Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Zeyno Baran(Bryza)'un Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Burada Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Zeyno Baran(Bryza)'un Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2012, 04:30

ZEYNO BARAN (BRYZA)

“İstanbul’da Avusturya Lisesi’nde okudu. ABD’de Stanford Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nü bitirdi. 1996’da ‘İslam’la Demokrasi Bağdaşır mı?’ konusunda çalışma yaptı. Bu konuda Stanford’da mastır yaptı. Milliyet gazetesinin Atina ve Moskova temsilciliğini yapmış Ahmet Uran Baran ile gazeteci Füsun Mutlu’nun kızı. Dinç Bilgin’in eski ortağı ve Vatan gazetesinin sahibi Zafer Mutlu’nun üvey kızı. 1989’dan bu yana ABD’de yaşıyor. 23 Ağustos 2007’de ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve üniversiteden sınıf arkadaşı Matt Bryza ile İstanbul’da evlendi.

Washington’da Dünya Bankası’ndan sonra Uluslararası İlişkiler ve Strateji Merkezi’ne (CSIS) geçti. Burada Gürcistan, Kafkasya-Türkiye Enerji Bölümü’nde uzun süre çalıştı. Bu dönemde ‘Reel Politik’ çok önem kazanmaya başlamıştı. O nedenle 2003’te Nixon Enstitüsü’ne geçti.

Nixon Enstitüsü’nde üç yıl çalıştı. Enstitü’nün Uluslararası Güvenlik ve Enerji Bölümü’nün başına getirildi. Burada; bölgesel anlaşmazlıklar, İslami militanlar, ABD-Rusya ilişkileri, terörizme karşı savaş, örgütlü suç ve yolsuzluk, Kafkasya ve Hazar bölgesinde ABD ile işbirliği konularında özel olarak Türkiye iş çevresi (özel-resmi) ile işbirliğini geliştirmekle görevlendirildi. Bu dönemde Kırgızistan ve Gürcistan darbelerinde de etkin rol oynadı.

Henry Kissinger’in reel politik görüşüne göre, ABD ‘büyük ülkelere’ önem vermeliydi. Baran ise bu görüşe karşı çıkarak ‘küçük ülkeler de reel politik olarak önemlidir’ görüşünü ileri sürerek Nixon Enstitüsü’nden ayrıldı ve Hudson Enstitüsü’nde çalışmaya başladı.”188

Türkiye Kuzey Irak’a Tek Taraflı Müdahale Ederse

“ABD’nin önde gelen ve Cumhuriyetçilerin ağırlıkta olduğu Washington’daki Hudson Enstitüsü’nde ‘Türk askeri heyetinin de katıldığı bir toplantıda, Türkiye’deki suikastlar ve PKK katliamları ile olası Kuzey Irak harekâtına ilişkin senaryolar’ tartışıldı. Toplantı, 13 Haziran 2007 tarihinde Enstitü’de kapalı olarak gerçekleştirildi.

Enstitü’nün başkanı Ken Weinstein; Hudson’un bağımsız ve ileriye dönük bir think-tank olduğu, NATO müttefiki Türkiye’ye karşı PKK saldırıları sürerken ve seçim öncesi dönemde, Kuzey Irak’a bir müdahalenin ne anlama geleceğinin bir toplantıda ele alınmasının zamanı geldiğinin ve bunun yararlı olacağının düşünüldüğünü açıkladı. Weinstein, Hudson Enstitüsü’nün önde gelen isimlerinden emekli Korgeneral William E. Odom’un, Türk-Amerikan ortaklığının ‘ateşli bir savunucusu’ olduğunu ve Irak’taki durumdan ciddi rahatsızlık duyduğunu belirtti. Ken Weinstein, ‘General Odom’un yararlı bir toplantıya başkanlık yaptığına inanıyoruz’ dedi.

Weinstein, bu entelektüel toplantılarda uluslararası ilişkilerdeki olası senaryoların gözden geçirildiğini, yanlış anlamaların sınırlı kalmasına ve potansiyel tehlikeler taşıyan sonuçların azaltılmasına çalışıldığım ifade etti.”

Hudson Pişmanlığı

“Hudson Enstitüsü’ndeki toplantıyı, Türk-Amerikan ilişkilerindeki kötüye gidişi durdurmaya katkıda bulunmak için planladıklarını anlatan Zeyno Baran, ‘Amerika’daki pek çok kurum, Amerikan yönetimine, ‘PKK konusunda şöyle yapın, böyle yapın. Türkiye-Amerika ilişkilerinde şu yapılsın’ gibi öneriler götürür. Ben de Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkiye olumlu yönde etki edecek bir girişim yaptığım için çok rahatım. İlkbaharda çok üzücü PKK saldırıları yaşandı Türkiye’de. ‘Kuzey Irak’a böyle bir operasyon olursa ne olur’u tartıştık biz. Hudson, AK Parti’ye karşı gibi bir şeymiş gibi konu ortaya çıktı. Benim programlarımda AK Parti ya da Türkiye’nin aleyhine hiçbir şey yapılmadı’ dedi.

Baran’ın hazırladığı senaryo ana hatları itibarı ile şöyleydi:

‘Hudson Enstitüsü’nde haziran ayının başında yapılan kapalı toplantıya, Genelkurmay’a bağlı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi SAREM’in Direktörü Tuğgeneral Süha Tanyeri, Washington’daki Askeri Ataşe Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu, SAREM’den diğer bazı yetkililer ile Irak Devlet Başkanı Talabani’nin oğlu Kubat Talabani ve Hudson Enstitüsü Türkiye Uzmanı Zeyno Baran’ın da aralarında bulunduğu 15 civarında kişi katıldı. Toplantıda, Kuzey Irak’ta PKK’ya yapılacak bir operasyonun seçimlerde AK Parti’ye yarayıp yaramayacağı, Taksim’de PKK, 50 kişiyi öldürürse bundan seçimlerin nasıl etkileneceği ve Anayasa Mahkemesi’nin o dönemki başkanı Tülay Tuğcu’nun öldürülmesinin, seçimleri etkileyip etkilemeyeceği gibi konular tartışıldı.’”

Hudson Toplantısı’nda Tartışılan Senaryolar

“Toplantı, Hudson Enstitüsü’nün önde gelen isimlerinden Emekli Korgeneral William E. Odom’un başkanlığı ve Zeyno Baran’ın yöneticiliğinde gerçekleştirildi. Baran, ‘Türkiye’nin Irak’a yönelik bir askeri harekât senaryosu’nu katılımcılara kendi imzasıyla gönderdi. Baran toplantının senaryosunu şöyle açıkladı:
“Bir dizi olayın Türkiye’yi, K. Irak’ta PKK’ya karşı operasyon düzenlemeye sevk etmesine ilişkin akla yakın bir senaryo geliştirdik. Bu kapalı (off the record) toplantıya katılanlar, bu krizi müteakip olayları ‘oynayacaklar.’ Katılımcılar, ABD hükümetinden yetkilileri, think-tank (düşünce kuruluşu) camiası mensuplarını ve Türk Genelkurmayı’nın think tank’i SAREM’den üst rütbeli subayları kapsayacak.’

Davetiyenin son bölümünde, çağrılılardan, toplantıya katılıp katılmayacaklarını mümkün olan en kısa zamanda bildirmeleri ve katılmaları halinde kendilerine senaryonun detaylarını içeren metnin toplantıdan önce gönderileceği belirtildi.

(...) Hudson Enstitüsü’nün toplantı metninde, bu senaryoyla ilgili olarak ele alınması önerilen sorular şöyle tespit edildi:

• Beyaz Saray ve ABD Dışişleri’nin Türk operasyonuna tepkisi gerçekçi mi?
• Irak’ın komşuları, İsrail ve Arap Birliği ne tepki verir?
• AB ne tepki verir? Bu, Türkiye’nin adaylık müzakerelerini fiilen bitirir mi?
• Türk Ordusu K. Irak’taki PKK’ya karşı başarılı bir operasyon yapabilir mi?
• Küçük bir peşmerge birliği ile Türk Özel Kuvvetleri arasında iki tarafta da kayıplara yol açan bir çatışmanın sonucu ne olur?
• TSK, İran’ın ortak operasyon teklifini kabul eder mi? Türkiye-ABD ilişkileri ve NATO dayanışması bundan nasıl etkilenir?
• Bağdat’ın tepkisi ne olur? Barzani’yi ve Kürtleri mi yoksa Türkiye’yi mi destekler?
• ABD Kongresi, Türkiye’ye 1974’teki gibi yaptırım tehdidinde bulunur mu?
• Anayasa Mahkemesi saldırısının El Kaide’nin işi olduğu yönündeki yeni bulgu, Türk operasyonunu nasıl etkiler?

Baran ve ekibi tarafından hazırlanan ve 13 Haziran 2007 tarihindeki toplantının katılımcılarına önceden gönderilen dört sayfalık senaryonun ana hatları şöyle tespit edildi:

‘Operasyon baskısı var ’

‘Hudson Institute Türkiye Çalıştayı’ başlıklı metin, ‘Arka plan: Türkiye ve PKK’ bölümüyle başlıyor. Bu bölümde, ‘Başbakan Erdoğan üzerinde, K. Irak’a tek taraflı müdahaleye yetki vermesine yönelik iç baskı son bir yılda arttı. Fakat şimdi, PKK’nın bir dizi bombalama eylemi ve önümüzdeki milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle daha da ateşlenen K. Irak’a askeri harekât çağrıları en üst dereceye erişti’ saptaması yapılıyor.

'AKP-laikler gerginliği ’

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın 12 Nisan’da, sınır ötesi operasyonun ‘gerekli’ olduğunu söylediğini hatırlatan metin, Başbakan Erdoğan’ın, ordu talep ederse, Meclis’ten ‘operasyon yetkisi’ çıkaracaklarına ve Büyükanıt’ın, ‘gerekli yetkinin 12 Nisan’da zaten istendiğine’ ilişkin sözlerini aktarıyor.

60 bin Türk askerinin Irak sınırına yığıldığının belirtildiği metinde, ‘AKP ile laik kurumlar arasında aylardır yükselen gerginlik, mayısta parlamentoda tıkanmaya, anayasal krize ve Türkiye çapında kitlesel gösterilere neden oldu’ ifadesi var. Metinde, askeri harekât olasılığı şu sözlerle değerlendiriliyor:

‘Türkiye ve PKK arasındaki durum muhtemelen kaynama noktasında. Türkiye’nin, yeni bir terörist eyleme karşılık verme amaçlı ya da içerideki siyasi entrikanın bir sonucu olarak, Irak’ta, PKK’ya karşı büyük bir operasyon düzenlemesi olasılığı giderek artıyor.

Böyle bir müdahalenin etkileri felakete yol açabilir, zaten istikrarsız bir bölgeyi iyice istikrarsızlaştırılabilir.’

Metinde, ‘Iraklı Kürtlerin, ABD’nin Irak’taki en tutarlı destekçileri olduğu’ vurgulanıyor ve ABD’nin, Türkiye’nin olası sınır ötesi operasyonuna karşı açıklamaları hatırlatılıyor.

Senaryo: Kuzey Irak’a Müdahale

Hudson Institute’nin toplantı metninde, ‘Into Northern Iraq’ (Kuzey Irak’a) başlıklı bölümde sunulan senaryo özetle şöyle:

18 Haziran: Bir intihar saldırganı, patlayıcı yüklü kamyonetiyle, Beyoğlu’nda karakol binasına çarpar... Saldırıda en az 50 polis memuru, turist ve alışverişteki insanlar hayatını kaybeder. 200 kişi ağır yaralanır. Hiçbir örgüt sorumluluk üstlenmese de eylemi PKK’nın yaptığı söylentisi birkaç saat içinde yayılır.

19 Haziran: İçişleri Bakanlığı yetkilileri, saldırganın K. Irak’taki PKK kampında eğitim gördüğünü açıklar. Genelkurmay bu saptamayla hemfikir olur... Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt, Irak sınırı korunmadıkça ve örgütün emir-komuta yapısı dağıtılmadıkça, PKK’nın büyük şehirlerdeki eylemlerini sürdüreceğini açıklayarak, derhal sınır ötesi harekât yapılmasını ister. ABD Dışişleri, Türkiye’ye itidal çağrısı yapar.

23 Haziran: İranlı yetkililer, Şam’a patlayıcı taşıyan bir konvoyun, İran’daki PKK’lıların saldırısına uğradığını açıklar. Saldın talimatını, PKK’ya, Amerikalıların verdiği iddiasındaki Tahran, K. Irak’a yönelik Türk harekâtına lojistik ve askeri destek vaat eder.

24 Haziran: Ankara’da, Anayasa Mahkemesi önündeki intihar saldırısında, (eski) Mahkeme Başkanı Tülay Tuğcu ağır yaralanır ve kaldırıldığı hastanede ölür. Kullanılan patlayıcıların Beyoğlu eylemindekiyle aynı olduğu anlaşılır.
25 Haziran: Eylemleri, PKK’nın yaptığı İçişleri ve Genelkurmay tarafından açıklanır. Milyonlarca kişi, Ankara, İstanbul, İzmir ve Samsun’da, orduyu PKK’ya öldürücü darbe vurmaya çağıran mitingler düzenler.

25-28 Haziran: Başbakan Erdoğan, aşırı milliyetçileri cezbederek seçim öncesinde siyasi sermaye sağlamak amacıyla, TBMM’den sınır ötesi operasyon için yetki kararı çıkarttırır.

29 Haziran: 50 bin Türk askeri, şafak vakti Irak sınırını geçer; sınırın ötesinde kontrol noktaları oluşturur ve PKK ile küçük çatışmalara girerler. ABD Dışişleri ve Irak, harekâtı kınar. Daha sonra Beyaz Saray, Türkiye’nin kendisini savunma hakkından söz eden bir açıklama yapar.

30 Haziran: Mesud Barzani, Türk ‘işgalini’ kınar ve peşmergenin Kürdistan’ı savunacağını bildirir.

Sürpriz Gelişmeler

Bu bölümde, dikkate alınması istenen potansiyel gelişmeler arasında, ‘Beyoğlu’ndaki saldırıyı düzenleyen kişinin Suriye’deki Hizbullah kampında eğitildiğine ilişkin yeni bulgular’; ‘Türk askerinin, Kandil Dağı’nda MOSSAD eğitim kılavuzları ve İsrailli ajanlarını PKK militanlarıyla yan yana gösteren videolar bulması’ ve ‘K. Irak’taki bir peşmerge birliğinin Türk Özel Kuvvetleri’ne saldırması, ardından çatışmada ölenlerden birinin peşmerge üniformalı bir Amerikan askeri olduğunun anlaşılması’ gibi sürprizlerin değerlendirilmesi isteniyor.”

“Türkiye’de Darbe Olasılığı Yüzde Elli”

“Baran, Nixon Enstitüsü’nden Neo-Con’cu think-tank Hudson Enstitüsü’ne transferinin ardından ilk makalesini 2006 yılı sonunda Newsweek dergisinde yayınladı. Baran, ‘Türkiye’de darbe olasılığı yüzde ellidir’ dedi. Baran şu görüşü öne sürdü:

‘Geçen haftalarda Türkiye’nin en üst düzey subayları ile görüştüm. Tümü, demokrasinin kesintiye uğradığını görmek istemediklerini, ancak ordunun yakında laikliği korumak için -ki
laiklik olmadan çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede demokrasi büyümez müdahalede bulunabileceği konusunu açıkça belirttiler.’

2007 Mayıs’ında Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Türkiye-ABD İlişkilerinin Ortadoğu’ya Yansıması’ konferansında Baran’a, Newsweek’teki yazısı hatırlatıldı. Baran ‘Amacım, ABD ve Avrupa’ya, Türkiye’deki sıkıntıyı haber vermekti. Yanlış anlaşıldı. Siz ‘muhtıra’ dediniz ben ‘uyarı’ diyorum. Endişelendiğim daha keskin bir şeydi’ dedi.”

Kimin Kuşu Kimin Kafesinde?

“Washington’da yayımlanan ve Ulusal Demokrasi Vakfı’nın (NED) ‘Journal of Democracy’ adlı düşünce dergisinin 18. sayısında 22 Temmuz seçimlerini irdeleyen ‘Bölünen Türkiye’ başlıklı bir makale var. Makaleyi Zeyno Baran yazmış. Bu derece önemli bir dergide, böyle bir yazının yayımlanabilmesi için, yayın kurulundaki konunun uzmanlarının onaylan gereklidir. (...) Derginin Yazıişleri Müdürü Philip J. Costopulos adında Yunan kökenli bir Amerikalı. 39 kişiden oluşan ‘Yayın Kurulu’nda ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice de var. Bakan olduğu için şimdilik kuruldan izinli. Prof. Dr. Francis Fukuyama, Prof. Dr. Samuel P. Huntington ve de Prof. Dr. Ergun Özbudun da derginin yazı kurulunda yer alıyorlar. Baran, işte böylesine güçlü bir yazı kurulunun gözdesi.”

Türkiye-ABD İlişkilerini Bozmaya Çabalıyorlar

“Baran’ın senaryosunun tartışıldığı Hudson Enstitüsü’nün iki üyesi Prof. Dr. Rajan Menon ile S. Enders Wimbush’un 24 Nisan 2007 tarihinde Washington Post’ta yayımlanan makalelerinin başlığı ‘Türk-ABD ittifakı çöküyor mu?’ şeklindeydi.

Hudson Enstitüsü araştırmacılarına göre, ‘Türkiye ve ABD, yakın gelecekteki ilişkilerinin hem şeklini hem de içeriğini belirleyecek kritik bir stratejik kavşağa yaklaşıyor. Ne Türkiye’yi kaybetmek Amerika'nın çıkarına ne de Amerika’yı kaybetmek Türkiye’nin çıkarma. Ancak tarihi ilişkiye egemen olan dinamikler Türkiye’nin, ABD’den uzaklaşmasına yol açıyor. Türkiye Doğu’ya yönelecek.’

Hudson Enstitüsü’nde ne tür felaket senaryolarının tartışıldığı ve tartışılacağı, iki mensubunun Washington Post’ta yayımlanan bu makalesinden belliydi.

New York’ta kurulmuş olan Hudson Enstitüsü 2004 yılında Washington’a taşınmıştı. Enstitüde Cumhuriyetçi Parti’nin ağırlığı vardır ve bunlardan bazıları Dışişleri Bakanlığı, Pentagon ve Kongre’de, bazıları uluslararası şirketlerde, borsalarda, vakıflarda çalışıyorlar, hükümetlerde görev alıyorlar.

Washington’da 100 dolayında ‘Düşünce Kuruluşu’ ve ‘Politika Araştırma Merkezi’ var. Hudson Enstitüsü bunlardan biri. 1961 yılında kurulan Enstitü’nün Ortadoğu Araştırmaları, Avrasya Araştırmaları ve Milli Güvenlik Araştırmaları bölümleri var. Düşünce Kuruluşları ABD yönetimi, Dışişleri Bakanlığı, ordusu ve CIA ile yakın ilişki içinde. Büyük bütçeleri var. Yöneticileri, çalışanları ve danışmanları profesyonel olarak hizmet veriyor.”

“Hudson Enstitüsü’nün radikal İsrail Likud Partisi ile bağlantılı olduğu ve Enstitü’ye, Türkiye masası kurulması için para verenlerden birinin bir Türk işadamı olduğu söyleniyor. Baran’ın görev yaptığı Washington Enstitüsü’nün Musevilere ait bir düşünce kuruluşu olduğu da bilinmektedir.”

Kaynakça
Kitap: AMERİKAPERESTLER
Yazar: EROL BİLBİLİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron