Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Pro. Dr. H.Levent Köker'in Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Burada Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Pro. Dr. H.Levent Köker'in Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2012, 04:40

PROF. DR. HÜSEYİN LEVENT KÖKER

Köker, 1958 doğumludur. 1976’da Tarsus Amerikan Lisesi’ni bitirdi. 1980’de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. 1987 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde (Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde) Siyaset Bilimi dalında doktorasını tamamladı. 1990 yılında Gazi Üniversitesi’nde Siyasal Teoriler Doçenti, 1996’da da Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Genel Kamu Hukuku Profesörü oldu.

1984-85 akademik yılında Oxford Üniversitesi Mansfield College’de İngiliz Kültür Heyeti (The British Council) bursuyla konuk araştırmacı (fellow) 1994-95 akademik yılında ise Princeton Üniversitesi Uluslararası Araştırmalar Merkezi’nde (Çenter for International Studies) Fulbright bursuyla konuk öğretim üyesi olarak bulundu.

Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde asistan ve araştırma görevlisi (1981-1988), Yardımcı Doçent (1988-1991) ve Doçent (1991-1996) olarak görev yaptı. 1997 yılında Yakın Doğu Üniversitesi’nin (Lefkoşa/Kıbrıs) kuruluşunda görev almak üzere bu görevinden ayrıldı. 1997-98 akademik yılında Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kurucu dekanlığını üstlendi. 2001-2004 yılları arasında Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanlığı’nı yürüttü. Halen Atılım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölümü Öğretim Üyesi’dir. 1989-1997 yılları arasında ODTÜ, Bilkent Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi’nde yarı zamanlı olarak lisans ve lisansüstü dersler verdi. Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki derslerine de devam etmektedir.

İngilizce bilen Köker’in çok sayıda Türkçe ve İngilizce makalelerinin yanı sıra “Modernleşme, Kemalizm ve Demokrasi” (1990-2005), “İki Farklı Siyaset” (1991-1998), “Demokrasi Üzerine Yazılar” (1992), “İmparatorluktan Tanrı Devletine” (1991-2005), “Tanrı Devletinden Kral Devlete” (19922005), “Kral Devlet ya da Ölümlü Tanrı” (1993-2005) adlı kitapları ve aralarında C. B. Maeperson’un “Demokrasinin Gerçek Dünyası” (1993) ve Robert Dahl’ın “Demokrasi ve Eleştiri” (1995) adlı eserlerinin de yer aldığı çok sayıda çevirisi bulunmaktadır.

Bu Milliyetçi Dalga Yakında Sönecek

“Bizde milliyetçilik doğup büyüdüğü toprakları, yurdunu, vatanını, milletini sevmekle ilişkilendirilen bir duygu hali gibi izah ediliyor ama aslında milliyetçilik öyle bir şey değildir. Milliyetçilik, devletle milletin birliğini öngören bir ideolojidir. Devletle milletin birliğinde demokrasinin pek olamayacağı da aşikârdır.

(...) Milliyetçilik bir ulus devlet ideolojisidir. Bizde Cumhuriyet’i kuran kadro aslında Osmanlı’nın devlet seçkinleri kadrosudur. Osmanlı’dan devir alınan bir devlet yapısı vardır ama ortada bir millet yoktur.

(...) ‘Türkiye denen ülkedeki insanları bir arada tutan, onların birliğini oluşturan ortak unsur nedir?’ diye sorarsanız, Cumhuriyetimizin kurucusu, buna iki dönemde iki farklı cevap veriyor. Atatürk 1920’de ‘Bu memlekette Türk var, Kürt var, Laz var, Arnavut var’ diyor. Ne derseniz deyin o var ama bunların hepsi Anasır-ı İslami unsurların varlığından söz ediliyor ama bu etnik unsurları bir arada tutan, birleştiren ortak özelliğin İslamiyet olduğu söyleniyor. 1923’te bile bu söyleniyor. Atatürk’ün 1930’lardaki millet tarifinde ise Türklük ön plana çıkıyor. Milletin devletle bir olması gerektiği anlatılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin o yıllardan itibaren çözemediği bir kafa karışıklığı var. Bugünkü Anayasa’da da bu var. Birinci maddesi, ‘Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir’ diyor. Vatandaşlığı düzenleyen 66. maddesi ise ‘Türk Devleti’ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk’tür’ diyor. Yani Türkiye Devleti demiyor da Türk Devleti diyor. Devletin adı Türkiye Devleti mi? Türk Devleti mi? Bakın... Türkiye bir ülkedir. Türklük ise bir etnik aidiyettir. Türkiye dışında başka bir ülke yok ama Türkiye dışında başka Türkler var. Lozan Antlaşması’nda Türklük’ten hiç bahsedilmez. Sadece Türkiye’den ve Türkiye hükümetinden bahsedilir. Çünkü Lozan’da etnisite temeline dayalı bir devlet adlandırması yoktur. Ama 1930’lardan sonra Türk milliyetçiliği, Güneş-Dil Teorisi gibi girişimlerle biraz etnik, ırka dayalı yönelime girdi.

(...) Ulusalcılık lafını, öz Türkçe hassasiyeti de olan CHP, Sosyal Demokrat Sol ve Sol Kemalist çevreler kullanıyor. Milliyetçilik lafını da muhafazakâr çevreler. Çünkü ‘Millet’ kavramının içinde Türk-İslam Sentezi gibi gelenekçi milliyetçilik var. Atatürk milliyetçiliği de denen ‘Ulusalcılık’ kavramının içinde ise Cumhuriyet’in eskiyle bağlarını tamamen koparan yepyeni bir toplum yarattığına dair bir boyut var. Ama sonuçta bunların ikisi de nasyonalizmdir. Milliyetçilik ile Ulusalcılık özünde aynıdır, ikisi de devletle milletin birliğini hedefliyor. Toplumdaki farklılıkları tek bir millet içinde yok etmeyi amaçlıyor. Devlet ve millet birliğinde çağdaş demokrasiye, çoğulculuğa, birey haklarına ve özgürlüklerine yer yoktur. Ancak sınırlı bir demokrasiye, çok zorda kaldığında birey için çok sınırlı hak ve özgürlüklere izin vardır.

(...) Aslında milliyetçiliğin en çelişkili yanı kendi milleti içinde de ‘Düşman’ tanımlaması yapmasıdır. Zaten milliyetçiliğin demokrasiyle uyumlu bir siyasi ideoloji olmadığı da buradan anlaşılır. Çünkü bir milletin dış düşmanları olabilir ama iç düşmanları olamaz. içerde devlet ve millet düşmanları olmaz. İçerde ancak ‘suçlu vatandaşlar’ olabilir. Ama milliyetçilik böyle düşmanları üretir...

Türkiye’de milliyetçiliğin en büyük endişesi, devlet millet bütünlüğüdür. Türk milliyetçiliği, çağdaş demokratik bir devlette olması gereken hak ve özgürlükler düzenini isteyen, yani farklılıkların azami ifadesini talep eden her unsuru düşmanı olarak görüyor. Bu düşman mutlaka bir etnik ve dini mensubiyetten olmuyor. Gayri Müslim azınlıklar, Kürtler, yeri geldiğinde Aleviler, liberal demokratlar hep düşman sayılıyor.

(...) Irkçı ve saldırgan bir milliyetçilik faşizmin unsurudur zaten. Türkiye’de henüz sokak tam olarak ırkçı milliyetçilerin eline geçmedi ama geçebilir. Faşizm ebedi bir dünya barışının mümkün olmadığını ve barışın insan tabiatıyla uyuşmadığını kabul eden bir düşünce ve siyaset biçimidir.”

AKP Kapatılsa da AB Yolu Açılacak

“AKP, DTP’ye sahip çıkmak için demokratikleşme programını yürürlüğe koysaydı, bu başımıza gelmezdi. Ama AKP, DTP’nin kapatılmasına tam ters olarak onaylar gibi tavır aldı. Oysa özgürlük hep başkaları için istememiz gereken bir şeydir. Zira özgürlük olmazsa demokrasi olmaz. Türkiye’de özellikle milliyetçi muhafazakâr gelenekten gelenler özgürlüğü aslında başkaları için istememiz gerektiğini anlamış değiller. AKP sadece kendisi için özgürlük talebinin yeterli olmadığını, bu kapatma davasıyla artık anlamalı.

(...) Bugüne kadar darbe yapılmadan hiçbir iktidar partisi kapatılmadı. Demokrat Parti, Adalet Partisi darbe sonucunda kapatıldılar. Bu yüzden bugün yaşananlar da darbeye benziyor. Bu yüzden buna hukuk darbesi deniyor. Bu postmodern başka bir darbe türü. Bürokratik vesayet devam etsin diyenlerle, biz halk oyuyla iktidara geldik diyenler arasındaki iktidar kavgası bu şekilde yaşanıyor. Kapatma davası, ‘Bu kadar oy almış olabilirsiniz ama biz, sizi iktidar yapmayız girişiminin bir parçası gibi görünüyor. ’

AKP’nin çoğunlukçu demokrasi görüntüsü vermesi, kendisini biz milli iradeyi temsil ediyoruz diye savunması yanlış. DTP de yüzde beş oyla milli iradenin bir parçasıdır. Ufuk Uras da bir parçasıdır. Çoğunluk olabilir ama milli iradenin kendisi değildir. Milli irade söylemi Menderes’ten beri sürdürülen bir söylem; içinde otoriterliği barındırır. AKP bu hukuk darbesine, bu garabete karşı çıkarken, ‘milli iradeye karşı bir hareket yapıldı’ demek yerine ‘çoğulcu demokrasinin önü kesiliyor’ demeli. AKP için artık demokrasi zamanı.”

Kaynakça
Kitap: AMERİKAPERESTLER
Yazar: EROL BİLBİLİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron