Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sümerce - Türkmence Küçük Bir Sözlük

Burada Ön Türk Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Sümerce - Türkmence Küçük Bir Sözlük

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ara 2010, 23:18

SÜMERCE - TÜRKMENCE KÜÇÜK BİR SÖZLÜK

Bu bölümde biz kendi bilgimizin çerçevesinde ve düşünüşümüze göre, aralarında belli ilişkileri göz önünde bulundurarak, Sümer ve Türkmen sözcüklerini seçip aldık. Bu sözcüklerin arasındaki bizim duyduğumuz benzerliklerin ve ilişkilerin ilmi bakımdan ne derece itibarlı olup olmadığını belirlemek yetkisi ise doğal olarak değerli bilim uzmanlarına aittir. En azından bu konu ile ilgilenenlerin çeşitli fikir ortaya koyması gerçeklerin yüze çıkmasına belli ölçüde yardım etmesini umuyoruz.

Bizim bu sözcükleri seçip almaya cesaretlenmemize yardım eden amillerin başında, Sümerolgların çoğunluğunun Sümer dili ile Ural-Altay dilleri arasında benzerliğin, hatta ilişkilerin var olduğunu savunmaları geliyor.

Sümer dili ile Altay dil grubunun arasında ilişkilerin var olduğunu tam savunan, hatta onu bir "proto Türk" dili sayanların başı, F. Hommel'dir. Hommelin bu iki dilden, aralarında benzerlik bulup seçtiği sözcükler dizisinde, bir bakışta o kadar benzerlik duyulmayan sözcüklerin olması da bizi biraz cesaretlendirdi. Örneğin, araştırmacı Sümer dilinde "diz" anlamı olan "div, dug" sözcüğünü "diz" sözcüğü ile karşılaştırmak yerine "topuk" sözcüğü ile karşılaştırmıştır. Bu Sümer sözcüğünün birinci şeklini "diz" ve ikinci şeklini ise "topuk" sözcüğü ile karşılaştırıldığında daha isabetli olacağı ortadadır.

Bu konuda bize güç veren ve örnek olan diğer bir amil de Türk bilim adamı Prof. Dr. Osman Nedim Tuna'nın Türk-Sümer dillerinin ilişkileri konusunda yazdığı, bilimsel değeri çok yüksek olan eseri oldu. Tuna bu eserinde Türk-Sümer sözcüklerinden, "doğrudan görülebilen denklikler" bölümünde olanlardan takriben 50 tanesini ve dilin mükelleşme sürecinde seslerin değişme kaidelerine dayanarak, takriben 150 tanesinin aralarında ilişki görerek seçmiştir. Biz bu eseri ve kazak bilim adamı Süleyman Uljas'ın da bu konuda yazan benzer eserini görmeden, bu eserlerdeki 50 tane sözcüğün hemen hepsini seçmiştik, bu eserlerde de gördüğümüzde ise hem sevindik hem de işimizin doğru olabileceğine, inancımız kat kat artıldı.

Türkmen dilinin, özellikle onun çeşitli boylarındaki deyimler de dikkate alındığında, sözcük hazinesinin çok zengin olması, böyle benzer ve ilişkili sözcüklerinin dizisinin daha çoğalmasına yardım etmiştir. Biz bu listeye sadece aralarında kendi açımızdan doğrudan görülebilen denklikler olan sözcükleri aldık (yaklaşık 300 tane). Eğer de dilimizin mükemelleşme sürecinde ses değişme kaideleri dikkata alınırsa, bu sözcüklerin sayısını birkaç kata çıkarmak mümkün olacaktır.

Meselenin başka bir anlamlı yönü ise, Türk dillerinin ne kadar en eski örneklerini, en eski tekstlerini nazara aldığımızda, o kadar da hem sözcük benzerliği hem de gramer açısında daha çok yakınlık duyulmaktadır. Bu ise; Paul Frischhauer'in "Sümer dili Turan dilini, eski Türk dilini hatırlatıyor, onların dağlık çevrelerden geldikleri de bellidir..."gibi ifadelerinin teyitidir. Maalesef Sümer yazılarının yazıldığı zamanla Orhon-Yenisey yazılarının arasındaki 2700 yıla süren dönemde yaşayan eski Turanlı atalarımızın, o cümleden Sak-lskit ve büyük Part devletini kuran diğer kavimlerin dillerinin özelliklerinden çok az bilgimiz vardır. Eğer biz o dilleri, özellikle Zertüşt dinini kutsal kitabı Avestanın Pehlevi diline çevrilmeden evvelki orijinal dilini öğrenme imkanımız olursa, o dilin Sümer dili ile günümüzdeki Türkçenin arasında bağlayıcı köprü olacağının kanaatındayız. Bunun ispatı hükmünde bilim adamları tarafından eski Turanca olduğu tesbit edilen sözcüklerden bir kaç örnek veriyoruz:

Sümer Eski Turan Çağdaş Türkçe
I I, Ik Irmak
Anu Anap Anna
(Türkmencede Tanrı anlamda)
Kur Kur Kurgan, Gorgan
(tepe, dağ, yükseklik)

Bu sözlükde Türkmence dışında Türkmenistan'da yaşayan bazı boyların deyimlerinden ve eski Anadolu Türkçesinden de bazı sözcükler aldık. Değerli okurlarımızın dikkatini tekraren aşağıdaki kaç noktaya çekiyoruz:

1- Geçen bölümlerde de açıkladığımız gibi beş bin yıl önce Sümer dili ile günümüzdeki Türkmen dilinin arasında uzun bir mükemmelleşme ve değişme süreci vardır. Mükemmelleşme sürecinin başlangıcında Sümer dilinde her bir kök sözcük, belli bir değişme kabul etmeden çok sayıda ve çeşitli anlamları anlatmıştır, ancak günümüzdeki Türkmen ve diğer Türk lehçelerinin belli değişiklikleri, özellikle çeşitli ekleri kabul etmeden o anlamla-rı göstermesi zordur. Bunun için biz sözcüklerin arasındaki benzerlikleri açıkça gösterebilmek amacıyla mümkün olduğu kadar kök sözcüklerle gramer elemanlarını tire veya çift tırnak içine almakla gösterdik.

2- Yukarıda da belirttiğimiz gibi Sümer yazısında ve hatta Uygur ve Arap alfabelerinde de seslerin hepsi için özel harflar bulunamıyor. Mesela o, ö, u, ü sesleri için sadece bir belgi kullanılırken i ve ı sesleri de birbirinden farklanmıyor. Netice itibari ile Sümer ve eski Türk sözcüklerini çeşitli telaffuzla yazmak mümkündür. Örneğin; kur; sözcüğünü ; kor;, kür; ve kör; görünüşlerde yazmak mümkündür. Bu meseleni nazara alırsak daha çok sözlerin aralarında benzerlik duyabiliriz. Ancak biz, kaynaklardaki sözcükleri aynen aldık.

3- Türkmen dilinde uzun ve kısa seslerin, sözcüklerin çeşitli anlamlarını ayırt etmekte önemli rolü olacağını göz önünde bulundurarak onları şu aşağıdaki şekilde göstermeyi uygun bulduk:

-a (kısa ünlü): ama, akar, at (hayvan)
-a: (uzun ünlü): a:ra, a:dam, a:t (adam adı)

-i (k.ü): iç-mek, it (köpek) -i: (u.ü): i:şik, di:mek

-ı (k.ü): ıza (vermek), ışık, ığır, gız-mak -i: (u.ü): i:z (kaldırmak), gi:şık, gi:z

-o (k.ü): ot (bitki), or-mak, otağ -o: (u.ü): o:t (yanmak), o:n (10)

-ö (k.ü): öt-mek, öl-mek, gör
-ö: (u.ü): ö:t (guşu_ ö:di, kuşun ödü), ö:l (ıslak)

-u (k.ü): uç-mak, dur-mak, vurmak -uw (u.ü): uwn (un), uwç (ipin ucu)

-ü (k.ü): üzüm , düş-mek
-üy (u.ü): üyşmek (yığın, küme), süyş-mek (hareket etmek) Kısaltmalar:
es.t. = Eski Türkçe (Kaşgar ve Çağatay edebiyatından) Tr.t = Türkiye Türkçesi

Az.t. = Azerbaycan Türkçesi
Tur.t. = Eski Turan Türkçesi
Orh. = Orhun yazılarından alınan sözcükler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: SÜMERCE - TÜRKMENCE KÜÇÜK BÎR SÖZLÜK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ara 2010, 23:22

Sümer-Türkmen (ve diğer Türk lehçeleri ve eski Türk) Dillerinin Arasındaki Benzer Sözcüklerin Sözlüğü

Her satırda koyu yazılan sözcük Sümerce ve aşağıdaki birinci sözcük ise Türkmencedir


A
A :klar, hel / (A. D., 89): açık, duru, yağtı.
A:k, Açık

AB : Wohnung (F. D. l.,4): ev Öy , Âb(Orh.)

AB-BA (plur.): Haeuser / (F. D. l.,4): evler Oba , Ab-bark=evler(Orh.)

ABBA : Greis-yaşlı-(F. H.,22)
Aba , Aba=ata(Orh.), Abuka=yaşlı(Kt.B.)

AD, AD-DA : der Vater(A. D.,36),(F. D. 2.,8)
Ata /Ada(Orh.)

AD-AD : Grossvater (İn. Ki. 2.,45):atan atası, büyük baba. Atanın Atası

AD-AD-AD :Urgrossvater(İn. Ki. 2.,45):büyük babanın babası
Atanın Atasının Atası.

AD-AMA : Grossvater,mütterlicherseites (İn. Ki. 2.,45):
Eneın Atası= baba. /Anne tarafından büyük baba.

AG : beordern. Befehl (F. D. l.,109),(F. D. 2.,6): emir vermek.
A:ğa, A:ğa-lık: höküm etmek, aga sözü de Sümer dilinde tac
anlamında'dır.
Aka(Turan t.,1)

AGA : Rückseite, hinter(A. P.,29), (F. D. l.,110)
Arka

AGA, AGU : beordern (F.D. 2.,6) buyrmak, höküm etmek, ağalık etmek.
A:ğa , Aka-men=gerçek ağa(Turan t.,1).

AGAR : Acker(F. H.,22)
Ekin

AGAR : Flur (A. F.,30),(F. D. 1,110): çöl, zorluk
Ağır, Iğır

AĞARIN : Mutterleib-oglan yatağı-(F. H.,22),Haus das kind. Garın Aarın, rahim, döl yatağı (A. D.,42).

AĞIL : Ringmauer,Umfadung (F. D. 2.,4): ağıl
A:ğll

A-GIM : wie,so (İn. Ki. 2., 11): aynı, gibi. Ağın

Al : Mondgott (F. H.,22)Ay tanrısı
A:y

A-KAR : überflutet (İn. Ki. 2.,21)coşğun, sel
Akar(suw), Akar(D.L.T.)

Akku : pflanzen (A. D.,24) [bitki] ekmek Ek-mek,Ekin

A1AM : Statue / (A. D.,61): heykel Alan (tepecik)

AMAN, EMEN : Herr (A. F. ,26-29): erkek adam, kişi
Aman (beylere takılan ad, erkek adı)

AN : Himmel,Hoch Asman, An(da) ; An, Annap=tanrı (Turan t.,1)

/ (F. D. l.,110): gök, yukarı,yüksek. AN; sözcüğünün eski sumer devrinde belgisi bir yıldız(*). Bu belgi sumer dilinde iki şekil de okunmuştur. Biri yukaıda belirtildiği gibi; An; okunup, uzak ve gök anlamındadır; ikinci okunuşu; Dingir=Tanrı,Tengri; anlamında'dır. Eski türkçede de ; Tengri; Gök anlamında da kullanılmıştır; Tengri kutu; yani :Göğün oğlu; deyimleri akla gelebilir. ;An; ve ;Annap; sözcğü eski Turan yani Sak-Iskit ve Part dilinde de tanrı anlamında kullanmıştır.Yukarıda Gramer bölümünde izah ettiğimiz gibi ;Anna; sözcüğü günümüzdeki Türkmen dilinde de Tanrı anlamında kullanmaktadır.
An sözcüğü eski Türkçede de uzak, yüksek anlamında olduğu gibi ismin maillerinde aldığı gramer ekleri de Türkçe ve Sümercede aynıdır, (bk. Aşağıdaki maddelere).

AN-A :nach Himmel(F. D. 2.,13), Göğ e Ana(D.L.T.),ona, Asmana

AN-DA, AN-NA .im oder am Himmel/Gök'de (A. F.,39), droben/
On-da, Onna, Asmanda, An'da (D.L.T.) /yukarıda (F.D. 2. s.
13).

AN-TA: von oder aus Himmel (F. D. 1. 37): Gök'den An dan, Ondan, Asmandan

A-NA(-k), A-Nl: ihr,sein(poss. pron. sing) (İn. Ki. 2.,25-26) / onun
Onun, Anın (Kt.B.), /(iyelik durumunun zamiri, 3. şahıs).
Anı (D.L.T.)

A-NIR, UNIR: Herr (F. D. 2.,202) erkek adam, bey. iner (erkek, erkek deve)

ANŞE: Esel(F. H.,22),(A. D.,44)
Eşek

AR : Ruhm (A. D.,47),(F. D. 1..110) gurur, şöhret. A:r(ar namıs,arlı-namıslı).

AR : Herrlichkeit-erkeklik-(A. P.,31)
Â:r, Er

ARA : Gang (A. F.,41) geçit,giriş/ Weg (A. D.,90):yol A:ra (iki şeyin arası; geçit)
Ara=Orta(Orh.), Art=geçit(Es.t.G.,261).

ARA, AR: glanzen (A. D.,74),(F. D. 2.,10):parlak
Arı=Türkmencede hem temiz hem de parlak: (aydan arı,gün-den duru).

Arı=temiz(Orh.)ve(Turan t.l), Aru=güzel(Kt.B.).

A-RA: treiben der Daemonen (İn. Ki. 2.,29): kötü ruhların A:ra-laş-mak /insanların arasına girmesi..

ARA-ZU, ARZU : Gebet,opfer (F. D. 2., 10) dua, ibadet,kur-ban,
Arzu(Kt.B.) /(A.F.,s.26), Anruf (İn. Ki. 2.,28) çağırmak.
Arzuw, Ara-mak(tanrını aramak,arzuw etmek, ;dua; anlamına yakın).

AKATU : Rückseite(A. D.,45)
Arka, Arkada

AŞ : ausstrecken (F. D. 2., 17) yaymak,açmak
Aç-mak
Açak(Kt.B.)

AZ, ASI: folgen die Wörter für Löwe (F. D. 2., 15): Aslana
Aslan, Arslan ait sözcüklerin ek sözcüğü, Aslanı anlatan ek. Asrı(D.L.T.)

AZA, AZU : Baer (A. D.,34) Ayı
Adhığ, Ayığ (D.L.T.).

A-ZAG :Tabu (İn. Ki. 2.,38) / tabu, yasak
Yasak (T. tr.)
Azgu :Nackenstock (F. D. 2., 15) boyuntırık Halseizen Asğı /(Os.Tu., s.21): boyunduruk, askı.

AZU, UZU : Magiere(F. D. l.,llo),(F.D.2.,16): büyücü, cadı. Ozan (Ozanlar şamanizm döneminde cadıcılık da yaparmış-
lar).

B

BAGA : Eigenname (A. P.,23) belirli bir ad / bir Türkmen Bağa boyunun da adı.

BAL : Durchbrechen (F. D. 1..116), (F. D. 2.,62): bölmek,
Böl-mek Aesmek.
Bal(D.L.T)

BAL : Beil (A. D.,4), (N. P„23-24)
Balta (Tr. t.), Palta Baldu (D.L.T)

BAR : Wohnen,VVohnung (F.D. 2.,22): Yaşamak, Yurt, Ev.
Bar(ınmak) (Tr. t.)

BAR : be,exist (San. Cs.,76) varlık,var olmak. B:ar-hk
Bar (D.L.T.)

BAR : sehen (A. D.,16) görmek B :ar-iamak=yoklamak
BAR : entfernen (A. D., 15) uzaklaşmak, bir yere varmak, gitmek. Bar-mak
Bar(D.L.T)

BA-RA-E : fortgehen,hinausgehen (F. D. 2.,31):varmak, çıkıp
gitmek.
Bar-mak

BE : Herr (A. D., 13) erkek adam, ağa, bey; iye.
Beğ, Bey (Tr. t.)
Bek=Şah(Turan t.,1)

BI: kundtun-(F. D. 2.,68):haber vermek. Bil-dirmek
Bilik (K.t.B.)

BI: dieser,dieses(ln. Ki. 3.,91): bu
Bi, Bu

BI-DA : und (İn. Ki. 3.,222),(A. F.,56): ... ile, ve. Bile Eski Sümer dilinde bağlaycı ;ve; sözcüğün yerine Bile(D.L.T.) ;bi-da; sözcüğü kullanılmıştır, ;ve; sözcüğü ise Sami Kavmi olan Akkadlardan bu dile geçmiştir. Türkmencede de ;ve; ile ;Bile; beraber ve aynı anlamda kullanılmaktadır.

BİR : Niere(F. D. l.,117): böbrek
Böwrek

BULUĞ : Holz spalten (F. D. 2.,70), (A. D.,5) ağacı bölmek Bölek-lemek, Böl-mek
Bölük (D.L.T.)

BULUĞ : Zeichen (A. D.,24) / işaret; belgi
Bellik, Belgü (D.L.T.)

BULUĞ, BULUH :eilen(A. P.,31),(F. D. 1..117) / acele, tez Howluk-mak, Bol! (acele at)
BULUK : Grenze (A. D.,24),Bezirk,spalten
Bö:lek, Bö:l-mek/(A. P.,31): sınır, bölmek, bölge. Bölge (T. tr.), Bulung= Köşe, bucak (D.L.T.).

BULUK(g) : Grüze (A. D.,10) düşünce Bilik(K.t.B.)
Bilği

BUR : Höhlung (F. D. 2.,70): oyuk, yuvarlak Buruk, Bürüm(Tr. T.)

BUR : eribu,raven (San. Cs.,125): kuzgun, karga Bürgüt=Kartal

D

DA, DAGAL : weit(I. Ki. 3.,25): uzak, dış
Daş

DAG, DAN : licht, rein (San. Cs.,125): ışık, temiz/ hell, glanzend
Dang, Dan /(F. D. 42.,132): aydın,parlak/ klar, rein
Tan, Tang (Kt.B.). /(İn. Ki. 2.,179): ışık, aydınlık temiz, tan.

DAG : Stein (A. D.,47),(F. H.,22): taş D:aş
DAG : zerstören (A. D.,29), (İn. Ki. 3.,89): darğatmak, dağıtmak.
Dağ(ıtmak)
Dag=yok(D.L.T.)

DAL : Vergangen (F. D. 2., 132): geçmiş Dal(Az. t.) (Az t.sinde dal sözcüğü ;geri, arka anlamında'dır) DAR : spalten,zerstören (İn. Ki. 2., -180) bölmek, Dar-ğatmak, Yar-mak /darğatmak, ağacı kesmek. Tar-mak=kesmek(D. L.'T.)

DE : ausgissen(F. D. l.,125),(F. D. 2.,140):
Dök-mek

DI: rufen,sagen (F.D.1.,125) çağırmak, demek

Di-mek VVörtern (F. D.2., 134) sözcükler, demek, Ti=de-mek(Orh.)

DIL(I) : vollkommen (F. D. 2.,136): kamil, olgun, dolu
Dolı

DIMER : Eisen(A. D.,5)
Demir, Temur(D.L.T)

DINGIR, DIGIR : Got / ta_rı, tanrı
Tengri (Türkç. Y.), Tângri(Orh.)

DIRI, DIRIG : übergrgross (A. D.,31),(İn. Ki. 3.,72):çok büyük, iri. iri, Ârig(Orh.)

DIRIG, DIR : helfen (F. D. 2., 134): yardım etmek
Direg=dayak, destek

DU : spalten,stossen (FD.2.,142): vurup kesmek, ezmek. Döw-mek

DU : Kampf (F. D. 2.,143): döğüş, kavga Dö(wüş), Döw-mek

DU, GU : spreschen (A. F.,19),(F. D. 2., 147): demek, söylemek.
Di-mek, Gür-lemek

DU : füllen.voll sein(Os. Tu.,22): dolu Do :ll
Do:l-durmak

DU : halten(F. D. 2.,142): dur(dur)-mak, saklamak.
Dur(uzmak), Tut-mak

DUG : pour out(San. Cs.,101),(0s. Tu.,22) Dök-mek

DUG, DU : bauen (F. D. l.,125), (F. D. 2.,146): bina yapmak.
Dik-mek=bina yapmak, inşa etmek

DU-GA : Gesagtes (A. F.,20): denilen, söylenti Diyilen, Doğa=Dua? Arapça olduğu savunulan ;dua; bu Sümer sözüğünden mi kaynaklanmış? Duanın anlamı demek", söylemek'le ilişkisi duyulmakta'dır.

DUGU : gebaeren(A. D., 19) Doğum, Doğmak Tok=doğmak(Kt. B.)

DUGUD : ıvüchtig sein ( A. D. 73): güçlü olmak, ağırbaşlı Doğum-lı=güçlü, başanlı.

DUG, DIV : Knie(A. P.,29),(F. H.,22),(F. D.l.,125) Diz, Diz(Tr. tr.)
DUKUT : schwer(A. F.,27),(F. D. 2.,149): ağır, zor, çetin Tukat: (Türkmencede, zor durumda kalan insanın haleti, ruhi-yesi)

DUL : bedecken (F. D. 2.,149),(A. D.,79): örtmek, dolamak, Dol(amak)/sarmak.

DUL : dünkler Raum (A. D.,76): karanlık yer, karanlık feza Duwl=(Türkmencede evin dip köşesine denilir)

DUL : Tiefe,senken (F. D. 2., 150): derin, çimmek. Dal-mak(Tr. t.)=çimmek(eski türkçede Dal=Göl,Deniz).

DUMU : der Sohn(A. D.,36),(F. D. 2.,151): oğul Doğma=Oğul, erkek çocuk.

DOMUZI : Fruchtbarkeitsgott / Ürün ve bereket tanrısı, Tomus=yaz mevsimi > Sümerlilerde de yaz mevsiminin iki ayına Domuzi; denilmiştir (tam kaynaklarda).

DUN : Schwein(A. D., 77): domuz
Donuz, Don-guz (Es. Tr.)

DUR, TUŞ : sitzen,wohnen,sitz (F. D. 1., 125-127): oturmak,
yurt,
Dur-mak,/yurt tutmak.
Düş-lemek=bir yerde binekden inip dinlenmek için oturmak. Tör=evin baş köşesi, konuğun oturtulduğu yer.

DURU : dauer,Ewigkeit (F. D. 2.,150)durağan,ebedi, kalıcı Durğun(lı)=durağan, kalıcı

E

E : Wasserringe,Graben (F. D. 2.,29): su yatağı, su birikintis
0:y, 0:y-tak
Oy(D.L.T.)
E : Haus(A. D.,54),(F. D. l.,112),(F. D. 2.,29)
Öy, Ev Eb(Türkç. Y.)

E-GAL : Palast (A. D.,54),(F. D. 2.,29) köşk
Ev-ulu, yüksek>Ulu Ev=köşk

E-DINGIR : Gotteshaus,tempel (F. D. 2.,29):Tanrının evi, tapınak
Ev-Tanrının>Tanrının Evi

ED, UD : time(San. Cs.,109): zaman, çağ
Öd=Eski türkçede hem zaman hem de dünya anlamında'dır
(D.L.T.)
Öt-mek=zamanın geçmesi

EME, AMA : die Mutter(A. D.,48),(F. D. 2.,34): anne Ene, Emme
Ana(Az. t.), Ama(Çuvaş türkçesinde. Bk. Türkç. Y.) EN : Herr (F. D. 2.,14): iye, sahip, pir
Eye ; Bu Sümer sözcüğü aynı zamanda türkçedeki ;en; yanı sıfatların üstünlik derecesini anlatmakta da kullanılmıştır: en büyük, en güzel ve s. gibi.

EN, I-NE-ŞU, : Zeit, zu dieser zeit,jetzt -(F. D. 2.,35): zaman,
şimdi,
EN-NE-ŞU /şimdiye kadar, indi, inha, Şu[vağt]
EN-UL, n I ÎT : 50, En-lil (A. D.,79): elli(50)sayısı tanrı Enlil'e Elli(50)/verilen sayı.

ENNU : Wache,bewachen (A.D.,-s.24): korucu, korumak. lndew, Innew, Indeğ=aramak, yoklamak, sorup soruşturmak.

ER, IR : Mann,maenlisch / (A.D., 8), erkek, erkeklik.
Er(kek), Âr, ErfTY. T.)

EREN : Krieger(A. P.,25),(F. D. 2.,33): savaşçı, er.
Eren=Erler(D.L.T.)
Eren(Türkmenlerde "Erenler yoldaş olsun" diye dua edilir). EŞ : weise/wie (In. Ki. 3.. 321): gibi, eş,denk.
Eş(Tr. T.)
Eş=denk(Es. t. G. ,s. 273) ve (Turan t.l).

EŞ : Menge (In. Ki. 3.,29): toplum, çoğunluk.
Oyş-mek

EŞ : Leine,Strick,Messleine (A. D.,83), Schnur, Eriş, Ariş(Tr. t.) /(In. Ki. 2.,283): ip, ölçü ipi, eriş.

EŞ : drei(F. D. 2.,37)
Üç, Uş(Türkç. y.)

ES, EŞ : blow-(Os. Tu.,22)
Ös-mek=Esmek Es=yel esmek(D.L.T.)

ESAG, A-GAG : Sohn (F. D. 2.,36): oğlan,uşak Uşak, Oğlan-Uşak

ESK : stark,maechtig (F. D. l.,113),(F. D. 2.,36): güçlü Esrik=Türkmencede ;serhoş; ve ;güçlü; anlamında kullanılıyor. Esrük=serhoş(D.L.T.)

EZEN : fest(A. D.,37),(F. D. l.,113),(F. D. 2.,33): berk Esen=sağlam, emniyetli

G

GA : Kiste,Decke (A. D.,48): sandık,kapak Ga-pak, G:ap=kap
GAL : sein lassen(F. H.,22),existieren,vorhanden
Ga:l-mak, Ga.-ldırmak (A.P.,31),(In. Ki. 3.,80): kaldırmak, ka:lmak, Bol-mak/var olmak.
GAB : umschliessen(F. D. 2.,209): kuşatmak. Ga: ba-mak, Ga: baw

GAB, GABA : front,Brust (A.D.,38),(A.P.,29), (A.F.,35) ön,
göğüs kafesi,
Gabak, Gabırga (Az. t.)Aaburga.

GADA : Leinen(F. D. 2.,47): keten Keten/Ketan (Az. t.) Kutay (Orh.)

GAG : Pflock(A. D.,47),(F. D. 2.,76): kazık. Gazık, Gadhık(D.L.T.)

GAL : vvohnenfeststehen (A D.,19),(A. P.,38), Ga:l-mak, Ga:hcı /(F.H,29) yurt tutmak,durup kalmak.

GAL : erheben(F. D. l.,118),(F. D. 2.,78),(A. P,48): Gal-dırmak /yükseltmek, götürmek. Kal=yüksek(Türkç. y.), (Turan t.l)

GAL,GULA,GILU : gross(A. D.,58),(F. D. 1..117): ulu, yüce,
kalın. Ulı, Galin
Kalık=yükseklik(Es.t. G.)

GAL-GA : rumour(San. Cs.,125): kavga. Galağop-lık=telaşlı, rahatsız

GANU : Kanal(A. D.,27): kanal
Ganaw

GAZ : zerstossen (A. D.,41), (F. D. l.):toz hâline getirmek, Gaz-mak /ufalamak, bir şeyi döğmek.

GI : Land (F. D. 2.,86) yurt,toprak, kır
Gır, Kır(D.L.T)

GI, GIE, GIGU : Rohr, Schilf (A.D.,21), (İn.Ki.3.,59), (F.D.1.,118): kamış.
Garğı, Gamış Gıyak(gıyan)

GI, GIGGA : nacht,dunkel,schwarz(A. D.,70-71),(A. P.,28), Gice, Garankı, Gara /(İn. Ki. 3.,89): gece, karanlık, kara.

GI, GI-A : wiederkommen,zurückkehren (A. P.,29), ), (A. F.,43): geri-
Gayt-mak,Gel-mek /-vermek, antworten(A. D., 55): cevap vermek.
Gaytargı=cevap

GID : sich entfernen, zuwenden (A. D. ,62), (İn. Ki. 2.,333): Git-mek /•. uzaklaşmak.

GIG : kranken (F. D. l.,119): hastalanmak.
I:ğ-lemek, ig-lemek
Yig(Es. t. G.), Yik(Kt. B.)

GIGIR : Wagenrad(A. D.,80): tekerlek, teker.
Tigir

GIGRU : "40", En-ki tanrıya verilen sayı (A. D., 79)
Gırk(kırk)

GIL : binden,vvickeln (A. D., 12): bağlamak, sarmak. Güyl-mek=bağlamak

GIM, GIN, GIMI: wie(İn. Ki. 3.,100),(A. P.,18),gleich wie (A.
P, 15):
Kimin, Gibi (Tr. t.) /: gibi, denk, aynen.

GIR : Gang(F. D. 1..119): giriş, girmek. Gir-elge, Giriş

GIR, GİRGİN : gehen,trcten (F. D. 2.,92) Gir-mek, Git-mek

GIŞ : Mann (F. D. l.,120), (F. D. 2.,95): erkek.
Kişi, Kişi(D.L.T.)

GIŞ : Holz,Baum(A. D.,50),(İn. Ki. 3.,37),(A. P.,28)
Ağaç, Yiş=orman(Orh.)

GIŞ : Sonne (F. D. 2.,98) gün,güneş Güneş

GIŞ : Bird (Z. A.,216): kuş
Guş

GIŞ-GE : Baumsnacht,Schatten (F. D. 2.,101):ağaç karanlığı,
gölge. Ağaç gölgesi, Gölge(Tr.t.)
Köşik=gölge(D.L.T.)

GIŞIG : die Tür (İn. Ki. 3.,80),(F. D. 3., 111): kapı, eşik.
I:şig(k)

GIŞ-TA : Sonnenseite(F. D. 2.,98): güneşli taraf. Güneş-de, Güney (Durum eklerinin sumercede ve türkçede hemen aynı olduğunu geramer bölümde görmüştük).

GU : Kraft,Macht(İn. Ki. 3.,106): güç
Güyç,Gurp=güç

GU : Vogel (F. D. 2.,215): kuş
Guş, Guw, Hüwi

GUD : Nest(F. D. 2., 108): yuva.
Ketek=kuş yuvası

202

GUG : Hulsenfrucht(A. D.,58): yeşil sebze, yeşillik. Gög, Gög önüm=sebze

GULA : gross(F. D. l.,121),(F. D. 2.,108): ulu, büyük.
Uli, Ulu

GUM : zermalmen (F. D. 1..132), (F. D. 2.,111): ufalamak.
Gum=Kum

GUNNU : braun(A. D.,30): kahverengi
Gonur=konur, esmer

GUR : halten,voll (İn. Ki. 2.,377) belagern (İn. Ki. 2.,375):
Gora-mak=korumak /: saklamak, dolu, biriktirmek. Gor=maya, biriktirilmiş para

GUR : etwas umscliessen, umgeben (İn. Ki. 2.,375), Gur-şa-mak=kuşatmak (F. D., 109) bir şeyi çevrelemek, kuşatmak.

GUR, KUR : dick, mâchtig(A. D.,80),(F. D.-2.,110): semiz, güçlü.
Gur-ğun,Gur-at=sağlam
GUR : laufen, rennen (F. D. 1., 120): koşmak, yürümek. Gor-mak, Gor-durmak=dört nala gitmek.

GUR, GURUŞ : zerhauen (F. D. 1..122), (F. D. 2.,160): vurarak, kırmak.
Ur-mak,Uruş=vurmak, vuruş.
Uruş(D.L.T)

GURUŞ : Held.stark (A. D.,54): kahraman, güçlü
Göreş=Güreş? Gurat=sağlam

GUTUL : hinwegraffen von Krankheit (F. D. 2.,216): Hastalıktan ölmek.
Gutul-mak=iyileşmek (kurtulmak)
(bu iki sümer-türkmen sözcük şeklleri aynı ancak çelişkili an-nam taşıyırlar. Belki de ölmeyi hayat zorluklarından kurtulmak anlamında kullanmıştır ki bugün de bazen kullanılır)

H

HAİ: Haus (A. F.,24-25): ev
Öy, Cay, Howlı=avlu

HAR : Mühlstein (A. D.,68): değirmen taşı
Haraz=değirmen

HI: gut, schön (İn. Ki. 3.,37): iyi, güzel
Ey, Iyi(Tr. t.)

HUL : Freude (A. D.,85): sevinç, neşe Hezil?

HU-LA-NA : in seiner Freude(A. F.,55): sevdiği, hoşlandığı Ha-la-nı=hoşlandığı

HUM : Lager (Os. Tu.,22) depo, büyük küp
Hum=değerli eşyaları depo edilen büyük küp.

HUR : schneiden (İn. Ki. 2.,452): kesmek, biçmek Or-mak

HUL-LA : froh sein, freude (İn. Ki. 2.,448-9):sevinç, hoşlanmak.
Hala-mak=hoşlanmak

İ

I, D : Fluss (F. D. 2.,21): İrmak
I, Ikh=irmak(Turan t.,3)

IA : Fett, Öl (A. D.,48),(İn. Ki. 3.,100),(F. D. l.,110):yağ
Yağ

IG, GIŞIG : Tür (İn. Ki. 3.,80),(F. D. kapı, eşik
I:şik

IGI-GIN : vorangehend (F. D. 2.,94): önde giden Öne giden

IKKARU, ENGAR : Bauer (A. D.,9),(A. P.,24): çiftçi
Ekeran-çı , Ekin(D.L.T)

IL: tragen, heben (A. D.,54), (İn. Ki. 3.,80): götürmek, kaldırmak. Elt-mek ilet-mek (Tr. t.)
Ula=ulaş-mak(Orh.), Ilet(D.L.T). IM : Furcht (A. D.,67): korku
Eym-enç=korkunç

İNİM : Wort (İn. Ki. 3.,7) sözcük, söz
Üyn = üyn sözcüğü türkmen dilinde söz ile ses aralığı bir anlam taşıyor: ;üyn alışmak; yani birbirini anlamak.Örneğin: "üynümü anlayın beyler, sözümü dinleyin beyler"(bak. Dede-Korkut, Salır Gazanın evinin yağmalandığı boyu). Üyn-ses yok: ne üyn var, ne de ses var.

IR : gehen (F. D. l.,lll),(F. D. 2.,23): gitmek

Yör=yürü, yöre-mek=yürü-mek Ir=varmak(Es. t. G.), Âr=ermek(D.L.T.)

ITU : 30+tag, Monat (A. D., 8) 30 gün, ay
Otuz

IZI: Feuer, Hitze (F. D. l.,112),(A. D.,39): ateş, sıcak Issı=sıcak, Isig(D.L.T)
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: SÜMERCE - TÜRKMENCE KÜÇÜK BÎR SÖZLÜK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ara 2010, 23:22

K

KA : Tor,die Tür(A. D.,34),(F. D. l.,122): kapı, kapak Ga-pı, ka-pi(Tr. t.),
Kapuk(D.L.T)

KAL : kostbar,teuer (İn. Ki. 3.,60), (A. F.,54): değerli, pahalı.
Galı_=başlık parası Kalın=çok(D.L.T.)

KAN : Schilfrohr(I. G,. 15): kamış ailesinden bir bitki.
Gıyan/gıyak
"prf. Dr. Imanuel Geiss'ın açıklamasına göre: ;Gant; , ;Kanal; gibi birkaç modern sözcükler de bu sumer sözcüğünden kaynaklanmıştır. Türkmencede, Farsçada ve Arapçada kesme şeker denilen ;Gand; sözcüğü bu sumer sözcüğünden gelmekte-
dir.(bak. I.G.,s.l5)

KAPKAGAK : Geschirr (Os. Tu.,22): kapkacak
Gapgacak, Gapgaç

KAŞ : laufen (A. D.,42),(F. D. 2..116): koşmak, kaçmak Gaç-mak, koş-mak, kaç-mak.

KAŞ : galoppieren (Os. Tu.,23): at koşmak

Koş-mak(Tr. t.)

KEŞ, KEŞDE : knoten (A. D.,37)-(A. D. 2.,123): düğümlemek,
Keşde=işleme,nakışlama /binden, festbinden (A. D.,37): bağlamak

M, GIR : Land (İn. Ki. 3.,22): yer,yurt - Erde (A. D.,76): yer,
toprak
Gır, Kır(Tr. t.) Kır(D. L.T. )=toprak
Kara=Erde=toprak,yer(Turan t.4)

KIA : Ufer (F. D. l.,122),(F. D. 2.,116): kıyı Gıra, kıyı (Tr. t.)
Kırğa(D.L.T)

KI(d) :machen (F. D. l.,122): yapmak, kılmak
Kıl-mak

KIN : Arbeit (A. D.,84) iş
Ki:n=ağır, zor, güç
Kin, Kın=zahmet(Es. T. G.)

KIN : senden (A. D.,84): göndermek, yollamak Gön-der-mek

KI-TA : drunten (F. D. l.,123),(F. D. 2.,120):aşağıda, yerde. Gır-da, Kır da, Kıyı da

KU : Wohnung nehmen(F. D. 2., 119): konmak,yurt tutmak. Gon-mak, Kon-mak(D.L.T).

KU : legen((F. D. l.,123),(F. D. 2.,123): koymak Goy-mak, Koy-mak(D.L.T)

KUG, KU : heilig (A. F.,53): kutsal / "ku-inanna" (A. F.,53):
Gut-lı, Kut-sal(Tr. t.)
/: kutlsal inanna.
Kuw, Kut=kutsal(Kt. B.)

KUM : zerstampen (A. D.,41): vurarak ezmek, ufalamak Gum, Kum(Tr. t.)

KUR : Berg, Bergland (A. D.,62),(A. P.,31): dağ, dağlık yurt.
Gor-ğan=tepe, kale
Kur, Kurgan=tepe, kale(Es. t. G), Kur-tag(Kor-tag)=Oguzhanın yayla-
Kur=kaldırmak, yükseltmek(Turan t.5) -yurdu.
KUR : Land,Fremdland (F. D. l.,123): yurt,yabancı yurt,
Küren=çok nüfuslu köy. /Wohnsitz,Quartier (İn. Ki.
2.,287): yaşayış-
Kur-tag,Kor-tag(Oguz yurdlerinin birisi) /-yeri, daire.

KUR : wachen (F. D. 2.,129): korumak / beachte ferner Gor-amak, Gorağ
/(F. D. 2.,129): karakol.
Korumak(Tr. t.), Kur-mak(D.L.T)

KUR : backen (F. D. 1..123): pişirmek
Gowur-mak Kavur-mak(Tr. t.)

KUR : schauen, sehen(İn. Ki. 2.,592): görmek

Gör, Gör-mek
Kör-mek(D.L.T)

KUR : yeraltı dünyası (MIÇ, 23)
Gör=mezar

KUR, GUR : dick,gross,stark(sein) (İn. Ki., -s. 592) , (F. D. 2.,128):
Gur-ğun, Gurat=sağlam /: semiz, büyük, güçlü(olan).

KURGI: ein best. Vogel (F. D. 2., 129): belirli bir kuş
Gırğı, Garga, Gırğawul, Garlavvaç... Karga (Tr. t.)

KURUM : bewachen (A. D., 75): korumak Goraw
Koru-mak(Tr. t. , Az. t.)
Kur-mak(D.L.T.)

KURUN : gut,schön (İn. Ki. 2.,595): iyi, güzel
Gurgun, Gurat=sağlam

KUŞ : Leder(F. D. l.,123),(F. D 2.,129): deri
Gayış=[tabaklanmış]deri Kövüş = ayakgabı

KUŞ :vermehren (A. D.,3): arttırmak, eklemek Goş-mak, Koş-mak(D.L.T)

KUŞ-U, KUŞ : ruhen, beruhigen (F. D. 2.,129), (In.Ki.2.,597):
Köşe-mek /: Rahatlamak, dinlenmek.

KIPU : sprechen(A. P., 15): konuşmak
Kep-lennek/Gep-lemek

L

LAL : Honig (A. D.,28), (F. D. 1..127)
Bal

UL : Wind(A. D.,52), (F. D. 1..127): rüzgar
Yel, Yil (Es. t. G.)

LU : Mensch (F. D. l.,127),(F. D. 2.,172) insan.
Li, Lu:(Bu sözün sumer dilinde iki anlamı var: birincisi ;insan; ;adam;, ikincisi belli bir yerin ya da belli bir işin adamı.Bu ikinci anlamı türkmen ve diğer Türk dillerindeki ;li;(lu) ile aynı anlama gelyor(A. F.,15). Ancak geramer bölümde de izah ettiğimiz gibi, Sümer dilinde Türk dilinin aksine ;lu; sözcüklerin başına ekleniyor: lu-dingirra=tanrı-lu,tannlı=tanrı adamı ve lu-kingirra=kingir-lu, kingirli=Kingir adamı=Sümerlu(Sümer-li)=Sümer adamı. |

LU-ŞAMAN-LAL : Hausirer (A. D.,71), (A. D.,79), (F.D.2.,173:
/: Gezici,yöre yöre dolaşan adam, derviş.
Şaman=din adamı{Eski Şamanların da dervişler gibi yöre yöre dolaştıkları bellidir |.

LUM : Kanal(A. D.,87)
01um=oluk, Irmaktan su alınan yer

M

MAR : tun, machen (F. D. 2., 179): yap-mak, yerine getirmek

-Mak. -mek: (yapma eki), örneğin: geş-tuk-mar: eşit-mek(F.
D. 2. 179).

MAŞ : erster (F. D. 2.,182) birinci, başdekı
Baş-dakı?

MEN : ich(A. D.,82): ben (1. tekil şahıs)
Men

MES : Held,stark (A. D.,52): kahraman, güçlü
Mes=sağlam, esrik, serhoş

MU : Jahr (A. D.,11),(F. D. 1..130) yıl, sene
Mü-çe (12 yıl)=12 hayvanlı türkmen takvimi.

MUL, UL : Stern(F. D. 1.,130-2),(F. D. 2.,191) Yıldız, Ulduz(Az. t.)

MUŞ, UŞAN : Vogel (A. D.,18): kuş/ fly (San. Cs.,96): uçmak
Guş, Uçan

NAMMU?, NAM? : was ist?( A. F. 35),what(is) it?(Os. Tu.,23):
Nâme?=nedir? O nedir?

NIG?, NI?, NI-MU? : was?(F. D. 2.,74): ne?
Nâme?, Ne?
Ne_?, Ne?(D.L.T.), Negü-lük?(Kt. B.)

NIGNAME : was immer(F. D. 2.,2oo),what ever(Os. Tu.,-23):
ne olursa. Nâme-de bolsa
Neduk?(Turan t.l), Negü?(D.L.T.)

P

PA : Ast(İn. Ki. 3.,37): dal /Spross(F. D. 1..117): filiz Pu-dak, Pın-tık=filiz

PAD : to destroy(San. Cs.,122)
Poz-mak Boz-mak

PAP : high priest (San. Cs.,128): ulu din adamı, papaz Baba: (kutsal sayılan büyük şahsiyetlere eski türklerde ;ba-ba;ve ya ;ata; dinilyormuş örneğin: "Zengi baba", "Ersan baba", ;Heyder baba;,"Korkut ata"... Hrıstiyanların kullandığı ;pap; sözcüğü de Sümer dini tekstlerin vesilesi ile Hıristiyan dini tekstlerine geçen Sümer sözcüğü olması çok doğaldır diye düşüniyoruz.)

PAR, PIRIG : glanzent(F. D. 2„74): parlak Par-lak

PEŞ : burn(San. Cs.,89)
Biş-mek, Piş-mek

S

SA : Musikinstrument (A. D.,27): müzik aleti, saz Saz

SA : treffen(F. D. l.,133),(F. D. 2.,229): karşılaşmak
Sa-taş-mak=karşılaşmak Sal=göndermek(D. L.T.)

SA : kundtun (F. D. l.,133), (F. D. 2.,229): habar vermek. Saw=haber

Saw-çı : Türkmenlerde "Peygamber Tanrınının savcısıdır" denilir.
Sab=haber(Orh.)

ŞAB : Word, order (San. Cs.,91) söz, buyruk Saw, Sab(yok. b.)

SA : Seil(F. D. l.,133),Tau, Band (F. D. 2.,227-8): ip, sargı.
Sa-pak=ip
Sargı.
Saru=sarmak(D. L.T.)
SA : gelb(In. Ki. 2.,829): sn
Sa-rı
Sarık(D.L.T.)
SA : kaufen,verkaufen(ln. Ki. 2.,829):satın almak, satmak. Sat-mak, Sa-tın almak

SAG : erste qualitet,Leben (In. Ki. 2.,832) birinci kalite, diri, Sağ, Sağdın, Sağlam, /gut (San. Cs.,23): iyi, sağlam. Sak=temiz, sağlam(Kt. B.)

SAG-GE : zurückhalten(F. D. 2.,233): durdurmak
Sak-lamak

SAGGA : Kopf (A. D.,30),(F. D. 1..133): baş
Sagga=Türkmenistan'da çocukların (Türkiye'deki misket gibi) aşık kemiklerini düzerek oynadıkları aşık oynunda ;aış yapılan büyük aşığa; sagga veya baş aşık denilmektedir.

ŞAKAN, ŞAMAN : Göttheitsnamen (F.D.2.,257):Tanrı adlarından.
Çakan=Eski Türkmen adlarından.
Şaman=eski türklerde tanrı ile ilişkisi olduğu savınılan din adamy.

SAL : Frau (A. D.,86): kadın
Sal-atı = bazı Türkmen ağızlarda kıza salatı oğlana doğma denilir.
Si_il=Kız kardeş(Es. t. G.)

SANGU : zâhlen (A. D.,53): sayı saymak Sanağ, Sana-mak=saymak

SANTAG : Ziffer,Nummer(F. D. 2.,235): sayı
San, sanağ
Sa, Say(Orh.)

ŞAR : von allem was gross,viel (F. D.- -2.,258): en büyük,
çok,
Şar-gara=simsiya /sifat derecelendirmede üstün olan. (Görüldüğü gibi şar türkmencede de ayni şekilde kullanılmak-
ta'dır.)

SAR : binden (în. Ki. 2.,854) bağlamak, sarmak.
Sar-amak=Sar-mak
Saru=sarmak(D.L.T.)

SAR : vertreiben, wegjagen(In. Ki. 2.,853),(A. D.,234):
Sür-mek, Sür-gün /: sürmek, sürgün etmek. Sür-mek=sürgün etmek(D.L.T)

SAR : rasieren(In. Ki. 2.,854): |saç]kesmek, silmek. Sıyr-mak=(saç, sakal) kesmek.

ŞE : Kâlte (A. D.,26),(F. D. 2.,261) soğuk/üşümek.
Üşe-mek
SI : freundlich sein (F. D. 2.,237): saygı göstermek, Si:lamak=sayğı göstermek. /,arkadaşlık etmek. Silik=din adamı(D.L.T)

SIG : eng (İn. Ki.,108): sıkı/ dün (Os. Tu.,24): ince.
Sık=sıkı
Sık=az(D.L.T.)

SIG : beautiful, friendly (San. Cs.,106): güzel, saygılı Söyği=sevgi
Sev[sw], swü(Turan t.l)=sevmek,sevgi

SIG : niedrig (F.D.1.,135),(F.D.2.,241): kısa, alçak..
Sıyka=suyun derin olmadık yeri.
Sığ (tr. t.)

SIG : schlagen (F. D. l.,135),(F. D. 2.,231): vurmak.
Si:k-dırmak=çubukvla dövmek.

SI-EL, SİL : vernichten (F. D. l.,135), (A. D.,5): yok etmek.
Sıl-mak=Silmek
Sı(Orh.), Si(Es.t.G.)=dövmek, yenmek.

ŞIKA : Ton (F. D. 2.,259): kil, balçık
Şıkga=Türkmencede bir çeşit kil

SIPA, SUBA : Hirte( A. F. 30),(F. D. 2.,237)
Çopan=Çoban

SIR : ausreissen,entfernen (F.D.1.,135): yolmak, koparmak.
Sı: r-mak=[saçı, sakahjkesmek.
Sıl-mak=Silmek
Tir-mek=dermek

SIR, SIRU : lang (A. D.,62),(F. D. 1..135): uzun Si:r-dam=uzun, dik
Süyri, Si:nk=bu sözcükler de uzunluğu anlatıyor.
Sıruk=direk(D.L:T.)

GIŞ-SIR=ağaç-uzun=sırık ağaç (aynı kaynak).

SIR, SUR : spinnen (F. D. 2.,251,256): eğirmek Sara-mak, Sar-ğı
Saru(D.L.T)

ŞITA : to tie up, bind up(San.Cs.,119): düğümlemek, bağlamak.
Çit-mek=düğülemek

SU : Horn (A. D., 29) buynuz
Süs-mek = boynuz-lamak.Türk dilinin geramerinde Ad'dan eylem yapma olayını: boynuz>boynuz-lamak, kurşun>kurşun-lamak, dayak> dayaklamak ... nazara alındık ta, ;su; ve küsmek; sözcüklerin birbirine bağlantısı görülür.

SUD(SU) : entfernen (F. D. 2.,249): uzaklaştırmak
Sür-mek, Sürgün etmek

SUD-SU : besprengen,versenken(in Wasser) (F. D. 2.,250): Suw-lamak, Suw sepmek. /: su serpmek, suya dalmak.

SUG : Sumpf (A. D. 81): bataklık
Suw, Suwug=sulu Sub=su(Orh.)

SUN, SUNNU : geben,übergeben(A.D.,38): vermek, geçirmek. Sun-mak Sun-mak(D.L.T.)

SUR : press,abgrenzen (İn. Ki.3.,60), (F. D. l.,136):
Sür-mek, Sürgün etmek. /: sıkıştırmak, sınırını belirlemek.
Sür-mek(D.L.T)

SUR : kriechen(F. D. 2.,252): sürünmek Süyr-enmek=Sür-ünmek

SUTUK : Rohrart (A. D.,67): kamış çeşidi Tüydük=Kamıştan yapılmış flüt
Düdük (Tr. t.)

SU-UB : reinigen (F. D. 2.,248): temizlemek Süpür-mek

T

TAG : niederwerfen(F. D. 2.,153): atmak, yere koymak. Taş-lamak, Taş-lamak(D.L.T.)=atmak

TAG : schmücken (F. D. 2., 154): süslemek. Dak-mak, Tak-mak(Tr. t.), Takım
Tak-mak(D.L.T)

TAH : hinzufügen (Os. Tu.,24): artırmak, eklemek. Dak-mak=Tak-mak(Tr. t.)

TAL, DAL : weit (İn. Ki. 3.,81),(F. D. 2.,155):uzak.
Dal, Daş=uzak (;dal; sözcüğü de halk türkülerinde uzaklığı anlatıyor, örneğin: Ağaç uzun boyum kısa - ;dal; pudak'ta narım
kaldı.)

TAP : verriegeln (F. D. l.,126): kapını örtmek, Yap-mak=örtmek, kapatmak Tâpbat-lamat=berkitmek, kapatmak

TAR : scheiden,spalten (İn. Ki. 3., 59): biribirinden Yar-mak, Dara-mak ayırmak, yarmak. Tara-mak (Tr. t.)

TAR : abschneiden,trennen (İn Ki.3.,59): kesmek, ayırmak, Dar-ğatmak / spalten (F. D. 2.,155):yarmak. Tar-mak=dağıtmak(D.L.T.).

TE(GA) : ganz nah heranbringen(İn.Ki. 3.,210): sıkı yaklaşmak,
Değ-mek, Dokun-mak(Tr.t.). / touch(Os. Tu.,24): el değirmek. Tâg=değmek(Orh.)
TEGA : sich nâhern (F. D. 2., 158): yaklaşmak Değ-mek, Dokun-mak, Tokuş-mak(Tr.t.).

TEMEN : Erdwall(A. D.,63),Fundament,Grundstein (A.F.,29): Temel (Tr.t.) /: temel, temeltaşı. Tömön=dip(Türç. Y.)

TEN : kalt sein oder werden (F. D. 2., 159): soğuk ve ya
Don=Don, Buz / soğuk olmak.
Don-mak
Ton=don(D.L.T.)

TEN : sich beruhigen(F. D. 2.,159): dinlenmek. Di:nç(almak),Din-lenmek(Tr. t.) Tın-mak=dinlenmek(D.L.T.)
Ting=rahat(Kt. B.)

Tl : rest(San. Cs.,97): dinlenmek Di:nç almak=Din-lenmek(Tr. t.) Tin-mak=din-lenmek(D. L.T.)

Tl, TİN, 1TL : lebender (H. U.,83-4), (A. D.,15), (F. D.
1..126): diri.
Diri, Tirik (Çağatay t.)
Tin=dirilik (Es.t.G.).(Kt.B.)

TBIRA : metal(Os. Tu.,24)
Demir, Temur(D.L.T)

n-GI : Lied (S.N.Kramer "Sümerische Lit. Texte aus Di:mek=demek, söylemek. Nippur"Berlin-1961,s.l60): şarkı, şarkı-
Ti/Di=demek(Turan t.l),(Orh.). -nın sözleri.

TU : Wind(F. D. 2., 160): rüzgar, yel
Tüveley=Kasırga

TU(D),TU : gebâren(F. D. l.,127),(F.D.2.,161): doğmak. Doğ-mak
Toy(Orh-), Tug, Tuh(Es.t.G.)=doğmak

TUG : Kleid(F. D. l.,126),(F. D. 2.,161): giyişi.
Don=cüppe,üst giyim "Güzellik ondur dokuzu dondur"(Atasö-zü).
Ton(D.L.T)
Tuğ=Türkmen dilinde bayrağa ;baydak; ve ;tuğ; denilir.

TUKU : weave, weben (San. Cs.,101), (Os. Tu.,24):
Doka-mak
/: Dokumak,örmek.
Toku-mak(Az. t.), Tokı-mak(D.L.T)

TUKU, TUG(K) : verfolgenjagen (Os. Tu.,24): takib etmek, Tokuş-mak(Tr.t.) /,avlamak/ergreifen (A. D.,88): tutmak. To-kuş=savaş(D.L.T.) Dokun-mak(Tr.t.),Tut-mak

TUN, DUN? : in der Erde graben, Schacht (F.D. 2.,152): yeri kazmak,

Hin=çöl hayvanların yeri kazıp yaptığı yuva./: maden, çukur. Tünek=ev

TUR : Hürde(A. D.,22): sepet
Torba

TUR : Hof,Stall (F. D. 2.,163): avlu, mal yatağı Töwerek=çevre, etraf, daire

E TUR-A : Stall (F. D. 2., 163): mal yatağı
Öy töwereği=Ev çevresi

TUŞ : sitzen (A. F., 27): oturmak Düş-mek=inmek
Düş-lemek=Yola gidirken bir yerde inerek oturup dinlenmek. Tüş, Tüşnâk(Es.t.G.)=Yurt

U

U : Pflanze (A. D.,53), Grass,Kraut (A. P.,141)
Ot

U : Schlaf (A. D.75), (F. D. l.,113), (F. D. 2.,39)
Uw-kı
Uy-mak, uy-ku(Tr. t.) U, UH : Zehn (A. F.,40)
On (10)

U : Kampf (İn. Ki. 2., 1065): savaş Uruş, Uruş(D.L.T.)=savaş, dövüş

SUN, U-SUN : Kuh (A. F„ 26): sığır Suğun=dere sığırı

UD : strahlen,Licht,Sonne (A. D.,46), (İn. Ki. 3-,210): Od /: alev, ışık, güneş.

UD : Zeit(F.D.2.,s.44): zaman
Öd=zaman(Orh.)
Üd=zaman(Kt.B.)
Öt-mek=zamanın geçmesi

UDİ, UDU : Schlaf(A. F.,30)
Uwkı=Uyku
Hüwdi (Türkmence'de annelerin çocüları uyutmak için okudukları ninni
Ui(Orh.), Udi(Es.t.G.) =uyku türkü, ninni.

UDUN : Ofen (A. D.,46), (İn. Ki. 3.,210), Feuerofen, Od, Ocak Brennofen(F. D. 2.,45): Ocak, soba. Odun=yakmak için kullanılan ağaç.

UG : Festungsmauer(A. D.,38): kalenin duvarı Uwk=Türkmen çadırının ahşap iskeleti
Uğ(D.L.T.)

UG : Leute,Volk (A. D.,52),(F. D. 2.,42): toplum, halk
Ok=halk(Orh.), Uk(D. L. T.)
Uruğ=Soy

UG,UGU,UHU : Gift (F. D. 2.,54), (A. D.,65): zehir
Awı, Agu(D.L.T)

UKU : Schlaf (F. D. 2.,43): uyku Uwkı, Udhu(D.L.T)

UL : to be high (San. Cs.,109): büyümek
Ulı=Ulu, Ulug(D.L.T)

UL : Stern (F. D. 2.,46): yıldız. Ulduz(Az. t.), yıldız Yula=ışık(Kt.B.)

UMUŞ : Werk (Os. Tu.,25): iş, iş yeri
Yumuş = iş, ödev

UR : Bürger,mann (F. D. 14): vatandaş, adam / Uruğ=soy /Mensch (F. D. 2.,47) insan.

UR : Hund (F. D. 2.,47): köpek
Üyr-mek=ürümek
Ür-mek(D.L.T)

UR, URRI: ernten (A. D.,91), (F. D. 2.,50): ekin biçmek Or-mak=biçmek

URAŞ : to see,look,examine (San. Cs.- ,110): bakmak, görmek,
Araş-tırmak(Tr. t.) /, imtihan.

URTA : lnnerenraum,Weltraum (A. D.,82): orta boşluğu, dünya- Orta /- fezası.

URU, URI: Bruder (A. D.,56): kardeş Uruğ=soy, Urug(D.L.T)

URUD, URUDU : Copper(San. Cs.,102): bakır Üre=bakırın kalay ve çinko yaptığı bileşik.

UŞ : Werk (Os. Tu.,25): iş


UŞ : Vogel (A. P.,18): kuş

Guş=kuş

UŞ : Verstand,Klugheit (F.D.2.,s.53): akıl, düşünce. Huş=akıl
Us=düşünce(Kt. B.)

UŞ : Lead,follow (San. Cs.,129): uydurmak,uymak Uy-mak, Uyuş

USU : Kraft (A. F.,19): güç
lsğın=güç

UŞU(üç on): 30 dreizig;(İn. Ki. 3.,29)
Otuz

Z

ZAG : rechtseite (A. D.,56), (F. D. l.,132): sağ yanı Sağ

ZAG : Grenze (F. D. 2.,219): sınır
Çak, Ara çâk=sınır

ZAL, ZALAG : glanzen (İn. Ki. 3.,29), (F. D. 2.,221): parlamak
Salgım=serap
Soluk=güzel(Kt.B.)

ZIBIN : İnsekt (F. D. 2.,223): böcek, haşare
Çıbın : sivrisinek
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ön Türk Tarihi Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir