Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Şah Tahmasb Devrinde (1524 - 1586) Küçük Oymaklar

Burada Safevi İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Şah Tahmasb Devrinde (1524 - 1586) Küçük Oymaklar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 20:27

ŞAH TAHMASB DEVRİNDE (1524 - 1586) KÜÇÜK OYMAKLAR

1 — VARSAK


Varsakların başında 962 (1554 - 55) yılına kadar yine Mustafa Beğ'i görüyoruz. Mustafa Beğ'in oğlu Şuca Beğ 972 (1564 - 65) de Horasan'da dirlik sahibi idi. Bundan başka korucular arasında Varsaklar'ın da bulunduğunu biliyoruz.

2 — ÇEPNİ

Çepniler'den Süleyman Beğ Çelebi 954 (1547-48) yılında Şirvan*da dirliğe sahip idi. Aynı yılda Çepni korucularının sefere katıldıkları görülüyor. 955 (1548-49) yılında Van valisi Çepniler'den Şah Ali Sultan'ın kaleyi Kanuni'ye teslim etmesi, evvelce anlatıldığı gibi, Tahmasb'ı derin bir üzüntü içinde bırakmıştı. 963 yılında yine bu oymaktan Muhammed Beğ'i görüyoruz. Tahmasb'ın ölümü esnasında Çepniler'den Mahmud Halife ile Celal oğlu Muhammed Sultan ve Dönmez Sultan Karabaş da olup Ziyad Oğlu'na tabi idiler.

3 — ARABGİRLÜ

Bu oymaktan Mahmud Ağa 940 (1533 - 34) da Tahmasb'ın avcı başısı idi. Aynı oymaktan Mühelhil Bahadır'ın 942'de (1535 - 36) Van Gölü çevresine yapılan akında bulunduğu görülüyor. Arabgirlüler Abbas devrinde Şamlu''ya dahil olmuşlardır.

4 — TURGUDLU

Bu oymaktan Turgud (Dorgud) Oğlu Hasan (yahut Hüseyin) Sultan'ın Çağataylar ile 935 (1528-29) de yapılan savaşta bulunduğundan, evvelce bahsedilmiştir. (Yine Bu ünlü aileden Kasım Beğ'in 965 (1558)'de Türkmen Aba üzerine yapılan sefere katıldığını biliyoruz. Yine aynı aileden Pir Hüseyin Beğ'in Şehzade Bayezid ile birlikte İran'a geldiği ve Bayezid'in Osmanlı elçilerine tesliminden sonra serbest bırakıldığı daha önce kaydedilmişti. Bu zikredilenlerden başka Turgudlular'a dair bir kayda rastgelinmiyor.

5 — BOZCALU

Tahmasb devrinde Bozcalular hakkında bir bilgi elde edilemedi.

6 — ACİRLU

Aynı devirde bu oymak ile ilgili herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Yalnız Şamlu emirleri arasında geçen Musa Sultan bu oymağa mensub olabilir.

7 — HINISLU

Hınıslu'dan tanıdığımız emirlerden biri Kayıtmış Beğ'dir. Kayıtmış Beğ 954 (1547) de Osmanlılar'ın Pasin sancak beği ile savaşmıştı. Tahmasb'ın ölümü esnasında bu oymağa mensup Hüseyin Han vardı ki, muteber emirlerden biri olarak zikredilir.

8 — SA'DLU

Bu oymak aslında Kara-Koyunlu Ulusu'nun en büyük boylarından biri olup, yurdu eskidenberi Nahçivan ve Erivan'ın güneyindeki Sa'd Çukuru (Çukur Sa'd) idi. Esasen Sa'd Çukuru'nun da bu oymağın ad aldığı Beğ ile ilgili olduğu anlaşılıyor. Kara Koyunlu devletinin yıkılmasından sonra, diğer Kara-Koyunlu oymakları gibi Ak-Koyunlular'ın hizmetine giren Sa'dlu oymağı sonra Safevi'in oymakları arasına dahil olmuştur. Bu devirde de oymağın yurdu yine Çukur Sa'd1 da idi. 954 yılında Sd'dlular'ın başında Elvend Han Beğ, 959 (1552) da da Uluğ Han Beğ bulunuyordu.

9 — ALP AVUT

Alpavutlar da Kara-Koyunlu oymaklarından biri olup, bu oymaktan büyük emirler çıkmıştı. Adı geçen oymak da Safeviler devrinde Sa'd Çukuru'nda yaşıyordu. 975 - 984 (1567 - 1576) yıllarında Alpavutlar İbrahim Beğ(veya Halife)'nin idaresinde idiler.

10 — BAYAT

Bayatlar her ne kadar kalabalık bir oymak idiler ise de hiçbir zaman birinci derecedeki oymaklar arasına giremediler. Bayatlar'ın kalabalık kısmı Hemedan'ın Güney-Doğusundaki Kezzaz ve Girih Rud bölgesinde yaşıyordu. Bu Bayatlar'ın on bin çadıra sahip oldukları bildiriliyor. Tahmasb devrinde bu Bayatlar Emir Şah Beğ, Seyf Beğ, Süleyman Beğ, Hacı Üveys Beğ ve Ali Sultan tarafından idare olunmuşlardır. İran'daki diğer Bayat kollarından ayırmak için bunlara, sonraları, Öz Bayat (Bayat-i Mutlak) veya Ak Bayat deniliyordu. Bundan başka aynı devirde Gence taraflarında da bir Bayat kolunun yaşadığı görülmektedir.

11 — KARAMANLU

XV. yüzyılın başlarından beri Gence ve Berda, taraflarında yaşadığını gördüğümüz Karamanlular, ilk önce Kara-Koyunlular'a, sonra da Ak-Koyunlular'a tabi oldular ise de diğer oymaklara nazaran muhtar bir idareye sahip idiler. Fakat siyasi bakımdan gittikçe ehemmiyetlerini kaybettiler. Safevi devletinin kuruluşuna Karamanlu Bayram Beğ'in katıldığını görmüştük. Fakat Bayram Beğ Erzincan'dan hareket edildiği zaman kendi oymağına değil, Zu'l-kadr askerine kumanda ediyordu. Tahmasb devrinde bu oymağın adı nadiren geçmektedir. Bütün bunlar Karamanlular'ın ikinci derecedeki oymaklar arasında bile ehemmiyetli bir mevkiye sahip olmadıklarını ortaya koyuyor. 955 (1548 - 49) yılında Karamanlular'ın başında İbrahim Halife ile Bayram Han'ın oğlu Hüsam Beğ görülmektedir. 12 unlardan İbrahim Halife Gürcüler ile yapılan bir savaşta ölmüştü. Hüsa m Beğ'e gelince onun 985 (1577) de sağ olduğunu ve aynı yılda bir yoksulu öldürdüğü için asıldığını biliyoruz.

12 — BAYBURTLU

Tahmasb'ın ölümü esnasında Bayburtlu Kara Han, devletin kuruluşunda rol oynayan Karaca İlyas'ın oğlu olup, Şuregil valisi idi. Kara Han Beğ 985 (1577- 1578) yılında Erzurum beğlerbeğisine mensup kuvvetleri mağlup etmeye muvaffak olmuştu.

13 — BAHARLU

Kara - Koyunlu oymaklarındandır. Tahmasb'ın ölümü esnasında Baharluların başında Han Veli Beğ bulunuyordu. Adı geçen Baharlu beyinin İsmail Mirza'nın taraftarları arasında yer aldığı görülüyor.

14 — İSPİRLÜ

Bu devirde İspirlülerden yalnız Ali Kulu Beğ'i tanıyoruz. İspir, bilindiği gibi, Erzurum'a tabi kazalardan birinin adıdır.
Bu Türkmen emirlerinden başka Safevi devletinin hizmetinde bazı Kürd ve Çağatay emirleri de vardı. Bunların sayısı pek az olup, devletin siyasi hayatında rolleri olmayan mahalli emirlerdir.

Türkmen İskender Beğ'e göre198 bunlardan biri eski Bidlis emirleri ailesinden Şeref Beğ (müstakbel Bidlis hakimi ve müverrih) olup Tahmasb'ın ölümü esnasında Giian'da dirlik sahibi idi. Halil Sultan'ı Siyah Mansur(vahşi), Çekeni Oğlan Budağı (Horasan'da Habuşan valisi) Kılıç Halife-i Pazuki (dirliği Çukur Sa'dı-da), Timur Han (Erdelan hakimi) bu devrin başlıca Kürd beğlerini teşkil etmekte idiler. Görülüyor ki Kürd beğleri arasında da Türkçe adlar taşıyanlara sık sık rastgelinmektedir.

Çağatay Ulusu'ndan Horasan'da yaşıyan Gereylu oymağı da Safevi hizmetinde bulunuyordu. Tahmasb'ın ölümü esnasında Gereyliler'in başında Mirza Ali Halife'yi görüyoruz .

Amasya andlaşmasından sonra Anadolu Türk Kızılbaşları ile Safeviler arasındaki münasebetler, eskisi gibi, kuvvetli bir şekilde devam ediyordu. Pir Sultan Abdal'ın şiirlerinin de gösterdiği üzere, Anadolulu Kızılbaşlar şahlarının gelip, adı geçen ülkeyi fethetmesi emelini besliyorlardı. Şahlar, emirler ve İran'daki bütün Kızılbaşlar da Anadolu'daki mezhepdaşlarının nüfusça kalabalık ve manen de kuvvetli olduklarını biliyorlardı. Aşağıda kaydedilecek olan birkaç misal, bu husus ile ilgili dikkate değer olaylardır.

Şeyhavend (yani hanedan kolundan olmayan) Safevi Masum Beğ, 976'da (1568-69) divan beğliği ve vezirlikten istifa ederek yakınları ve bazı kimseler ile hacca gitmek için Şam'a gelmişti. Osmanlı hükümdarı Sultan Selim'e, Masum Beğ'in asıl gayesinin hacc değil, Anadolu'daki Kızılbaşlar'ı ayaklandırarak fesat çıkarmak olduğu söylendi. Bunun üzerine Şam beğlerbeğisi Derviş Paşa'ya, Masum Beğ'i ve yanındakileri bir tertip ile bertaraf etmesi emredildi. Derviş Paşa, bedevi kılığına soktuğu adamları ile Masum Beğ ve yanındakileri öldürttü. Tahmasb, meselenin aslını bildiği halde, barışın bozulmaması için Masum Beğ ve yanındakilerin soyguncu bedeviler tarafından öldürülmüş olduğuna inanmış göründü. Bu hadise Osmanlı devleti'nin tebaası Anadolu Kızılbaş-lan'ndan ne kadar çekindiğini açıkça göstermektedir. Değilse Masum Beğ'in böyle bir şey yapacağı asla kabul edilemez.

Daha önce temas edildiği ve az sonra bahsedileceği gibi, Tahmasb'ın oğlu İsmail Mirza 964 (1556-57) yılından beri sarp Kahkaha kalesi'nde mahbusdu. Tahmasb'ın yıllardan beri yığdığı ve üzerine titrediği hazine de bu kalede muhafaza ediliyordu. Kale muhafızı Ustacalular'dan Habib Beğ idi. 979 (1571 -72) yılında bu hazineden bir altun külçe ile bir gümüş külçe çalınmıştı. Bunları İsmail Mirza almış, kendisini görmek için Anadolu'dan gelen ve kale'nin çevresinde bekleyen sofulara atmıştı. İsmail'in gayesi, anlaşılacağı üzere, lehinde propaganda yaptırarak taraftarlarının sayısını çoğaltmaktı. İsmail bu hareketi ile kendisini kurtarmak için Anadolu Kızılbaşlarından harekete geçmelerini istemiş veya bunu ümit etmiş olabilir. Aşağıda bahsedileceği gibi, İsmail'in ölümünü müteakip Anadolu'da düzmece İsmailler çıkması onun bu ülkedeki Kızılbaşlar arasında ne kadar tanındığını ve sevildiğini gösterir.
İran'da ilk defa 988 (1580) yılında Kuh Giluye'de zuhur eden Düzmece İsmail başına toplanan saf Lurlar'a Anadolu'daki taraftarlarının yardımı ile adı geçen ülkeyi fethedeceğini de söylemekte idi.

Şah Abbas'ın hükümdarlığının ilk yıllarında Afşar Bektaş Han Kirman valisi bulunuyor ve Yezd'i de elinde tutuyordu. Bektaş Han Abbas'a itaat etmeyip başına buyruk hareket ediyordu; gururlu ve kendisini büyük gören bir şahsiyet idi. Bundan dolayı o, vakit vakit Anadolu'yu fethedeceğini söylüyordu. Hatta bununla ilgili olarak oğullarından birinin adını da Selim koymuştu.

Bu misaller İran'da Şah'tan alelade bir kimseye kadar bütün Kızılbaşların Anadolu'daki mezhepdaşlarına ne kadar ehemmiyet verdiklerini göstermesi bakımından mühimdir.

Kaynakça
Kitap: SAFEVİ DEVLETİNİN KURULUŞU VE GELİŞMESİNDE ANADOLU TÜRKLERİNİN ROLÜ
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Safevi İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir