Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Avarız-Hane Defterleri

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Avarız-Hane Defterleri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 13 Ara 2010, 16:16

Avarız-Hane Defterleri

Osmanlı tarihinin sayısal veriler içeren temel kaynaklarının büyük çoğunluğunu vergi verebilecek nüfusun tespitini sağlayan ve sayım sonuçlarını içeren defterler oluşturmaktadır. Bunların en kapsamlıları 15. ve 16. yüzyıllarda hazırlanan fakat 17. yüzyılda da bazı örneklerini gördüğümüz Tahrir Defterleri olup, bu defterler, Osmanlı Devleti'nde timar sisteminin uygulandığı topraklardaki vergilendirilebilir ekonomik faaliyetlerin ve insan kaynaklarının tespiti açısından bizlere en zengin sayısal verileri sunmaktadırlar. Klasik tahrir geleneğinin bir uzantısı olan ve 17. yüzyıldan itibaren önem kazanan avarız defterleri de dönemin demografi tarihi açısından oldukça önemli kaynaklardır. Bundan dolayı, avarız defterlerine dayalı olarak yapılan çalışmalar Osmanlı Devleti'nin 17. ve 18. yüzyıllardaki iskan ve nüfus tarihinin aydınlatılması bakımından büyük değer taşımaktadır. Avarız defterlerini kaynak almak suretiyle yapılan çalışmaların son zamanlarda büyük bir ivme kazanmış olması tarihçiliğimiz açısından oldukça sevindiricidir. Bunların bir bölümü avarız defterlerinin önem ve güvenirliği hususundaki tartışmaları içerirken, bir bölümü de bölgesel nitelikteki çalışmalardır.

Avarız, Osmanlı Devleti'nde, Tanzimat'ın ilanına kadar, fevkalade hallerde ve bilhassa savaş masraflarını karşılamak üzere, hükümdarın emri ile, halkın doğrudan doğruya devlete vermeye mecbur tutulduğu her türlü hizmet, eşya ve para şeklindeki vergilere verilen isimdir. Avarız-ı divaniye ve tekalif-i örfiye olarak da adlandırılan bu çeşit vergiler, 15. ve 16. yüzyıllarda ihtiyaç halinde halktan toplanmakla birlikte, bunun için tahrir defterlerinden müstakil olarak ayrı defterler düzenlenmemiştir. 17. yüzyıla gelindiğinde Celali isyanları ve timar sisteminin bozulması gibi sebeplerle artık önemini yitirmiş olan ve o devrin şartlarında gerçekleştirilmesi pek güç olan klasik tahrirler yerine avarız ve cizye tahrirlerinin yapılması daha uygun görülmüştür.

Osmanlı Devleti'nde, önceki yıllarda olduğu gibi, 17. yüzyılda da memleketin yetişkin erkek nüfusu fert fert tahrir edildikten sonra avarız vergisine esas olmak üzere bir takım vergi birliklerine ayrılırdı. Genellikle her eyaletteki kazalara göre tespit edilmiş olan bu vergi birliklerine "avarız hanesi" denirdi.
15. ve 16. yüzyıllarda bir avarız-hanesi bir gerçek haneye tekabül ederken6, 17. yüzyılda birden fazla gerçek haneyi yani aileyi ifade etmeye başlamıştır. Bu haneler tespit edilirken de bir takım kriterler göz önünde bulundurulurdu. Mıntıkanın zenginliğine, halkın şehirli, köylü, göçebe ve muhacir olup olmadığına, dükkan, ev ve tarla miktarına göre vergi mükellefi olan halk, 3, 5, 10 veya 15 evli kimseden oluşan avarız hanelerine taksim edilirdi. Dolayısıyla, imparatorluk dahilindeki her kazanın kaç avarız hanesinden ibaret olduğu "avarız-hane defterleri"nde kayıtlıydı.

Devlet, herhangi bir sebepten dolayı ihtiyaç duyulan para ya da malların yekûnunu tespit ettikten sonra, bu yekûnu memleketin umum avarız hanesi adedine taksim eder ve her mıntıkanın kadısına hükümler göndererek, o mıntıkadaki avarız hanelerine göre hesaplanmış miktarlarda avarız-ı divaniye toplamayı emrederdi. Neticede, bu suretle üzerine para, arpa, saman veya herhangi bir hizmet salınmış olan köy veya mahalle halkı toplanır ve aralarında her birinin iktidar ve haline göre vergiye iştirak hissesini tayin ederlerdi. Halk, gücü nispetinde ala, evsat ve edna olarak, muhtelif derecelerde teklife iştirak ettirilir ve iktidarı olmayanların hissesi de zenginler tarafından temin edilirdi. Öyle ki fakir halkı bu vergi yükünden kurtarmak maksadıyla bazı hayır sahipleri tarafından avarız vakıfları dahi kurulmuştu.

Sefer zamanlarında devletin külliyetli miktarda paraya ihtiyaç duyması halinde bir bölgedeki avarız-hanelerinin sayısı arttınlabildiği gibi, mali yönden rahatladığı zamanlarda ise, bölge halkının feryat ve istekleri de dikkate alınarak, yeniden tenziller yapılırdı.

Halkın tamamı avarız vergisini ödemeye mecbur olmayıp, askeri sınıflarla ilmi ve dini bazı mansıpların sahipleri, derbendci, tuzcu, çeltükçü, köprücü, madenci, menzilci, ortakçı, katrancı ve doğancılar ile bazı vakıfların reayası bu çeşit vergilerden muaf tutulmuşlardı.

Avarız vergisi fevkalade durumlarda alınan vergiler olmasına rağmen, ardarda yapılan savaşlar bu vergiyi de normal vergiler haline getirmiştir. Nitekim, 828 milyon akçelik 1692 yılı bütçesinin 188 milyon akçesini avarız vergisi teşkil ediyordu. Bu vergi, IV. Murad devrinin sonuna doğru yıllık nakdi vergi şeklini almaya başlamış ve daimi olmakla kalmayıp üstelik daha da ağırlaşmıştır.

Avarız-hane defterleri mufassal ve icmal olmak üzere iki çeşittir. Mufassal avarız-hane defterlerinde imparatorluk topraklarında hem kırsal alanda hem de kentlerde yaşayan bütün reaya ve askeri sınıfa mensup olanların tamamı "hane" ve "mücerred" esasına ve ekonomik güçlerine göre derecelendirilmek suretiyle defterlere kaydedilirdi.

Kadıların nezaretinde yapılan mufassal tahririn sonuçları merkezde incelendikten sonra hane sayıları ve vergi oranları belirlenerek yeni hazırlanan icmal defter'i de kaydedilirdi. İcmal defterlerde, mahalle ve köylerin isimleri tek tek belirtilip toplam avarız-haneleri karşılarında verilirdi. Fakat, imparatorluk geneline mahsus olan icmal defterlerde, eyaletlerin kasaba ve köylerine hiç değinilmeden, sadece kazalarının avarız-hanesi toplamına yer verildiği görülmektedir.
Gerçek hanelerin yer almadığı avarız defterlerine bakarak bir bölgenin nüfusunu tespit etmek mümkün değildir. Çünkü, avarız hanesi birkaç evden oluşan bir vergi ünitesini oluşturduğu gibi, bir iskan bölgesindeki avarız hanesi zamanın icaplarına göre artmakta ya da azalmaktadır. Öyle ise icmal defterlerde yer alan rakamlardan hareketle bir bölgenin gerçek nüfusunu bulmak için bazı sağlam veriler aranmalıdır; kaç evin bir avarız hanesi olduğunun bilinmesi gerektiği gibi, avarız hanelerinden kaç tanesinin bazı hizmetlerinden dolayı bu mükellefiyetten muaf tutulduklarının da bilinmesi gerekir.

Mufassal avarız-hane defterlerinde, klasik tahrirlerden farklı olarak, vergiye tabi olan unsurlar ile köylerin zirai mahsullerine artık yer verilmemiştir. Çünkü bu vergi kaynaklan da ayn defterlere (Mukataa defterleri, Ağnam defterleri, Gümrük defterleri, Muhasebe defterleri vb.) kaydedilmiştir. Yani, nüfus konusunda müracaat edebileceğimiz defterler, avarız-hane defterleri olarak tertip edilmiştir. Ayrıca, gayr-i müslimlerden alınan cizye vergisinin tahsili için de nüfusun fert fert gösterildiği mufassal Cizye Defterleri hazırlanmıştır ki, bunlann özellikleri hakkında da ileride bilgi verilecektir.

Mufassal avarız-hane defterlerinde şehir, kasaba ve köylerin nüfusu fert fert gösterildikten sonra, şehir, kasaba ve köy kayıtlarının sonunda her yerleşim birimin kaç avarız hanesine tekabül ettiği de gösterilmiştir. Bu rakamlar çoğu zaman Vı (0,5), V (rub) olarak da ifade edilmiştir.
Tahrirden sonra, köylerin harap olması, ölüm ya da muafıyetlikler gibi muhtelif sebeplerden dolayı avarız hanelerinde değişiklikler meydana geldiği için, bu değişiklikler de defterlere kaydedilir ve vergi miktarları yeniden tespit edilerek düzeltmeler yapılırdı. Bu defterler, avarız vergisinin tahsilinde esas alındığı gibi, sefer zamanlarında halktan toplanan ve bedel-i sürsat, bedel-i nüzül gibi muhtelif isimlerle anılan vergilerin toplanmasında da esas olarak alınırdı.
Mufassal eyalet ya da sancak avarız-hane defterlerinin sayıca çok az olması, tahrir işlemlerinin düzenli aralıklarla yapılamadığını ve bazen elli yıla kadar ulaşan zaman dilimi içerisinde meydana gelen değişikliklerin de genellikle mevcut defterlere kaydedilmek suretiyle durumun idare edildiğini göstermektedir.
Haleb eyaleti ile diğer eyalet ve sancaklara ait olan avarız-hane defterlerinin tamamı Başbakanlık Arşivi'nde muhafaza edilmektedir. Maliyeden Müdevver ve Kamil Kepeci tasniflerinde kayıtlı bulunan Haleb eyaleti avarız-hane defterlerinin sayısı oldukça kabarıktır. Fakat, bunların büyük çoğunluğu eyaletin köy, kasaba ve mahallelerinde yaşayan vergi nüfusunun fert fert gösterilmediği sadece kazalann toplam avarız-hanelerine yer verildiği icmal yani özet defterlerdir.

Haleb avarız-hane defterlerinin yer aldığı tasnifler ve kaydedildikleri numaralar eserin Bibliyografya kısmında verilmiştir. Burada, sadece, Haleb eyaletinin idari teşkilat ve taksimatı ile iskan ve nüfusu konularında çok önemli bilgileri ihtiva eden ve sayıları bir kaçı geçmeyen mufassal avarız-hane defterlerinden bahsedeceğiz.
Haleb avarız-hane defterlerinin ilki, Haleb eyaletinin 1616-1626 (10251036 h.) yılları arasındaki durumunu göstermekte ve Maliyeden Müdevver Defterler Tasnifinde 3400 numarada kayıtlı bulunmaktadır. Bu defter, Mustafa Öztürk taraftan tahlil edilerek yayınlandığı için21 bunun detayları üzerinde fazla durmayacağız. Söz konusu defter, 1616 yılında hazırlanmakla birlikte, 1626-1627 yılına kadar olan değişiklikleri de ihtiva etmektedir. Dolayısıyla, Haleb'in demografi ve iskan tarihinin on yıllık dönemini bu defter sayesinde takip edebilme imkanına da sahip bulunmaktayız.

3400 numaralı defterde, Haleb şehrinin mahalleleri ile sokaklarında oturan vergi nüfusu detaylı olarak ve fert fert kaydedildiği halde, kazalarında yer alan nüfus için aynı hassasiyet gösterilmemiş; bu yerlerin sadece avarız-hanesi zikredilmiştir. Bu haneler, gerçek hane olmayıp, birkaç evden oluşan vergi birliklerini ifade ettiği için, buradaki bilgilerden hareketle, kırsal alanda yaşayan nüfusu tespit etmek mümkün olmamaktadır. Ancak, köylerin tek tek zikredilmiş olması, iskan alanları hakkında kıymetli bilgilere ulaşmamıza imkan sağlamaktadır.
Bu hususta elimizde bulunan en önemli avarız-hane tahriri ise 1678 (1089 h.) yılı tahriri olup, tahrir sonuçları üç ayrı deftere kaydedilmiştir. Bu defterlerden ilki Maliyeden Müdevver Defterler Tasnifi'nde 8467 numarada kayıtlıdır ve Haleb eyaletinin merkez kazası olan Haleb şehri ile onun çevresinde yer alan Cebel-i Sem'an, Cebbûl ve Bab nahiyeleri kasaba ve köylerinin nüfusunu bütün ayrıntılarıyla göstermektedir. Bu cümleden olarak, Haleb şehrinin mahalleleri ve bu mahallelerde yaşayan Müslim ve gayr-i müslim ailelerin oturdukları evler ile muhtelif sayılardaki odalardan müteşekkil olan ve kaysariye adı verilen işyerleri veya iskan mahalleri, sahiplerinin adlarıyla birlikte, deftere kaydedilmiştir. Bu merkez kazanın nahiyelerine bağlı olan köylerde oturan vergi nüfusu da yine fert fert işaret edilmiş; buralarda bulunan askeri sınıfa mensup olanlar (imam, müezzin, yeniçeri, sipahi ve timar erbabı) da ayrıca gösterilmiştir.

1678 yılı tahrir kayıtlarının yer aldığı defterlerin ikincisi ise yine aynı tasnifte 678 numara kayıtlıdır. Bu defterde de, Antakya kazasından başlanmak üzere, Haleb eyaletinin diğer bütün kazaları ve bu kazalar dahilinde yer alan kasaba ve köyleri ayrı ayrı zikredilmiş; bu yerlerde yaşayan ve vergi verebilecek yaşta olan yetişkin erkeklerin tümü tek tek kaydedildiği gibi, bu nüfusun ne kadarının ve hangilerinin avarızdan muaf, hangilerinin de bu vergilendirmeye dahil oldukları ayrı ayrı işaret edilmiştir.
Yukarıda bahsettiğimiz iki defterden başka, 1678 yılı tahririnin neticelerinin kaydedildiği bir başka defter daha mevcuttur. Kamil Kepeci Tasnifi Mevkufat bölümünde 2684 numarada kayıtlı bulunan bu defter ise, Maliyeden Müdevver Defterler tasnifinde yer alan 8467 ve 678 numaralı defterlerin geniş bir özeti mahiyetindedir. Dolayısıyla, bu defterde Haleb eyaletinin merkez kazası da dahil olmak üzere, bütün kaza, nahiye ve köylerinin yetişkin erkek nüfusu ile bu nüfusun hangi unsurlardan (askeri, reaya, vakıf, mülk vs) meydana geldiği, diğer iki defterde olduğu gibi, teferruatıyla zikredilmektedir. Bu defterin diğer iki defterden tek önemli farkı ise, şahıs isimlerine yer verilmemiş olmasıdır.

Sonuçta, bu üç defter sayesinde, Haleb eyaletinin 1678 yılındaki toplam yetişkin erkek nüfusu ile bu nüfusun nerelerde sakin olduğunu ve hangi unsurlardan (reaya, yeniçeri, kadı, cebeci, sipahi, mütevelli, vakıf görevlisi vb.) meydana geldiğini tespit edebilmekteyiz. Söz konusu defterlerde, gerçek haneler Haleb ve Antakya şehirlerinde ev (beyt), kasaba ve köylerde ise "nefer" olarak zikredildikten sonra, her iskan yerinin toplam kaç avarız hanesi olduğu da kaydedilmiş ve bunlar ala, evsat ve edna yani iyi, orta ve yoksul oluşlarına göre de aynca sınıflandırılmıştır. Bundan dolayı, Haleb eyaletinde yaşayan nüfusun iktisadi vaziyetini ve toplumsal sınıflandırmayı bu defterlere bakarak tespit edebilme imkanına da sahip bulunmaktayız. Ayrıca, 1117 (1705) yılına kadar meydana gelen değişikler de bu defterlere kaydedildiği için, yüz yılın sonuna hatta 18. yüzyılın başlarına kadar meydana gelen gelişmeleri de yine bu defterler sayesinde takip edebilme şansına sahip bulunmaktayız.

Haleb eyaletinin iskan durumu hakkında önemli tespitler yapmamıza imkan sağlayan bir başka avarız-hane defteri de Kamil Kepeci Tasnifi, Mevkufat bölümünde 2626 numarada kayıtlı olan ve 1097 (1685-1686) tarihini taşıyan defterdir. Bu defter, diğerlerinden farklı olarak, gerçek haneleri göstermemekte; fakat, eyaletin bütün köy ve kasabalarını ihtiva ettiği için, iskan ve idari teşkilatı hususunda son derece kıymetli bilgilere sahip bulunmaktadır.

Kaynakça
Kitap: 17. YÜZYILDA HALEB EYALETİ VE TÜRKMENLERİ
Yazar: Enver ÇAKAR
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir

cron