Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Türklük ve Anadolu

Burada Ön Türk Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Türklük ve Anadolu

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 02:28

TÜRKLÜK VE ANADOLU

Türkiye'nin etnik yapısını değerlendirirken bir kesim aydın ve araştırmacının iki yanlışından biri bu yapıyı "mozaik" olarak nitelemeleri, diğeri ise Türkleri "çok karışık" bir unsur olarak göstermeleridir.

Daha önce de açıklandığı gibi etnik kimlik tanımında geçerli ölçüt "grubun kendi bakışıdır." % 90 gibi bir oranla bilinçli olarak Türklüğü benimseyen bir toplumu "mozaik" olarak nitelemek bilimsel olarak mümkün değildir.
Türklerin "çok karışık" bir unsur olduğu iddiası da bilimsel olarak aynı derecede geçersizdir.

Çok kısa bir dönemi bilinen insanlık tarihi göstermektedir ki, dünyada bugün "karışık olmayan" hiçbir toplum mevcut değildir. Bir asırlık çabaya rağmen antropoloji bilimi bütün toplumlara uygulanabilir standart ırki ölçütler ortaya koyamamıştır. İnsanları dil, renk, boy, kafatası ölçümleriyle tasnif etmek mümkün olmamıştır.

İnsanlık tarihinin çok değil, 5000 yıllık geçmişi incelendiğinde, bugünkü ulus devletlerin egemen unsurlarının hiçbirinin "saflığından söz etmek mümkün olmamaktadır. Dün Roma, Hun, Hitit gibi "saf" bir soy nasıl mevcut değil idi ise, bugün de "saf" bir Alman, Fransız, İtalyan, Arap, İranlı mevcut değildir.

"Karışık" nitelemesindeki yanlışlığın temelinde, bugünün etnik gruplarını hâlâ soy-ırk gibi kavramlarla tanımlama alışkanlığındaki sakatlık yatmaktadır.
Irki mülahazalarla değerlendirildiğinde bir İspanyol, bir İtalyan, bir Fransız, bir Çinli; bir Özbek'ten, bir Kırgız'dan, bir Türk'ten "daha az karışık" değildir. Çok daha karışıktır. Türk unsur rastlanabilecek "en az karışık" unsurlardan biridir.

Bir toplumun etnik yapısını değerlendirirken, bilimsel ölçütlerin objektif uygulanma prensibini inkar ederek, çifte standartlı tanımlara yönelmek tesbitlerin evrensel geçerliliğini ortadan kaldırdığı gibi o toplumun varlığına yönelik tehlikeleri etkin kılma fırsatlarına da zemin hazırlar.

Türkler Anadolu'ya adım attıkları günden bu yana Batı'nın en acımasız, topyekün saldırısına maruz kalmış bir millettir. Bugün de saldırı aynı acımasızlıkla sürdürülmektedir. Batı için "şark meselesi" bitmemiştir.

Maddiyat ve çıkarı bir yaşam felsefesi, tavizsiz bir politika temeli olarak asırlarca adeta genetik bir nitelik olarak kuşaktan kuşağa aktarmış olan Batılı, Türkiye kuşatmasını bu ülke kayıtsız şartsız denetlenebilir bir "bölge" haline getirilinceye kadar sürdürecektir.
Batı, Türkiye'yi zaafa uğratacak olan P.K.K. ise P.K.K.'nın yanında, irtica ise irticanın yanında, diktatörlük ise diktatörlüğün, çifte standartlı demokrasi ise o demokrasinin yanındadır.

Türklük ve Anadolu başlıklı bir bölüm içinde yukarıdaki konulara değinilmesi amaçsız değildir.
Çünkü bizler, Türklüğü de aynı Batı'nın empoze ettiği bir çerçevede tanımlamaya yönlendirilmiş bir toplumuz.
Öz kaynaklarına inilerek, objektif bir yaklaşımla incelendiğinde Türklük anıtsal bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün Türklükle ilgili bilimsel veriler, bir Batı ülkesinin kendi gerçekleri olsa çok farklı değerlendirilirdi.
Gerek "milli" bir kültür politikasının bulunmayışı, gerekse eğitimin yetersizliği nedenleriyle bizler ne Türk ne de Türklük hakkında fazla bilgi sahibi değiliz.

Kimdir Türk? Anadolu'daki, Ön Asya'daki Türk varlığının derinliği nedir?
Çin kaynakları Türklerden söz eden ilk belgeler olarak kabul edilmiştir. Çinliler doğu Hunlarından bahsederken CONG ve TIK adlı iki Türk kavmi hakkında geniş bilgi vermişlerdir. Edhanson ve De Groot gibi bilim adamları da Türk sözünün Çince'deki telaffuzunun Tık (Tirk) olduğunu belirlemişlerdir. Tirk'lerin ortaya çıkışı M.Ö. 1582 olarak kabul edilmektedir.

Gyula Nemeth ve R. Rasonyi de Türklerin anayurdu olarak Orta Asya'nın batısındaki Aral gölünün kuzeyini belirlemişlerdir.2 Bugün artık Türklerin Orta Asya'dan çıkarak pek çok devletler kurduktan sonra Oğuz boylan olarak 1071'de Anadolu'ya yerleşmeye başladıkları bilinmektedir.

Ancak Oğuzlar Anadolu'ya en son gelen Türklerdir.
Bölgedeki Türk varlığı çok daha öncelere dayanmaktadır. Romalı yazar Pomporıius Mela M.S. 43 senesinde yazdığı De Situ Orbıs adlı eserinde TURCAE (Türk) isimli kavimden söz etmektedir. Yine Roma'lı Plinius M.S. 23-79 yılları arasında yazdığı Histoire Natur adlı eserinde Sakalar'la ilişkilendirilen Sarmat ırkına mensup kavimler içinde TYRCAE'leri de saymaktadır.

Saka Türklerinin M.Ö. 7'nci yüzyılda Doğu Anadolu üzerinden Zagros'a (Irak-Iran) kadar inip, Medleri yıkarak 28 yıl bölgede hüküm sürdükleri bilinmektedir.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE'NİN ETNİK YAPISI
Yazar: Ali Tayyar Önder
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ön Türk Tarihi Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir