Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türkmenlerin Atalarının Kurduğu Anau Uygarlığı

Burada Ön Türk Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Türkmenlerin Atalarının Kurduğu Anau Uygarlığı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ara 2010, 21:44

Türkmenlerin Atalarının Kurduğu Anau Uygarlığı

Dünya Uygarlığının en eski ocakları konusunda söz edildiğinde adet olarak Yakın Doğu'dan, Mısır'dan, Hindistan'dan, Çin'den ve Yunan'dan bahsedilegelmiştir. Ancak, tarih bilimi sahasında yeni yeni gerçeklerin yüze çıkması sonucunda bilim adamları arasında yeni fikirler ve bakış açıları da oluşmaktadır. Ve genel değişme yasası kapsamında olarak tarihsel gerçeklik de değişmektedir. Bu tarihsel değişmelere asıl neden olan şeyler arasında en önemlilerinden biri de arkeologların son yıllarda yaptıkları kazılar ve açıklamalarıdır. Bunların en önemlilerinden biri de yer yüzünün en eski ve ilginç uygarlık ocaklarından olan Türkmenistan'daki Anau uygarlığıdır.

Bu uygarlık konusunda ilk bilgiler Amarikalı Arkeolog R. Pumpelley'ye aiddir:

"21. Yüzyıl insanlığın hizmetine yeni teknolojiler getiriyor; karbon testi ile yaş tayini, uzaydan Amarikalı Jeolog ve Arkeolog Prof. Raphael PUMPELLEY (1837-1923). Türkistan'da ilki (1864-1865) yıllarında Türkistan'daki Aşkabat şehrine 5 km uzaklıktaki tarihi Ano şehrinin iki kurganı kazmış. Kazı sonuçlarını "exploration in Turkestan" kitabında yayınlamıştır. Araştırmaları sonunda Ano'daki kurganda isa'dan önce 6.000 yılına kadar inilmiştir. Kitapta Türkistan'daki buğday ziraatının I.Ö. 8.000, hayvanların ehlileştirilmesini I.Ö. 6.800-8.000 tarihlerinde olduğunu belirtmektedir.

Kitapta Ano'un insanlık için önemi belirtilirken aynen söylenen:

"Başlangıcı yer kürenin derinliklerine gömülü olan ve tepesinde iskeletler bulunan Türkistan'ın Ano medeniyetine bu uzun geçmiş kültürüne baktığımız zaman Mezopotamya ve Mısı'ın kültürlerinden daha eski bir çağda 2.000 yıl devam etmiş olan bir medeniyet ile karşılaşmış oluruz. Daha başlangıçda evli barklı bir köy hayatı görünüyor, kadınlar iplik büküyor, dokuma yapıyor, ekip biçiyor, zahireyi değirmen taşında öğütmeği, fırınlarda ekmek pişirmeyi biliyorlardı, çömlekçilik sanatkarları kaplara şekiller veriyor, ıslak killerden kapların etrafına yer yer halkalar yapıyor, uzak zamanlardan miras kalan boyalarla üzerlerine şekiller çiziyorlardı atın insan kontrolü altına alınmasının başlangıcını burada görüyorum".

Türkmen-Sovyet Ansiklopedisi'nin 8. cildinin 38. sayfasında şöyle yazılmaktadır: "Sekiz bin yıl önce Yakın-Doğu yurtlarında ve Güney Türkmenistan'da eski tarım ve hayvancılık uygarlığının yayıldığı dönemde, yeryüzünün başka ülkelerinde hala eski avcılığın basit ekonomisi devam etmekteydi. Yukarıda adı geçen yurtlarda tarımcılar yerleşip ilk köyleri meydana getiriyorlardı. Bu köylerde her aile bağımsız bir birim olup bir odalı evlerde yaşıyor, M.Ö. 5000 yılının sonlarında Türkmenistan'ın sınırında insanlar bakır, altın, M.Ö 3000 yılları başlarında pirinci kullanıyorlardı. Bakır ile pirincin bulunması çok daha gelişmiş iş aletlerinin (saban, dokuma aletleri vb.) yayılmasına yardım etmiştir.
O dönemde yaşayan ve dünya uygarlığının temelini atan insanlardan olan bu kavimler ile günümüzdeki Türkmenler arasındaki etnik ilişki konusunda Rus tarihçisi Rusliyakof kendisinin Türkmen Halkının Gelip Çıkışı (oluşumu) adlı kitabında şöyle yazıyor. "Biz bugün o eski kavimlerin adlarını bilmiyoruz. Türkmenlerin en eski ataları da onlar olmalıdır. Anu'nun eski obalarından bilim adamlarının kazı çalışmaları sonucunda buldukları brekosefallerin şu günkü Türkmenlerinkine benzerliği çok ilginçtir."

N. Gulla bu konuda şöyle yazıyor: "M.Ö. 6-7 bin yılları arasında Köpet dağının eteğinde şimdiki Aşkabat ve Göktepe bölgesinde ortaya çıkan en eski atalarımız sonra M.Ö. 6000-2000 yılları aralığının sonlarında Türkmenistan sınırlarında Ceytun ve Anu uygarlığı adıyla dünya tarihine geçen, o dönemlere göre uygarlığın en gelişmiş ve yüksek seviyesi sayılan kültürü türetmişlerdir."

Anu uygarlığı Türkiye ve İran bilim adamlarının da dikkatini çekmiştir. Türk bilim adamı Anıl Çeçen şöyle yazıyor:

"Proto-Türk kültürünü temsil ettiği benimsenen Anav bugünkü Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat çevresinde ilk kültür tabakasına yaklaşık olarak altı bin yıllık bir geçmişi simgelemektedir. Anav kültürünün dördüncü katı ise milat yıllarına rastlamaktadır. Tarihçiler genel olarak Orta Asya kavimlerinin kültürlerini Anav uygarlığı tabakalarına göre tarihlendirmeye ve iki binlerde bu tabakalarla karşılaştırmaya çalışırlar /... / Bu dönemde dünyanın altın merkezi Altaylar'da görünmekte ve bu endüstriyi Proto-Türkler yürütmektedir.

Genel Türk Tarihi adlı eserde bu konuda şu satırlar vardır:

"Anau'da bulunan kalıntılar, insanların ilk uygarlık aşamaları hakkında fikir edinebilmesi bakımından çok önemlidir. Gerçi burada yakılmış cesetleri kapsayan alt tabakanın üstünde bulunan yuvarlak, brakisefal kafatasları ile Türkmen el işlerinde görülen motiflere benzeyen keramik motifleriyle Anau kültürünü yapan halkın saf Türk olduğunu ispatlamak olasılığı yoktur. Ama bu kültürü bir Aryan eseri olarak değerlendirmeye de bu öğeler engel olmaktadır."

Bu medeniyet hakkında elimizde olan en son bilgiler şöyledir:

"13/05/2001 tarihli New York Times gazetesinde yer alan bir makaleye göre, Rus ve Amerikan arkeologları bugünkü Türkmenistan ve Özbekistan'da, zamanımızdan 4.000 yıl önce yaşamış bir medeniyetin kalıntılarını bulmuşlardır. Aşağıdaki bilgiler bu makaleden alınmıştır. Araştırmayı yürüten arkeologlara göre, bu bölgedeki insanlar, bir Tatlıgöl (oasis) çevresinde kerpiçten yapılmış binalardan oluşan yerleşim merkezleri kurmuşlardır. Bu medeniyetin insanları koyun ve keçi beslemişler, kanallarla sulamalı ziraat yapmışlar, tarlalarda buğday ve arpa yetiştirmişlerdir. Onların bronz baltaları, mükemmel seramikleri, mermer ve kemik oymaları, altın ve değerli taşlardan süs eşyaları varmış. Elit sınıfa mensup insanların mezarlarına lüks eşyalar bırakmışlardır.

Pensilvanya Üniversitesi Eski Asya Dilleri uzmanı Mair'e göre bölgede yeni keşfedilen bu yüksek medeniyet; Eski Çağ Asyası'nın kültür ve ticaret yolu üzerindeki çok büyük bir boşluğu tam olarak doldurmuştur. Bu buluşla eskiden sanıldığı gibi, Asya halkının M. Ö. 4000 yıllarında birbirlerinden ve dünyanın diğer yerlerinden kopuk, ayrışık (izole) halklar olmadığı ortaya çıkmıştır. Yeni keşfedilmiş olan bu medeniyete ait, batıda Annau'dan (Anav, Anau) doğuda Özbekistan'a, hatta Afganistan'ın kuzeyine kadar uzanan Kara Kum gölü boyunca, düzinelerce yerleşim harabeleri bulunmuştur. Bu saha 300-400 mil uzunluğunda ve 50 mil kadar genişliğindedir. Bu insanların kim oldukları, nereden ve kendilerine ne isim verdikleri henüz bilinmemektedir. Bu nedenle arkeologlar bu medeniyete bulunduğu bölgeleri dikkate alarak "Bacteria Margiana Archaeology Complex" ve kısa olarak BMAC ismini vermişlerdir.

Bugüne kadar gün yüzüne çıkan gerçeklere göre, Türkmen toprağı dünya uygarlığının en eski kaynaklarındandır. Bu ilginç medeniyeti türetenlerin ise Türkmenlerin ataları olduğunu gösteren ve gün geçtikçe artan bilimsel çalışmalar ortaya çıkmaktadır.

Kaynakça
Kitap: 5000 Yıllık Sümer - Türkmen Bağları
Yazar: Begmyrat Gerey
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ön Türk Tarihi Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir