Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Göbeklitepe ve Ön Türkler

Burada Ön Türk Tarihi hakkında konular bulabilirsiniz

Göbeklitepe ve Ön Türkler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 25 Nis 2015, 17:28

GÖBEKLİTEPE Anadolu'nun TÜRK YURDU olduğunun ve Tarihin Türklerle başladığının İSPATIDIR

11 Ekim 2014, 04:17

Somuncuoğlu, Tarcan birlikteliğinde: GÖBEKLİTEPE GERÇEĞİ!

Değerli dostlar,


Son yıllarda internet ortamında sıklıkla dolaşan bir "slide show" var, Şanlı Urfa'daki Göbekli Tepe'de bulunmuş olan yerleşim bölgesi. Buradaki anlatımların sonlarına doğru, bölgede rastlanan kaya, vs. üzerine kazınmış olan resimlerin TEVRAT ve İNCİL'DEKİ karşılıkları verilir, buraların "VAAT EDİLEN TOPRAKLAR" olduğu algısı yaratılırken, beraberinde de bu yörede Kürtlerin yaşamakta olduğu vurgulanır… Bölgenin aidiyeti konusunda kafalarda sorular yaratma amaçlanır.

Oysa rahmetli Servet Somuncuoğlu'nun eşsiz çalışmalarıyla belgelediği olağanüstü kitaplarındaki bilgileri, kendisindeki bilgilerle bir araya getiren çok önemli değerimiz Halûk Tarcan'ın konu hakkında aşağıdaki bilgilendirmelerini hepimiz öğrenmeli ve paylaşmalıyız.

Dostlukla,
Lâle Gürman

* * * * * * * * *

Değerli Halkımıza Bildiririm

Değerli araştırmacımız Servet Somuncuoğlu'nun, Kırgızistan Saymalıtaş vadisinde kaya resimleri üzerindeki çalışmalarında ortaya çıkardığı bir PLANIN, Alman arkeologların GÖBEKLİTEPE'DE bulduğu ve tarihlediği YERLEŞIM YERININ PLANI OLDUĞUNU araştırmalarım sonucunda belirlemiş bulunuyorum.

Bu bulgumu tüm dünyaya ve Batı tarafından daima ezilmiş olan halkımıza bildirmekten şeref duyarım.

Soldaki resimde gördüğünüz, M.Ö.13binlere tarihlenen Ortaasya'daki Saymalıtaş vadisindeki kayaya işlenmiş PLANIN, sağdaki resimde, M.Ö.11binlere tarihlenen Anadolu’daki GÖBEKLİTEPE’DE GERÇEKLEŞMİŞ OLDUĞU GÖRÜLMEKTEDİR.

Bu konuda ayrıntılı geniş makalem Saygın Hûlki Cevizoğlu’nun Popüler Bilim dergisi için hazırlanmıştır.
Yayınını bekliyoruz.

Saygılarla bildiririm.
Halûk Tarcan
CNRS Paris
05.10.2104


***

TÜRK’ÜN VAROLUŞU… ATATÜRK’TEN

(Atatürk 'e ait el yazısı metindir)


Bu memleket,dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin(seçkin varlığın) yüksek tecellisine(belirmesine), yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 BİN SENELİK, en aşağı, bir TÜRK beşiğidir.

Beşik, tabiatın rüzgârlarıyla sallandı; beşiğin içindeki çocuk, tabiatın yağmurlarıyla yıkandı; o çocuk doğanın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvelâ korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası tanıdı; onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat çocuğu, tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; TÜRK oldu.
TÜRK BUDUR: Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan GÜNEŞTİR.

(Kaynaklar;
Bu metni dün akşam(29.11.2007) bir arkadaşımdan aldım. Altında (19–180 Mustafa kemalAtatürk) yazmaktaydı. İnternette yaptığım araştırmada (19–180) ifadesinin neanlama geldiğini bulamadım(Bilenlerin paylaşmasından memnun olurum). Ama metnerastladım ve aşağıdaki kaynakları buldum;

1-Metin, Türkiye CumhuriyetiAtatürk Araştırma Merkezi Başkanlığının resmi sitesinde ( http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=F ... cerikNo=54)yer almakta olup, altında şu açıklama vardır; Türk'ün Tarifi (Hikmet Bayur'un verdiği vesika), Millet Dergisi, Sayı: 116, 1948, s. 10-11)

2- Hilmi Yücebaş, Atatürk’ün Nükteleri, Fıkraları,Hatıraları, s.4, 1963, Türk’ün Tarifi (Hikmet Bayur’un verdiği vesika),

3-Yusuf KOÇ ve Ali KOÇ un yazdığı, "tarihi gerçekler ışığında belgelerle MUSTAFA KEMAL ATATÜRK" adlı kitabın1. sayfasında da vardır ve yazının altında şöyle yazılıdır; Türk'ün tarifi(Hikmet Bayur'un verdiği vesika),; Hilmi Yücebaş,Atatürk'ün Nükteleri,Fıkraları, Hatıraları,s.4, 1963))

Atatürk 1936'da Türk Tarih kurumumuna masrafını cebinden(500lira) vererek, Alacahöyükteki kazı çalışmalarını başlatmıştır. Kuruma gönderdiği mektubunda yukarıdaki metinle beraber,

"Tarih kurumumuzun Alacahöyükteki çalışmaları, 5500 senelik maddi Türk tarih belgeleri, cihan kültür tarihini yeni baştan taktik ve tamik ettirecek mahiyettedir." sözleri de yer alır. Fakat bulunan yazıtlar,o yıllarda okunamadığı için, oradaki yerleşimlerin MÖ 4000–3000 yıllarında başladığı, çok sonraları anlaşılmış ve Atatürk’ün öngördüğü 5500 yıllık uygarlık, gecikmeli olarak da olsa doğrulanmıştır.

Mustafa Kemal Atatürk 1930'luyıllar boyunca yaptığı çeşitli konuşmalarda Türk Tarih Tezi'ni bizzat desteklemiştir. Örneğin,
"Bu memleket tarihte Türk’tü, o halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır." sözüyle,
ANADOLU'DA ESKİDEN BERİ YAŞAMIŞ BÜTÜN HALKLARIN TÜRK OLDUĞUNU belirtmektedir.


"Anadolu 7000 yıllık Türk beşiğidir" sözü de Anadolu'da Türklerin varlığının Malazgirt Savaşı'ndan çok öncelere dayandığı anlamını taşımaktadır.
Anadolu'nunen eski halkları Atatürk'e göre Türk'tür.

"Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu,Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherindamarlarıdır." sözleriyle de Atamız, TÜRK’Ü, denize dökülen ana nehir gibi, Laz, Kurt, Çerkez,Ermeni, Rum vb. etnisiteleri de onehri birleşerek oluşturan dereler,çaylar gibi görmüştür. Atatürk'ün Türklüğü bu şekilde yorumlayışı hem ezoterik öğretilerle hem de günümüzün Sosyal(Toplumsal) Psikoloji biliminin ilkeleriyle tamamen uyumludur.

Atatürk'ün bu inancını kendi yazdırdığı şu şiirde de görebiliriz;
. . . .

OĞUZ OĞULLARI

Gafil hangi üç asır, hangi on asır,
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu.

Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin.
Aydınlıkta karaltı, karaltıda şafak,
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.

Asya’nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa’nın Alplerinde Oğuz torunları.
Doğudan çıkan biz, Batıdan yine biz.
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz.

Hep insanlar kendilerini bilseler,
Bilinir o zaman ki hep biziz.
TÜRK SADECE BIR ULUSUN ADI DEĞIL,
TÜRK, BÜTÜN ADAMLARIN BIRLIĞIDIR.


Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri!
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde
Dünya o zaman görecek hakikat nerde, hakikat nerde?
. . . .

Atatürk bu şiiri 1932 yılında İsmail Habib Sevük'e dikte ettirmiştir.
Kaynak: Hacı Angı, Çocuk Gözüyle Atatürk, 4.Baskı, Angı Yayınları

Yine Atatürk’e ait asagıdaki ifadeler, oldukça düşündürücüdür;

“TÜRK Bir Milletin Değil, BÜTÜN ADAMLARIN BİRLİĞİDİR.

TÜRKÜN VARLIĞI, buköhne âleme yeni ufuklar açacak. GÜNEŞ ne demek, o zaman görülecek.
Bu karmaşık islerin içinden yükselebilmek için, bize DİRİLİK gerekir. Diri YALNIZ TÜRK MİLLETİDİR. BİRLİK onunla beraber yürür. Birliği ortaya koyan da TÜRK’TÜR. Dilediğine ne olduğunu anlatan da Türk’tür.

ÇALISALIM..”

Atatürk Kültür, Dil TarihYüksek Kurulu, Atatürk Araştırma Merkezi yayınları, ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE sayfa 540(1992)

Dikkat ederseniz, HER ÜÇ YAZIDA ANLAM OLARAK BİR BÜTÜNLÜK VARDIR.

Üstelik “TÜRK Bir Milletin Değil, BÜTÜN ADAMLARIN BİRLİĞİDİR” cümlesi ile “GÜNEŞ” kelimesi yazıların ikisinde aynen kullanılmıştır. Atatürk’ün başka konuşmalarında da gecen GÜNEŞ önemlibir sembol olup, Mu uygarlığında da çok önemlidir.(“Güneş Kültü” yazıp googleda arama yapınız)

2002 yılında Hulki Cevizoğlu'nun programına katılan Kâzım Mirşan (Türkolog,dilbilimci ve tarihçi) TÜRKLERİN EN AZ16.000 YILDIR YAZDIĞINI, alfabenin temelinde Türkçe'nin olduğunu, MISIR, AVRUPA GİBİ BÜYÜK MEDENİYETLERİ TÜRKLERİN KURDUĞUNU elindeki yazıtlara dayanarak ortaya koymuştur. Atatürk de aynı inanca sahip olmalıdır ki, Türk Tarih Tezi'nde dile getirilen göç hareketleri ve "Kayıp Kıta Mu" efsanesi arasında bir bağlantı kurulabileceğini düşünmüş Tahsin MAYATEPEK'İ, Türkçe ile Maya dili benzerliğinin araştırılması için Meksika’ya elçi olarak atamıştır. Efsaneye göre Büyük Okyanus'da, Asya ve Amerika kıtaları arasında bulunan ve Avustralya'nın iki katı büyüklüğünde olan Mu Kıtası 70 bin yıl önce batmıştır. Atatürk, Türk halkının ve dilinin Mu kıtasından dünyaya yayılmış olabileceğini düşünmüştür. Örneğin Tahsin beyin soyadındaki “TEPEK” kelimesi Maya dilinde “TEPE” anlamına gelir. Bence de bu bir tesadüf olamaz. İnancıma göre, çok okuyan Atatürk aynı zamanda bir takım sezgilere ve hatta bazı ezoterik(gizli) bilgilere sahiptir.

TÜM BU BİLGİLER IŞIĞINDA, ATATÜRK’Ü FANATİK, ŞOVEN BİR MİLLİYETÇİ OLARAK GÖRMEK, SÖZLERİNİ ABARTILI ÖĞÜNMELERİ OLARAK NİTELEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.

Hepimiz bu sözlerdeki saklıanlamlar üzerinde düşünmeliyiz.

Sevgilerimle.

Tuncay Erciyes
30 Kasım 2007


***

Haluk TARCAN'ın KİTAPLARI:

Kitap 1: SAYMALITAŞ, Evrensel Uygarlıkların Çatısı:


Ön-Türk kültürünün Avrupa'dan, Kanada ve Amerika'ya yayılışı. Kaya resimleri, damgalar. Yazının burada - olası icadı, tekerleğin icadı, geyik, at, köpeğin evcilleştirilmesi. Orta Asya kişisi nereden geldi? Qara-Tau kültürü, yazının doğuşu, damgalar, Ön-Türk Devletleri, Doğu Asya, Çin, Kore, Japonya, Baktriyan, Uşunguy, Quşhan devletleri, SAYMALITAŞ, geyikler, ruhlar, geyik taşlar, mezar/tapınaklar, Dikilitaşlar, Kaybolmuş Kıtâ UM(Mu), Atlantis, Piramitler, Mumyalar...

Kitap 2: Dünya tarihini değiştiren ÖN-TÜRK KÜLTÜRÜ:

Uygarliklar su kenarında doğarlar, Qara-Tau kültürü (milyon yıl), Gök, Güneş, Ateş kültleri, tek Tanrı kavramının doğuşu, Hıristiyanlığın doğuşu, Türkçe ilk dil, oququ-pultlar,Hint-Avrupa dilleri teorisinin iflâsı, ilk devletler, Bir- Oy Bïl, At-Oy Bïl, Türük Bïl, göçler vb.

Kitap 3: ANADOLU'NUN ESAS SAHİPLERI ÖN-TÜRKLER:

Anadolu'ya M.Ö.13binde yazı sahibi olarak Doğu'dan, 6binde Trakya üzerinden giriş, kaya resimleri, Doğu Anadolu'da yoğunlaşmış kaya üstü ve mağara yazıtları, Ahtamar adası, Trabzon, Uw-On'lar, İlk Ön-Türk devleti "Oy-Urum Atın", Bizans, Astan-Bolıq, Troya, Limni, Likya, Zümran(İzmir), Batı Anadolu, Beyce Sultan, Midas, Beldibi, Side, Kıbrıs, Urartular, Hurlar, İskitler, Hattiler, Hititler, Maitanni'ler, vb... Ön-Türkçe'nin etki alanı, Girit yazılarının okunması, Girit yazıtları, Göbekli tepe heyecanı, kuramsal Hint-Avrupa yazısının çöküşü...

Kitap 4: KÖKENİNDEKİ ÖN-TÜRK KÜLTÜRÜNÜ BİLMEYEN BATI:

Başlarken, QARA- TAU Kültürü, Tanrı'ya aşma, göçmen/ göçebe ayırımı, vb. Fransa mağaraları, Portekiz, Fenike yazısının kökeni, Qamunlar( İtalyan Alpleri), İsviçre, Avusturya, Etrüskler, "Lâtin alfabesi Etrüsk alfabesidir", Roma'nın kuruluşu, seçim, Demokrasi, egemenlik ulusundur Yuğ-sen/ Roma hukuku, pusulanın icadı, Greko Romen güreş, Doktorluk, Roma'nın Etrüsksüzleştirilmesi, Glozel (Oduq Ël), Basqlar, İskandinavya, Makedonya, Ök-Ërikler (Grekler), Pelaçlar, İngiltere(İngilizce), İrlanda, Grönland,Amerika'nın Türkler tarafından (-600-300 arası keşfi, bitirirken, Batıya acıyınız.

***
GÖBEKLİTEPE HAKKINDA BİLGİ:

Göbeklitepe Arkeolojik Alanı, Şanlıurfa kent merkezinin 18 kilometre kuzeydoğusunda, Örencik Köyü yakınlarındadır. Alan 1963 yılında, İstanbul ve Chicago Üniversitelerinin ortaklığıyla gerçekleştirilen bir yüzey araştırması sırasında keşfedilmiş ve “V52 Neolitik Yerleşimi” olarak tanımlanmıştır. Alanın gerçek değeri, 1994 yılından sonra başlatılan kazı çalışmaları ile ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonrasında, Göbeklitepe’nin 12000 yıl öncesine uzanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır.

Çapları 30 metreyi bulan yaklaşık 20 yuvarlak ve oval yapının ortasında 2 adet “T” biçimli, 5 metre yüksekliğinde, kireçtaşından bağımsız sütun yer almaktadır. Yapıların iç duvarlarında da daha küçük sütunlar bulunmaktadır.

Göbeklitepe ile ilgili bahsi geçen bilimsel veriler, arkeoloji çalışmalarında neolitik dönemle ilgili kuramsal çerçevenin ve tarihlendirmelerin yeniden değerlendirilmesini gerektiren önemli bilgiler vermektedir. Göbeklitepenin, konumu, boyutları, tarihlendirilmesi ve yapılarının anıtsallığı ile Neolitik dönem için ünik bir kutsal alan olduğu anlaşılmıştır. Alan, 12000 yıl boyunca doğal çevresi içinde dokunulmadan kaldığından önemli arkeolojik buluntu vermektedir.

[yenilink]https://tr-tr.facebook.com/notes/tuncay-erciyes/göbeklitepe-anadolunun-türk-yurdu-olduğunun-ve-tarihin-türklerle-başladığının-is/10154784955495201[/yenilink]
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Göbeklitepe ve Ön Türkler

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Haz 2015, 21:57

Göbekli Tepe, Sümerliler ile AYNI İNSANLAR ve Orta Asya'dan(Kırgızistan dahil) Anadolu'ya göçeden Proto Türkler'in Temsilcileridir

SO, THE PROTO TURKS FROM CENTRAL ASIA MIGRATED BETWEEN 13.000 - 11.000 BCE FROM AROUND THE ANCIENT KYRGYZSTAN REGION IN CENTRAL ASIA TO THE ANATOLIAN REGIONS IN TÜRKİYE AND OTHER MEZOPOTAMİAN REGİONS. THE GÖBEKLİ TEPE PEOPLE ARE JUST LIKE THE SUMERIANS PROTO TURKS. SINCE THE SUMERIANS SPOKE A PROTO TURK LANGUAGE, IT MEANS THAT THE NATIVES OF ANATOLIA WERE THE PROTO TURKS. ALL CULTURES BETWEEN THE PERIOD OF GÖBEKLİ TEPE AND THE SUMERIANS ARE OF PROTO TURK ORIGIN.


Göbekli Tepe, is an archaeological site at the top of a mountain ridge in the Southeastern Anatolia Region of Turkey, approximately 12 km (7 mi) northeast of the city of Şanlıurfa. The tell has a height of 15 m (49 ft) and is about 300 m (984 ft) in diameter. It is approximately 760 m (2,493 ft) above sea level. It has been excavated by a German archaeological team that was under the direction of Klaus Schmidt from 1996 until his death in 2014.

Schmidt engaged in some speculation regarding the belief systems of the groups that created Göbekli Tepe, based on comparisons with other shrines and settlements. He assumed shamanic practices and suggested that the T-shaped pillars represent human forms, perhaps ancestors, whereas he saw a fully articulated belief in gods only developing later in Mesopotamia, associated with extensive temples and palaces. This corresponds well with an ancient Sumerian belief that agriculture, animal husbandry, and weaving were brought to mankind from the sacred mountain Ekur, which was inhabited by Annuna deities, very ancient gods without individual names. Schmidt identified this story as a primeval oriental myth that preserves a partial memory of the emerging Neolithic. It is also apparent that the animal and other images give no indication of organized violence, i.e. there are no depictions of hunting raids or wounded animals, and the pillar carvings ignore game on which the society mainly subsisted, like deer, mainly in favor of formidable creatures like lions, snakes, spiders, and scorpions.

The imposing stratigraphy of Göbekli Tepe attests to many centuries of activity, beginning at least as early as the epipaleolithic period. Structures identified with the succeeding period, Pre-Pottery Neolithic A (PPNA), have been dated to the 10th millennium BCE.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Ön Türk Tarihi Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir