Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Safevi Şeyhi Cuneyd'in Anadolu'daki Faaliyetleri

Burada Safevi İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Safevi Şeyhi Cuneyd'in Anadolu'daki Faaliyetleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Ara 2012, 18:52

Safevi Şeyhi Cuneyd'in Anadolu'daki Faaliyetleri

Safevi tarikatı XIV. yüzyıl da Azerbaycan'ın Erdebil şehrinde Safiyeddin İshak adlı bir şeyh tarafından kurulmuştur. Tarikat Sünnişâfiî ilkelere göre kurulmuştu. Tarikatın kurucusu Safiyeddin dinî emirlere riayetkar, ahlâk kaidelerine bağlı, dürüst, müşfik, bir kelime ile faziletli bir insandı. Tarikatın gayesi, kitap ve sünnete bağlı, iyi yürekli, başkalarına karşı yardımcı ve bilgili Müslümanlar yetiştirmekti. Safiyeddin, bu güzel meziyetleri sayesinde müridlerinin sayısını gittikçe çoğaltığı gibi, ülkenin hakimleri olan Moğol hanları ile başta Çoban olmak üzere Moğol beylerinin bile saygısını kazanmıştır. 1334 yılındaki vefatı üzerine yerine geçen oğlu Şeyh Sadreddin Musa da faziletli bir zattı. Gerek onun (ölümü: 1377), gerek onun oğlu Hâce Alâeddin Ali (ölümü: 1429) ve Şeyh İbrahim (Şeyh Şah ölümü: 1447) zamanlarında Safevi tarikatı sadece İran'da değil, Irak ve Anadolu'da da tanınmaya ve hatta yayılmaya başlamıştır.

Şeyh İbrahim'den sonra yerine kardeşi Şeyh Cafer geçmiştir. Bu da sevilen muhterem bir zat idi. Fakat Şeyh İbrahim'in oğlu Şeyh Cüneyd tarikat'ın başına geçmek için amcası ile mücadeleye girişmiş ise de devrin hükümdarı Kara Koyunlu Cihanşah'ın desteğini kazanmış olan Şeyh Cafer karşısında başarılı olamamış ve İran'ı terke mecbur kalarak Anadolu'ya gelmiştir.

Şeyh Cüneyd'in Anadolu'daki faaliyetleri hakkında biricik kaynağımız Âşık Paşa Oğlu'dur. Ona göre kendisi'ne bağlı olanlarla Sivas'a gelen Şeyh Cüneyd Pâdişâh Ü. Murad'a bir kaç müridi ile bir seccade, bir teşbih ve bir de Kur'ân göndererek ondan, Kurt Belini mülk olarak vermesini ricasında bulunmuş ve orada oturup kendisine dua edeceğini bildirmişti. Fakat onun tek durmayıp istenmeyen fikirlerini yaymaya başlayacağı düşünülerek isteği kabul edilmemiş, bunun üzerine Şeyh Cüneyd Karaman ülkesine gitmiştir. Gayesi aynı şeyi Karaman oğlu İbrahim Bey'den istemekti. Fakat Konya'da Zeyniye tarikatından Abdullatif-i Makdisî ile yaptığı bir münakaşadan sonra Karaman ilinde de duramayacağını anlayıp İç İl'deki Varsaklar'ın yanına varmıştır. Orada Varsaklar'a telkinlerde bulunduğu sırada İbrahim Bey'in Varsak beylerine kendisini yakalamaları emrini gönderdiğini haber alarak, mürid edinebildiği Varsaklar ile birlikte Çukur Ova'ya geçmiş ve oradan da İskenderun yöresine gelip Bilal Oğlu denilen emirden Ersuz dağında harap bir kaleyi alıp tamir ettirerek içine yerleşmiştir.

Bu kaleden bilhassa Haleb Türkmenleri'ne adamlar gönderip sonra bizzat kendisi de aralarında dolaşarak onlardan bir çoğunu kendisine bağlamaya muvaffak olmuştur. Şeyh Cüneyd çok geçmeden başarılarını sürdürüp Haleb Türkmenleri, Dulkadırlı ve Üç Oklu (başlıca Çukur Ova'da yaşıyorlardı) oymaklarının çoğunu veya hepsini müridi yapabilirdi. Fakat faaliyetlerini haber alan Memlûk devletinin harekete geçmesi üzerine "beni bulmak isteyen Canik'te Mehmed Bey'in yanında bulur diyerek” yukarı Kelkit vadisinden Canik yöresine gidip buranın hakimi Taceddin oğulları'ndan Mehmed Bey ile buluşmuştur. Bu sırada Trabzon Rum devleti zayıf bir durumda bulunuyordu. Şeyh Cüneyd Trabzon ve yöresini fethederek orada bir beylik kurmaya karar vermişti. Bu maksatla Anadolu'daki bütün müridlerinin silahlı olarak yanına gelmelerini emretti. Müridlerinden pek çoğu silahlı olarak katına geldiler. Şeyh Cüneyd Mehmed Bey ile birlikte Trabzon üzerine yürüdü. Trabzon Rum imparatoru IV. Yuanis askeri ile Aya Fokas manastırına kadar ilerleyerek Şeyh Cüneyd'i karşıladı ise de Safevi şeyhinin hücumuna dayanamayıp geri çekildi. Cüneyd'in müridleri imparatorun Aya Fokas'daki karargâhına girip askerlerinden bir çoğunu tutsak aldılar.

Bu başarıdan sonra Şeyh Cüneyd Trabzon'u kuşattı. (1454 yılında) Bir kaç defa hücum etti ise de askerleri surları aşıp şehre giremediler. Şeyh üç gün sonra kuşatmayı kaldırıp Kelkit vadisine döndü. Cüneyd'in böyle çok kısa bir zaman sonra muhasarayı kaldırmasının sebebi Fatih'in onu tehdid etmesinden ileri gelmiş olmalıdır. Gerçekten çok geçmeden Sivas beylerbeyisi Hızır Bey Cüneyd'in üzerine yürütmüştür. Onunla savaşamıyacağını gören Safevi şeyhi, Ak koyunlu hükümdarı Uzun Haşan Bey'in yanına gitmiştir.

Uzun Haşan Bey ilk önce Şeyh Cüneyd'i tevkif etmişti. Fakat Cüneyd'in, Cihanşah gibi bir düşmanı karşısında kendisinin 20.000 adamıyle güçlü bir müttefik olacağını söylemesi üzerine Safevi şeyhini serbest bıraktığı gibi, kız kardeşi Hatice Begüm'ü de onunla evlendirmiş, bu evlenmeden Şah İsmail'in babası Şeyh Haydar dünyaya gelmiştir.

Şeyh Cüneyd bir müdded Uzun Haşan Bey'in yanında kaldıktan sonra 1459 yılında Erdebil'e döndü. Bu tarihe göre onun çok yıllar Anadolu'da kaldığı anlaşılıyor. Esasen kısa bir zaman içinde beş-on bin silahlı müüd'e sahip olması pek mümkün olamazdı.

Şeyh Cafer, yeğenini Erdebil'e sokmadı. Hükümdar Kara Koyunlu Cihanşah Mirza da Cüneyt'ten ülkeyi terk etmesini istedi. Cüneyd şimdi bir yandan sayısı gittikçe artan silahlı müridlere sahip olması, öbür yandan Uzun Haşan Bey'in kız kardeşi ile evlenmesi ile kendisi için de tehlikeli bir düşman haline gelmişti.

Şeyh Cüneyd Erdebil'in dışında oturarak müridlerinin yanına gelmeleri için Anadolu'ya haberci gönderdi. Kısa bir zaman içinde başına 12 bin silahlı Anadolulu mürid toplandı. Şeyh Cüneyd bunların başında Şirvan ülkesine girdi. Gayesi Gürcistan ve Çerkesistan da gazalarda bulunmaktı. Şirvan hükümdarı Halilullah, Gürcüler ve Çerkesler kendisine vergi verdikleri için onlara karşı gaza yapmanın şer'an doğru olmayacağı haberini gönderdi. Fakat Şeyh Cüneyd buna aldırmayarak bir çok Gürcü kasaba ve köyünü yağmaladıktan sonra Şirvan'da kışı geçirmeye başladı. Şirvanşah Halilullah Cüneyd'in ülkesinde kışlamasına göz yummak istemediği gibi, Şeyh Cafer'den, Cüneyd'in bir haricî olup tedip edilmesi gerektiğine dair bir de mektup almıştı. Bunun üzerine ordusunu toplamış, harekete geçmeden önce elçi gönderip ülkesinden çıkıp gitmesini istemiştir. Fakat elçinin öldürülmesi üzerine savaş, kaçınılmış olmuştur. Cüneyd'in ezici çokluğu Anadolulu olan askerleri sayıca üstün Şirvan kuvvetlerine karşı yiğitçe vuruştukları esnada şeyhlerinin bir ok isabeti ile ölmesi üzerine savaşı Şirvanşah kazanmıştır(3 Mart 1460). Cüneyd'in cesedi Kuryal denilen yerde gömülmüştü. Burası sonra ünlü bir ziyaretgâh olmuştur.

Resim
Manisa Çepnilerinden Bir Grup (1965)

Şeyh Cüneyd, anlaşılacağı üzere, kuvvetli bir şahsiyetti: cesur, enerjik, iyi konuşan ve cerbezeli. İşte bu meziyetlerinden dolayı kuvvetli devletlerin bulunduğu Türkiye'de sayısı gittikçe artan ve istenilen her türlü fedakârlığa seve seve katlanan, sadakati eşsiz bir taraftar kümesine sahip olmak başarısını göstermiştir. Nitekim bu küme, şeyhlerinin ölmesine, savaşı kaybetmelerine ve oğlunun çocuk yaşta olmasına rağmen dağılmamışta.

Şeyh Cüneyd'in faaliyetlerine dair en tafsilatlı ve en mühim haber Âşık Paşa Oğlu'ndadır (Tevâıih-i âl-i Osman, Türkiye tarihleri, i, İstanbul, 1949, yayınlayan Ciftçioğlu N. Atsız, s. 249-252; Handemir, Ilabîbüssiyer, Bombay, 1841, ÜI, 4,s. 11-12; Yahya-yı Kazvini, Lübbıit-tevarih, Tahran; Gaffarı, Tarih-i Cihanâra, Tahran, 1343, s. 261-262; Mirza Hüseyin Cunâbadî, Ravzatus-Safeviyye, Lala İsmail Efendi ktp., nr. 346; Hüseyin Zahidi, Silsiletünesebis Safeviyye, Berlin, 1924, s. 66-67; I Ialkokandil, Histoire de la decadence de I'empire Gıec, Paris, 1612, s. 262-263; W. Miller Trebizond, The Last Gıeek Empire, London, 1926, s. 83-84; M. I I. Yınanç, Cüneyd maddesi. İslâm Ansiklopedisi, ÜI, s. 242-243. Kitâb-i Diyarbekriyye'de Şeyh Cüneyd'in adı dahi geçmiyor.

Kaynakça
Kitap: ÇEPNİLER, ANADOLU’DAKİ TÜRK YERLEŞMESİNDE ÖNEMLİ ROL OYNAYAN BİR OĞUZ BOYU
Yazar: Faruk SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Safevi İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir