Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Eski Devirlerde Anayurtta Olup Biten Başlıca Siyasi Vak'alar

Burada Ön Türk Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Eski Devirlerde Anayurtta Olup Biten Başlıca Siyasi Vak'alar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 28 Ara 2010, 01:20

ESKİ DEVİRLERDE ANAYURTTA OLUP BİTEN BAŞLICA SİYASİ VAK'ALAR

Anayurdun, yazma kaynaklardan öğrenilebilen tarihi, M. ö. 625-62? te Önasya'da ve Uzakdoğu'da Sakalarla ilgili olarak cereyan eden hadiselere ait kayıtlarla başlar. Fakat bu devri, 546 senesinde Akhemen (Hkha-menş) hükümdarı Kiruş'un Batı Türkistan'ın güney kısımlarını istila eylemesi hadisesi ile başlamak, Ortaasya tarih bilgisinin bugünkü durumuna daha uygun olur. Aynı senelerde (569 senesinde) muahhar Hunların ecdadı olan bir bozkır kavmile siyasi münasebetlerine ait Çin kayıtları da vardır.

Bu hadiseden başlayıp, miladdan sonra bir taraftan 745 senesinde Göktürk devletinin inkırazı ve diğer taraftan Arapların 751 senesinde Garbitürkistan'da Türklere ve Çinlilere faik gelmeleri vakıasına kadar geçen 1300 senelik bir zamanda, Anayurtta olup biten başlıca siyasi vakalar şunlardır:

İran Akhemen hükümdarı Kiruş, miladdan önce 546 da Garbitürkistana hücum ediyor, Sırderya havzasına kadar geliyor ve şimdiki Uratepe ci-vanna tetabük eden bir yerde, kendi adına bir şehir inşa ediyor. Kiruş, burada Sakalarla harp etti. Sonra 529 da Gürgan tarafından gelerek Masagetlerin kadın hükümdarı Tomirus ile olan muharebede maktul düştü. Dara da Türkistan'a sefer icra etti. Kitabelerinin yeni bir kıraatine göre Dara'nın sakalara karşı olan muharebesi de, Amuderya nehrinin şimalinde ve 522 senesinde vaki olmuştur.

Herhalde o, Sakaların Skunkh adlı reislerini mağlup etmiş, Sogdtyana (Semerkand) ve Khorezm de onun idaresinde bulunmuştur. Akhemen'ler, bu taraflara muhacir getirmek meselesine çok ehemmiyet verdiler. Mısır tarafından getirdikleri esirleri dahi buralara hicret ettirdiklerini, Herodot zikreder.

Miladdan önce 330-327 senelerinde Makedonyalı İskender, Afganistan, Termiz üzerinden gelerek şimdiki Taşkent civarında Sırderya nehrini geçti ve bu memleketi istila etti. O geldiği zaman buraları İran'a tabi olmayıp, tekrar istiklal kesbetmiş bulunuyordu. Yunan menbaları bu seferler dolayısile Sakaların reisini ve onun Kartas (Kartasius) ismiyle andıkları biraderini yahut buna «Kardaş» denildiğini zikrederler. İskender de buralara Makedonya'dan, Kıbrıs'tan ve İran'dan bir takım muhacirler getirdi, ve yeni şehirler bina etti.

İskender'den sonra da burada Balkh = Baktra'yı merkez edinmeleri ile Greko-Baktria ismini taşıyan Yunanlı bir sülale hüküm sürdü. Bunlar İskender'in halefleri olan Selefkus hükümdarlarına resmen tabi idiler. Bu Selefkus hükümdarlarından Antioch (M. ö. 282-261), Maveraünnehirde bulundu ve Sırderya şimalinde - Anadoludaki Antakya gibi-bir Antiochie şehri bina etti. Fakat bundan sonra Horasan'da müstakil Part sülalesi teessüs ettiği gibi, Balkh'daki Greko-Baktria hükümdarları da Selefkuslulardan ayrıldılar (M. ö. 250). Bunlar Kabil ve Gazne taraflarında idareleri altında bulundurdular. Bunlardan Ephedemos ve oğlu Demetrios, en kuvvetli hükümdar idiler. Demetrios, 190-180 senelerinde Hindistanm Pençap vilayetini de fethetti. Bu zaman Greko-Baktrianm şimal hudutları Hun (Klasik menbalarda: Thun) ülkesine kadar uzanıyordu. Demetrios'un hayatının sonunda, 175 de memleketi inkısama uğradı. Demetrios'un kendisi Hindu-kuşun cenubuna çekildi. Baktriada ise ona, Eukratides halef oldu; Sogdiana da Baktriadan ayrıldı.

Garpta Yunan devleti sukut ederek yerine «Roma» devleti hakim olmağa başladığı zaman, Baktriayı da, şimalişark ve şarktan gelen göçebe kavimler istila ettüer. M. ö. 140 senesinde, Sakalardan sonra bunların arkasından, isimleri Yunan menbalarında Asioi, Pasianoi, Tokharoi, Sakarauloi şekillerinde yazılan, kavimler geldiler. Asioi (As) ve Tokharların işgal ettikleri yerleri, sonradan Kansu taraflarında Hunlar tarafından tazyik edilip Khoten ve Kaşgar üzerinden gelen, Yueçi kavmi (M. ö. 129) işgal etti. Bu kavimlerden As İran kavmi olup, Pasianoi'ların da EKBiruni'de As'larla beraber zikredilen Becnak ve Sakaraul'ların da, Sakaların bir kısmı olmak üzere, Türk olduğunu ileri sürebiliriz. «Tokhar» ismi muahharen bir İran kavmine ait olduğu malumdur. Tokharista'nın yanındaki Khuttal (qut-oğul, kutuglar kuttalan) ülkesinin hakim tabakası «Bekler» (al-bikiya) halis Türk sülalesi olduğunu biliyoruz; bunun gibi Sırderya mıntakasından kalkıp gelerek Balkh'ın kuzeydoğusundaki ülkeye ve orada yaşıyan İranlılara "kendi ismini veren ilk Tokhalar da, D. FEİST'in zannettiği gibi Uralaltaylılardan olabilir. PLİNİUS'ta Fokhri (yani Tokhri) ismi Thuni (yeni Hun) larla hemen beraber zikrolunmuş olduğundan ben de bu fikri kabul ediyorum. Uygur vesikalarında dört Küşen ulus diye anılan ve Araplarca «Türk aristokrasisi» sayılan Küşan'lar (Küça şehri isminde bu ad Küsen şeklinde geliyor), padişahlarının ismi ve lakaplarında küçlU ve külçur ile birleştirilen isimlerden anlaşıldığı gibi Türktürler. Yueçi'ler ise yine bunlara akraba bir kabile olduğundan Türk sayılmalıdırlar; fakat El-Biruni kadim Kabildeki İndo-Skit padişahlarına Türk yahut Tibetlilerle karışmış «Türk» olarak göstermiştir.

İndo-Skit Greko-Baktria devletini inkıraza uğratan kavimlerin heyeti mecmuasına muasır alimler tarafından verilen bir ıstılahtır.
Artık muhakkak bir Türk kavmi, belki de Oğuz ili Kıpçakların ecdadı olan Hunlar, Çinlilere Hiungnu ismi ile çoktan malam idiler. Bunlarla Çinlilerin Miladdan önce 569 ve 307 senelerindeki çarpışmaları ve bilhassa onların taarruzlarına karşı Çin şeddini bina ettikleri malumdur. Bunların Tümen ismindeki hükümdarlarının oğlu Mete, Miladdan önce 209-174 seneleri. arasında Hun Devletini genişletiyor. Mete, fütuhatları ve teşkilatçılığı sayesinde, tarihin büyük şahsiyetlerinden biri sıfatiyle Çin kaynaklarında yad olunuyor. Oğuz destanlarında Oğuz Han ismi altında zikredilen Türk hükümdarına ait hatıralarda, bu Mete'ye ait hatıraların da olduğu şüphesizdir.

Gerek Hun ve gerekse Yueçi hükümdarları, Yabgu (Çinlilere göre Şenyu) lakabı [146] ile tanınmışlardır. Mete'den sonra hükümet süren Kün-Yabgu (M. ö. 161-126) da büyük fatih ve teşkilatçı bir hükümdar olmuştur. Mete 177 seferinde, batı istikametinde yürüyerek Hazar Denizine kadar gelmişti [147], Miladdan önce birinci asrın son yarısında, Hun hükümdarlarının en parlaklarından olan Huhan-ye ve Çiçi zamanlarında bu devletin kudreti, şimdiki Cungarya ve Kazakistan'dan ibaret olan kuzey-batı kısımlarına kaydı [148]. Bu hal, Avrupa ile Uzakdoğu arasında bozkır yolu ile ticaretin inkişafına sebep oldu. Edil (Volga) sahasında yapılan arkeoloji tetkikatı, Karadenizle Çin arasındaki ticaret yolunun M. ö. 114 senesinde artık işlek olduğunu göstermiştir.

Bu çağlarda Yunanlılardan STRABON (M. ö. 63 - M. s. 19 da yaşamış) ile CL. PTOLEMEUS (M. s. 2 nci asırda yaşamış) ve Latin müelliflerinden Büyük PLİNİUS (M. s. 23-79) ile POMPONİUS MELAE (eserini M. s. 42 de yazmış), Doğuavrupa'da. Edil ve Hazar'ın şarkında, ta Çin (Ser) sınırlarına kadar uzanan sahalarda, ne gibi kavim ve kabileler yaşadığını birebir sayarak bize nakletmişlerdir. Bu gibi menbalarda, Yunanlılara, İranlılar tarafından kendi dilleri damgasını vurarak (mesela Arimasp, Anariak) naklolunan, yahut Yunanca olarak yazılan (Harmototrophi, Hyperbori. Galaktofagae) bu kavim adları ve coğrafi isimler, bugüne kadar, güya daha Milad çağlarında, Türkistan'ın kamilen gayritürk kavimlerle meskun olduğunu isbat zımnında delil ve «sarsılmaz vesika» olarak kullanılırdı. Bugün bu isimler, tarihi menbalarımızda mevcut ve şimdi de yaşıyan uruğ isimlerini ve etnografi kayıtları da gözönünde bulundurarak, tetkik olununca Batıtürkistan'da ve Doğuavrupa'da vaziyete hakim olan göçebe ahalinin Türk olduğunu gösteren vesikalar olmuştur. Gerçekten bu Yunan Latin eserlerinde zikri geçen kabile isimlerinden pek çoğu malum Türk uruğ isimlerinden ibarettir. Mesela Oxianoi = Oğuz, Pasiak (Peştik ve Pesik) = Peçenek, Dahae (Dae) = Adağı, Aday, Camac = Kemak, Uran = Uran, Coman = Koman, Comar — Komar, Kumith = Kümidh, Cam = Kang, Kotier (yahut Kasir) = Khazar, Pisuut, = Bisuut, Matien = Müyten, Derbik = Der-bek, Kirrath = Kirder, Carat = Karat, Argas = Argayas, Tabyn = Tak", Giöynö = Geyne, Khun (Doğuavrupa'da) ve Phun (Ortaasya'da) = Kun (Hun), Sabir = Sabir, (Subar, Suvar), Borsusk = Boruç, Avarin = Avar, Suun = Suvun, Anar = Amar (Yamar) ve ilahiri şeklinde tarihi kabilelerimizin isimleri ile birleştirilip, bu kabilelerden mühim bir kısmının (Oğuz, Peçenek, Kimak, Kümedh, Kumar) uruklarının o zaman Batıtürkis-tan'ın cenubi bölgelerinde yaşamış olduğu isbat edilebiliyor. Bu isimlerden bir çoğunun sonundaki at ve it ekleri cemi edatları olacağına benzediği gibi
. (Asiut = As'lar, Masaget = Askatag(na)da Masak'lar), Azıgart ve Cayıkh (Yayık) isimlerinin bu menbalarda Askat ve Daikh, Uygur kelimesi Oyk-hard, Kaz ismi Kasia, Türk - Turcae ve Nurkae şekillerinde yazdığı görülüyor.

Miladdan 216 senede Hun devletinin merkezi, şimdiki Kazakistan'ın daha garbi kısımlarına, Ural taraflarına intikal etti. Sonra orada, Doğu - ve Ortaavrupa'da büyük Hun - Türk hükümdar ve fatihi Atila'nın 454 senesinde vefatı ile dağılan Batı Hun devleti yaşadı.

Ortaasya'nın şarki kısımlarında ve Moğolistan'da 266-394 seneleri arasında Siyenpi Türkleri hüküm sürüyorlardı. Bunları 394-552 seneleri arasında Avar (Apar, Ibır, yahut Çince (Cucen) kavmi-istihlaf ediyor. Bunların dil itibariyle Moğol olmaları muhtemeldir. Kendilerine nisbet edilen çağan, keza bırangar ve cuvangar şekillerinde okunması faraz olunan kelimeler bunu gösteriyor. Herhalde bu kavmin ismi çok eskiden Türk kavimleri (Subar, Suar ve- Skitler) ile beraber zikrediliyor. Göktürk yazıtlarındaki Apar'lar Yunanlılara Abaris ve Aparitai isimleri altında M. ö. 7 nci asırdan başlayıp malumdu. Siyanpilere ait olmak üzere Çin kaynaklarında zikredilen kelimeler tamamiyle Göktürk ve Uygur şivelerile izah edilebilir. Bu Siyenpilerin şarki Tiyanşanın şarkında yaşıyan Topa ismindeki şubeleri, 238 senesinde Hogut (yahut Huaihu) ismi ile zikrolunuyorlar. Bunlar 4 üncü asrın sonlarında Cungarya ve Şimali Moğolistan'a geçiyorlar ve Tarbagatay dağlarından Orhun havzasına kadar uzayan yerleri işgal ediyorlar. Bunlar, muahharen Uygur ve Tokuzoğuz ismi ile maruz olan kabileler heyetinin ecdadından ibarettir. İşte bu Hogut'ların şarkında Doğu-Mogolistan'da oturan Avarlar, onlara istinat ederek Moğolistan'da ali

hakimiyeti kendi ellerine alıyorlar. Avar kıralları «kağan» yahut «khakan» unvanını taşıyorlardı. Bunlardan da Tolun (394-410), Çoluk Kağan (444464) ve Onaboy Kağan (522-552) nam hükümdarlar, fütuhatları, kuvvet ve teşkilatçılıkları ile maruf olmuşlardır.

Eski Sakaların hükümet sürdüğü orta Tiyanşan'da Usun isminde bir karın», Tneıkur Sakalara komşu bir kavim sıfatiyle, daha Miladdan evvel 3 üncü asır sonlarında, Hun, Yu-e-çi ve sair kavimlerle beraber, tarihte görülüyor. Bunlarda dahi eski Bozkurt ananesi yaşamıştır. Türk rivayetlerine göre Usunlar, tarihte olduğu gibi, bugün dahi bize' iyice malum olan İgrek ve Çigrek (yahut İgrak ve Çıgrak) kabilelerinin ecdadı imiş. Usunlar herhalde muahhar «Göktürklerin» ecdadından bir kısmını teşkil etmişlerdir. Bunların, göçebe olmalarına rağmen, payitaht ve şehirleri vardı. Payitahtları Issık-Göl yanında Yavgu isminde bir şehirdi, ki bu, daha onbirinci asırda bile mevcuttu. Bunlar, önce Hunlara, sonraları Siyenpilere tabi oldular.

Usunlar şarkında doğu Tiyanşan'da bir de Abdal yahut Heptal = Ef-talit [156] denilen bir kavim yaşamıştır, ki Karluk ve Kencine Türklerinin ecdadı sayılıyorlar; bunların Çin menbalarında mezkur diğer isimleri de Hua idi. Heptallar miladi 425 senelerinde kuvvet kesbederek, Garbitürkis-tan'ı ve oradan Amuderya'yı geçerek Yu-e-çi (bu zaman bunların bir kolu olan Kuşanlann) "memleketini ele geçiriyorlar ve Sasani İran ile müsademede bulunuyorlar. Bunların 427 de Sasani hükümdarı Behram ile muharebeleri ve 465 de sasani Feyruz'un bu Abdal = Heptal (Eftalit) lann yardımı He İran tahtına çıktığı hadisesi malumdur. Bunlar Çinlilerle münasebette bulundular ve Hind hududunda da birçok büyük hadiseler yaşattdar, nihayet Pencabı da ele geçirdiler. Paytahtları Balh'ın şarkında şimdiki Kunduz civarında bulunan Varvaliz (yahut Valvalic) şehri olmuştur [157]. Heptal-lar, zikri geçen Usunların ülkelerine de malik oluyorlar ve neticede Usunlar siyasi ehemmiyetlerini kaybediyorlar. Yani Abdal (Eftalit)' ların hakimiyeti, Hindistan hududundan doğudan Khoten, kuzeyden Cungarya hudutlarına kadar uzuyordu.

Yukarıda zikrolunan Hogut (Huayhu) kabilelerinden Fu-fu-la tesmiye olunan bir kısmı, 487 de Avar (Cücen) lara isyan ederek Şarkitürkistan'-daki Beşbalık - Koço hududunda ayrı bir hükümet teşkil ediyorlar ve Abdal (Eftalit) lara tabi oluyorlar [158]; bunlar Uygurların ecdadıdır. Buradaki «Fu-fu-la» kelimesi Uygur sözünü ifade eden Çin işaretlerinden biri olsa gerektir; nasıl ki daha Ptolemeus'da orta Tiyanşan'ın şarkında bir kavme mensup nehir ismi olmak üzere Oykhardis sözü gelmektedir. Bu da «Uygur» olarak okunmaktadır.

Bütün bu zikri geçen kavimlerin ülkelerinde ali hakimiyet, 552 senesinde Göktürlder'e geçiyor. Yukarıda zikri geçen Usunlara kardeş olan Göktürk kabilelerinin asıl vatanı da, yukarıda mufassalan anlattığım gibi, orta Tiyanşan mıntakası, Issık-Göl taraflarıdır. Bunların bir kısmı ihtimal eski çağlarda Ahemen'lere veyahut İskender'in seferleri zamanında ilkin şarka Çin hududunda Şen-si vilayetine, sonra şimale, Altay taraflarına, Yenisey Kırgızları ile komşu yerlere geçmiş bulunuyorlardı. İşte bu Göktürkler 545 senelerinde Cucen (Avar) lere isyan ederek ali hakimiyeti elde ettiler ve az vakit içinde, Avar hükümdarı Onaboy Kağanı mağlup ederek, şarkta Man-çurya hudutlarından garpta Karadeniz sahillerine, cenupta da Hindistan hududuna kadar uzanan yerlere malik oldular ve tarihte malum en büyük Türk devletini kurdular. Memlekette «Büyük hakanlık» rütbesi biraderler arasında yaşlı olana geçtiğinden onun bulunduğu ülke memleketin merkezi oluyordu. Bu husus Göktürklerin Müslüman halefleri olan Karahanlılarda da böyle idi. Bu itibarla bu memleketin merkezi kah orta Tiyanşan, kah Moğolistan'da bulunmuştur. Bunlardan Bumin (yahut Bumun), sonra biraderi İstemi (552-576), Topu (576-581), Şapulyo (= İşbara, 581-587), Tulan (580-600), Tüng-Yabgu (619-630 ve Kutlug Kağan gibi hakanlar marufturlar. İpi Tulu adlı hakan zamanında (653 de) bu memlekete Çinliler girerek musallat olmuşlardı. Şarki Göktürklerin hanı Kutlug-Kagan ve onun veziri Tonyukuk memleketi Çin müdahalesinden kurtardılar. Kutlug'un ahfadı tarafından Orhunda rekzedilmiş büyük yazılı taş ve yazıtları zamanımıza kadar kalmış ve bu yazıtların okunma ve tahlil edilmesiyle Türk tarihi tetkiki yeni bir devreye girmiştir. Bu sülalenin şarkta hakimiyeti oralarda, devletin öteki Hokut (Huay-Hu) yani Tokuzoguz ve Uygarlar eline geçmesiyle sona erdi. Garpta ise bir taraftan yine Çinliler girmiş, diğer taraftan Araplar istila etmeğe başlamış ve Maveraünnehri almışlardı. Bu suretle Türk ve Türkistan tarihinde yeni bir devir, İslam devri başlamış oldu.

Kaynakça
Kitap: UMUMİ TÜRK TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: A. ZEKİ VELİDİ TOGAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ön Türk Tarihi Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron