Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Orta Asya'nın Tarih Öncesi

Burada Ön Türk Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Orta Asya'nın Tarih Öncesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 21:33

ORTA ASYA'NIN TARİH ÖNCESİ

Önceki bölümde sınırlarını çizdiğimiz Orta Asya'nın tarih öncesi (prehistoria' devirleri hakkındaki bilgiler nelerdir? Burada Türk kültürünün izleri nerelerde ve hangi zamanlara kadar inmekteydi?

Orta Asya'nın ilk devirlerde bir iç denizle dolu olduğu Karadeniz, Hazar denizi, Aral gölü, Balkaş ve Isığ gölünün, ayrıca büyük çöllerin bu denizin artığı olduğu hakkında iddialar bulunmaktadır. Himalayalar üzerinde balık iskeletlerin, Sibiryada donmuş mamutların bulunduğu iddialar arasındadır. Buna göre Orta Asya'nın eski devirlerde değişik bir iklim yaşadığı, daha sonra kuraklık sebebiyle büyük Türk göçlerinin başladığı ileri sürülmektedir. Bu görüş bilhassa Cumhuriyetin ilk yıllarında oluşturulan tarih ve dil teorileriyle yaygınlaşacaktır.

Ord.Prof. Şemseddin Günaltay, Orta Asya'nın kuruduğuna dair delilleri şöyle sıralıyor:

a - Tektonik ve Jeolojik deliller:

Doğu ve Batı Türkistan'ın 4. jeoloji zamanında çöktüğü, Himalayaların yükselmesiyle İç Asya'nın çukurlaşmaya ve denizden ilişkisinin iyice kopmasıyla kurumaya başladığı ifade ediliyor..

b - Paleontolojik deliller:

Vaktiyle Aral, Hazar hatta Balkaş'ın birleşmiş olduğu, Tarım havzasının bataklık olduğu ifade ediliyor.

c - Morfolojik deliller:

Bugün içinde hemen hemen su bulunmayan İç Asya vadilerinin şekillerine bakılırsa, bu ölçüde vadilerin açılabilmesi için pek fazla miktarda sular geçmesi gerektiği düşünülüyor. Bu da buzullar devrinde olabilir. Daha sonra sular çekilmiş, göller küçülmüştür.

d - Hidrografik deliller:

Göllerin daralması, ırmakların göllere ulaşamaması derin ırmak yataklarının bulunması buraların sularının çekildiğinin işareti sayılıyor.

e - Glasiyolojik deliller:

Dağlardaki buzulların en alt seviyelerinin evvelce 400-500 m.daha aşağılarda olduğu anlaşılıyor. Buzullar devrinde yüksek dağlar üzerinde buz şeklinde daha çok miktarda su depo edilmiş bulunuyordu, iç Asya'yı akarsular şeklinde besleyen bu su kuleleri yavaş yavaş eriyerek bölgeye daha az su göndermeye başladılar. Bu suretle de kuraklık arttı.

f - Klimatolojik deliller:

İç Asya'nın bazı yerlerinde, özellikle batı kesiminde buharlaşmanın, yağıştan fazla olduğu ve bu bölgelerin yavaş yavaş kuraklığa gittiğinin kesinlikle görüldüğü ileri sürülüyor.

Yoğun tarım faaliyeti yapılan arazilerde zamanla o toprağın tuzlu bir tabaka ile kaplanması ve besleyici unsurların yok olması kuraklık ve göç nazariyesini destekliyor. Hindistan'ın, Pencab eyaletinde yoğun sulama uygulamış olan dört bin yıl öncesine ait bir uygarlığın izleri görülüyor. Bugün orada Harappa gibi yüzeyde etrafı tuz birikintileriyle çevrili eski şehirlerin kalıntılarına rastlanmaktadır. Orta Asya'daki durum da aynı şekilde değerlendirilebilir. Savaş ve istilalar yanında yeraltı sularının yükselerek toprağın tuzlanması ve besleyici niteliklerini kaybetmesi göçlere yol açıyor... Fakat bu faraziyeler bölgenin en eski coğrafyasına aittir. O devirdeki toplumların kimliğini elbette açıklamaz.

Türkistan'ın en eski kültür merkezi neresiydi? Burada Türk kültürünün izleri nelerdi?
Rafael Pumpelly tarafından Anav'da yapılan kazılar ve güney Sibiryada Lopnor bölgesinde yapılan kazılardan tarih öncesi devirlerde Orta Asya'nın kuvvetli bir neolitik ve kalkolitik kültürsahası olduğu anlaşılıyor. Lopnor'da yapılan araştırmalar, Sarzec, J.de Morgan, Wolleygibi ünlü arkeologların yakın şarkta, Sir John Marshall heyetinin Hindistan'da, arkelog S.G.Anderson'un kuzey Çin'de yaptıkları kazılar sonucu, bütün bu eski neolitik medeniyetlerle, Anav kültürünün aynı kaynağa bağlı bulundukları anlaşılmaktadır. Fakat Anav kültürünün yaratılmasında Türklerin rolü henüz kesinlikle aydınlatılmış, değildir.

Anav'da yapılan kazılardaki arkeolojik belgeler bir iddiaya göre M.Ö. 4500 bir iddiaya göre M.Ö. 9000 yıllarına kadar inmektedir. Burada yakılmış ceset kalıntılarının üzerinde bulunan yuvarlak (brakisefal) kafalar, yine Türkmen el işlerinde görülen örnekler ve onlarla ortak çizgiler gösteren seramikler bulunmuş ise de bunlar o kültürü yaratanların milliyetini tespit etmeye ve bunları Türklerin malı olarak kabul etmeye yeterli görünmüyor. Fakat bu kültürü, Orta-Asya'ya M.Ö. 2000-1500'lerde gelen Ari'lere(Hind-Avrupalı kavimler) mal etmek de mümkün değildir.

Orta Asya'nın Taş devirleri hakkında ise kurganlardan bilgi ediniliyor; Altaylarda ve Orhun bölgesinde Kaba Taş devrine (Paleolitik devir) ait belgeler bulunmuştur. Fakat esas bilgiler Cilalı Taş devrine (Neolitik devir' aittir. Altaylardaki Kuyum kurganı bu hususta bilgi vericidir; kurgan Katun nehri kenarındadır. Kurganın ağzında ok uçları ve kemik kalıntıları bulunmuştur. Bu tabakanın altında 20 cm. kalınlığında ham toprak tabakası, onun altında da neolitik devre ait çakmak taşları ve kazıma aletleri görülmüştür. Kaplar uzunca ve tabanları sivrice idi. (1S6' Altaylarda Çudatskaya dağlarındaki Barnaul buluntuları ise Kay um kurganındakilerden daha eski bir karaktere sahipti. Burada bir kadın cesedi, boynuzdan eşya, yirmi kadar çakmak taşı bulunmuştu. Toprak kap bulunmamıştı.

Yan Ulagan kurganındaki buluntularda, Altay dağlarının yüksek kısımlarında aynı adı taşıyan bir nehir kayısında ortaya çıkarılmıştır. Buradaki buluntuların Çudatskaya kurganlarından daha yeni olduğu anlaşılıyor. Toprak kaplara rastlanmıyor. Buradaki iskeletlerden beyaz ırkın varlığı anlaşılmıştır.

Kazakistan'da Aul Kanay bölgesinde de paleolitik devre ait eserler bulunmuştur. Bu bölgedeki paleolitik buluntulara rağmen Andronovo çağından eski bir kültür tespit edilememiştir.

Orta Asya'nın tarih öncesinde ise bazı kültür havzaları tespit edilmiştir: M.Ö. 3000 yıllarında güneyde, Amu-Derya deltasında ve Harezmde "Kelteminar Kültürü" diye adlandırılan bir kültür ortaya çıkar. Anav kültürünün buna etkileri sezilmektedir. Bu kültürün sahipleri balıkçılık ve avcılık yapıyorlardı. M.Ö. III-II binlerde batı Sibirya'da "Afanasievo Kültürü" denen bir devir görünür. Tunç devri ile ilgili bilgiler vermektedir.

M.Ö. 2000'lerde de adını Yenisey havzasındaki bir şehirden alan "Andronovo Kültürü" görülür. Bu kültür Ural nehri ile Balkaş gölü, İrtiş nehri boyları ve Obi nehrinin baş kısımlarında yayılmıştı. Bu sahada yaşayan kavimlerin başta at, inek ve koyun olmak üzere çok miktarda ehil hayvan besledikleri, başta bronz olmak üzere madenciliğin de gelişmiş olduğu biliniyor. Bu kültürün mensupları Altaylarda ve Tanrı dağlarında Hun dönemine hatta Göktürk çağ'ına kadar gelmişlerdi.

Daha sonraki yüzyıllarda, M.Ö. 1200-700'terde Yenisey nehrinin baş kısmında "«araştık Kültürü", M.Ö. 700-1000 arasında Minusinsk bölgesinde adını Togar şehrinden alan "Togar Kültürü" ortaya çıkar. Bunların da eski Türk kültürü ile ilişkileri olduğu muhakkaktır.

M.Ö. 2000'lerden sonra da Andronovo kültürünün alanı olan Altaylardaki ırkın değişmediği görülür. Brakisefal ve savaşçı-göçebe bir kavme ait olan bu kültür batı Sibirya ile bağlar göstermeye başlar. Harezm de bu çağda Orta Asya'nın ortak kültürü sayılan Andronovo kültürü çevresinde girmişti.

M.Ö. 1.binlerde Altaylarda hala Andronovo kültürü etkili şekilde görülür. Halbuki o sıralarda Karasuk kültürü ortaya çıkmaktadır. Tanrı dağları ve Çu vadisi Altay kültür çevresine tamamen girer. Halbuki buralar daha çok Çin ile temas halinde idiler, Baykal gölü sahilleri de daha çok Moğolların vatanı idi. Bu devrede Çin'de Türk kültür çevresinin etkisiyle hayvan üslubunun doğduğu görülmektedir.
Doğu Asya'da Moğol kültürünün yanında Tunguz kültürü doğarken, onların batısında doğan kültür avcı ve çoban kültürüydü. Moğol ve Tunguzlar ise avcı ve sonradan çoban-göçebe idiler. En önemli hayvanları da sığırdı. Halbuki bu proto-Türk kültürü ziraatla da uğraştığı gibi en önemli hayvanı attı. Porf.VV.Eberhard bu kültürün sahipleri için "Bu kültürü Çin sınırlarına getirenlerin Türklerin ataları olduğuna şüphe yoktur.'diyor.

Bunların ilk göründükleri zamanlarda bile, sonradan taşıdıkları vasıflara sahip olduklarını söyleyerek Prof.Bahaeddin Ögel'in ifadesini kuvvetlendiriyor.
Görüldüğü gibi Andronovo kültürü Orta Asya'da bir Türk kültürü havzası oluştururken etkisini de Doğu Asya'ya kadar uzatmıştı. Burada doğan diğer kültürler, Proto-Tibet kültürü(basit koyun besleyicileri', Liao kültürü (İlkel avcılar. Yay'ı bile bilmiyorlardı.) ve Tai kültürleri arasında en kuvvetlisi bu proto-Türk kültürüydü.

Altay bölgesinin, beyaz ırktan olan eski toplumunu hala korumasına rağmen Yenisey bölgelerine Mongoloid bir ırk yerleşmeye başlamıştı. Altay, Sayan bölgesinde ise kısmen yerleşik ve ziraatçi kısmen konar-göçer olarak yaşayan beyaz ırktan insanlar Türklerin atalarıydılar.

Kaynakça
Kitap: Tarihte Türkler ve Türk Devletleri
Yazar: Nuri Yazıcı
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Ön Türk Tarihi Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir