Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

1548 Tarihli Mufassal Tahrir Defterine Göre Beyrut

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

1548 Tarihli Mufassal Tahrir Defterine Göre Beyrut

Mesajgönderen TurkmenCopur » 27 Ara 2010, 20:50

1548 TARİHLİ MUFASSAL TAHRİR DEFTERİNE GÖRE BEYRUT

Giriş


Orta Doğu'nun Osmanlı hakimiyetine girmesiyle bu bölgede birtakım düzenlemelere gidilmiş ve başlangıçta iki büyük eyalet teşekkül ettirilmiştir. Bunlardan biri, Şam merkez olmak üzere hemen bütün Suriye ve Filistin'i içine alan Vilayet-i Arap veya Vilayet-i Şam, diğeri de Mısır Vilayeti'dir. 1530'larda yeni bir düzenlemeye gidilerek Suriye'nin kuzeyinde Halep merkez olmak üzere Halep Vilayeti kurulmuştur. Böylece Şam vilayeti Şam, Beyrut, Akka, Kudüs, Nablus, Gazze, Ba'albek, Sayda ve Safed gibi merkezleri içine alan bir eyalet haline getirildi. Bilahare Trablus-Şam Vilayeti de kurularak bazı yerler buraya bağlandı.
Görüldüğü gibi başlangıçtan beri Beyrut, Şam eyaletinin sınırları içerisinde bir nahiye olarak kalmıştır. Nitekim 1523'te Beyrut, Şam'a bağlı bir köy veya 19 mezraası olan bir nahiye olarak görülmektedir1. Keza bütün 16. yüzyıl boyunca Şam'a bağlı olmuş ve daima Şam tahrirlerinde zikredilmiştir. Beyrut ancak 19. yüzyılda Lübnan vilayetinin teşekkülü ile Şam'dan ayrılmış ve yeni vilayetin merkezi olmuştur.

Beyrut'un tarihini ve coğrafyasını ilgili kaynaklara havale ederek, doğrudan konuya girmek yerinde olacaktır. Keza Tahrir Defterlerinin önemi, tertibi ve muhtevası hakkındaki bilgileri de lüzumsuz bir tekrardan kaçınmak için ilgili kaynaklarına havale etmek daha uygundur.

İncelemeye çalıştığımız Tahrir Defteri, İstanbul Başbakanlık Arşivi 383 numarada kayıtlı olup, Şam Mufassal Tahrir Defteri'nin ikinci kısmı ve 1548/955 tarihlidir. Beyrut nahiyesi adı geçen defterin 253-276. sahifeleri arasındadır. Ayrıca yine Başbakanlık Arşivi 1034 numarada kayıtlı ve 1535/942 tarihli Şam İcmali'nde de Beyrut nahiyesine ait bilgileri mukayese amacıyla kullandık. Öte yandan Sn. M. Adnan Bakhit'in Şam Vilayeti hakkındaki çalışmasından2 da faydalanılmıştır. Böylece tebliğimiz her ne kadar 383 numaralı deftere göre hazırlanmış ise de, hemen hemen bazı alanlarda 16. yüzyılın sonuna kadar Beyrut'ta durum tespiti yapılacak hale gelmiştir.

1. Beyrut'un genel görünümü

Tahrir Defterlerine göre Beyrut 16. yüzyılda aşağı-yukarı şöyle bir genel görünüm arz etmektedir:

Beyrut bir kıyı şehri olduğu için tabii olarak bir iskelesi vardır. Bu iskele aynı zamanda Şam ve havalisinin iskelesidir. İskele yakınlarında bir hamam bulunmaktadır. Ayrıca şehirde başka bir hamam daha vardır. Yine iskele yakınlarında 20 dükkanı havi bir han bulunmaktadır. Ayrıca kapan hanı da mevcuttur. 5 fırın, 20 ipek tezgahı, handaki dükkanlardan ayrı olarak 20 dükkan, boyahanesi göze çarpan yapılarıdır. Çevresinde bahçeler ve ma'saralar (zeytinyağı atölyeleri) , değirmenler bulunmaktadır.
Şehir fazla da kalabalık olmayan 18 mahalleden ibarettir. Bu mahallelerin birinde Hıristiyanlar, birinde de Yahudiler yaşamaktadır. Şehirde bir de Ulu Cami vardır. Fakat şehirdeki bütün cami, mescit ve kiliseleri tespit etmek mümkün değildir. Ancak Hıristiyan mahallesinde en az bir kilisenin, Yahudi mahallesinde de bir havranın olduğunu tahmin etmek zor değildir.

2. Mahalleler ve nüfus

Söz konusu tarihte Beyrut'un mahalleleri ile hane, mücerred, imam, müezzin ve ama olarak dağılımı aşağıdaki tabloda verilmiştir. Buna göre mahalleler, ya o mahalleye reis olarak gösterilen kişilerin isimleri veya fiziki konumuna göre isimlendirilmiştir. Mesela Acafa Mahallesi, ismini hemen ilk hanede kayıtlı Abdulkadir Acafa'dan almış olmalıdır. Aynı şekilde Hacı Zeyneddin Mahallesi de reis olarak kaydedilen Şerefuddin Zeyneddin'in adına izafe edilmiştir. Keza Şeydi Ahmet Sükin, Hacı Ahmed b. Velid, Hamidi, Hacı Ebübekir b. Cemal, İbn-i Abdurrezzak, İbnü'n-Nelet mahalleleri bu usulde isimlendirilmiştir.
Bu mahallelerin 16'sı Müslüman, biri Hıristiyan ve biri de Yahudi mahallesidir. Yalnız Hıristiyan mahallesi isimlendirilmemiştir. Yahudiler ise cemaat olarak zikredilmiştir. Biz bunları da birer mahalle addettik. En küçük Müslüman mahallesi 11 hane ile Hacı Ebhubekir b. Cemal, en büyük Müslüman mahallesi de 79 hanesiyle İbn-i Acafa Mahallesi'dir. Hıristiyan mahallesi 95 hane, 30 mücerred ve bir ama, Yahudi cemaati de 16 haneden ibarettir.

Hanelerin toplamı 618 Müslüman, 95 Hıristiyan ve 16 Yahudi hanesinden ibaret olup, toplam 729'dur. Toplam olarak 232 mücerred, 17 imam, 4 müezzin ve bir ama mevcuttur.

Bu rakamlara göre nüfus tahmininde bulunulursa şöyle bir sonuç çıkmaktadır:

Bir hane gelenek olarak 5 kişi olarak kabul edilmektedir. Ama bu rakamın dahi ihtiyatla karşılanması gerektiğine inanıyoruz. Buna göre 729x5=3645 haneler nüfusunu buluruz. İmamla müezzinleri de evli kabul ederek 17+4+21, 21x5=105 rakamını da ilave etmek gerekir. Nihayet 3645+232+105=3982 toplam nüfusu bulmuş oluruz. Askeriler, muaflar ve vakıf görevlileri de gene tahmini olarak 300 kişi kabul etsek 3982+300=4282 rakamına ulaşırız. Biraz daha esnek davranarak ve genel bir ifadeyle Beyrut'un bu tarihteki nüfusunun 4000-4500 olduğunu söyleyebiliriz.

Bu nüfusun 475'i Hıristiyan, 80'i Yahudidir. Başka bir ifadeyle toplam nüfusu 4500 kabul ettiğimizde bu nüfusun % 10.55'i Hıristiyan, % 1.77'si Yahudi ve % 87.68'inin de Müslüman olduğu görülür. Gayri Müslimlerin toplam oranı % 12.32'dir.

Beyrut önemli bir iskele olduğu için çeşitli din ve ırklara mensup tüccar veya değişik amaçla (mesela hac) gelen nüfusa da ev sahipliği yapmakta, bu da şehrin nüfusunu belli oranda geçici de olsa artırmakta ve aynı zamanda renklendirmekteydi.

TABLO I BEYRUT'UN MAHALLELERİ

Mahallenin AdıHaneMücerred
İbn-i Müferredü'l-Heva4910
İbn-i Acaka/Acafa7920
Hacı Zeyneddin4418
Babü'l-Medine nam-ı diğer Halil3411
el-Kazaniye
Şeydi Ahmed Sükin185
Hacı Ahmed b. Velid3813
Hamidi279
Hacı Ebübekir b. Cemal1113
İbn-i Abdürrezzak4413
el-Kaval2513
Abdülkadir b. Ayıntabi448
Saydavi2115
Ebü Hamza3525
İbn-i Aksemavi6212
İbnü'n-Nelet448
Devi nam-ı diğer Harbe (?)4315
Hıristiyan Mahallesi9530
Cemaat-i Yahudiyan16
Toplam:729232


3. Mukataalar

Mukataa gelirleri dönemin klasik iktisadi anlayış, uygulama ve kaynaklarından önemli farklılıklar göstermemektedir. Aşağıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere, devletin değişik bölgelerindeki kaynaklarla bir paralellik arz etmektedir. Bu mukataalar içinde en fazla paya sahip olan mukataa 300.000 akçe ile tuz mukataasıdır. Onu 130.000 akçe ile iskele gümrüğü mukataası takip etmektedir ki, bu da Beyrut limanının işlek olduğuna delalet eder. Bad-ı heva, han, dükkan ve ihtisab mukata-alan da önemli yer tutmaktadır. Tablo III'te ise 16. yüzyılda belli tarihlerdeki mukataaların mukayesesi yapılmıştır. Bazı mukataa gelirleri düşmüş, bazıları aynı kalmış ve önemli bir kısmının gelirleri artmıştır. Mesela 1535'te 11.500 olan ihtisab geliri 1548'de 24.000'e, 7.000 olan kasaplar geliri de 9.360'a, ma'sara resimleri 150'den 1.500'e, ipek tezgahlarının resimleri 720'den 1.200'e, iskele-hane gelirleri 5.400'den 10.000'e yükselmiştir. İskele gümrüğü 263.333'ten 130.000'e, kapan 22.000'den 16.667'ye, mizan-ı harir ve dellaliye 25.000'den 6.719'a düşmüştür. Bac-ı kefere resimleri 2.000'de kalmıştır.

Mukataa gelirleri toplamı 675.696 akçedir. Bunun sadece 13.890 akçesi padişah hissesidir. Bu da toplam gelirin % 2.05'ine tekabül etmektedir. Tablolardan da anlaşılacağı üzere, mukataa gelirleri muhtelif hisselere bölünerek, yerinde harcanmıştır.
Cizye gelirleri kaydedilmekle beraber, rakam verilmemiştir. Sadece kişi başına 80'er akçe olduğu belirtilmiştir. Bu tarihlerde Beyrut'ta Hıristiyanların cizyelerinin 19.000, Yahudilerin de 3.000 akçe olduğunu Sn. Bakhit diğer defterlerden tespit etmiştir.

4 - Köy ve mezraa gelirleri

16. yüzyılda Beyrut'a bağlı bir köy ve zaman içinde sayılan değişen 18-25 mezraa bulunmaktadır. Söz konusu tarihte de Beyrut'un bir köy ve 25 mezraası vardır.

Beyrut'un tek köyü olan Bere 180 hane ve 49 mücerredi olan büyükçe bir köydür. Bütün gelirleri peygamber vakfına ait olan Bere Köyü'nün nüfusu bu hesapla 180x5+49=949'dur.

Berc'in gelirleri ise aşağıda görüldüğü gibidir:

Gelirin KavnağıMiktafl (yil/ftKcg)
Dimos, zeytin ve çeşidi ağaç gelirleri, bağ ve zeytin-i rummani50
Resm-i camus180
Resm-i ma'runcil 1 -000
Resm-i Dolab240
Resm-i Ma'sara60
Resm-i Arus ve bad-ı heva1-200
TOPLAM52.861


Bu gelirleriyle Bere Köyü, kırsal kesim gelirlerinin %32.90'ını oluşturmaktadır.
Aşağıdaki tabloda mezraaların listesi, gelirleri ve gelirlerin dağılımı verilmiştir.

Mezralarla birlikte ondan daha küçük arz olarak adlandırılan kırsal birimlerin gelir dağılımına bakıldığında şu sonuçlan çıkarmak mümkündür:

Geliri 900-1.000 akçe arasında değişen kırsal kesim birimlerinin sayısı 16 olup, bu, genel toplamın % 53.33'ünü teşkil eder. 1.000-5.000 akçe gelire sahip yerlerin toplamı 8 olup, bu da % 33.33'ü ifade eder. 10.000-25.000 akçe gelire sahip birimlerin sayısı sadece 4 olup, bu da % 13.33 demektir. O halde 200-10.000 akçe arasında gelire sahip yerler % 86.66 arasındadır. Bu da Beyrut'un kırsal kesiminin fazla kalabalık ve zengin olmadığını göstermektedir.

Mezraa gelirlerinin toplamı yıllık 107.410 akçedir. Buna Bere Köyü'nün 52.680 akçelik geliri de eklenince kırsal geliri 160.090 akçeye yükselmektedir. Bu toplamda mezraa gelirlerinin payı da % 67.10'dur.

Sonuç

Osmanlı idaresinde Şam'a bağlı bir nahiye olan Beyrut'ta Osmanlı öncesi Memlük, belki de daha eski idari geleneklerin varlığı görülmektedir. Zaten bu hususiyet Osmanlı idare tarzının genel karakteridir. Mesela Zeytün-ı Rummani vergisi, adından da anlaşılacağı üzere Romalılar döneminde zeytinden alınan bir örfi vergidir. Köy ve mezraa isimlerinde, vergilerin kaynağında ve dağılımında söz konusu aynilik muhafaza edilmiştir.

Konumu itibariyle kıyı şehri olan Beyrut'un hinterlandı Şam ve havalisidir. Belgelerden Beyrut'un doğuya, kuzeye ve güneye olmak üzere üç önemli yolu olduğu görülmektedir. Bunlar kuzeye Kelb Irmağı'ndan Ba'albek, Hama, Humus ve Halep'e, doğudan Şam'a güneyden de Safed ve Kudüs'e giden yollardır ki bu güzergahlar ve yollar günümüzde de önemini korumaktadır.
Bu tarihlerde Beyrut padişah hassıdır. Ancak öyle anlaşılıyor ki Beyrut'un gelirlerinden sadece % 2.05'i padişah hissesidir. Bu miktarın dahi düzenli olarak padişah adına İstanbul'a geldiği bile şüphelidir. Geriye kalan gelirler ise mahallindeki bazı vakıflara hasredilmiştir. Sadece bu örnek bile merkez dışındaki bölgelerin merkez adına sömürüldüğü yolundaki iddiaların tutarsızlığını ortaya koymaktadır.

Yukarıda belirtildiği gibi Beyrut'un nüfusu 16. yüzyılda 4000-4500 olarak tahmin edilmektedir. Bu nüfusun % 87.68'i Müslüman, % 10.55'i Hıristiyan ve % 1.77'si Yahudidir. Bu oranla Beyrut en azından bu bilgilere göre bir Müslüman şehri karakteri taşımaktaydı. Bu denge hemen hemen 19. yüzyıla kadar korunmuş, bu tarihten sonra batılı devletlerin fiili müdahalesiyle Müslümanlar aleyhine bozulmuştur. Bu konuda diğer husus da, Braudel tarafından ileri sürülen, 16. yüzyılın sonunda Akdeniz çevresinde nüfusun % 100'lere varan oranlarda arttığı yolundaki iddiaların tartışılabilir olduğunu göstermektedir. Beyrut örneğinde de görüldüğü gibi 16. yüzyıl boyunca zannedildiği gibi nüfus bu oranlarda artmamıştır.

Beyrut'un gelirlerinin dönemin klasik gelir kaynakları olduğunu belirtmiştik. Bazen bölgenin özelliğinden dolayı diğer bölgelerden farklı olarak bazı gelir türleri vardır ki, Resm-i Ma'sara bunlardandır. Şehir gelirlerinin kırsal kesim gelirlerinden fazla olması, kırsal alanlarda nüfus ve iktisadi bakımdan fazla bir gelişme olmadığını göstermektedir. Kırsal alanların bir köy ve 25 mezraadan ibaret olması da, bölgede bu dönemde kır yerleşmesinin yaygın olduğuna delalet eder ki, bu da tarihi realiteye uygundur.

Kaynakça
Kitap: XII. TÜRK TARİH KONGRESİ
Yazar: TÜRK TARİH KURUMU
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir