Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kethüdalar

Bozuluş Türkmenleri

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Kethüdalar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 15 Ara 2010, 04:06

Kethüda

Konar-göçer aşiretlerin her birinin başında bulunan idareciye Kethüda denilmekte idi. Kethüdalar, Boy Beyi'nden farklı olarak sadece uhdelerinde bulunan cemaatin -veya cemaatlerin- idari sorumluluğunu üstlenmişlerdi. Bozuluş Türkmenlerinde Boy Beyi, boyu meydana getiren aşiretlerin en büyüğü içinde seçilirken, kethüdalar her aşiretin kendi içinden seçilmekteydi.

Kethüdalar da Boy Beyi'nin tayininde olduğu gibi aşiret ihtiyarlarının arzusu, Boy Beyi ve voyvodanın hükümete arzetmesi ve hükümetin de onaylaması ve berat göndermesi ile tayin olunmaktaydı.

II.Selim zamanında tertip olunan defterde, Bozulus'un Kanuni Sultan Süleyman devrinde tahririni yapan Musa Ağa'nın 150 kethüda yazdığını kaydediyorsa da burada ancak 122 kethüda tespit olunabilmektedir. Bu kethüdaların sahip oldukları koyunların 300 adedi vergiden muaf tutulmuştu. Kethüdaların sayısının fazla olduğu ve bu yüzden padişah malına zarar geldiği gerekçesiyle indirime gidilmiş 93 kethüda görevden alınmış, 63 kişi yeniden tayin edilmiştir. Defterde yazıldığından ziyade kethüda tayin edilmemesi gerektiği de öngörülmüştü. İlk tahrirdeki bütün muafiyetler kaldırılırken eski tezkirelerin de hükmü kaldırılmıştı.

Kethüdalık babadan oğula veya kardeşe geçebiliyordu. Ancak bu hallerde kişinin güvenilir, vazifeye layık ve vergi toplamaya muktedir olması gerekiyordu.
Kethüdaların temel vazifesi, vergi toplamak, uhdelerinde bulunan aşiretlerin nizamını sağlamak, tahririn yapılacağı zaman eminlere yardımcı olmaktı. Bazı hallerde sipahi kayd olarak savaşa da gidiyorlardı. Bu takdirde, özellikle vergilerin toplanmasında müşkilat çıktığından, kethüdalık görevi başkasına veriliyordu.

Aşiretlerin en fazla yakındıkları meselelerden biri bazı kethüdaların vergi toplarken usulsüzlük yapmaları, peşkeş, havalelik, kethüda hıdamiyyesi gibi çeşitli adlar altında para tahsil etmelerinin yanı sıra ev basarak, yol keserek aşiretlere zulm etmeleri idi. Hatta bazen iftira ile aşiret mensuplarının ceza almalarına sebep oluyorlar, bu surette aşiretler arasında yılgınlık yaratıyorlardı. Karaman bölgesindeki İzzeddin ve Küşne cemaatlerinin iskan mahallini terk etmelerin bir sebebi de kethüda baskısına maruz kalmaları idi. Hamza Hacılu cemaatinin kethüdası da oğulları ve etrafına topladığı eşkıya ile ilk önce kendi cemaatini soymuştu. Bunlar görevlerinden azledilmiş ve başka diyara sürgün edilmeleri için hüküm gönderilmişti.

Kethüdaların ehliyetsizliği veya görevi kötüye kullanmalarından dolayı azledilmelerinin yanı sıra vergi toplamaya muktedir olmamalarından dolayı bizzat kethüdanın görevi bırakması ile de yerlerine bir başkası kethüda olarak tayin edilmekte idi.

Öte yandan, kethüdalık vazifesinin belli bir para karşılığı kethüdalar arasında -yıllık vergisini peşin olarak vermesi kaydıyla alınıp- satılması söz konusu olduğu zaman, kethüdanın vezifeye layık ve müstahak olup olmadığına aşiret ihtiyarları karar veriyordu. Bundan dolayı, satışın devlet nezdinde geçerli olabilmesi aşiretin rızasına bağlı idi.

Kethüdalar, kendilerine bağlı aşiretlerin yaylak ve kışlaklar arasındaki seyahatleri esnasmda çevreye zarar vermemeleri hususunda, onlara kefil oluyorlardı: Kefalet, zararın vukubulması halinde yüksek miktarda nezr' ödenmesinin kethüdaya yüklenmesi şeklinde oluyordu. Ayrıca, aşiret mensuplarının eşkıyalığa meyletmemesi, aşiret içinde saklanmış olan eşkıyanın teslim edilmesi veya hapse düşmüş olan aşiret mensuplarının maddi kefaletlerinin ödenerek hapisten çıkarılması da kethüdanın vazifesiydi. Her türlü olumsuzlukların önlenmesi yolunda kethüdalar birbirine kefil oluyorlardı. Aynı şekilde, aşiretlerin de kethüdanın sözünden çıkmayacaklarına dair söz verdikleri hatta bu hususu nezr ödemek üzere karara bağladıkları tespit olunmaktadır.

Bozuluş Türkmenlerinin kethüdaları bu vazifelerine karşılık koyunlarından 300 adedi vergiden muaf idi. Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden bir müddet sonra kethüdaların muafiyetlerinin 150 koyuna indirildiği görülmektedir. Bunlar, 150 koyundan fazlası için diğer reaya gibi vergi vereceklerdi. Develeri ise -eğer ticaret amacı ile kullanmıyorlarsa- vergiye dahil değildi. Öte yandan kethüdaların hısım ve akrabaları da muaf reayadan sayılmıyordu.

Aşiretlerin zaman içinde başlarında bulunan kethüdaların adı ile anılmaya başladığı da görülmektedir. Bu cümleden olarak Bozuluş içindeki İsmail Beğdili adını İsmail Kethüda'dan, Kantemir Çepnisi adını Kantemir Kethüda'dan almış idi. Keza Sultan Hacılu cemaatinin kethüdası olarak da Sultan Hacı Hüseyin bulunmaktaydı.

Kaynakça
Kitap: ANADOLU'DA TÜRKMEN AŞİRETLERİ "Bozuluş Türkmenleri 1540-1640"
Yazar: Tufan Gündüz
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir