Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Safevi Devletinin Kuruluşunda Rol Oynayan Küçük Oymaklar

ŞAH İSMAİL DEVRİ(1501-1524)

Burada Safevi İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Safevi Devletinin Kuruluşunda Rol Oynayan Küçük Oymaklar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2010, 20:09

SAFEVİ DEVLETİNİN KURULUŞUNDA ROL OYNAYAN KÜÇÜK OYMAKLAR

1 — VARSAK


Bilindiği gibi Varsak, Tarsus bölgesindeki Türkmen oymaklarının adıdır. Şeyh Cüneyd'in Varsaklar arasında dolaşıp onlardan bir çoğunu kendisine bağladığını biliyoruz. Böylece Varsaklar'ın bir kısmı Safeviler'in siyasi faaliyetlerine katılmışlar ve devletin kuruluşunda rol oynamışlardır. Kemah kalesi kumandanı Yusuf Beğ ve muavini Muhammed Beğ ile askerlerinin Varsaklar'dan olduğunu görmüştük. Safevi hizmetine girmiş olan Varsaklar'ın çoğu hassa askeri olan korucular arasına dahil edilmişlerdir. Şah İsmail, Selim'in İran'dan döndüğünü bildirmek üzere Horasan'a korucu Varsak Kara Üveys'i göndermişti. Kanuni devrinde de Tarsus ve Adana bölgesinden bir çok Varsak oymaklarının Kızılbaşlığı kabul ederek İran'a gittikleri, Osmanlı tahrir defterlerinde kırmızı mürekkep ile kaydedilmiştir. İsmail'in halefi olan Tahmasb'ın devrinde Varsaklar'dan Kasım Halife ile Mustafa Beğ'i tanıyoruz. Varsaklar'ın kendilerine mahsus şiir ve türküleri vardı ki, buna varsağı denilmektedir. Varsağılar Safevi sarayında ve Kızılbaş beğleri arasında zevkle dinlenen şiir ve türkülerden biri idi. Bu varsağılar'ın İstanbul'da da tanınması ve hatta IV. Murad'ın varsağılar söylemesi, bunların İran'da, rağbet görmüş olmasından ileri gelmiş olabilir. Çünkü, Çukur Ova bölgesinde kendilerini ziyaret ettiğim Varsaklar, Varsağılar bilmediklerini söylediler.

2 — ÇEPNİ

Çepniler'ın 24 Oğuz boyundan biri olduğu malûmdur. Çepniler Anadolu'nun fetih ve iskanında pek mühim roller oynamış boylardan biridir. Çepniler'den kalabalık bir kümenin eskiden beri Şii veya Şiiliğe mütemayi olduğu görülüyor. XVI. Yüzyılda onlardan bir bölüğü Haleb Türkmenleri, mühim bir küme de Sivas, Tokat ve Amasya bölgesindeki Ulu Yörük arasında yaşadığı gibi, yine bu boya mensup pek kalabalık bir topluluk da Trabzon, Bayburt, Gümüşhane, Giresun ve Canik (Ordu ve Samsun) bölgesinde oturuyordu. İşte Safeviler hizmetindeki Çepniler de bu sayılan topluluk ve bölgelerden idiler.

3 — ARABGİRLÜ

Bilindiği gibi Arabgir bugün Malatya'ya bağlı bir kazadır. Bu kaza halkından da bir miktar Kızılbaşın İran'a gittiği görülüyor.
929 (1523) tarihinde bu oymağın başında Emir Ali Kulu (Kuli) Beğ vardı. Arabgirlüler daha sonra Şamlu'ya dahil olmuşlar ve onun bir obasını teşkil etmişlerdir.

4 — TURGUDLU

Çağdaş ve muteber, müellifi meçhul kaynağımızda 906 (1500-1501) yılında Erzincan'da İsmail'in katına gelenler arasında Karaman İli halkından da müridlerin bulunduğu söylenir". Gerçekten Şah İsmail Karaman Oğulları ile dünürlük kurmuş, en muteber boybeği ailesi olan Turgud Oğulları'ndan Mûsa Beğ'e 918 (1512) yılında gönderdiği Türkçe bir mektupta Karamanlı Ahmed Ağa'nın isteği üzerine hareket olunmasını ve onunla söz birliği ederek vaki olan işlerin bildirilmesini yazmaktadır. Biz Şah İsmail'in ölümünden beş yıl sonra (935 = 1528 -1529) Tahmasb'ın emirleri arasında Turgud Oğlu Hasan Sultan'ı görüyoruz. Hasan Sultan adı geçen hükümdarın aynı yılda yaptığı Horasan seferine katılmıştı. Şikari'nin Karaman Oğulları tarihinde Karaman Oğlu Kasım Beğ'in çeribaşısı (kumandanı) Pir Bayram ile yine büyük emirlerden Kökez Oğlu'nun altı bin er ile Şah İsmail'in hizmetine girip, Tebriki Şah'a alıverdikleri ve Horasan çenginde Kökez'i (oğlu olacak) ve Pir Bayram'ı tutup öldürdükleri anlatılır. Şikari'nin bu sözleri Karaman Oğulları beğ ve askerlerinden bir kısmının Safevi devletinin kuruluşuna katıldıklarını teyid etmesi bakımından şüphesiz bir değer taşımaktadır. Hasan Sultan'dan başka yine Turgud Oğulları'ndan Kasım Ali adlı bir beğin de Safevi devleti hizmetinde bulunduğu görülüyor. Turgud Oğulları'ndan Kanuni'nin oğlu Şehzade Bayezid'in en başta gelen emirlerinden Pir Hüseyin Beğ de Bayezid ile birlikte İran'a gitmiş ve Bayezid'in öldürülmesinden sonra hayatına dokunulmamıştı.

5 — BOZCALU

Haleb Türkmenleri'ne bağlı oymaklardan biri idi.

6 — ACİRLÜ (?)

Bunun da Haleb Türkmenleri'ne mensup olduğu anlaşılıyor. Fuzûli divanı'nın eski ve doğru nüshalarından biri bu oymağa mensup bir beğ için istinsah edilmiştir.

7 — HINISLU

Şeyh Hayda r'ın ileri gelen emirlerinden A y ğ u t Oğlu ilya s Be ğ'in bu oymaktan olduğu anlaşılıyor. Hınıslu oymağının Kürd menşeli olduğu söylenir. Bununla beraber beğlerinin Ayğut, Kara Güne, Deli Budak gibi türkçe adlar taşımaları bu oymağın, aslen Türk olmasa bile, kuvvetli bir şekilde Türkleşmiş olduğunu gösteriyor.

8 — ÇEMİŞKEZEKLU

Mensupları Tunceli'ne bağlı Çemişkezek kazası halkından olan bu oymağın da kaynaklarda Kürd olduğu yazılıdır. Bu oymak da pek ehemmiyetsiz bir rol oynamıştır.

İşte Safevi devletini kuran, onun asıl dayanağı olan ve hakim unsurunu teşkil eden oymakların belli başlıları bunlardan ibarettir. Bu oymakların meydana getirdiği Safevi Kızılbaş topluluğu Anadolulu yeni bir teşekküldür; mezhebi bakımdan olduğu gibi siyasi bakımdan da Ak-Koyunlular'dan ve Kara-Koyunlular'dan farklı bir topluluktur. Kara-Koyunlu devletinin yıkılmasından sonra bu devlete mensup oymakların çoğu veya hepsi Ak-Koyunlu hizmetine alınmışlardır. Ak-Koyunlu Ulusu'nun bir kısmı ile Kara-Koyunlu oymakları da Safeviler'e tabi oldular ve zamanla devlet hizmetine alındılar. Fakat bunlar Kızılbaşlığı kabul ettikleri halde çoğu birinci derecede bir mevkiye sahip olamadılar. Bunlardan Kaçarlar'ın XV. yüzyılın sonlarına doğru Anadolu'daki Boz-Ok (Yozgat) bölgesinden Gence bölgesine geldikleri anlaşılıyor. 897 yılında (1492) Ak-Koyunlu hanedanından İbe Sultan Kaçar askerini yanına alarak Alıncak kalesi hakimi Kazak Seyyidi Ali ile anlaşıp Uzun Hasan kimi Kazak Seyyidi Ali ile anlaşıp Uzun Hasan Beğ oğlu Maksud Beğ Oğlu Rüştem'i hükümdar ilan etmiş, Baysungur'u ve Biçen oğlu Süleyman Beğ'i yendikten sonra Rüstem'i Ak-Koyunlu tahtına geçirmişti. Sultan ertesi yıl yine Kaçar askeri ile beraber Gilan'a girip Karkiya Mirza Ali'nin ülkesini garet etmiş ve Gilan askerinden birçoklarını öldürmüştü. Bunun sebebi adı geçen Karkiya Mirza Ali'nin Kazvin ve Reyiddeki bazı Bayındır'lı emirlerini öldürmesi ve Sultaniye'yi de yağmalaması idi. Rüstem Beğ 902 de (1496 -1497) Göd e Ahmed Beğ'e mağlup olunca Kaçar beğine sığınmış ve ondan yardım istemişti. Kaçar beği Rustem'e yardım etti ise de vuku bulan çarpışmada Rüstem yakalanıp öldürüldü. Bu sırada Kaçarlar'ın başında Kaçar hane-danının bilinen en eski atası, Ziyad Beğ'in bulunmuş olması muhtemeldir. Şeyh Haydar'ın müridleri arasında Kaçarlar'dan Piri Beğ'i görüyoruz. Piri Beğ İsmail'in Şirvan Şah Ferruh Yesar ve Ak-Koyunlu hükümdarları Elvend ve Sultan Murad ile yaptığı savaşlara katılmış ve yiğitlikler göstermiştir. Hatta Şah İsmail şecaatından dolayı kendisine «Toz Koparan» lakabını vermişti. Piri Beğ'den 909 (1503 — 1504) yılından itibaren bir daha bahsedilmiyor. Kendisinin Ziyad Oğullarının değil, Kaçar'ın başka bir obasının başı olduğu anlaşılıyor107. Kaçarlar'dan diğer bir emir de Urfa hakimi Eçe Sultan idi. Eçe Sultan buyruğundaki az bir kuvvetle 921 (1515) de Yakub Beğ oğlu Sultan Murad'ı yenip öldürerek Safevi hükümdarından «Kudurmuş Sultan» lakabını almıştır. Şah İsmail zamanında, Kaçarlar'dan bu iki beğ'den başkasını tanımıyoruz. Adları geçen bu iki beğin de yüksek mevkilerde bulunmadıkları görülüyor. Bu husus kalabalık, ehemmiyetli bir boy olduğu anlaşılan Kaçar'-dan ancak bir kısmının İsmail'in faaliyetine katılmış olması ile izah edilebilir.

Karamanlu oymağına gelince, bu oymak Kara-Koyunlular devrinden beri Erran'da yaşıyordu. Adını Karaman adlı bir beğden aldığını sanıyoruz10. Buna göre adı geçen oymağın Anadolu'daki Karaman ili ile hiçbir münasebeti olmasa gerektir. Bu oymağa mensup Bayram Beğ ile Rüstem Beğ, Şeyh Haydar'ın ve İsmail'in yakınlarından idiler. Devletin kurulmasından sonra Bayram Beğ divan beği olmuş ve Horasan'ın fethi üzerine de Belh, Murğab, Garcistan yörelerini içine alan geniş bir eyaletin valisi tayin edilmiştir. Kendisi 918 (1512) yılında Özbekler ile yapılan bir savaşta öldürülmüştür. Bayram Beğ'in Muhammedi adlı bir oğlunu tanıyoruz ki 933 (1526 - 1527) yılında Tekelüler ile Ustacalular arasında yapılan bir savaşta ölmüştür. Karamanlular bütün Safevi tarihi boyunca ikinci derecede bir oymak olarak kalmışlardır.

Ak- Koyunlu Ulusu'nun iki büyük oymağından biri Musullu adını taşıyordu (diğeri Pürnek). Daha önce yazıldığı gibi, Şah İsmail'in Dulkadır ülkesine yaptığı sefer esnasında Musullu Gülabi Beğ oğlu Emir Beğ, bulunduğu Diyarbekir bölgesinden Safevi hükümdarının katına gelerek Kızılbaş tacını giymiştir. Bundan son derecede memnun kalan Şah İsmail, ona mühürdarlik mansıbını vermişti. Bu suretle Musullu boyu'nun mühim bir kısmı başlarında Uzun Hasan'ın ünlü beğlerinin torunları olmak üzere Safevi hizmetine girdi. Safevi hizmetine giren Musullu beğleri arasında Sofu Halil Beğ'in torunları da vardı. Şah İsmail Musullu beğlerden birinin kızı ile evlenmiş" ve bu evlenmeden onun en büyük oğlu Tahmasb dünyaya gelmiştir. Şah İsmail 921 de Tahmasb'ı Horasan valisi tayin ederken Emir Beği de hanlık ünvanı ile oğlunun lalalığına getirmiştir. Emir Han 928 (1522) yılında azledilmiş ve aynı yılda ölmüştür. Emir Han'ın birliği (koşun) kardeşi İbrahim Han'a verilmiş ve bu emir Bağdad valiliğine tayin edilmiştir. Bayat boyundan olan meşhur şair Fuzûli'yi bağdad'da himaye eden işte bu Musullu İbrahim Han'dır. Musullu oymağı, Pürnek ve diğer bazı Ak-Koyunlu oymakları ile (mesela Kazaklar) birlikte Safevi kaynaklarında Türkmen adı verilen boyu meydana getirmiştir. Bu boy, Doğu - Anadolu'daki Ak-Koyunlu ulusu kalıntısından beslendiğinden bilhassa II. İsmail ve Muhammed Hüdabende zamanında birinci sıradaki Kızılbaş oymakları derecesinde bir ehemmiyet kazanmıştır. Afşar'a gelince, Şah İsmail zamanında bu boydan Dana Muhammed Beğ, Şah Ruh Beğ ve Sultan Ali Mirza ve Ah-Beğ, Sultanı tanıyoruz. Bu Afşar beylerinden Dana Muhammed Beğ, Şeybek Han ile yapılan savaşta (1511) bir ok isabeti ile ölmüştü. Şah Ruh Beğ'in ikinci Horasan seferinde (919 = 1513 ) adı geçiyor. Sultan Ali Mirza'ya gelince, o Çaldıranda «Şah benim» diyerek Şah İsmail'in esir alınmasını veya öldürülmesini önlemişti. Adı geçen beğlerin Mansur Beğ ailesi ile münasebetleri olup olmadığı hakkında bir şey söylemek mümkün değildir.

Kaynakça
Kitap: SAFEVİ DEVLETİNİN KURULUŞU VE GELİŞMESİNDE ANADOLU TÜRKLERİNİN ROLÜ
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Safevi İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir