Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Doğu Türkistan'da Çağatay Hanedanının Son Yılları

Burada Çağatay İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Doğu Türkistan'da Çağatay Hanedanının Son Yılları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:33

Doğu Türkistan'da Çağatay Hanedanının Son Yılları ve Jungar (Kalmuk) İstilası

Bilindiği gibi Timurlular idaresine karşı başkaldıran Doğu Türkistan'daki Çağatay idarecileri. Uluğ Bey tarafından itaate sokulmuştu. Fakat Timurlular soyunun bilge hükümdarı Uluğ Bey'in trajik bir şekilde oğlu Abdüllatif tarafından öldürülmesi Timurlular'ın yıkılışını hazırlamıştı. Bu aynı zamanda Doğu Türkistan'da Timurlular hakimiyetinin de sonu olmuştu. Timurlular'dan sonra Orta Asya(Türkistan)yı hakimiyeti altına alan Özbek (Şeybani) Hanlığı da kısa sürede ikiye aynlınca. Doğu Türkistan'da tam bir otorite boşluğu meydana gelmiştir. Çağatay hanedanından gelen hanların dirayetsizliği ve birbiriyle uğraşmaları. ülkeyi 15. Asrın ikinci yarısına (1462) kadar tam bir kargaşa içine sürüklenmiştir. Her şehir ve hakimi müstakil bir hanlığın hükümdarı gibi hareket etmeye başlamıştır. İşte bu yıllarda ülkenin doğu vilayetlerine hakim olan Esen Buhar Han ölmüş ve yerine oğlu Yunus Han (1462-1487) geçmiştir. Adil ve hoşgörülü tutumu ile halk tarafından sevilen bir kişi olan Yunus Han 25 yıllık hükümdarlığı zamanında iç karışıklıkları önlemeye muvaffak olmuştur. Bilhassa şehir hakimlerinin (valilerinin) müstakil hareket etme alışkanlığını kaldırması. Doğu Türkistan'ın bütünlüğü yönünden başlı başına bir zafer teşkil etmiştir.

Yunus Han'ın yerine geçen oğlu Ahmed Han (1487-1514). ülke idaresinde elde edilen bu başarılı yönetimi mümkün olduğu kadar devam ettirmeye çalışmıştır. O sıralar Batı Türkistan'a hakim olan Muhammed Şeybani Han'ın üstünlüğünü kabul ederek bu kardeş devlet ile savaştan kaçınması Ahmed Han'ın en büyük başarısı olarak dikkati çeker. Ahmed Han'ın 1514'de vefatı üzerine Doğu Türkistan'ın kaderine hakim olan oğlu Seyyid Han (1514-1533) dönemi Çağataylılar sülalesinin son parlak dönemini teşkil eder. Zira kendisine o devrin ünlü tarihçisi Mirza Muhammed Haydar Duğlat müşavirlik yapmıştır. Haydar Duğlat'ın bilahare yazdığı ve 1321-1546 yıllan arası Doğu Türkistan olaylarını anlattığı eserinde Seyyid Han dönemi, ülkenin en huzurlu olduğu devir olmuştur. Batı Türkistan'daki Özbek (Şeybani) hanlıkları ile Doğu Türkistan şehirleri arasındaki dostluk ve ticari münasebetler gelişmiş ve halk uzun bir aradan sonra maddi ve manevi bir refaha kavuşmuştur.

Seyyid Han'ın yerine geçen oğlu Reşidi Han (1533-1559) babasının bu parlak dönemini tarihçi Haydar Duğlat'ın yardımına rağmen devam ettirememiştir. Bu devrin en büyük rahatsızlığı ülkenin Uyguristan olarak bilinen doğu vilayetleri ile Altışehir olarak bilinen batı vilayetleri arasındaki rekabetin büyüyerek husumete dönüşmesidir. Bu durumdan istifade eden ve Moğolistan'da hakimiyeti ellerine geçirerek hem Çin istikametinde ve hem de Doğu Türkistan yönünde ilerlemek isteyen Kalmuklar (Jungarlar) sık sık Doğu Türkistan'ın doğu vilayetlerine akınlar yapmaya başlamışlardır. Yazdığı esere devrin hükümdarının adını vererek Tarih-i Reşidi ona ithaf eden Mirza Muhammed Haydar Duğlat bu devir olaylarını etraflı bir şekilde anlatır. (Tarih-i Reşidi, 1978 yılında Sir E. Denison Ross tarafından İngilizce 'ye tercüme edilip neşredildiği halde, eser henüz Türkiye Türkçesi 'ne tercüme edilmemiştir.)

Reşidi Han'ın 1559'da ölümü üzerine 13 oğlundan biri olan Abdülkerim Han (1559-1591), kardeşlerinin desteği ile tahta çıkmıştır. Ne var ki, Abdülkerim Han bütün gayretine rağmen ülkenin yeniden şehir devletleri haline gelmesine ve birbirleri ile uğraşarak hem memleketin ve hem de halkın zarar görmesine mani olamamıştır. Ülkesinin ve halkının bütünlüğünü sağlamak ümidi ile Batı Türkistan'da yetişmiş büyük din alimlerinden Mahdum-ı Azam'ın oğullarından Hoca İshak Veli'yi Doğu Türkistan'a davet etmiştir. Hoca İshak Veli, şehir şehir, kasaba kasaba bütün Doğu Türkistan'ı dolaşarak Müslümanlar'ın kardeş olduğunu birbirlerine yardım ederek ülkenin ve insanların birlik ve beraberliğini korumaları gerektiğini anlatmaya çalışmıştır. Hoca İshak Veli, bu çalışmalarında kısmen de olsa başarılı olmuş ve ülkenin parçalanmaya gitmesine mani olmuştur. Fakat Hoca İshak Veli'nin bu faaliyetleri ülkenin doğu vilayetlerinin hakimi olan Abdüllatif Han (1614-1624) tarafından, Abdülkerim Han'ın yerine geçen evlatları Muhammed Han ile Secaeddin Ahmed Han ve Abdullah Hanlara hakimiyet yönünden avantaj sağlayacağı düşüncesiyle Mahdum-ı Azam'ın ilk hanımından olan büyük oğlu Hoca Kalan (Muhammed Emin)'ı Yarkent'e davet etmesi, Doğu Türkistan'ın kaderine tesir edecek olayların gelişmesine sebep olmuştur. Zira, bu iki kardeş Hoca'nın ölümünden sonra evlatları büyük bir rekabete girerek ülkeye fayda yerine zarar getirmişlerdir. Hoca İshak Veli'nin evlatları İshakiye ve Karatağlık adıyla, kardeşi Hoca Kalan'ın evlatları da Afakiye ve Aktağlık adıyla ayn görüşler savunan iki dini grup olarak kıyasıya mücadeleye girmeleri ülkeyi yeni bir devre sürüklemiştir ki, bu devreye "Hocalar Devri" elenmiştir.

Kaynakça
Kitap: DOĞU TÜRKİSTAN TÜRKLERİ TARİHİ
Yazar: Mehmet SARAY
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Çağatay Hanedanının Son Yılları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:34

Ülkeyi kendi hakimiyeti altında tutmak için Hoca İshak Veli'yi Doğu Türkistan'a davet eden Abdülkerim Han'ın bu hareketi, yalnız dini konularda değil, aynı zamanda siyasi alanda da olayların hızla gelişmesine sebep oldu. Ülkenin doğu vilayetleri ile batı vilayetleri arasında bozulan birliği yeniden kurmak mümkün olmadı. Abdülkerim Han 1591'de öldüğü zaman ülkenin durumu birlikten oldukça uzaktı.

Abdülkerim Han'ın vefatından sonra yerine kardeşi Muhammed Han (1591-1609), yeğeni Abdürrehim Han'ı Çalış-Kaşgar-Turfan taraflarına umumi vali olarak göndermişti. Bu, Abdurrahim Han için bir nevi '"saltanat sürmek" konusunda deneme devri oldu. Bu arada, Abdürreşid Han'ın torunlarından Hudabende Sultan'ın, Kazak Türkleri'nin lideri Tevke Han'ın yardımı ile Çalış*ve Turfan'ı işgal etmesi ülkede mevcut siyasi huzursuzluğu daha da arttırmıştır. Müşkül duruma düşen Abdurrahim Han, amcası Muhammed Han'dan yardım isteyeceğine, Kalmuklar'a müracaat ederek Hudabende Sultan'ın ülkeden çıkarılmasını istedi. Kalmuklar'ın bu ricaya icabeti üzerine Hudabende Sultan işgal ettiği Çalış ve Turfan'dan çıkarıldığı gibi, kendisi de yakalanarak Abdurrahim Han'a teslim edildi. Sonunda ulemanın ricası ile Hudabende serbest bırakılmış ve Yarkent havalisine gönderilmiştir. Bu arada, Kalmuklar ile dostluğu ilerleten Abdurrahim Han, Kalmuk lideri Düreng Tayşi'nin kızı ile evlenerek onlarla akraba olmuştur. Abdurrahim Han'ın Kalmuklu hanımından doğan oğlu Abdullah ileride Doğu Türkistan'a son parlak devrini yaşatacaktır.

Bu arada ülkenin esas hakimi durumundaki Muhammed Han, kendini dine vermiş ve Hoca İshak Veli'nin müridi olmuştu. Onun dine karşı gösterdiği bu alaka "Altışehir" olarak bilinen ülkenin batı kesimlerinde hocaların nüfuzunun artmasına sebep olmuştur. 1609 yılında aniden ölmesi üzerine yerine oğlu Secaeddin Ahmed Han (1609-1617) başa geçmiştir. Fakat, esas hükümdarlıkta gözü olan Abdurrahim Han yeni hükümdarı tanımadı. Mesele bununla da kapanmamış, kendisine iyi bir mevki bekleyen Hudabende'nin oğlu Haşim Sultan da yeni hükümdara karşı tavır almıştır. Ülke bir anda yeniden parçalanma tehlikesi ile karşı karşıya kalmıştır.

Doğu Türkistan'daki bu menfi gelişmeler; bir taraftan şehzadelerden kendisine taraftar bulan Abdurrahim Han'la mücadelelerinin başarısız olması, diğer taraftan mütevazi ailelerden gelen kişilere memuriyetler vermesi; Beylerin. Secaeddin Ahmed Han'a karşı bir tutum almalarına ve sonunda 1617 yılında öldürülmesi ile yeni bir safhaya girdi Bu arada Secaeddin Ahmed'in oğulları hükümdarlık arzusundan vazgeçmiyorlardı Nitekim. Apak Han adıyla maruf Abdullatif adındaki oğlu. Hoca İshak Veli'nin oğlu Hoca Şadi Muhammed Yahya ve müridlerinin desteğini sağlayarak Abdurrahim Han'a karşı mücadeleye girdi. Yapılan mücadeleleri Abdurrahim Han. Kazak lideri İşim Han'ın desteği ile kazandı Fakat kazandığı zafere rağmen Abdurrahim Han fazla ileri gidemedi Zira Hoca İshak Veli'nin oğlu ve taraftarlarını karşısında görmek istemiyordu.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Çağatay Hanedanının Son Yılları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:34

Doğu Türkistan Türkleri'nin birbiri ile uğraştığı bu devirde, Moğolistan'ı hakimiyetleri altına alan ve Çin istikametinde de başarılı ilerlemeler yapan kuvvetli Moğol kabilelerinden Kalmuklar(Jungarlar)'ın lideri Sultan Tayşi (Batur Quantaij) 1635 yılında 5000 kişilik bir süvari kuvveti ile Abdurrahim Han'a yardım eden Kazak lideri İşim Han'ın bölgesine ani bir baskın yaparak halkın nesi varsa talan etmiştir(44). Bu olayı öğrenen İşim Han derhal ülkesi Kazakistan'a dönmek mecburiyetinde kalmıştır. Kalmuk lideri ikinci hücumunu İşim Han'ın desteğinden mahrum kalan Abdurrahim Han'ın ülkesi Doğu Türkistan'a karşı yapmıştır. 1636 yılında Kalmuklar. Aksu ve Bay kasabalarına hücum ederek bu şehirleri ve etrafını yağmalamışlardır Bu hadiseden bir yıl önce, 1635"de Abdurrahim Han'ın vefat etmiş olması ve ülkenin bir kararsızlık içine girmesi, Kalmuklar'ın bu hücumunu karşılıksız bırakmıştır.

Bu hadiseler de göstermiştir ki. Kalmuklar her fırsattan yararlanarak hem Doğu ve hem de Batı Türkistan ülkelerine musallat olmaya başlamışlardır.
1627 yılında Apak Han'ın. 1635 yılında da Abdurrahim Han'ın vefatları üzerine Doğu Türkistan'da liderlik kavgası yeniden hızlanmıştır. Apak Han'ın evlatları arasında başgösteren hükümdarlık mücadelesini Hoca Şadi ve müritlerinin desteğini kazanan Ahmed Fulad Han kazanmıştır. Kaşgar'dan Aksu'ya kadar bölgenin hakimi haline gelmiştir. Bu arada Abdurrahim Han'ın evlatları arasında da liderlik mücadelesi kısa sürmüştür. Abdurrahim Han'ın oğullarından Turfan Emiri Ebül Muhammed Han, babasının ölüm haberini alır almaz Çalış'a gelerek tahta çıkmıştır. Fakat, bir müddet sonra atalığı Mirza Ebiil Hadi Merkit'in tavsiyesi ile Ebül Muhammed. ülkeyi toparlayıp birliği sağlayacak kabiliyette olan kardeşi Abdullah lehine tahtan vazgeçmiştir. Buna karşılık Abdullah Han. kardeşine daima sevgi ve saygı ile davranmış ve güçlükler karşısında onun yardımı ve nasıhatlarına müracaat etmiştir. Nitekim. Ahmed Fulad Han'ı bertaraf etmede ve uzun bir aradan sonra Doğu Türkistan'ı tek bir idare altında toplamada kardeşi Ebül Muhammed'in yardımını istemiş ve o da kendisine gereken yardımı yapmıştır. 1637-1667 yılları arasında hükümdarlık yapan Abdullah Han. hem ülkenin tek hakimi olma ve hem de parçalanmasına tanık olma gibi sevindirici ve üzücü olayları birlikte yaşamıştır.

Ülkesinin birliğini sağladıktan 5-6 yıl sonra Abdullah Han devletinin Hoten ve Aksu taraflarım Kalmuklar'ın hücumuna uğradığını görmüş, kardeşlerinin yardımları ile bu saldırıları az bir telefatla atlatmaya muvaffak olmuştur. Ne var ki. Abdullah Han. 9 kardeşinin tamamını ikna edip hakimiyeti altına alamamıştı. Kalmuk hücumlarının artması kardeşlerin fedekarlık için isteklerinin de artmasına sebep olmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Doğu Türkistan'da Çağatay Hanedanının Son Yılları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 16:35

Abdullah Han. ülkenin düşman işgaline uğramaması için, kardeşlerinin isteklerini yerine getirmek mecburiyetinde kalmıştır. Böylece 1645'de Doğu Türkistan, Altışehir, Çalış (Karakaş) ve Turfan-Hami (Kumul) şeklinde üç idari bölgeye ayrılmış: bunlardan birincisine Abdullah Han, ikincisine İbrahim ve İsmail Sultan, üçüncüsüne ise Sultan Said ve Apak Sultan hakim bulunuyordu. Fakat bu idari bölünmeye rağmen ülkenin bilhassa dış düşmanlarına karşı mutlak lideri Abdullah Han idi. Fakat kardeşleri zaman zaman ihtiraslarını kontrol edemeyerek Kalmuklar ile irtibata geçmişler ve onlarla işbirliği halinde bulunmuşlardır. Bu arada, Hocalar'dan bazı gruplar da Kalmuklar ile ilişkide bulunmayı kendi nüfuzları için faydalı görmüşlerdir. Bu tip ilişkiler ise Kalmuklar'ı sık sık Doğu Türkistan'a müdahaleye sevk etmiştir. Bu yetmiyormuş gibi, Çin'de idareyi ele geçiren Mançular kendileri ile ilişkiye giren komşu ülkeler için bir "haraç sistemi" geliştirmiştir ki, Kalmuklar'dan bıkan Doğu Türkistan'ın Çin ile ilişkiye girmesine karşılık onlardan haraç istemeye başlamıştır. Doğu Türkistan'ı uzun süre meşgul edecek olan Çin ile Moğol asıllı Kalmuk (veya Jungar)'ların bir kuvvet olarak ortaya çıkışlarına burada kısaca temas etmek lüzumu vardır.

Bu arada uzun süre Çin'e hakim olan Ming sülalesi 16. Asrın sonlarına doğru iyice zayıflamış bulunuyordu. Bu sülaleyi devirerek başa geçen Mançu sülalesi, Mançu kabilelerinin askeri birliği olarak Mançurya'da ortaya çıkmış, kısa sürede Mançurya, Kore ve İç Moğolistan'a hakim olmuştu. Pekin üzerindeki baskısını artıran Mançular, 1680"de bütün Çin'e hakim olmuşlardır.

Çin dahilinde birlik ve otoriteyi sağlayan Mançular (diğer adıyla Ch'ing sülalesi), Çin'deki tüccarları ve dış ticareti devlet kontrolüne sokan bir politika izlemeye başladı. Dış politika; Çin'in kendisiyle münasebette bulunan ülkeler tarafından hakim devlet olarak tanınması esasına dayandırılmış, Çin ile münasebete giren ülkelerin elçileri Çin İmparatoru'na haraç verme mecburiyetinde tutulmuşlardır. Mançular'ın bu sistemi, Çin'de ticaret yapmak isteyen batılı ülkelerle, Çin ile ilişki kurmak isteyen Orta Asya (Türkistan) Türk ülkelerini de zor durumda bırakmıştır. Nitekim Çin ile münasebetlerini geliştirmek için 1646'da bu ülkeye bir elçilik heyeti göndermek mecburiyetinde kalan Doğu Türkistan hükümdarı Abdullah Han, Çin İmparatoru'na hediye adı altında haraç göndermek lüzumunu duymuştur. Bu haraç sistemi daha soma belirli prensiplere bağlanmış ve Doğu Türkistan hükümdarları bir nevi Çin'e bağlı bir eyalet valisi gibi, Çin hükümdarlarına haraç vermeye zorlanmıştır. Bu daha da gelişerek Çin'in Doğu Türkistan üzerindeki hakimiyet hakkı iddia etmesine kadar gitmiştir ki, böyle bir mantık ve politika dünya devletlerinin herhangi birinde ne görülmüştür ve ne de rastlanmıştır. Bu haraç sistemi bir nevi Çin'in yeni emperyalist siyasetinin temelini oluşturmuştur. Bu sistem oturtuktan sonra Çinli elçiler ve seyyahlar Doğu Türkistan ülkesine gelişlerinde bu Türk ülkesinin adlarını da Çince olarak yazıp ülkelerine bildirmişlerdir. Çinliler bir müddet sonra ortaya çıkıp, "Bakınız bu ülkenin yer adları dahi Çince" diyerek o ülke üzerinde hak iddia etmeye başlamışlardır.

Daha Abdullah Han'ın sağlığında bütünlüğü ve birliği bozulan Doğu Türkistan'da idarecilerin bazen Çinliler'e ve bazen de Kalmuklar'a yanaşarak kendilerine dost ve müttefik bulmaya çalışmaları, bir Müslüman Türk ülkesine Çin ve Kalmuk müdahalelerini artırmıştır.

Cengiz Han'ı sinesinden çıkaran Moğol kabileleri, bu büyük devlet adamının ve evlatlarının bütün gayretlerine rağmen bir halk ve millet haline gelememişlerdi XVI. asra gelindiği zaman Cengiz evlatlarının kurduğu devletler de son yıllarım yaşamaktaydı. Doğu Türkistan'da hakimiyet süren Çağatay Hanlığı bunlardan biri idi Çağatay hanedanının Türkleşip Müslümanlaşmasına rağmen Moğol kabileleri Doğu Türkistan'ı atalarının hakim olduğu yerlerden bin olarak görüyor ve zaman zaman bu ülkenin iç işlerine karışıyorlardı. Güneybatı Moğolistan'da yaşayan ve Jungar. Koyid ve Koşod gibi kabilelerin biraraya gelmesinden oluşan Kalmuklar bu geleneği sürdüren Moğol kabilelerinden biri olmuştur. Kalmuklar, bütün XVI Asır boyunca çeşitli reislerin önderleğinde Doğu Türkistan'ın iç işlerine müdahale etmişler, yağmalar yaparak büyük ganimetler elde etmişlerdir. Ne var ki. Doğu Türkistan'da meydana gelen taht kavgaları, Kalmuk müdahaleleri için müsait bir zemin hazırlamaya başlamıştı. Bu iç çekişmelere dini grupların da katılması ile Kalmuklar sık sık yardımına başvurulan bir kuvvet haline gelmişlerdir. Neticede, Doğu Türkistan'ın kuzeydoğu kısımları Kalmuk hakimiyeti altında yaşar hale gelmiştir.

Abdullah Han'ın, kardeşleri ve yeğenleri ile sık sık ihtilafa düşmesi, o insanları Kalmuklar'dan yardım istemeye sevk etmiştir İbrahim ve İsmail Han. Kalmuklar'dan en çok yardım isteyen ve onlarla birleşerek. Abdullah Han'a karşı savaşanların başında gelir. 1650'li ve 1660 1ı yıllar, Kalmuklar'dan destek alan bu ihtiraslı kardeşlerin Abdullah Han aleyhinde yaptığı mücadelelerle geçmiştir. Bu mücadelelerle çok zayıflayan Doğu Türkistan kademe kademe Kalmuk hakimiyetine girmiştir.

Bu arada Abdullah Han'ı destekleyen Hocam Padişah (Karatağlık) başkanlığındaki sufı, halife, molla, ümera ve mirzaların rakip addettikleri Afak Hoca başkanlığındaki Aktağlık grubu ile yaptıkları mücadele hazin bir şekilde gelişmiştir. Aktağlık fırkasına mensup din adamlarının İbrahim ve İsmail Hanlarla birlikte hareket etmeleri, onları ister istemez Moğol asıllı ve gayri müslim Kalmuklarla işbirliğine sevketmiştir. Bu üzücü gelişmeler Doğu Türkistan'ın Kalmuk idaresi altına düşmesinde ayrıca önemli bir rol oynamıştır.

Doğu Türkistan'ın Kalmuk hakimiyetine girmesinde muhakkak ki en büyük rolü Abdullah Han'ın başına gelen dramatik hadise oynamıştır. Uzun süre Doğu Türkistan'ı birlik halinde başarı ile yöneten Abdullah Han'a karşı ilk muhalefet, kardeşlerinden gelmiştir. Kardeşlerinin üzerine yürüdükçe onlar da Kalmuklarla işbirliği yapmıştı. Bu yetmiyormuş gibi oğullarından Yolbars Han'ın da kendisine karşı isyan etmesi ve bu arada öbür oğlu Nureddin'in ölmesi, bu yaşlı hükümdarı müşkül durumda bırakmıştı. Sonunda Abdullah Han, Kalmuklar'dan yardım alan oğlu Yolbars Han kuvvetlerine karşı koyamayacağını anlayarak, ülkeyi terk ederek Hac vazifesi için Mekke'ye gitmiştir. Hac vazifesini eda eyledikten sonra ülkesine dönerken 1669'da Hindistan'da ölmüştür. Onun ölümü ile ortaya çıkan boşluğu iyi değerlendiren Kalmuklar'ın meşhur lideri Galdan (1671-1697), Yolbars Han ve amcası İsmail Hanları yenerek 1679'da Doğu Türkistan'ın tamamını Kalmuk hakimiyetine sokmuştur. Kalmuk hakimiyeti, 1757 yılında vuku bulan Çin işgaline kadar devam etmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Çağatay İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir