Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İşgal Altındaki Türk Topraklarında Rusların Politikası

Burada Osmanlı İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

İşgal Altındaki Türk Topraklarında Rusların Politikası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:36

İŞGAL ALTINDAKİ TÜRK TOPRAKLARINDA RUSLARIN UYGULADIKLARI POLİTİKA

Doksan üç savaşından sonra Ruslar Elviye-i Selase olarak bilinen Kars, Ardahan ve Batum'u ele geçirmişlerdi. Böylece Ruslar, Kars, Kuzey Azerbaycan ve Gürcistan gibi Terekemelerin yoğun olarak yaşadıkları Bölgelere sahip oldular. Uzun zaman bölgede göç, sindirme, pasifleştirme ve Ruslaştırma politikası uygulandı.

Savaş sonrası kesin durumu belirlemek için 8 Şubat 1879'da İstanbul'da yapılan bir antlaşma ile Kars, Ardahan ve Batum yörelerinde yaşıyan halk isterlerse menkul ve gayri menkullerini satarak ayınlabileceklerdi. Ayrılmayanlar ise Rus tebası sayılacaktı. Yöre halkı Rus tebası olmaktansa Anadolu içlerine göç etmeyi daha uygun buluyordu. Diğer taraftan Ruslar, Göçü özendirmek için arazi ve emlaklara çok yüksek para ödüyorlardı 1881 yılında yapılan istatistiklere göre yalnız Kars merkezinden 11 bin olmak üzere Elviye-i Selase'den toplam 82 bin kişi Anadolu'ya göç etmişti. Kars'ın savaşdan önceki nüfusu 24 binken 1889'da 392l'e kadar düşmüştür.

Doğudan Anadolu içlerine yapılan bu göç dalgasına halk arasında 93 muhacereti denilmektedir. Muhacirlerin çoğunu Terekemeler meydana getirmekte olup Ağrı, Amasya, Çorum, Sivas, Malatya ve Yozgat gibi yörelere yerleşmişlerdir.
Ruslar göç eden Türklerin yerine ise X'axol (Ukraynalı), Tuxabor (Ruslaşmış Finler) Malakan (Ruslaşmış Çeremişler) Nemis (Ruslaşmış Alman köylüsü) Estanyalılar ile Anadolu'nun çeşitli yerlerinde bölgeye gelen, Rum, Ermeni, Yezidi ve Asuri gibi Hristiyan unsurları yerleştirerek yörenin etnik yapısını değiştirmek ve Türkleri azınlığa düşürmek istiyorlardı. Aynı uygulama Revan'da da yapılmıştı, böylece Çar'a sadık Hristiyan Koloniler meydana geldi.

Ruslar Elviye-i Selase'de iki askeri vilayet (obalst) meydana getirdiler. Çıldır Ardahan, Oltu, Posof ve Göle'yi Kars obalistına Artivin ve Ardanuç'u ise Batum Oblastı'na bağladılar.

Heriki askeri vilayet Tiflis genel valiliğine bağlı idi Oblastları Tümgeneral rütbesindeki askeri valiler yönetiyordu. Oblastlardan daha küçük idari birimlere okburg deniliyordu buraları Naçalnik adı verilen albay rütbesindeki askeri kaymakamlar yönetirdi. Nahiyeleri idare eden Müdürler halk tarafından seçilirdi. İdari birimlerdeki memurlar ise genellikle Rum ve Ermenilerden alınırdı. Bu memurların maaşları halk tarafından ödeniyordu. Köyleri ise Muhtarlar idare ederdi her sekiz köyün bir muhtar bulunuyordu.

Ruslar'ın Türk bölgelerinde uyguladıkları adalet siste-mide çok ilkeldi. Örneğin bir Türk ruhsatlı silahı ile başka bir Türkü öldürürse mahkemeler pek ciddi çalışmazdı. En fazla altı ay hapis yatar, yada ilgili memura ödeyeceği rüşvet karşılığında serbest bırakılırdı. Fakat bir Türk'ün bir Rus'u öldürmesi halinde suçlu muhtemelen ya idam edilir ya da Sibirya'ya sürgüne gönderilirdi.
Ruslar Türkleri pasifliğe itmek ve savaş gücünü köreltmek için bir buçuk ruble karşılığında askerden muaf tutmuşlardı. Genel olarak Rum ve Ermeniler silahlandırılırdı. Müslüman halk yörenin et ve tahd ihtiyacını karşılayan çitçilerdi.

Ruslar, Dağıstan, Gürcistan, Azerbaycan ve Kars gibi işgal altındaki Türk topraklarında 1855 tarihli arazı kanunnamesini uygulamakta idiler. Sömürge hukukunu yansıtan bu yasaya göre topraklar Gazonni denilen devlet malı sayılıyordu. Her üç yılda bir yapılan nüfus sayımına göre topraklar yeniden dağıtılırdı. Türk halkının çoğu bölgeden göç ettikleri için onlardan kalan topraklarda devlet malı haline gelmişti çeşitli bahanelerle bazı Türk aileleri toprak dağıtımı sırasında verimli topraklarından çıkartılarak kıraç ve verimsiz arazilerde çalışmaya mecbur tutulurlardı. 1910 yılına geldiğinde Karstaki toprakların sadece ancak % 15'i Türklerin elinde bulunuyordu.

Ruslar işgal ettikleri topraklarda Türk sözcüğünü yasak etmişlerdi. Aşiret ve boyların Türk adı altında siyasal ve kültürel birleşmeleri Rusların en korktukları şeydi. Bu nedenle Türk kökenli kabile ve boyların her birinin ayrı ayrı uluslar olduğu görüşü telkin ediliyordu. Türkler konusunda bu kadar bölücü ve yıkıcı davranan Ruslar, Kars'a yerleştirdikleri, Xaxol, dukahor, Nemis ve Malakan gibi farklı ulustan olan insanlara ise Rus oldukları fikrini benimsetmeye çalışıyorlardı. Kısaca bir taraftan Türk adı altındaki kültürel ile siyasal entegrasyonu parçalamaya çalışırken diğer taraftarıda çeşitli soydan Hristiyan unsurlar Rus adı altında birleştirilmek isteniyordu.

Kaynakça
Kitap: KARAPAPAK VE TEREKEMELERİN SİYASİ VE KÜLTÜR TARİHİNE GİRİŞ
Yazar: Orhan YENİARAS
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: İŞGAL ALTINDAKİ TÜRK TOPRAKLARINDA RUSLARIN POLİTİKASI

Mesajgönderen TurkmenCopur » 23 Ara 2010, 00:36

Türk halkının okuyarak bilinçlenmesi Ruslar tarafından istenmiyen bir durumdu Düşünen okuyan ve yazan aydın bir insanın sömürülmesi çok zordu. Bu nedenle Medreselerin dışında bütün orta öğretim kurumları kapatılmıştı. Anadolu'dan Kuranı Kerim dışında her çeşit kitabın getirilmesi yasaklanmıştı. Halk Kırım'da İsmail Gaspıralı'nın Çıkarttığı "Tercüman" gazetesini ancak gizli olarak okuyabiliyorlardı. Halk arasındaki dinsel bütünlüğü bozmak için Şiilik ve Sünnilik için iki ayrı müftülük kurulmuştu. Bu, mezheplere karşı duyulan saygıdan kaynaklanmıyordu. Çünkü Bu müftüler ile bunlara bağlı imam ve Mollalar Rusya'da eğitim görerek geliyorlardı. Müslüman halk arasındaki mezhep ayrılığını körükleyerek bölücülük yapan bu din adamlarına yöre halkı "Defter Mollası" diyerek pek ciddiye almıyordu. Rus ajanı gibi hizmet veren defter mollalarına karşılık Şii ve Sünni halk arasındaki sağ duyu sahibi din adamları ahuntlar ve imamlar Kur'an'ı başlarına kaldırarak bütün Müslümanların bu kitaba bağlı olduklarını yapay ayrılıkların dikkate alınmaması gerektiğini söylüyorlardı. Kısaca halk Petersburg'da özel olarak eğitilen bu din adamı kılıklı ajanlara hiç güvenmedi ve zaman zaman onların maskesini düşürerek gerçek yüzünü ortaya çıkardı.
Bu ajanlardan bir taneside Çıldır'ın Suhara Köyü'ne imam olarak atanmıştı. Halk imamın tavır ve hareketlerinde kuşkulanıyordu.

Suharalı ünlü ozan Şenlik bir gün herkesin içinde şu sözleri söyleyerek İmamın maskesini düşürmüştü:

Haşa alimlerden etmesin keder Olupsan aleme rezalet molla Sana alim deyen hataya yeter Zamane teccali nedaret molla
Nedaret ilimine eylemez amel ismi Hüseyindi mahlası cemal Ancak olur Puştta bu kadar kamal iblisten alıpsan nasihat molla Nasihat fitneden düşer huzura Nedeyim sen kimi dinsiz münzüre Enasırdan rucu eder hınzıra Temeli cifadar necaset molla
Necaset temelin bak benzer neye Cüdamdan ikrahı niftten bed haya Enüzü besmelesiz gelmez imlaya Veledi zınasan mazarrat molla

Mazarrattan fitne Nemruttan asi Çingeneden azma Poşa bozması Fikrinde var uğba gadı yığuası Din İslam düşmanı hıyanet molla
Hiyanetten gaibin fasık pazarı Maymundan oyunbaz simsin sansarı Lehçende görünür Moskof nazarı Oldun benefserden bedsıfat molla

Sıfatı dürzüsen dini muhalif Berdelin kerhanede sahapsız galıf İndi zamparadan bir oğlun olup Sermayesiz kadı ticaret molla
Ticaret edersen sermayesiz kar Dölü döle gatmak değil size ar Beyni gaba hayvan galtaban himar Çöplükte yuvarlan çifte at molla
Atıpsan İmanı münkür feremüş Hamam delleyinen öğrenip her iş Nikahsız Farmason mezhebi geniş Irzını tellala tafşir sat molla
Sattığın riyaydı eyyamlar bilmez Emeli bed fasık imlaya gelmez Ayı maymun meclisi ehlidil olmaz Aynacı zemmamasan mugallit molla

Mugallit gaülleşsen azgın geveze Çemkürüp ürürsen gazaba gaza Guduz otu yeyip düşüpsen düze Sen olupsan salahana it molla
İttende ednasın abursuz cadı Salahana çapağı bahar uyuzu Şahabın tanımaz sahmaraz tazı Guyruğunu döşüne topla yat molla
Yatsan yerine dürzü deyyusu Abaran çölünün azgın ayısı Dihanından çıkar lanet iyisi Elgazın keneften musibet molla
Musubet masumsan nüshalar yapan Latı uzza karşısında yer öpen Veçhinden bellidi seneme tapan Ya sen mecususan ya müfret molla
Mürtedi müşriksen hakka şirk koşan Sırrın malum oldu nişanba nişan Eğer teftiş edip şüpheye düşsen Gabuklu olduğun var isbat molla

İsbatın sözüne garar goyulmaz Ahlakı azazıl adam sayılmaz Saz çalan mollaya alım deyilmez Münafık esrarsan sen şirret molla
Bentolan bir iblis azar günbe gün Bed cins nasranışa kalbi müfsidin Bazı çoktu başı beyaz bitli din Sen de görükürsen o taklid molla

Şenlik'in bu dizeleri bir hayli uzundur. Sazı ve sözü ile mollanın aslının Ermeni ve Hristiyan olduğunu Ruslar adına casusluk yaptığını ve sünnetsiz olduğunu açıkça söyler. Deyişleri bitince köydeki delikanlılardan bazılarına yanına çağırarak onlara yavaşça bir şeyler söyler. Gençler mollayı yere yatırıp sünnetsiz olduğunu kanıtlıyarak mollanın gerçek kimliğini ortaya çıkarırlar.

Osmanlı-İran dış politikasının bir yan ürünü olarak gelişen Şiilik ve Sünnilik gibi hiç bir hukuksal temele dayanmıyan yapay ayrılık Rus esareti altında tamamen minimize oldu. Bugün de Kafkas Türkleri arasındaki mezhep ayrımı hemen hemen yok gibidir. Ben İstanbul'da Şii ve Sünni kökenli Azerbeycan Türkleri ile bu konuyu görüşürken çok ilginç şeyler söylediler. Kendilerinin Şii ve Sünni diye bir şey bilmediklerini ancak merhum cumhurbaşkanımız Özal'ın Amerikadaki "Onlar Şiidir" tarzındaki ifadesinden sonra merak edip araştırdıklarını ve bu ayırımın hiçte ciddi bir şey olmadığını söylediler.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Osmanlı İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir