Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Osmanlı Öncesi Maraş

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Osmanlı Öncesi Maraş

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ara 2010, 17:51

OSMANLI ÖNCESİ MARAŞ

A- Maraş'ın Coğrafi Konumu


İncelenen dönem içerisinde Maraş Kazası'nın coğrafi sınırları 1522 tarihinde kuzeyde Elbistan Kazası, güneyde üzeyr Sancağı (İskenderun ve Çevresi), doğuda Hısn-ı Mansur (Adıyaman), batıda ise Kars-ı Zülkadriye'ye kadar uzanmaktadır (bugünkü Kadirli ve çevresi). 1563 yılında ise idari taksimatta yapılan değişiklikle doğu, batı ve kuzey sınırları hemen hemen aynı kalırken, Gügercinlik, Kargılık ve Tekak (Tiyek) nahiyelerinin kaza sınırları içerisinden çıkarılmasından dolayı güney sınırının Ayntab ve Kars-ı Zülkadriye sancakları ile çevrili olduğu görülmektedir.

Çalışılan dönemde Maraş Kazası'na bağlı nahiyelerin coğrafi sınırları ise şöyledir:

Maraş Nahiyesi; Ahır Dağı'nın güneyindeki Maraş Ovası çevresi, Camustil Nahiyesi; Maraş Ovası'nın batısında Aksu Çayı'nın güneyinde, Kuru Pınar Nahiyesi; Camustil Nahiyesi'nin güneyinde, Kemer Nahiyesi, Maraş Ovası'nın güneyindeki çukur sahada, Sağlık Ovası'nı içine alarak Karagöl Ovası'na kadar olan yerler, Keferdiz Nahiyesi, Kartal (Sof) Dağının kuzeyinde bugünkü Sakçagözü çevresinde, Kara Hayıt Nahiyesi, Maraş Ovası ile Keferdiz arasında, Pazarcık Nahiyesi, Maraş'ın güney doğusunda Aksu Vadisi boyunca, Aladinek Nahiyesi, Pazarcık Nahiyesi'nin doğusunda, Göynük, Aksu Çayı boyunca ve Gölbaşı batısında, Bertiz Nahiyesi, (bugünkü Ağabeyli ve çevresi) Engizek ve Ahır dağları arasında, Zeytun Nahiyesi, (bugünkü Süleymanlı) Ceyhan Nehri batısı, Berit dağı güneyinde, Yenice Kale Nahiyesi Ceyhan-Aksu kavşağı ile Çimen ve Çınar Pınar dağları arasında yer almaktadır.

B- Maraş Şehri ve Çevresinin Tarihi Gelişimi

Tarihi Hitit dönemine kadar uzanan ve Geç Hitit şehir devletlerinden Gurgum Krallığına başkentlik yapan Maraş, daha sonra bir müddet Asur hakimiyetine girer. M.Ö. 612'de Asurluların Medler tarafından ortadan kaldırılmasıyla Maraş ve çevresi Perslerin eline geçer. M.Ö. 64 yılında Roma yönetimine geçen şehir, Roma İmparatorluğu'nun 395'te ikiye ayrılması üzerine Bizans idaresine girmiştir.28 637 yılında Hz. Ömer'in halifeliği zamanında, Halid bin Velid tarafından Bizanslılardan alınan Maraş, bu tarihten itibaren gerek Emeviler gerekse Abbasiler döneminde birkaç kez Bizans işgaline uğrar. Müslümanlar için Maraş, Anadolu'ya yapılan seferlerde bir geçiş noktası görevini ifa ettiğinden çok önemlidir ve 1085 yılında Türklerin burayı fethine kadar Araplar ve Bizanslılar arasında sık sık el değiştirir.

1114 tarihinde meydana gelen depremde büyük tahribata uğrayan31 (bu depremde yıkılan şehrin yerinin bugün Kara Maraş olarak bilinen Namık Kemal mahallesi civarında olduğu tahmin edilmektedir.) Maraş şehri, XIII. Yüzyılın ikinci yarısına kadar Emir Hüsamettin Hasan soyundan gelen valiler tarafından idare edilir. Maraş ve civarında yaşayan göçebe Türkmen cemaatleri 1240 yılında çıkan Babai isyanına katılırlar. İsyan yüzünden bölgede birçok karışıklıklar çıkar ve bu karışıklığı fırsat bilen Moğollar 1243 yılındaki Kösedağ savaşında Selçuklular'a büyük bir darbe vurarak bölgede Selçuklu otoritesini zayıflatırlar. Otoritenin zayıflığından faydalanan Ağaçeri Türkmenleri, Maraş ve civarında terör estirmeye başlarlar, yöre sakinlerinin can ve mal güvenliğini tehdit eder duruma gelirler. 1257 yılında üzerlerine gönderilen orduya yenilen Ağaçeriler aman dilerler, ele başları yakalanarak hapsedilir böylece isyan son bulur, bölgede huzur ve sükûn tekrar sağlanır.

XIV. yüzyılın ikinci yarısında Maraş ve civarı yoğun Türkmen oymakları ile iskan edilir. Bu bölgeye yerleşen Türkler, Moğol istilası önünden Anadolu'ya kaçanlardır. Şehir Dulkadirli Beyliği'nin kuruluşuna kadar yarım asır Halep valilerine bağlı olan Türkmen beyleri tarafından idare edilir. Bu beyler savaş esnasında cemaatleri ile birlikte Halep valisinin maiyetine iltihak ederek Çukurova'daki Ermenilere ve Anadolu'daki Moğollar'a karşı tertip edilen seferlerde öncülük ve akıncılık yapmaktadır.

Anadolu'da Moğol hakimiyetinin sona ermesinden sonra Maraş ve çevresi Zeyneddin Karaca Bey'in etrafında toplanan Dulkadirli Türkmenlerinin idaresine girdi. Bölgede 1337 yılında Zeyneddin Karacabey öncülüğünde Dulkadirli Beyliği kuruldu. Beylik üzerinde nüfuz kurabilme mücadelesi Osmanlı, Memluklu ve Safevi devletleri arasında büyük çekişmelere sahne olmaktaydı. 1508 yılında bölgeye bir sefer düzenleyen Şah İsmail girdiği Elbistan ve Maraş'ı yakıp, yıkar ve Harput ile Diyarbakır'ı alır. Şah İsmail'in Maraş ve Elbistan'daki bu tahribatı yüzünden kaynaklar 1508 yılı öncesine ait Dulkadirli eserlerinin çoğunun yok olduğunu yazmaktadırlar.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Dulkadirli beyi Şehsuvaroğlu Ali'nin 1522 yılında öldürülmesinden sonra Maraş ve çevresi tamamen Osmanlı Devletinin idaresi altına girdi.
Dulkadirli ülkesinin Osmanlı topraklarına katıldığı zaman ki sınırları; Maraş, Elbistan, Göksün, Andırın, Zamantı, Kayseri, Kırşehir, Ankara, Bozok (Yozgat), Darende, Harput (Elazığ), Malatya, Besni, Hısn-ı Mansur (Adıyaman), Kahta, Gerger, Diyarbakır, Urfa, Çermik, Rumkale (Halfeti), Ayntab, Pazarcık, Bulanık ( Bahçe), Gündüzlü, Amik Ovası, Antakya, Gügercinlik, Trablusşam, Sis (Kozan), Kars-ı Zülkadriye, Fers, üzeyr ve Ayaş'tan (Yumurtalık) oluşmaktadır. Şehsuvaroğlu Ali Bey'in öldürülmesinden sonra Dulkadirli vilayetinin yönetimi kısa bir sürede olsa Koçi b. Halil Bey'e verilmiştir. Bölge kısa bir süre sonra Rum Vilayetine bağlandığından Halil Bey'in yönetim'de fazla kalmadığı anlaşılmaktadır, çünkü Maraş'ın başında yönetici olarak bu kez Musa Bey v. Kızıl Ahmed Bey gözükmektedir.

Kuruluş tarihi Hititlere kadar uzanan Maraş şehrinin ilk yerleşim yeri şimdiki şehrin güneydoğusunda bulunan Erkenez çayı kenarında, Roma devrinde Karasu kıyısına, daha sonra Kara Maraş olarak bilinen semte, Dulkadirliler zamanında ise bugünkü yerleşim yerine taşınmıştır.

Kaynakça
Kitap: XVI. Asırda Maraş Kazası
Yazar: İbrahim Solak
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: OSMANLI ÖNCESİ MARAŞ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 12 Ara 2010, 20:51

Tarihi Hitit dönemine kadar uzanan ve 637 yılında Hz. Ömer'in halifeliği zamanında müslümanlar tarafından Bizanslılardan alınan Maraş, daha çok müslümanlarda kalmakla beraber birkaç kez Bizans işgaline uğramıştır. Müslümanlar için Maraş, Anadolu'ya yapılan seferlerde bir geçiş noktası görevini ifa ettiğinden çok önemlidir ve 1085 yılında Türkler'in burayı fethine kadar Araplar ve Bizanslılar arasında sık sık el değiştirir.

Maraş XIII. Yüzyılın ikinci yarısına kadar Emir Hüsamettin Hasan soyundan gelen valiler tarafından idare edilir. Maraş ve civarında yaşayan göçebe Türkmen cemaatleri 1240 yılında çıkan Babai isyanına katılırlar. İsyan yüzünden bölgede birçok karışıklıklar çıkar.

Maraş ve çevresindeki Türkmenleri etrafına toplayan Karaca Bey, 1337 yılında Memlüklu Sultanı Nasır tarafından Türkmenlerin Emiri olduğuna dair verilen menşurla birlikte bölgede Dulkadir Beyliği'nin temelini atmıştır. Böylece Dulkadirliler'in ilk hükümet reisi Zeyneddin Karaca Bey olmuştur. Daha sonra beyliğin başına sırasıyla Halil Bey, Şevli Bey, Sadaka Bey, Nasreddin Mehmed Bey, Süleyman Bey, Arslan Bey, Şehsuvar Bey, Alaüddevle Bozkurt Bey ve son olarak Şehsuvaroğlu Ali Bey geçmiştir.

Yavuz Sultan Selim'in Çaldıran seferi sırasında sultana yardım etmeyen ve yer yer Osmanlı ordusuna saldırıda bulunan Dulkadirli Beyi Alaüddevle Bozkurt zamanında Maraş ve çevresi Osmanlı topraklarına katılır. Bölgenin yönetimi Şehsuvaroğlu Ali Bey'e bırakılır. 1522 yılında Ali Bey'in davranışlarından hoşnut olmayan Kanuni Sultan Süleyman Dulkadirli ülkesini tamamen Osmanlı topraklarına katmıştır.
Bölge Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra Maraş ve Elbistan birer sancak olarak 1522 yılında Rum Eyaleti'ne ilhak edilir. Kısa bir süre Rum Eyaleti'ne bağlanan Maraş ve Elbistan daha sonra, Rum Eyaleti'nden ayrılarak Karaman Eyaleti'ne bağlanır. Maraş ve çevresi 1523-1531 yılları arasında Karaman Eyaleti'ne bağlı kalmıştır. Dulkadirli Beyliği Osmanlı topraklarına katıldıktan sonra bölgede Zünnünoğlu ve Kalenderoğlu isyanlarının çıktığı görülmektedir. Bu isyanların bastırılıp bölgede huzur ve sükunun sağlanmasından sonra yeni bir idari düzenleme yapılır ve 1531 yılı itibariyle Dulkadirli Eyaleti kurulur.

Maraş Kazası'nın idari taksimatının 1523 yılında Maraş, Keferdiz, Pazarcık, Gügerciniik, Tekak, Kargılık, Kars ve Andırın Nahiyelerinden, 1526 yılında, Maraş, Kemer, Keferdiz, Kara Hayıt, Aladinek-Araban, Pazarcık, Gügerciniik, Göynük, Tekak, Kargılık, Haruniye, Andırın, Zeytun-Firnos ve Bayındır nahiyelerinden, 1563 yılında ise Maraş, Camustil, Kuru Pınar, Kemer, Keferdiz, Kara Hayıt, Pazarcık, Aladinek, Göynük, Bertiz, Zeytun ve Yenice Kale nahiyelerinden oluştuğu görülmektedir.

1526 yılında Maraş Kazası'na bağlı köy sayısı 246'dır. Köylerin %73'ünde reaya kaydı bulunmamakta, bu köyler Dulkadirli Türkmenleri tarafından kışlak ve ziraat sahası olarak kullanılmaktadır. Dolayısıyla kaza genelinde yaşayan nüfusun büyük kesimini konar-göçer hayatı yaşayan aşiretler oluşturmaktadır. Aşiretlerin yoğun bir şekilde yayıldıkları, kışlak olarak kullandıkları ve ziraatını yaptıkları alanlar ise genellikle kazanın güneyinde bulunan ve fazla dağlık olmayan, daha çok ovalardan oluşan Gügerciniik, Maraş, Kemer, Keferdiz, Haruniye, Kargılık ve Tekak nahiyeleridir. 1563 yılında ise kazaya bağlı 345 köy bulunmakta ve köyleri tasarruf eden cemaatlerin tamamının yerleşik hayata geçtiği görülmektedir.

Maraş Kazası genelinde 1526 yılında tahmini toplam nüfus 58915 kişidir. Bu nüfusun % 13.9l'i gayri müslimler, %86.09'u müslimler oluşturmaktadır. Toplam nüfusun % 4l'i yerleşik ahali, %59'u konar-göçer hayatı yaşayan aşiretlerden meydana gelmektedir. Yine bu tarihteki toplam nüfus içerisindeki şehirlilerin oranının %11.9 olduğu görülmektedir.

1563 yılına gelindiğinde 1526 yılına göre kazanın nüfusu %8.4'lük bir artışla 62154 kişiye ulaşmıştır. Bu tarihte toplam nüfusun %18'ini şehirliler, % 82'isini köylüler oluşturmaktadır. Toplam nüfusun %13'ü gayri müslimler, % 87'isi müslimlerden teşekkül etmektedir.

Hem 1526'da hem de 1563'te Maraş Kazası sınırları içerisinde yaşayan nüfusun büyük oranda kırsal alanda yaşadığı, fakat 1526 yılına göre 1563'te şehirleşme oranının arttığı görülmektedir.
1526 yılında kaza genelinde toplanan vergi miktarı 1.967.859 akçe iken, 1563'te bu miktar 2.037.467 akçeye yükselmiştir. Her iki tarihte de toplanan vergiler içerisinde en önemli grubu yaklaşık % 70'lik bir oranla hububattan alınan öşür oluşturmaktadır. Geri kalan vergi oranı ise şahsa bağlı vergiler, ticari ve sanayi faaliyetlerinden alınan vergiler ve arızi vergilerden meydana gelmektedir.

Maraş ve çevresi miri araz rejiminin uygulandığı bölgelerden olduğu için burada timar sistemi tatbik edilmiştir. 1526 yılında arazinin % 96 gibi büyük bir kısmı miri araziyi meydana getirirken, mülk ve vakıflara ayrılan arazi % 4'te kalmaktadır. 1563 yılında ise miri araziye ayrılan kısım % 83'e gerilerken mülk ve vakıflara tahsis edilen arazi % 7'ye çıkmıştır.

Şehir merkezinde 5 medrese, 4 buk'a, 4 cami, 2 mescid, 1 imaret, 6 zaviye ticari hayatın vazgeçilmez unsurları olan çarşı ve pazarlar ve bunların içerisinde faaliyet gösteren esnaf grupları bulunmaktadır. Bütün bunlar şehirde sosyal-kültürel ve ekonomik hayatın canlı olduğuna işaret etmektedir. Bunların haricinde kırsal kesimde de yer yer pazarların kurulduğu, zaviye ve mescidlerin inşa edildiği görülmektedir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: OSMANLI ÖNCESİ MARAŞ

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 Ara 2010, 20:44

TÜRK FETHİ VE SELÇUKLU DÖNEMİ

Bugünkü Kahramanmaraş ili ve ilçelerini içine alan bölge, 1085 yılında Türk kumandanlarından Emir Buldacı tarafından fethedildi.

Haçlıların gelişi ile Türklerin elinden çıkan Maraş ve Elbistan havalisi 1098 yılında Bizans'a teslim edildi. Bu tarihten itibaren Ermeni asıllı Bizans valileri idaresinde Maraş'a yerleşen Ermeniler bir süre sonra Rumkale ve Hısn Mansur (Adıyaman) şehirlerini de ele geçirdiler. Maraş'ın kuzeyindeki Elbistan, Afşin (Efsus) ve Göksün çevreleri ise kısa bir Türk hakimiyetini müteakip 1103 yılında yeniden Haçlılar'ın eline düştü; fakat 1105'de Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan tarafından geri alınarak vezir Ziyaeddin Muhammed'e ikta edildi. Kılıç Arslan'ın 1107 yılında ölümü üzerine Elbistan'ı ele geçiren Antakya Haçlı prensi Tankred 1117'de bu şehri ve civarını Malatya'da oturan Selçuklu Meliki Tuğrul Arslan'ın atabeyi İl Arslan'a teslim etmek zorunda kaldı. Türklerin kesin olarak Elbistan'a yerleşmeleri üzerine Maraş'ta tutunamayacaklarını anlayan Ermeniler şehri, Urfa Haçlı kontuna teslim ederek Haçlılar'ın himayesine girdiler. Bu sırada merkezi Sivas'ta bulunan Danişmendliler güçlenerek Selçuklular ile rekabet edecek duruma gelmişlerdi. Selçuklu hükümdarı Sultan Mesud ile mücadeleye girişen Danişmendli Emir Gazi 1124 yılında Elbistan ve civarını ele geçirdi. Güneyde Haçlılar ile Ermeniler arasında başlayan mücadeleden de faydalanan Danişmendliler 1136'da Göksun'u, 1139 yılında da Feke ve Keban kalelerini zaptettiler. Maraş'a kadar giren Danişmendli hükümdarı Muhammed, Bizans İmparatorunun Haçlılara yardıma gelmesi üzerine ele geçirdiği yerleri terkederek geri çekildi. Muhammed'in ölümünden sonra (1143) üstünlüğü sağlayan Sultan Mesud 1144'de Danişmendlilerden Elbistan'ı, 1149-1150 yıllarında da Maraş, Göksün, Besni, Ayıntab ve Dülük şehirlerini alarak Selçuklu topraklarına katıp, buraları Maraş merkez olmak üzere oğlu Kılıç Arslan'ın idaresine verdi. II. Kılıç Arslan'ın 1155'de tahta çıkışından sonra merkezi Elbistan olan Yukarı Ceyhan havalisi Selçuklular ile Danişmendliler arasında mücadele sahası haline geldi. Selçuklu Sultanı Kılıç Arslan 1160'da Bizans İmparatoru ile ittifak yapan Danişmendli hükümdarı Yağıbasan'a yenilince Elbistan ve civarını ona terk etti. Fakat Yağıbasan'ın ölümünü müteakip, 1165'de Elbistan'ı geri aldığı gibi aynı yıl içinde Darende'yi de ele geçirdi. Bundan sonra, 1169 ve 1178 yılları arasında Kayseri, Zamantı, Sivas ve Malatya şehirlerini zaptederek Danişmendli hakimiyetine son veren Kılıç Arslan, Elbistan ve civarının idaresini oğlu Mugisüddin Tuğrul'a verdiği gibi Maraş'a da Emir Hüsameddin Hasan'ı vali tayin etti. 1201 yılında Saltuklular'a son verildikten sonra Mugisüddin Tuğrul Erzurum'a tayin edilince .Elbistan, merkeze bağlı bir vilayet haline getirildi. Maraş ise XIII. yüzyılın ikinci yarısına kadar, Emir Hüsameddin Hasan soyundan gelen valiler tarafından idare edildi.

Maraş ve çevresindeki göçebe Türkmen cemaatleri 1240 yılında çıkan Babai isyanına katıldılar. İsyanın elebaşısı Baba İshak, Maraş yakınlarındaki Kefersud nahiyesinden idi. Sivas, Tokat ve Amasya'ya sıçrayan ve Kırşehir'in Malya ovasında kanlı bir şekilde bastırılan bu isyan, Selçuklu Devletini bir hayli sarstı. Sınırda fırsat kollayan Moğollar Anadolu'ya girdiler. 1243 yılında Sivas'ın Zara ilçesi yakınlarında Kösedağ'da Moğolları karşılayan Selçuklu ordusu büyük bir mağlubiyete uğradı. Devlet otoritesinin zaafa uğraması üzerine Maraş ve Malatya'nın ormanlık bölgelerinde yaşayan ve daha önce Babai ayaklanmasına katılmış olan Ağaçeri Türkmenleri şehirleri basmaya, köyleri soymaya ve kervanları vurmaya başladılar. Çukurova ve Suriye'den gelip, Maraş üzerinden Anadolu içlerine giden ticaret yollan üzerinde emniyet ve asayiş kalmadığı gibi halkın canı ve malı tehlikeye düştü. Nihayet Maraş valisi Emir İmadeddin'in saltanat merkezi Konya'ya yaptığı devamlı başvuru üzerine devlet erkanı, Ağaçeri ayaklanmasının bastırılmasına karar verdi. Vezir Kadı İzzeddin'in Kayseri'den Elbistan taraflarındaki Ağaçeriler üzerine sevk-ettiği kuvvetler, Moğolların Baycu Noyan komutasında tekrar Anadolu'ya gelmekte olduğu haberi üzerine, bir harekata girişmeden geri dönmek zorunda kaldılar. 1256 yılında Konya Aksaray arasındaki Sultan Han'ı yakınında Moğolları karşılayan Selçuklu ordusu yine büyük bir bozguna uğradı. Sultan II. İzzeddin Keykavus Moğolların önünden kaçarak tahtı, kardeşi Kılıç Arslan'a terkedip Bizans'a sığındı. Bu olaydan sonra, Maraş ve Elbistan'daki Ağaçeriler şekavetlerini büsbütün artırdılar. Moğol kumandanı Baycu, 1257 yılında Hülagu'nun Bağdat üzerine yapacağı sefere katılmak üzere hareket edince Keykavus Malatya'ya kadar Anadolu'nun büyük bir kısmına yeniden hakim oldu. Veziri Ali Bahadır'ı Maraş yöresinde soygunlarını artırarak asayişi bozan Ağaçeriler üzerine gönderdi. Ali Bahadır asileri mağlup edip, reisleri Cuti Bey'i esir alarak yağmalarına son verdi. Maraş ve Elbistan çevresinde emniyet ye asayiş yeniden tesis edildi. Ancak Hülagu'nun Bağdat seferinden sonra, Mengü Kağan'-dan gelen yarlığ üzerine Anadolu iki kardeş arasında taksim edildi. Kızılırmak sınır kabul edilerek, batısı II. İzzeddin Keykavus'a, doğusu da IV. Kılıç Arslan'a verildi.

Selçuklu Devleti'nin bölündüğünü gören Kilikya (Çukurova) Ermenileri fırsattan istifade sınırda Türkler elinde bulunan yerleri ele geçirmek için harekete geçtiler. Hülagu'nun Suriye seferine katılan Ermeni Kiralı Hetum, Ağaçeriler'in çıkardığı karışıklıktan faydalanarak 1259'da Maraş'ı işgal etti. Elbistan ve Malatya taraflarında olay çıkarmaya devam eden Ağaçeriler, Hülagu'nun gönderdiği Moğol kuvvetleri tarafından katledilerek faaliyetlerine son verildi. Güneyde Moğollar'm eline geçen Rasas, Merziban, Raban, Derbısak, Besni şehir ve kaleleri sefere katılmalarına karşılık Ermenilere teslim edildi. Şam'a kadar Suriye'yi istila eden Hülagu orada bir Moğol kuvveti bırakarak geri döndü. 1250 yılında Mısır'da Eyyubi hakimiyetine son vermiş olan Memluklar bu sırada Yakın-Doğu'nun en güçlü devleti olma yolunda idiler. Memluklar, Moğollar'ı 1260'da Filistin toprağında Ayn-Calut'da büyük bir yenilgiye uğrattılar. Bu zaferden sonra Memluklar Suriye'yi aşıp, Anadolu içlerine doğru sınırlarını genişletirken, Selçuklu Devleti aksine gittikçe artan Moğol baskısı altında çökmeye başladı. Anadolu ve Irak'dan kalabalık sayıda giden Türkmenler Memluklar'a sığınarak onların güçlerine güç kattılar. Memluk Sultanı Baybars devrinde (1260-1277) sadece Anadolu'dan göç ederek Antakya ile Filistin'deki Gazze arasında yerleşen Türkmenlerin sayısı kırkbin haneyi geçiyordu. Sultan Baybars Türkmenlerin yardımı ile 1266'da Ermeniler üzerine bir sefer yaparak Derbısak, Merziban, Raban ve Şeyhü'l-Hadid şehirlerini geri aldığı gibi, 1268 yılında da Antakya'daki haçlı kontluğuna son verdi. Ermenileri himaye eden Moğollar'ın, 1271 yılında Antep, Antakya ve Harim şehirlerinde meskun Türkmenlere baskın yaparak mallarını yağma etmeleri üzerine Halep'e gelen Baybars, mütecavizlerin cezalandırılmasını emretti. Maraş'a kadar giren Memluk kuvvetleri Moğollara ve Ermenilere kayıplar verdirerek geri döndüler. Buna rağmen Maraş'ın güneyinde Göynük kalesinde üslenen Ermeniler, tüccar kafilelerini vurarak geçişlerine mani oluyorlardı. 1273 yılında Göynük kalesi Türkmenler tarafından muhasara ve zaptedilerek Memluk topraklarına katıldı. Ertesi yıl bir memluk kumandanı, emrindeki kuvvetlerle Maraş'a kadar gelerek şehrin kapılarını zorladı ise de, ele geçi-remeden geri döndü.

Anadolu'da gerçek iktidarı elinde bulunduran Selçuklu veziri Muinüddin Pervane, ülkeyi Moğol işgalinden kurtarmak için, Memluk Sultanı Baybars'ı yardıma çağırdı. 1277'de Moğol kuvvetlerini Elbistan ovasında büyük bir yenilgiye uğratan Baybars, Kayseri'ye kadar ilerledi ise ,de, Pervane'nin katına gelmediğini ve iki yüzlü davrandığını görünce Suriye'ye döndü. Baybars'ın arkasından Elbistan'a gelen İlhanlı hükümdarı Abaka, intikamını Moğollara düşmanlık gösteren Türkmenler'den aldı. Memluklar'ın Ermenilere karşı yaptıkları akınları durdurmak ve onlardan intikam almak isteyen Abaka, 1281'de Kayseri ve Elbistan arasında topladığı büyük bir orduyu Suriye'ye şevketti. Memluk Sultanı Kalavun, Moğol ordusunu Humus'ta karşılayarak Türkmenlerin de yardımı ile büyük bir bozguna uğrattı.

Moğollara karşı Anadolu'da Karaman, Germiyan ve Eşrefoğulları yeniden mücadeleye başlayınca güneyden de moğolların müttefiki Ermenilere karşı, Memluklar ile onların emrindeki Türkmenler taarruza geçtiler. Amanos dağlarını aşan Memluklar, 1292'de Fırat üzerindeki Rumkale'yi zaptettiler. Kozan (Sis) üzerine yapılan bir taarruz sonucu Ermeniler ile yapılan bir sınır düzeltmesi Memluklara Maraş, Besni ve Telhamdun şehirlerini kazandırdı. Ancak ertesi yıl Memluk Sultam Melik Eşref Halil'in katlini müteakip Mısır'da çıkan karışıklığı fırsat bilen Ermeniler, Maraş ve Telhamdun'u geri aldılar. Her iki şehir de, beş yıl Ermeniler elinde kaldıktan sonra 1298 yılında Sultan Laçin'in tertib ettiği büyük bir sefer sonunda tekrar Memluklara geçti. Maraş ve civarı Türkmen beylerine ikta edildi; Dulkadir Beyliği'nin kuruluşuna kadar yarım asır Halep valilerine bağlı olan Türkmen beyleri tarafından idare edildi. Bu beyler, muharebe esnasında cemaatleri ile birlikte Halep valisinin maiyetine iltihak ederek Çukurova'daki Ermenilere ve Anadolu'da Moğollara karşı tertip edilen seferlerde, öncülük ve akmcılık yapıyorlardı. Ebu Said Bahadır Hanin 1335'te ölümünden sonra Anadolu'da İlhanlı hakimiyetinin çöküşü üzerine Sivas Eretneliler'in eline geçerken Elbistan ve Maraş'a Dulkadirli, Çukurova'ya da Ramazanlı Türkmenleri hakim olacaktır.

Kaynakça
Kitap: MARAŞ TAHRİR DEFTERİ (1563)
Yazar: Refet YİNANÇ, Mesut ELİBÜYÜK
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13980
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir