Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Saral İskender Yılmaz

Gülen Cemaati'nin Copları - Bölüm 71

Burada Gülen Cemaati'nin Copları ve Türk Polisi Hakkında Raporlar hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Saral İskender Yılmaz

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Tem 2012, 20:10

Saral İskender Yılmaz

Saral’ın yerine Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne içişleri Bakanı Saadettin Tantan'ın yakın arkadaşı olarak bilinen Kemal İskender atandı.

Göreve gelir gelmez hakkında, "Çocuğu Gülen'in okulunda okuduğu" için Fetullahçı yakıştırma yapıldı. Kemal İskender, bu yöndeki haberlere karşı, "Ben parasını veriyorum. Çocuğumu iyi bir okula göndermek istedim. Hepsi bu" diye kendisini savundu.

Ancak, İskender'in uygulamaları kendisine yöneltilen Fetullahçı yakıştırmasının haklı mı haksız mı olduğu konusunda bir fikir verebilir:

İskender, ilk iş olarak Saral ekibinin tamamını çeşitli gerekçelerle kadrosundan uzaklaştırıp ya il dışına ya da en pasif görevlere atadı. Yerlerine getirilenlerin bir kısmı ise nedense, Polis Koleji ve Akademisi'nde 'Işık Evleri'ne gidenlerdi.

İskender'in aktif çalışma arkadaşlarından bazıları, Faruk Unsal, Faruk Yılmaz, Metin Aşık, Ercan Taştekin, Turgut Yılmaz, Mehmet Tüzel, Cihangir Çelik oldu. Çelik, Aşık, Taştekin, Mehmet Tüzel listelerde adı bulunanlardır.

İskender'in göreve geldikten sonra ilk yaptığı atama Faruk Yılmaz’ın atamasıdır. Faruk Yılmaz, hakkında çeşitli suçlamalar ve iddialar bulunduğu için pasif görevlere atanan ve Ankara'nın ilçelerinde sürgüne gönderilen biriydi. İskender Faruk Yılmaz'ı hemen Ankara'ya çağırdı ve Terörle Mücadele Müdürlüğü'nde görevlendirdi.

Bu atamanın arkasında ilginç bir pazarlık olduğu iddiaları ortaya atıldı:

Ankara Emniyet Müdürü Kemal İskender'in kayınbiraderi ve İskender tarafından Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne getirilen Faruk Yılmaz’ın kardeşinin ortak bir şirket kurduğu ve bu şirketin, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok ile yakın ilişki kurarak, bu ilçedeki birçok ihaleyi emanet usulü ile aldığı polis içinde her gün artan bir söylenti olarak yayıldı.

Gerçekten de, Gümüş Ticaret adındaki şirket, Faruk Yılmaz'ın kardeşi Ethem Yılmaz'a aitti. Başta, İncirili'deki şelale inşaatı olmak üzere, bir çok ihaleyi bu şirket almıştı. İskender'in kardeşi emekli binbaşının ise 'gizli ortak' olduğu ileri sürüldü.

Kemal İskender'in, "Kardeşim değil, kayınbiraderim. Emekli binbaşı değil, yüzbaşı. Ve benim bu kişilerle ilgim yok. Beni yıpratmak için suçlama gündeme getiriliyor" diye kendisini savunduğu bu olay, henüz tam anlamıyla gün ışığına çıkarılamadı.

Ancak, Gümüş şirketi ile derin bir ilişkisi olan Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok'un bölgesinde ilginç olaylar yaşandı:

Tam da bu ihalelerin verildiği dönemde; Altınok'a zorluk çıkartan Keçiören ilçe emniyet müdürü ve yardımcısının atamaları çıktı. Belediye çalışanları ve A Takımı diye bilinen ve birahane, kıraathane, içki satışı yapan esnafa gözdağı veren ve tahdit eden grubun, yasal olmayan işlerine engel olan, Müdür Ziya Aydınay’ın ataması Bilgi İşlem Şubesine, Yardımcısı Mahir Ersöz'ün Bolu'ya, bir başka yardımcısının da Kalecik'e çıkartıldı.

Bu atamalardan bir kaç gün önce Müdür Aydınay ve Yardımcısı Ersöz'ün talimatıyla A takımından bazı kişilerin esnafı tehdit ve darp ettiği gerekçesiyle gözaltına alınmaları talimatı verdiler. Belediye binasına sığınan bu kişiler, Altınok tarafından polise teslim edilmedi ve ardından Aydınay ve Ersöz'ün atamaları gerçekleşti. Bu kişiler uzun yıllar mücadele etti. Aydınay arka arkaya dava açtı. Ersöz ise sağlık raporu ile başka bir ile atamasını durdurabildi. Ersöz, cemaatçilere karşı açıktan ‘gürültü’ yapmayı bırakıp, huzura erdi. Ancak hiçbir zaman etkili bir makama atanmadı. Aydınay’ın kavgası daha gürültülü oldu. Şimdi ikisi de birinci sınıf emniyet müdürü.

Bu iki olayın yazışmaları, tarihleri, tanıkları ortada.

Kararı yargı vermeli.

İskender’den sonra Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne Ercüment Yılmaz atandı. Ankara’da en uzun süre kalabilen ve AKP öncesinden başlayan görevini AKP iktidarı süresinde de uzun bir süre sürdürebilen bir isim oldu. Yılmaz, daha sonra İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne atandı.

"İçimizdeler"

Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral yerini Kemal İskender'e bırakırken ve Ankara istihbarat Şube Müdür ve yardımcıları görevden uzaklaştırılırken, bu şubenin hazırladığı raporlar,
Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığının görevlendirdiği üç müfettişin raporlarında kullanıldı.

Müfettişler, Fetullahçı bilinen polisler hakkında bilgi ve belge toplarken, bu kişilerin birlikte görev yaptığı kişilerle konuştular. Yaşadıkları semtleri, sivil kişilerle kurdukları ilişkileri, bu kişilerin kimler olduğunu ayrıntılı bir şekilde araştırdılar. Bu polislerin aile yapıları, yaşadıkları kent ve hatta köylerdeki yakınları bile araştırıldı.

Sonuçta, 15 Haziran 1999 tarih ve (126) 58 sayılı 15 sayfalık bir rapor hazırladılar. Bu raporda Fetullah Gülen cemaatinin Emniyet içinde ciddf bir örgütlenme içinde olduğu belirtildi, isim listeleri rapora eklendi. Müfettişlerin raporunda Fetullahçı olduğu saptanan bazı Emniyet mensuplarının isimleri sıralandı. Bu kişilerin Emniyet içinde gizli ve ilginç bir yapı kurdukları raporda açık bir ifade ile anlatıldı. Saptanan adlar arasında Sincan olaylarında rol oynayanlar bile bulunduğu rapora kanıtları ile kondu.

Müfettişler, Fetullah Gülen ve ekibinin 1985-1992 yılları arasında Emniyet içinde bir yapılanmaya gittiklerini, bir iddia değil kanıtlanmış gerçek olarak, raporlarına yazdılar.

Raporda, "Bu dönem içinde, emniyetin önemli yerlerinde daire başkanlıklarında, eğitim kurumlan ve illerde önemli makamlara, kendi elemanlarını yerleştirerek uzun vadeli, planlı ve programlı bir şekilde çalışma içinde oldukları herkesçe bilinen bir gerçektir. Belirtilen yıllar arasındaki teşkilat bünyesindeki yapılanmada, eğitim kurumlarına eleman almada, yurt dışına eğitim ve araştırma amacıyla personel gönderilmesinde, rütbe terfilerinde, atamalarda ve diğer konularda kendi yandaşlarına çeşitli menfaatler sağlanmıştır. Günümüzde Emniyet Teşkilatında yer alan irticai grup elemanlarından bazılarının 19901992 yıllarında Polis Akademisi'ne alman özel sınıf öğrencilerinden "olduğu anlaşılmaktadır. Yine aynı yıllarda Polis Koleji ve Akademisi'ne alman öğrenciler bugün, irticai faaliyetler içinde yer alan rütbeli elemanlar olarak karşımıza çıkmaktadırlar." denildi.

Müfettişler, 1992 yılında yapılan soruşturmada adı geçen ve bu kitabın önceki bölümlerinde adları belirtilen öğretim görevlileri ile yine aynı bölümde adı geçen Muharrem Tozçöken, Haşan Basri Ergül, S.T. ve A.Ö. isimli en üst düzeydeki polis müdürleri ile Fetullah Gülen örgütü ile bağlantısı tespit edilen 90 emniyetçi hakkında Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 8/1 maddesi gereği meslekten çıkartma cezası verilmesini istediler. Ayrıca bu kişiler hakkında DGM'ye suç duyurusunda bulunulması da istendi. Müfettişler Emniyet içindeki Fetullahçı yapılanma, bu kişilerin ilişkileri, kritik makamlara nasıl atandıklarına ilişkin birçok örnek verdikleri raporlarında, "Emniyet Teşkilatı ve Polis Akademisi'nde irticai gruplara ait kesimin nasıl bir yapılanma içinde oldukları, planlı ve programlı çalışmalarının sonucunda atılan tohumların yeşererek günümüzde nasıl büyüdüklerini görmekteyiz" dediler.

Önceki bölümde bir bölümünü yazdığımız bu müfettiş raporunda yer alan isimlere, müfettişler, ‘Fetullah Hoca’nın Emniyetteki kilit adamları’ adını verdiler. Müfettişler, bu kişilerin teşkilat içinde nasıl "jet hızıyla" yükseldiklerine de Recep Gültekin'in hızlı yükselişim örnek olarak gösterdiler.

Raporda önemli bir noktaya dikkat çekildi. "Fetullahçı olduğu için üst makamlara tırmanan ve gelebileceği en önemli ve yüksek mevkiye gelen polisler, teşkilat içinde göze batıp, deşifre olduğu için bir anda tavır değiştiriyor. Kendisini gizlemeye, ’Fetullahçılıkla' ilgili faaliyetlerden uzak durmaya başlıyor" denildi.

Müfettiş raporunda, bunun örgütün uyguladığı bir takiyye yöntemi olduğu belirtildi. Müfettişler, belli bir makama gelindikten sonra, "Ben Fetullahçılardan değilim, kandırılmışım, artık bağım yok" denilerek, hedef olmaktan çıkmanın amaçlandığı; ancak gizli gizli Fetullah örgütü ile bağın sürdüğü ve ancak çok önemli konularda eyleme geçtikleri, yorumunu yaptılar. Müfettişler, Emniyet içinde zincirin halkaları gibi birbirine bağlı olan Fetullahçıların, yükselip üst makamlara geldikten sonra o makamda kalabilmek için Fetullalıcılığı ‘bilinçli bir takiye’ olarak ret ettikleri değerlendirmesinde bulundular.

Polis Başmüfettişlerinin bu raporu daha sonra devletin ilgili birimlerine, DGM'ye ve MGK'ya gönderildi. Aynı bilgiler daha sonra Gülen hakkında dava açan DGM Savcısı Nuh Mete Yükselin iddianamesinde de kullanıldı.

Ancak, İçişleri Bakanlığı 15 Haziran 1999 tarihinde kendisine sunulan bu raporla ilgili olarak hemen hemen hiçbir işlem yapmadı. Aradan 10 yıldan fazla süre geçmesine karşın, raporda adı açık açık yazılan kişiler ve ortaya konulan kanıtlar adeta "yok sayıldı."

Kaynakça
Kitap: CEMAATİN COPLARI
Yazar: Zübeyir Kındıra
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Gülen Cemaati'nin Copları ve Türk Polisi

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir