, Şemseddinlü, Eymür, Hacılar, Saru Şeyhlu, Camuslu, Çiçeklü.

a. Kavurgalu:

Kavurgalu Zu'l-kadr boyunun en mühim obalarından biridir. Bu oba Türkiye'deki Dulkadır eline mensub büyük Kavurgalu boyunun bir koludur. Kavurgalu'nun Anadolu'daki ana boyu, yine muhtelif kollar halinde, Maraş, Kadirli, ve Yeni il'de yaşamakta idi. İran'daki Kavurgalu beğlerinden Ali Kulu Sultan bulunduğu Kum'da Ustacalu Ali Kulu Han'ın, Abbas'ın şah tanınması hakkındaki sözlerine kulak asmadığı gibi, Zu'l-kadr beğleri ve sofularının «yiğit ölür adı kalur» gibi öğütlerini de dinlemedi. Ali Kulu Sultan, Abbas Kazvin'de tahta çıkarıldıktan sonra huzuruna gelmiş ve hatta mühürdarlık mansıbına nail olmuştu. Fakat çok geçmeden Mürşid Kulu Han'a karşı birleşen emirler arasında bulunduğundan yakalanıp öldürüldü". Abbas'ın ölümü sırasında adı geçen obadan iki emir vardı. Bunlardan biri Serahs valisi İbrahim Sultan, diğeri de Mühürdar Şah Kulu Halife'nin torunu Dergah Kulu Sultan idi. Dergah Kulu Sultan'ın dirliği Fars'ta bulunuyordu".

b. Söklen:

Söklenler'in yurdu Boz-Ok (Yozgat) bölgesi olup, ana kol orada yaşamakta idi. Söklenler'in Boz-Ok'daki yurtları Akdağ yöresinde bulunuyordu. Söklenler adını beğlerinin birinden almışlardır. Boy beği ailesinden Söklen Oğlu Musa'nın 1526'da Boz-Ok'da Dulkadır oğullarından Zünnun Oğlu. ile birlikte tehlikeli bir isyan çıkardığından evvelce bahsedilmişti. Söklenler'in İran'daki Zu'l-kadr boyuna sonradan girmiş olmaları muhtemeldir. Abbas'ın devrinde Kirman valisi bulunan Rüstem Sultan (1012 = 1603 de Osmanlılar tarafından tutsak alınmıştı), yine Abbas devrinde Kirman valisi ve mühürdar, Şah Safi devrinde korucubaşı olan oğlu Emir Han Söklen'e mensub oldukları gibi, yine adı geçen hükümdar zamanındaki emirlerden Nazar Ali Beğ ile Handan Kulu Beğ de aynı obadan idiler.

c. Şemseddinlü:

Zu'l-kadr'ın bu obası meşgul olduğumuz devirde Karabağ'da yaşamakta ve başında Deli Muhammed Sultan bulunmakta idi. Deli Muhammed daha önce (1105 = 1606 - 7) Tiflis valisi idi. Bu emir hoş ve güldürücü sözler söyleyen, nükteci ve taklitçi bir şahsiyet olduğundan Şah Abbas'ın en yakınları arasında yer almıştı. Hatta Pietro Della Valle'ye bakılırsa deli sıfatını ona bizzat Abbas vermiştir. Aynı seyyahın ifadelerinden Deli Muhammed'in son yıllarda hanlık mevkiine yükseldiği anlaşılıyor. Hekimlerin tavsiyelerini dinlemeyerek perhize riayet etmemesi ve içkiyi bırakmaması, 1029 (1620) yılında ölmesine sebep olmuştur. Mevkii, han ünvanı ile kardeşi Selim Beğ'e verildi. Selim Han'ı bir ara Ahıska valiliğinde görüyoruz. Bundan başka Ali Han Beğ, Hüseyin Beğ de aynı obaya mensup idiler.

ç. Eymür:

Eymürler, bilindiği gibi Oğuz boylarından biridir. Anadolu'da Zu'l-kadr elinin büyük boylarından birini de Eymür'ün bir kolunun teşkil ettiğini biliyoruz. Eymürler'den Kelb-i Ali Sultan oğlu Halil Sultan Abbas'ın ölümü esnasında Karabağda dirlik sahibi idi.

d. Hacılar:

Bu oba Boz-Ok'daki Ağçalu oymağına bağlı Hacılar'ın bir kolundan başkası değildir. 1586 yılında Şah Abbas, Mürşid Kulu Han'a karşı birleşen emirlerden Zul-kadr Mehdi Kulu Han'ı, adı geçen obadan İbrahim Han oğlu Yakub Beğ'e öldürtmüş ve Fars eyaletini de hanlık rütbesi ile Yakub'a. tevcih etmişti. Fakat Yakub muvazenesiz bir şahsiyet olduğundan bulunduğu Fars'da Şah'ın emirlerini dinlememeğe başlamış ve kendisi güçlükle tenkil edilebilmişti (995 = 1592). Abbas Fars beğlerbeğiliğini yine Dulkadırlı'dan Bünyad Beğiye verdi. Bu adın Demircülü olması hatıra geliyor. Esterabad'daki Kebud Came valisi olan Müste'dam Sultan da bu obaya mensuptu.

e. Saru Şeyhlü:

Şah İsmail zamanında Fars emir ü'l-ümer ası Halil Sultan'ın bu obadan olduğunu görmüştük. Asıl adı Emet olan Halil Sultan, Şah İsmail'in emri ile öldürülmüş ve buna «hayf ez Halil Sultan» tarihi düşürülmüştü.

f. Çiçeklü:

Bu obasının Boz - Ok'da Boğazlıyan yöresinde yaşıyan Çiçeklü oymağının bir kolu olduğundan şüphe edilmez. Şah İsmail, Halil Sultan'ı öldürttükten sonra, Fars eyaletine bu obanın beği İzzeddin'i tayin etmiş ve ona Ali Sultan lakabını vermişti.

g. Camuslu:

931 (1525) yılında Ali Sultan'ın ölümü üzerine Fars eyaleti bu obadan Hamza Sultan'a verilmişti. Yine aynı obadan Hamza Beğ'in de 998 (1590) yılında adı geçmektedir.

ğ. Şadi Beğlü:

Bu obadan tanıdığımız ilk emir Şiraz valisi Muhamed Han Ağa'dır. II. Şah İsmail bu emiri azlederek yerine Kalkancı Oğlu Veli Han'ı tayin etmiştir. 995 yılında Fars beğlerbeğiliği Şadi Beğlü Ali Han'a verildi. Fakat Ali Han aynı yıl içinde akrabasından Mehdi Kulu Han tarafından öldürüldü. Ali Han'ın oğlu Tahmasb Kulu Sultan'a Darabcird verilerek Mehdi Kulu Han'ın Fars beğlerbeğiliği tanınmadı.

Anlaşılacağı üzere, Şah Abbas devrinde fetihten beri toplu bir halde oturmakta olan Zu'l-kadr oymağı, diğerleri gibi, dağıtılmış ve Fars'ta onlardan ancak bir bölük kalmıştır. Emirlerinin memuriyet yerleri dolayısiyle Zu'l-kadr obalarından Kavurgalular'ın bir kısmı Serahs'da, Söklenler Kirman'da, Şemseddünlü ve Eymür Karabağ'da, Hacılar Esterabad bölgesinde yaşıyorlardı.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ŞAH ABBAS DEVRİNDE BÜYÜK OYMAKLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 20:49

6 — TÜRKMEN

Safeviler'in hizmetinde bulunan oymaklar arasındaki Türkmen boyunun Ak Koyunlu devleti'nin dayandığı iki büyük oymak olan Musullu ile Pürneklefden meydana geldiği daha önce bir kaç defa belirtilmiştir. Şah Abbas'ın hükümdarlığının ilk yıllarında, Şah Budak Sultan, Şah Kulu Sultan, Süleyman Halife (Ustacalu Mürşid Kulu Han'ın güveyisi), Deli Oğlu Haydar Beğ, Muhammed Beğ, İmam Kulu Beğ, Bistarı Ağa, Tahmasb Kulu, Suhrab Halife, Murtaza Kulu Han'ın oğlu Muhammed Kulu Han, Ali Beğ, Şah Bende Han, Bayındır'dan Murad Beğ, Pir Budak Han gibi bir çok emirler vardı. Abbas, bu akrabalarını da zamanla tasfiye etti. Öyle ki, 1628 yılında bu boydan ancak iki kişi emirlik mevkiinde bulunuyordu. Bunlardan biri Tebriz beğlerbeğisi Şah Bende Han oğlu Pir Budak Han, diğeri de Kapanat valisi Ördekli Hasan Sultan idi, ördekli obasının adına daha önce rastgelinemiyor.

Türkmenler için kayda değer bir husus da onlardan diğer oymaklara nazaran daha fazla tahsilli emirlerin çıkmış olmasıdır. Bunun bir değil bir kaç sebebi olmalıdır.

Sadıki'den öğrendiğimize göre, şu emirler tahsil görmüş olup Türkçe ve Farşça şiir yazmakta idiler:

Emir Han'ın oğlu Sultan Mahmud Han, Muhammed Mümin Beğ, Muhammed Salih Mirza, Kasım Beğ (Hale ti mahlaslı), Mahmud Beğ (Salim mahlaslı), Suseni Beğ, Abbas Beğ, Piri Beğ (aslen Döğer boyundan), Mevali. Bu emirler ile Türkmen asılzadesi, aralarındaki okuryazarlar bakımından Safevi Kızılbaş boylarının en başında yer almaktadır.

Şah Abbas zamanında doğrudan doğruya Bayındır, yani Ak-Koyunlu hanedanından bazı emirlerin mevcudiyeti görülmektedir. Şahların bunlara bir şey yapmamalarına hayret edilebilir. Bu emirlerden biri Muhammed Zaman Sultan idi. Muhammed Zaman Sultan'ın ailesi Yezdli idi. Kendisi askerlik sanatından anlamakla beraber, tahsilli, şiire aşina, dindar bir emir olup, Abbas'ın nedimleri arasında yer almıştı; 1017 (1608-9) yılında vefat etmiştir. Diğer bir Bayındır'lı da adı geçenin babası Murad Beğ idi .

7 — KAÇAR

Daha önce belirtildiği gibi, Osmanlı fethi esnasında Çukur Sad vilayetinde Ustacalulardan bir bölük ile Sadlu ve ispirlü gibi oymaklar, Karabağda Kaçarlar, Otuz İki, Kazaklar, İğirmi Dört (Yirmidört), Karamanlu ve diğer bazı oymaklar, Şiruan'da Rumlular'ın kalabalık bir kısmı ile Tekelü'den bir bölük yaşıyordu. Karabağ'ın Osmanlı idaresine geçmesi üzerine, Kaçarlar'ın bir kısmı Osmanlı idaresinde kalmak istemeyerek Aras'ın berisindeki Safevi topraklarına göç etti-ler209. Bunlar orada ilk zamanlarda perişan bir durumda idiler. Şah Abbas Karamanlu Ferhad Han'ı öldürdükten sonra Esterabad valiliğini 1007'de (1598 - 99) Ziyad Oğullarından ve itibarlı emirlerden Kaçar Hüseyin Han'a vermişti. Şah Abbas Osmanlılar'ın idaresine girmiş olan eyaletleri geri almak için harekete geçince Hüseyin Han'ı da Karabağ'ın fethine memur etti. Osmanlı idaresinde kalmış olan Kaçarlar'ın çoğu veya hepsi HüseyinHan'a katıldılar (1012 = 1603-4). Karabağ fethedildi (1015 = 1606-7). Fakat Hüseyin Han, Karabağ halkının kendisini şikayet etmeleri yüzünden gözden düştü ve Karabağ valiliği yine Ziyad Oğulların'dan Halil Han oğlu Muhammed Han'a verildi. Hüseyin Han'dan bir daha bahsedilmediğine göre Abbas'ın onu öldürtmüş olması muhtemeldir. Esterabad ise 1012 tarihinden itibaren Yusuf Han, Feridun, Hüsrev Han gibi Kul takımından emirler tarafından idare edildi. ilk Karabağ valisi Muhammed Han'a gelince, bu emir 1024 (1615) de Gürcüler ile yapılan bir savaşta öldürüldü. Ondan sonra Karabağ valiliğinde yine Ziyad Oğulları'ndan Muhammed Kulu Han'ı görüyoruz. "İskender Beğ bir şey söylememekle beraber Muhammed Kulu Han'ın selefinin oğlu olması muhtemeldir. Muhammed Kulu Han da (1036 = 1626 - 27) da azledilmiş ve Karabağ beğlerbeğiliği ve Kaçar oymağı reisliği kul takımından Davud Han'a verilmişir. Abbas'ın ölümü esnasında mevki sahibi ancak iki Kaçar emirinin bulunması onların da ne kadar gözden düşmüş olduklarını gösterir.

Bunlardan biri Çukur Sad beğlerbeğisi Emir Güne oğlu Tahmasb Kulu Han, diğeri de Berd'a valisi İğirmi Dört Peyker Han idi. Kaçar boyunun başlıca obaları şunlardı:

Ağca Koyunlu, Ağçalu, Şam Bayatı (Bayadı), Yıva (?), İğirmi Dört.

Bu obalara geçmeden önce, Kaçar boyunun teşekkülü ile ilgili görüşümüzden bahsetmek isteriz.
Kaçar boyunun adının bir oymaktan mı, yoksa bir şahıstan mı geldiği hakkında hiçbir şey söylenemez. Çünkü her iki ihtimal de variddir. XVI. yüzyılda Haleb Türkmenleri arasında Kaçar adlı bir oymak görülmektedir ki, 978 (1570 - 1) yılında bu oymak 780 vergi nüfusuna sahip idi. XVI. yüzyılda Türkiye'de Kaçar adında tesbit edilen en mühim oymak budur.

XVIII. yüzyılın başlarında Batı Anadolu'da, Aydın taraflarında, muhtelif kethüdaların idaresinde olmak üzere, Kaçar adlı bir oymak görülmektedir ki, bunun yukarıda zikredilen Kaçar oymağı ile münasebeti hakkında şimdilik elimizde bir delil yoktur. Kaçar Halil ve Kaçar Hacı Hasan kethüdaların idaresinde bulunan bu Kaçarlar'ın, 1144 (1731 - 32) de Çukur - Ova'da oturduktan sonra Aydın sancağında kışlamalarına ve Ahur (Ahır), Konalar ve Sultan Dağlan'nde yaylamalarına devletçe müsaade edilmiştir. Bu Kaçarlar'ın mühim bir kısmı kışlakları olan Aydın bölgesinde yerleşmişlerdir. Bugün onların hepsi kendilerinin Kaçar oymağından geldiklerini bilmektedirler.

Şimdi Kaçar obalarını incelemeğe geçebiliriz:

a. Ağça Koyunlu:

Kaçar'ın Ağca Koyunlu obası, Anadolu'daki büyük Ağca Koyunlu oymağının bir kolundan başkası değildir. Bilhassa kalabalık nüfuslu olmasından dolayı Ağca (Akça) Koyunlu oymağını doğrudan doğruya Oğuz boylarından birinin obası farzetmek yanlış bir görüş sayılmaz. Araştırmalarımıza göre, Ağca Koyunlular, Dulkadırlı elini teşkil eden en kuvvetli boylardan biridir. Bu oymağın ana kolu XVI. yüzyılın birinci yarısının ortalarında Maraş - Elbistan bölgesinde yaylamakta ve Haleb - Antakya taraflarında kışlamakta idi. Aynı yıllarda oymağın bir kolu Diyarbekir bölgesinde yaşıyan Boz Ulus arasında, bir kolu Yeni İl'de (yurdu Sivas-Gürün arası), diğer bir kolu da Boz-Ok'da, Gedük (Şarkışla) yöresinde (bunların 1527 de Kalender Çelebi isyanına katıldıklarından evvelce bahsedilmişti), kalabalık bir kolu da Ulu Yörük arasında yaşamakta idi. İran'a Kaçar obaları arasında giden Ağça Koyunlular'ın, Boz-Ok koluna mensup olduklarından pek az şüphe edilir. Bu günkü duruma gelince, Ağca Koyunlular Fırat'ın batısından itibaren yurdun hemen her tarafına dağılmış olmak üzere, tamamen toprağa bağlanmışlardır. Hatta 1157 (1744) yılında İran'dan Türkkiye'ye göç eden ve resmi vesikalarda Acem Türkmenleri denilen oymaklar arasında onlardan da bir obanın bulunduğu görülüyor. Ağca-Koyunlular, başlıca Maraş ve Elbistan bölgelerinden başka, Çukur-Ova'da, Gazi Anteb, Kırşehir, Konya, Afyon, Balıkesir ve Aydın taraflarında yerleşmişlerdir.

Şah Tahmasb devrinde Kaçar Ağca Koyunluları'nin başında Ali Halife'nin bulunduğundan bahsedilmişti. Abbas devrinde adı geçen obanın en ünlü şahsiyeti Emir Güne'dir. Bu emir Çukur Sad eyaletinin fethinde mühim hizmetler ifa etmiş ve hizmetlerinin karşılığı olarak bu eyaletin beğlerbeğiliği kendisine verilmiştir. Emir Güne Han, ölümüne kadar (1035 = 1623) mevkiini muhafaza etmiş ve Şah Abbas tarafından kendisine «Saru Aslan» lakabı verilmiştir. Fazla olarak Safevi hükümdarı Çukur Sad beğlerbeğiliğine de Emir Güne'nin oğlu Tahmasb Kulu'yu tayin etmiştir. IV. Murad'a Revan'ı teslim eden ve Osmanlı müverrihlerinin Emir Güne Oğlu dedikleri işte bu Tahmasb Kulu Han'dır. IV. Murad'in teveccühüne nail olan Emir Güne Oğlu'nun Boğaziçi'nde bir semtde oturduğunu ve buranın Emir Güne ile ilgili olarak bu güne kadar Emirgan adı ile anıldığını biliyoruz.

b. Ağçalu:

Ağgalu obası da Boz - Okda Sivas - Kayseri arasında (Gedük), Kan Taşı ve İli Su yörelerinde yaşıyan büyük bir oymağın koludur. Tahmasb devrinde olmak üzere bu obadan ancak Ali Halife'yi tanıyoruz.

c. Şam Bayatı(Şam Bayadı):

Şam bayatları da Boz-Ok'da Gedük yöresinde yaşamakta idiler. Bunlar XVI. yüzyılın ilk yarısında kışı Haleb bölgesinde geçiriyorlardı.

ç. Yıva:

Bu adda Türkiye'de Haleb Türkmenleri, Dulkadır eli ile Yeni İl'de oymaklar görülmektedir. Kaçar'ın Yıva obasından en tanınmış emir, İmam Kulu Han idi. Uzun yıllar Kara bağ beğlerbeğiliğinde bulunan İmam Kulu Han, Osmanlı kuvvetlerine karşı şiddetle mukavemet eden dirayetli emirlerden biri idi. 996 (1588) yılındaki ölümü Safevi devletini dirayetli bir emirden mahrum bırakmıştır.

d. İğirmi Dört-Yirmi Dört:

Bu oymaktan Şah Abbas devrinde Hüseyin Ali Beğ ile Peyker Han'ı tanıyoruz. Bunlardan Peyker Han, Berda valisi olup, Şah Safi devrinde İbrahim Han kendisine halef olmuştur. İbrahim Han sonra Berda valiliğinden azledilmiş ve elçilik ile İstanbul'a gönderilmiştir. Şeref Han İğirmi Dörtün Kürd menşeli olduğunu yazmaktadır. Buna göre İğirmi Dört, Türk oymakları tarihinde daima gördüğümüz gibi, Kaçar'a sonradan katılmış bir oymaktır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: ŞAH ABBAS DEVRİNDE BÜYÜK OYMAKLAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 20:50

8 — AFŞAR - AVŞAR

Araştırmalarımızdan çıkan sonuçlara göre, Afşar'ın aşağıda adları sayılan obalarından, İmanlu Afşarı müstesna, başta Araşlu, Gündüzlü olmak üzere, diğerlerinin İran'daki asıl yurtları Kuh Giluye ve kısmen Huzistan idi. Bunların buraya Ak-Koyunlu fethi neticesinde, büyük beğleri Mansur Beğ'in idaresinde Anadolu'dan geldikleri daha önce (bir kaç defa) söylenmişti.

Şah Abbas tahta geçtiği yılda (995 = 1587) başlıca Afşar emirleri şunlardı:

Kirman valisi Veli Han, Yezd'e tegallüp etmiş olan oğlu Bektaş Han, Veli Han'ın amcası oğlu Eberkuh valisi Yusuf Han, Kuh Giluye'de Mansur Beğ'in torunlarından Halil Han oğlu Şah Kulu Han ve Abdüllatif Beğ oğlu Hasan Han, yine oradaki Araşlu oymağının başında Emir Arslan Sultan'ın oğlu Tahmasb Kulu Han. İskender Han'ın kardeşi Bedir Han da Abbas'ın maiyyetinde Kazvin'e gelen emirler arasında bulunmakta idi.

Yukarıda adı geçen emirlerden Yusuf Han (veya Sultan) Abbas'ın huzuruna geldi ve kendisine korucubaşılık verildi. Yusuf Han, Sultan Muhammed devrindeki korucubaşılardan Kulu Beğ'in oğlu idi. Kulu Beğ, evvelce bahsedildiği gibi, Hamza Mirza tarafından hayatına son verileceğini haber alarak kardeşi ile birlikte Tebriz valisi Cafer Paşa'ya sığınmış ve bu esnada Türkiye'de (Rum) olup, henüz sağdı. Yusuf'un korucubaşı olmasında, babasının dostu olan Mürşid Kulu Han'ın amil olduğu anlaşılıyor. Buna rağmen Yusuf Han, Mürşid Kulu Han'ı ortadan kaldırmak isteyen emirlerin fesat hareketlerine katıldı- Bu hareketin başarısızlık ile neticelenmesi üzerine Yusuf Han da yakalandı. Fakat Mürşid Kulu Han'm ricası ile öldürülmeyerek bir kalede hapsedildi. Korucubaşılık, yukarıda adı geçen İskender Han'ın kardeşi Bedir Han'a verildi- Bedir Han da 997 (1589) Esterabad valiliğine tayin edildi ve korucubaşılığa Veli Han getirildi. Kirman valiliğine de oğlu Bektaş Han tayin edildi. Bektaş Han Yezd'ı de elinde tutmakta devam etti. Hapis bulunan Yusuf Han'a gelince, Veli Han'ın şefaati ile serbest bırakıldı ve hatta Eberküh valiliğine gönderildi.

998 (1590) yılında Şah Abbas, Araşlu Tahmasb Kulu Han'a Hemedan valiliğini vererek onu Nihavend'in Osmanlılar'dan geri alınmasına memur etti. Fakat Tahmasb Kulu Han bu vazifesinde muvaffak olamadı.

Kirman ve Yezd valisi Bektaş Han, daha önce bir vesile ile de ifade edildiği gibi, kabiliyet ve kudretini aşan, büyük hayaller taşıyor, Anadolu'yu bile fethetmeyi düşünüyordu. Bu yüzden oğlunun adını Selim koymuştu. Fakat, bu kadar büyük hayaller taşıyan Bektaş Han, Fars valisi Zu'l-kadr Yakub Han tarafından kolayca bertaraf edildi. Yakub Han, Kirman'ı kendiliğinden Yusuf Han'a verdi. Yakub Bektaş Han'dan farksız bir emir idi. O da Şah'a karşı itaatsizce hareketlerde bulunuyordu. Bu sebeple Şah Abbas Yakub Han'ı tenkil etmek için 999 (1591)'da Fars'a yöneldi. Yakub, İstahr kalesine kapandı. Abbas, Mühürdar Zu'l-kadr Eslemes Han kumandasında Zu'l-kadr ve Fars askerini İstahr'ın zaptına memur ettiği gibi, Şiraz'da iken emirülümera Karamanlu Ferhat Han kumandasında bir kuvveti de Kirman valisi Yusud Han üzerine gönderdi. Yusuf Han, Ferhad Han'ın kendisi Şah'a affetti-receğine söz vermesi üzerine teslim oldu. Kirman eyaletine tekrar Veli Han tayin edildi. Ancak bir kasaba Alplu Afşarı'ndan İsmail Sultan'a (veya Han) verildi. Yusuf Han, Abbas tarafından affedildi ise de, akıbeti hakkında hiçbir bilgiye sahip değiliz.

Şah Abbas, Şiraz'da iken Afşar Hasan Han ile Afşar Şah Kulu Han, Kuh Giluyd'den huzuruna gelmişlerdi. Bunlar birbirlerine hasım idiler. Şah Kulu Han, Abbas'ın tahriki ile Hasan Han tarafından öldürüldü Hasan Han tek başına Kuh Giluye vahşi oldu ise de 1003 (1594 - 95) yılında kardeşi ve oğulları ile birlikte yakalanıb kendisi öldürüldü, kardeşi ve oğulları da hapsedildiler. Şah Abbas 999 (1591) yılında Şiraz'a giderken, itaatsizce davranışlarından dolay» Araşlu Afşart emiri Tahmasb Kulu Sultan'ı yakalayıp öldürttüğü gibi, oğlu Zehr-i Mar Sultan'ı da aynı akibete uğratmıştı.

Şah Abbas'ın ölümü sırasında Afşar'dan üç emir görülmektedir. Bunlar da üç Afşar obasının başında bulunuyorlar. Adı geçen hükümdar devrinde Afşarlar başlıca şu obalara ayrılmakta idiler: Gündüzlü, Araşlu, Alplu, Eberlü, İmanlu Afşarı.

a. Gündüzlü:

Bu oba aslında Haleb Türkmenleri arasındaki Gündüzlü Afşarı'nın bir koludur. Gündüzlü Afşarı Kuh Giluye'de ve Huzistan'da yaşıyordu. Sonraları bunlardan bir bölük Horasan'da Abiverd dolaylarına, bir bölük de Urmiye yöresine gönderildi.

b. Araşlu (yibi):

Araşlular da aslında Kuh Giluye'li, diğer bir deyimle Mansur Beğ Afşarları'na dahil idiler. Şah Muhammed devrinin son yıllarında (992 - 995 = 1584 - 1587) Usalu ile birlikte İsfahan taraflarında yaşıyorlardı. Emir Aslan Beğ'in, H. İsmail ve Sultan Muhammed zamanında bunların başı olduğundan evvelce bahsedilmişti. Abbas'ın hükümdarlığının başında Araşlu Tahmasb Kulu Beğ'in İsfahan taraflarında bulunduğu biliniyor. Tahmasb Kulu Beğ'in hayatında veya belki ondan sonra (998) de Araşlu'nun aksakalı, yani başı Hacı Mehdi Kulu idi. Araşlu'nun bu yıllardaki kudretli beylerinden birinin de Zehr-i Mar Sultan olduğu görülüyor. Şah Abbas davranışlarından hoşlanmadığı Zehr-i Mar Sultan'ın yakalanmasına ve Araşlu oymağı'nın sürülmesine Gözü Büyüklü Kanber Sultan'ı memur etmişti. Anadolu'dan az bir zaman önce gelmesi muhtemel olan Kanber Sultan Araşlu oymağını, Huıvar, Reyy ve Simnan taraflarına sürdü. Zehr-i Mar Damgan'a yollanarak oymakdaşı Bedir Han'a sığındı ise de Bedir Han onu Abbas'a gönderdi.
Araşlu'dan bir bölüğün sonra Urmiye bölgesindeki boydaşlarının yanlarına gittiği anlaşılıyor.

c. Usalu:

Usalular'ın Şah Abbas devrinden önce İsfahan tarafında yaşadıkları görülmektedir. Abbas devrinde Kürdistan'daki Kaverud hakimi İmam Kulu Sultan, Usalu'dan olduğuna göre bu devirde orada oturmakta idiler.

ç. Eberlu:

Bunların da Şah Abbas devrinden önce Kazvin bölgesinde yaşadıkları görülüyor. Abbas bunları Abiverd'e göndermiş ve başlarına da Gürcü Cemşid Sultan'ı geçirmişti. Sultan Muhammed zamanındaki büyük emirlerden Afşar Kulu Beğ'in, Abbas'ın hükümdarlığının ilk yıllarındaki emirlerden Korucu Başı Kulu Beğ'in oğlu Yusuf Han ile Kirman valisi Veli Han ve oğlu Bektaş Han'ın bu obadan olmaları daha muhtemeldir. Abiverd'deki Eberlular'a sonraları Gündüzlüden de bir bölük katılmıştır. Afşar Nadir Şah'ın mensup bulunduğu Kırklu oymağının Eberlu veya Gündüzlümden çıkmış olması en kuvvetli ihtimaldir.

d. Alplu:

Alplu Afşarı da aslında Haleb Türkmenleri arasındaki Afşarlar'ın bir koludur. Bunların da Kuh Giluye Afşarları'ndan olması pek muhtemeldir. Alplu Afşarı'ndan İsmail Han'ı tanıyoruz ki, 998 (1590) de Kirman'da kendisine bazı yerler verilmişti, İsmail Han 1003 (1594 - 5) yılında Kazerun valisi idi. İsmail Han'ı daha sonraları 1011-1013 (1602- 1605) yıllarında Horasan'daki Ferah şehri valisi olarak görüyoruz, İsmail Han'dan önce Ferah ve Esfuzar valisi yine Alplu'dan Er Doğdu Han idi.

e. İmanlu Afşarı:

Bu oba Türkiye'deki Dulkadırlı eli arasındaki büyük İmanlı Afşarı'nin bir koludur. Bu kolun İran'a Şah Muhammed ve hatta Abbas devrinin ilk yıllarında gelmiş olduğu ileri sürülebilir. Çünkü daha önce adı hiç bir kaynakta zikredilmiyor. Bu obadan tanıdığımız ilk emir Kasım Sultan olup 1002 (1593 - 4) yılında adı geçmektedir. Kendisi mezkur tarihte Hemedan bölgesinde bir yerin valisi idi. Bağdad valisi Uzun Ahmed Paşa'yı 1012 (1603 - 4) yılında Lür hakimi ile birlikte yenip esir alan Kasım Sultan, 1623 de Musul'un fethine katılmış ve han ünvanı ile şehrin valiliğine tayin edilmiştir. Ancak ertesi yıl Osmanlı ordusunun yaklaşması üzerine, emrindeki askerin azlığından ve veba salgınından şehri boşaltıp çekilmek zorunda kalmıştır. 1625 de şehrin yeniden fethedilmesi için gönderilen Safevi emirleri arasında Kası m Han'ın oğlu Kelb-i Ali Sultan'ı görüyoruz. Bu husus Kasım Sultan'ın, en küçük kusurlara bile müsamaha göstermeyen, Abbas tarafından azledildiğini veya daha muhtemel olarak öldürüldüğünü meydana koyuyor. 1037 (1627) yılında Kelb-i Ali Han, Urmiye valiliğinde bulunuyordu. Kasım Sultan'ın Bayram Han adlı diğer bir oğlu da vardı, işte daha sonraki yüzyıllarda Urmiye bölgesinde gördüğümüz Afşarların mühim bir kısmı İmanlu Afşarı'ndan ve Urmiye valileri de adı geçen Kasım Han'ın soyundan gelmişlerdir.

9 — BAYAT

Bayatlar'ın ezici çoğunluğunun Şah Abbas devrinden önce, Hemedan'ın Güney-Doğusundaki Kezzaz ve Girihrud taraflarında yaşadığından ve nüfuslarının on bin çadır kadar olduğundan evvelce bahsedilmişti. Şah Abbas Bayatlar'ı da dağıttı, ölümü esnasında Bayatlar'dan Yar Ali Sultan Bayezid Kalesi, Geda Ali Sultan Makü, Bedir Sultan da Çukur Sad eyaletinin bir yerinde vali idiler. Bunlardan başka Bayatlardan bir bölüğün de Rumlular ile Şirvan'da Derbend ve Şabran taraflarında yaşadığını ve başında kul takımından Ferruh Sultan'ın bulunduğunu biliyoruz.

Aynı devirde Nişabur bölgesinde de başka bir Bayat topluluğu yaşıyordu ki, bunlara Kara Bayat denilmektedir. İskender Beğ'e göre Kara Bayatlar Çağatay Ulusu'na dahil idiler. Yukarıda bahsedilen Bayatlar'ı Kara Bayatlardan ayırmak için sonraları onlara öz Bayatlar (Bayat-i mutlak) yahut Ak Bayatlar denilmiştir. Ak Bayatlar, Haleb Türkmenleri Bayatları'nın bir kolu olup, İran'a, kuvvetle sandığımıza göre, Ak-Koyunlular devrinde gelmişlerdir. Meşhur şair Fuzuli'nin de Ak Bayatlardan olması mümkündür.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Safevi İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir