Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Son Durum

Deniz Feneri Hırsızlığı Tarihçesi - Bölüm 153

Burada AKP'nin Deniz Feneri Hırsızlığı hakkında önemli başlıklar bulabilirsiniz.

Son Durum

Mesajgönderen TurkmenCopur » 14 Tem 2012, 18:08

SON DURUM

Seçimlere artık aylar kalmışken ve sanıkların milletvekili yapılarak okunulmazlık zırhına büründürülecekleri iddialara ayyuka çıkmışken, Almanya, ikinci Deniz Feneri soruşturması kapsamında Akman, Karaman, Karahan, Kapıyoldaş ve Çelik hakkında tutuklama kararı çıkarttı.

63650 Js 210107/08-931 Gs dosya numaralı tutuklama emrinde; “teşekkül halinde, çıkar sağlamak amacıyla, hile ve kandırmaca yoluyla başkalarının servetlerine zarar vermekle suçlanan 5 zanlının, yaklaşık 42 milyon euro’luk Deniz Feneri e.V. yardım dolandırıcılığında, delil karartma, tanıkları lehlerine ifade vermeye zorlama, etkileme tehlikesi bulunduğu” belirtiliyor.

Tutuklama emri gerekçesinde, “Türkiye ve Almanya’da yönettikleri kapsamlı şirketler ağma uzun süre Deniz Feneri e.V derneğinden milyonlarca euro’yu gizlice aktaran şüphelilerin, yanıltma ve kandırmaya yönelik davranış ve eylemlerini sürdürerek soruşturmaları zorlaştırma ihtimali”ne dikkat çekiliyor. Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (StpO) 112 madde 2/3 uyarınca tutuklanma nedeni bulunduğu belirtilen kararda, Türkiye’de Kanal 7, Deniz Feneri ve çok sayıda şirkette etkin görevleri bulunan şüphelilerin, haklarında kesinleşmiş mahkeme karan olan hükümlü Ermiş ve Taşkan’ın tanıklık yapmayı reddetme hakları bulunmaması nedeniyle, aleyhlerinde açılacak bir davanın sonuçlarından ciddi kaygı taşıyacakları belirtiliyor.

Türkiye’nin en üst düzey bürokratlarından olmasına rağmen Almanya’da devam eden soruşturmada kara para aklamak, dolandırıcılık ve kuryelikle suçlanan Zahid Akman aleyhinde ayrıca kooperatif yolsuzluğu nedeniyle 15 şüpheliyle birlikte 7670 Js 2408882/07 Wi dosya numarasıyla Frankfurt Bölge Mahkemesi nezdindeki savcılığın Ekonomik Suçlar Dairesi’nde ayrı bir soruşturma daha yürütülüyor.

Alman Ceza Yasalarına göre evrakta sahtecilik suçu işlediği ortaya çıkan Akman hakkında üçüncü bir soruşturma ise 6310 Js 219076/09 dosya numarasıyla Frankfurt Savcılığı’nca devam ediyor...

Biz ise, 2010 yılının Ekim ayının ortalarında bu kitabı sonlandırırken, hala davanın açılmasını bekliyoruz...

SONUÇ

Yukarıda anlatılan rakamların, sadece banka havalelerinin takip edilmesiyle tespit edilen rakam olduğunu göz önüne alırsanız aslında kayıp miktarının burada sözü edilenden çok daha fazla olduğunu tahmin edebilirsiniz.

Örneğin kitabın başlarından anlattığımız Benefis konserlerinde toplanan paraların hiçbirinin derneğe ulaştırılmadığım bizzat derneğin Almanya’daki başkanı Mehmet Gürhan itiraf etmişti. Hatırlayacağınız gibi bu konserlerde izleyicilerin kimisi zarflara para dolduruyor kimisi de elindeki, boynundaki, parmağındaki altınları bağışlıyordu. Bu konserlere en azından bin beş yüz kişi katıldığı göz önüne alınırsa, önemli miktarda para ve altın kayda girmeden kaybolmuştu.

Kurban bayramı dönemlerinde, Türkiye’de evine et girmeyen binlerce kişi dururken, adını ilk kez duyduğu ülkelere kurban kesilmesi için bağış yapan insanların verdiği paralar da kayıptı. Para toplamak için kendilerine iyi bir bahane olan dış ülkelerdeki felaket olaylarından etkilenenler için toplanan paralar ile makbuz alınmadan yapılan ve çok sayıda olduğu tahmin edilen bağışlar da kayıp.

Tüm bunlar alt alta toplandığında, Deniz Feneri e.V davası sırasında Almanya’da yaşayan gazeteci Ali Gülen’in de belirttiği gibi, kayıp olan para belgeli kayıp paranın belki 10 belki de 20 misli fazlaydı.

Para dağılımı da şöyledi: 1’inci sırada para toplayanlar yüzde 20.2 oranında kendi paylarını alıyor ve üstünü derneğe getiriyordu. Dernek ise, bu paranın yüzde 20’sini alıyor ve kalanı Türkiye’ye götürecek kuryelere yüzde 10 pay karşığılında gönderiyordu. Paranın geri kalanı yanı toplanan bağışların yüzde 50’si Türkiye’de dağıtılıyordu.

İşte davanın bam teli burasıydı. Bu yüzde 50 ile kayda girmeyen yüklü miktar neredeydi?...

PİRAMİT’İN TEPESİNDE KİM YA DA KİMLER VAR

Bütün bu anlatılanların sonucunda Deniz Feneri piramitini oluşturmak gerekirse şöyle bir tablo ortaya çıkıyor:


Çeşme’de 10 milyon TTlik villasını satmak isterken yakalanan ve Türkiye’ye para transfer ettiği bilinen Mehmet Sıddık Balıkçı, onun üzerinde Deniz Feneri e.V yöneticisi, Beyaz Holding ortağı ve Kanal 7 INT’in yöneticisi Mehmet Gürhan ve yine Deniz Feneri e.V’de yönetici, Kanal 7 INT’in başındaki Mehmet Taşkan.

Onların üzerinde ise Kanal 7’nin ve Beyaz Holding’in yüzde 39 hisseli patronu Zekeriya Karaman, RTÜK’e postu sererek, ‘dokunulmaz bürokrat’ zırhına alman Zahid Akman, Beyaz Holding’in yüzde 10 hisseli ortağı İsmail Karahan, yine Beyaz Holdingin yüzde 10 hisseli ortağı Mustafa Çelik bulunuyor.

Peki, bu piramitin en üstündeki kişi kim?

Tüm anlattıklarımızın sonucunda, “örgüte” bunca siyasi koruma ve kollamayı sağlayan, büyük yetkilerle donatılmış “kişi” veya “kişiler” kim ise, işte bu “örgütün”, 1 NUMARASI da o’dur...

“Bu olay saç baş dağınık, yıkanmamış, yırtık pırtık elbise ile para dilenen bir adamın holdinglerinin ortaya çıkması gibi bir şey. Buna ne denir ki? Kişiler belli. İster ceza alsın, ister almasın, ne fark eder? Fark eden bir şey var:

O da, bütün değer yargılarımızın yerle bir olduğu gerçeğidir” diye tepkisini dile getirmiş bir okur.

Ben de kitabı, İtalyan filozof, gökbilimci ve rahip olan, ama 1600’lerin başında Engizisyon Mahkemesi kararınca Roma'daki Campo dei Fiori meydanında diri diri yakılarak idam edilen Giordano Bruno’nun sözleriyle noktalayım:

"Tanrı, iradesini hakim kılmak için yeryüzündeki iyi insanları kullanır...

Yeryüzündeki kötü insanlar ise, kendi iradelerini hakim kılmak için Allah'ı kullanırlar. "

Kaynakça
Kitap: DENİZ FENERİ (e.v) DOSYASI FENEREKON
Yazar: Derya Kırıcı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön AKP'nin Deniz Feneri Hırsızlığı

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir