Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Mehmet Ali Birand'ın Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Burada Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Mehmet Ali Birand'ın Geçmişi ve ABD-Severliği Hakkında

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2012, 04:26

MEHMET ALİ BİRAND

“Acaba Amerika veya Avrupa, AKP’yi iktidardan uzaklaştırmak mı istiyorlar? Açılan davanın perde arkasında böyle bir etken mi var?

Ben, Türkiye’yi yakından izleyen dış çevrelere baktığım, onların yaptıkları yayınları okuduğum zaman böyle bir işaret alamıyorum.

İsterseniz, önce ABD’den başlayalım.

Washington, içine dönük, kavruk ve istikrarsız bir Türkiye istemez. Zira, onların bölgedeki çıkarlarıyla çatışır. Yanı başımızdaki Irak’ta inanılmaz bir iç savaş yaşanır ve istikrarsızlık nedeniyle bir türlü çıkış stratejisi bile planlanamazken, bir de komşu Türkiye’nin böyle bir duruma düşmesi ABD’nin tüm politikalarına ters düşer.

Washington’un istediği, İran ve Irak ile mücadele edilirken, bölgede güçlü ve ABD’den yana bir Türkiye’dir. Birbirine girmiş, laik-anti laik, Türk-Kürt çekişmesi içine düşmüş bir Türkiye değil.

Avrupa Birliği içinde durum farklı nedenlerden dolayı aynıdır. Kimimiz, Fransa veya Almanya gibi Türkiye’nin tam üyeliğini mümkün olduğunca uzatmak veya imkânsızlaştırmak isteyen bazı ülkelerin, Türkiye’nin karışmasını dilediğini sanabiliriz. Oysa gerçekler tam tersidir.

Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin geneli, özellikle de AB Komisyonu, Türkiye’de istikrarı tercih ederler. Aday bir ülkenin karışması, tüm reform sürecini etkileyeceği, hatta durduracağından dolayı rahatsızlık yaratır.

Özetlemek gerekirse, eğer komplo teorileri kurmak isteyenler varsa, ABD ve AB’nin, Yargıtay Başsavcısı’ın tahrik ettikleri gibi bir senaryo yazmamalarında çok yarar var.”

Resimdeki Çehre...

“Paul Wolfowitz, bizi o kadar severdi ki 6 Mayıs 2003 tarihinde kendisiyle mülakat yapan Türk gazetecileri Mehmet Ali Birand ile Cengiz Çandar’a bu sevgisini, bizi uşak olarak gördüğünü ortaya koyan aşağıdaki sözlerle ifade etmişti:

‘(ABD ile Türkiye ilişkilerinde) Yeni bir sayfa açacaksak, yeni bir geleceğe sahip olacaksak şöyle bir Türkiye olmalı: Her şeye, Kuzey Irak’ta olan her şeye şüpheyle yaklaşacağına, Amerikalıların ne istediğini umursamıyoruz diyeceğine, İran ve Suriye ile ne problemler varsa, ‘Onlar bizim komşumuz’ demeyen bir Türkiye olmalı...

Şöyle bir Türkiye olmalı:

‘Evet biz hata yaptık’ demeli. ‘Irak’taki olaylara daha duyarlı davranmalıydık. Bilmedik. Ama artık biliyoruz. Nerede ne kadar yardımcı olabiliyorsak, o kadar yardımcı olmalıyız Amerikalılara’ demeli. Çünkü bu Türkiye’nin çıkarları için de çok önemli.’

Wolfowitz’in demecinin, ne anlama geldiğini sonraki olaylardan anladığımız bir bölümü de şöyleydi: ‘(Tezkerenin kabul edilmesi yönünde) Önemli rol oynamaları gereken liderlik konumuna tam olarak, mesela askerler sahip çıkamadılar.’”

“Amerika En Çok Askerlere Kızgın”

Mehmet Ali Birand, 19 Mayıs 2003 tarihli Radikal gazetesinde Neşe Düzel’in sorularına verdiği yanıtlarla TSK’ye yönelik açıklamalarda bulunmaya devam etti. Birand’ın açıklamaları şöyle:

“ABD, orduya, ‘Bundan sonra bana gelme’ mesajı veriyor. Pentagon-TSK ilişkisi eskisi gibi iç içe olmayacak. (...) Pentagon’da ve Beyaz Saray’da, Türkiye ile ilgili çok daha ağır sözler söyleniyor. (...) Grossman, ‘Bizde hiçbir yetkili kişisel görüşünü söylemez. Wolfowitz’i dikkate almalısınız. Türk-Amerikan ilişkilerinde hiçbir şey olmamış gibi hareket edemeyiz’ dedi.

Bugün Amerika’nın en önde gelen müttefiki Kürtlerdir. Amerika gayet iyi biliyor ki Irak sorununda Türkiye’ye muhtaç değil. Washington’da bize söylediklerine göre, Türkiye’de birçok komutan, Irak harekâtıyla ilgili bayağı kötü laflar söylemiş. İncirlik ve İskenderun’da Amerikalılara bazı kötü muamelelerde bulunmuşlar. Askeri çevrelerdeki üçüncü dünyacı yaklaşım Amerika’yı sinirlendirmiş. Amerikan karşıtı söyleme şaşırmış Amerika.”

Neşe Düzel’in “Amerikan yönetimi şu anda Türkiye’de en çok hangi kesimlere kızgın, kırgın, öfkeli ve hayal kırıklığı içinde?” sorusunu da şöyle yanıtlıyor:

“En başta asker geliyor. Askeri kendine en yakın hissettiğinden dolayı böyle. (...) Amerikan yönetimi, basındaki, kamuoyundaki ve Ankara’daki tepkilere, ‘Meğer Türkiye, Üçüncü Dünya ülkesiymiş’ diyerek şaşırıyor. Askerin bir bölümüne bakıyor. ‘Türkiye hakkında yanılmışız. Saddam’ı destekleyen bir Türkiye var. Sol, Saddam’ı destekliyor’ diyor. Hayal kırıklığı içindeler.

(...) Solun bir bölümü ve aşırı laik bir kesim, Kemalizm’i, Üçüncü Dünyacılığa itmeye başladı. Bunu tehlike olarak görüyorlar. Hâlbuki Atatürkçülük, Kemalizm’den farklıdır. Atatürk, Türkiye’yi, Batı’ya götürmek ister.

(...) Türk-Amerikan ilişkileri hiçbir zaman eskisi gibi olmaz.”

Birand Belçika Vatandaşı

“Belçika Adalet Bakanlığı ‘nın internet sitesi www.moniteur.be’de Mehmet Ali Birand’ın Belçika vatandaşı olduğuna dair bilgiler yer alıyor. İnternet sitesindeki Fransızca metnin çevirisi şöyle:

‘Belçika vatandaşlığına ilişkin bazı düzenlemeleri değiştiren 1 Mart 2000 tarihli kanunun uygulamasıyla, aşağıdaki kişilere vatandaşlık verilmiştir.’

Birand’ın sayfası: 40574

‘40574 Belgish Staatblad 13.09.2002 Moniteur Belge Birand, Mehmet Ali, he’a’ İstanbul (Turquie) le 9 december 1941’

9 Aralık 1941 Türkiye-İstanbul doğumlu Mehmet Ali Birand, Belçika resmi gazetesinin 40574. sayfasında yer alıyor. Yıllarca Batı’yı savunan Birand artık Belçika vatandaşı.”

Mark Parris’le Gazetecileri Görüştürüyor

“Mehmet Ali Birand, ABD eski Ankara Büyükelçisi Mark Parris’i gazetecilerle buluşturuyor.

Birand 15 Ocak 2003 tarihinde yaptığı açıklamada şunları söylemişti:

‘Parris’in sürekli görüştüğü 20-25 gazeteciden biriyim. Fehmi Koru ile karşılaştım. Fehmi’nin, Başbakan’a yakın olduğunu bildiğim için ‘Parris’i dinle bu adam bir şeyler söylüyor’ dedim. O da ‘Olur görüşürüm’ demişti. O şekilde kaldı. Tayyip Erdoğan’dan randevu istedi, aldı.’

Birand’ın, Parris’le uzun yıllara dayanan dostlukları var. Parris’in, Birand’a, ‘Türkiye karar vermekte gecikiyor’ dediği ifade ediliyor. Birand’ın da bunun üzerine birçok isimle görüştüğü belirtiliyor.”

Birand’dan Karen Fogg’a Good Bye Good Luck

“Fogg bugünlerde ülkemizden ayrılacak. Fogg’a, TürkiyeAB ilişkilerine katkılarından, bir grup insanı aydınlattığından ve Türkiye’ye verdiği önemden dolayı teşekkür etmek isterim. Good bye Karen and good luck. Eğer Karen Fogg’a kişisel mesajlarınızı yollamak istiyorsanız, şu e-mailleri kullanabilirsiniz: mbirand@attglobal.net veya mab@cnnturk.com.tr.”

Fogg ve Bizim Gazeteciler!

“M. Ali Birand’dan AB Türkiye Temsilcisi Karen Fogg’a (8.01.2002): Sevgili Karen, Mr. Verheugen’in şubatta kentte olacağını öğrendim. Evimde yüksek düzeyde ya da en üst düzeyde gazetecilerle özel toplantıyı yeniden öneriyorum. Ne diyorsun? Sevgiler. Mehmet Ali.

Karen Fogg’dan M. Ali Birand’a (8.01.2002): GV 14-15 Şubat’ta burada olacak... Kuşkusuz planladığı gibi -medyadaki ağır toplarla- Kıbrıs konusunda sizinle kalmasını isterim. Fikri her zaman Filori’ye sunabilirsin... Senden haber var mı? Sevgiler K.”

“İsteyen Herkes Beni Kullanabilir”

“M. A. Birand, Emin Karaca’nın Altın Kitaplar’dan çıkan ‘Milliyet Olayı’ kitabında kendini şöyle anlatıyor:

‘Ercüment Bey, Türkiye’nin insanı değildi. Averaj bir insan değildi. Bir Batılıydı. Onun için Batı’da daha rahat ederdi. Batı’nın yayın organları onun hoşuna giderdi. Batılı düşünüş tarzı hoşuna giderdi. Yani sonuç olarak Ercüment Karacan, Batı’ya aitti diyebilirim. Zaten biz: ben, Sami Kohen, Ercüment Bey aynı kafadan insanlardık. ’
Emekli Büyükelçi, Barış Derneği Başkanı ve Birand’ın dayısı Mahmut Dikerdem, Aydınlık muhabiri Adnan Akfırat ile 1998’de yaptığı sohbette Birand’ı şöyle anlattı: ‘Mehmet Ali, yeğenimdir. Ancak aramız yoktur. Benim yedi göbek öteden akrabalarım bile devlet görevinden uzak tutuluyor. Ancak Mehmet Ali’nin eşi Cemre, NATO’nun en mahrem bilgilerinin bulunduğu bölümde çalışıyor. Demek ki Amerika, Mehmet Ali’den yana çok emin. Rahatlıkla ‘Amerika’nın adamı’ yazabilirsiniz.’

Birand’ın, ABD ile ilişkileri, Milliyet gazetesinin Brüksel bürosunu kurduğu 1971 yılına dayanıyor. İki koldan yürüyen bir ilişki: Ercüment Karacan’ın üvey kızı olan Cemre Birand, üye ülkelerin diplomatlarının bile izinle girebildikleri NATO karargâhındaki sekretaryada çalışmaya başladı. M. A. Birand da Amerika’nın Sesi Radyosu’nun (Voice of America) Brüksel temsilcisi oldu. Amerika’nın Sesi’nin ABD’nin en başta gelen propaganda ve psikolojik savaş araçlarından biri olduğu malum. Brüksel’den ayrılırken, yerini Hadi Uluengin’e bırakan Birand, 80’li yılların ortalarında ‘Moskova’da akredite olan’ ilk ve tek Türk gazetecisiydi. Birand, NATO kartını kullanarak Moskova’nın kapılarını açtı. Özal ile Talabani’nin arasında Cengiz Çandar’ın gördüğü işi Beyaz Saray’la Kremlin arasında gördü. Hatta Birand Türkiye’deki kapıları açmak için bile NATO kartına başvurdu. Yazıları bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Tayyip Erdoğan, Refah Partisi, Fethullah Gülen, Korkut Özal, Tansu Çiller gibi tüm mandacı şeriatçı takımı, 32. Gün’de M. A. Birand tarafından aklandı. Birand bunu, ‘isteyen herkes beni kullanabilir...’ diye açıkladı.

Mehmet Ali Birand’ın yazdığına göre, ‘boş konuşmaktan hoşlanmayan, tarafları en zayıf noktalarından tutup zorla müzakere masasına oturtmakla ün kazanmış olan Holbrooke, şimdi aynı metotlarını Denktaş ve Klerides üzerinde deneyecek.”

Kaynakça
Kitap: AMERİKAPERESTLER
Yazar: EROL BİLBİLİK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Türkiye'de Bazı Amerikan Uşakları'nın Geçmişi ve ABD Mandacılığı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir