Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Kadılık Menşurları

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Kadılık Menşurları

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 22:31

KADILIK MENŞURLARI

Eserin XXXVI-XLI numaraları arasındaki beş vesika kadı-ların tayinine dair menşurları teşkil eder. Bunlardan birincisi Ziyaeddin Mehmed'in Selçuk ülkesi ve orduları baş kadısı (kadı al-kuddt al-memalik hakim al-asakir (veya cuyuş) al-marı-sure) olarak payitaht (dar ül-mülk) Konya kadılığına tayini için isdar edilmiştir. Menşurda kadının meziyet ve faziletleri ile saltanata hizmetleri sayıldıktan sonra Tokat ve Erzincan kadılıkları ile ordunun hakimliği ilave edilmek üzere memleketin zübdesi, saltanatın merkezi, devletin menşei olan Konya kadılığına tayin olunduğunu, bütün memleketin şer'i işlerine nezaret etmesi ve dindar, tamahkar olmayan naipler tayin etmesi, davaların hallinde, münazaa ve husumetlerin kaldırılmasında zengin, fakir, yabancı ve yakın arasında fark gözetmemesi, nikahların akdi, mirasların taksimi, vesika, sicil ve şakların tahririnde, vasiyetlerin takdimi, yetim ve kayıp mallarının muhafazasında din ve emanet şartlarını yerine getirmesi, şahidlerin doğruluğu ve tezkiyesine dikkat etmesi, vakıf cami, medrese, hankah, zaviye, türbe ve yol gibi hayır işlerine nezaret etmesi, istihkak sahiplerinin murakabe ve terfihinde gayret gösterip yiyicilerin el uzatmasına mani olması emredilmek suretiyle baş kadının vazifeleri meydana konmaktadır. Bundan sonra istiyfa divanından maaşına işaret edilerek saltanat divanına bağlı olan emirlere, büyüklere, naib ve memurlara, Konya ve bütün Selçuk Türkiyesinin ileri gelenlerine, imam, seyyid ve şeyhlere, ahi, ayan, tüccar, bütün Konya ve diğer beldelerin ahalisine onu ve hizmetindeki naipleri şer'i işlerin infazında müstakil bilmeleri, şer'i ve dini mevzularda onlara müdahale etmemeleri emrolunmaktadır.

İkinci kadılık menşuru tefsir, hadis, fıkıh ve usul gibi dini ilimlerde mümtaz olan Nizameddin Abdullah'ın Amasya ve Çorumlu (Çorum) kadılıklarına ilave olarak bütün memleket başkadılığı ile ordu kadılığı (kazaskerlik)na tayinine dair bir fermandır. Burada da kadıya ait vazifeler, hemen birincisinde sayılanların aynı olarak kaydedilmiştir.

Üçüncü menşur Nizameddin Mehmed bin el-Nakib'in Samsun şehir ve vilayeti kadılığına dair olup davaların dinlenmesi husumetlerin faslında adaletten ayrılmaması, şahitlerin takviyesine dikkat etmesi, yetim ve çoçukların mallarını temiz ve emin kimselere tevdi ederek ziyanına meydan vermemesi, ölülerin tereklerinin muhafazası ve istihkak sahiplarine teslimi, nikah akidlerine itina göstermesi, mescit, medrese, zaviye, hankah ve diğer vakıf hayır müesseselerine nezaret ederek vakıfın şartlarının yerine getirilmesine çalışması ve vakıfların tamirine himmet etmesi emredildikten ve istiyfa divanından maaşı gösterildikten sonra Samsun ve vilayetinin emir, büyük, hakim, naib, imam, alim, ayan ve ahilerine ve bütün o havalinin halkına Nizameddin Mehmed'i Samsun ve havalisinin hakimi tanımaları ve kaza işlerinde ona ve naiplerine başvurmaları bildirilmektedir.

Dördüncü menşur Muzaffereddin Mehmed el-Bağdadi'nin Konya kadılığına dair olup davaların hal ve faslında kur'an, sünnet, hadis ve sahabenin eserlerine göre hüküm vermesi kaydedildikten sonra diğer menşurlardaki vazifeler sayılmaktadır.

Beşinci menşur Nasreddin Osman'ın Larende (Karaman) kadılığına tayinine dair olup diğer vesikalardakine benzer vazifeleri kaydedilmiştir.
Selçuk Türkiyesinde bu mühim resmi tayin vesikalarından başka Sivas kadılığına meşhur alim Kutbeddin Şirazi'nin nasbedildiğine dair bir menşur da bize kadar gelmiştir. Onun 680 de Sivas kadısı olduğunu bildiğimize göre 148 bundan önce yazıldığı anlaşılan bu menşurda islam adaletinin o derece kuvvetli olup hiristiyan, ve putperestlerin müslüman kadılarına tam bir itimad besliyerek mal ve mülklerini onların sicil, şak ve vesikalariyle teminata aldıklarını, Anadolu (Rum) ülkesinin özü olan Dar ul-'ala (bu unvan diğer kaynaklarda da mevcuttur) Sivas kadılığına Kutbeddin'in tayin edildiği kaydedildikten sonra emir, melik hakim, seyyid, şeyh, kadı, imam, büyük, ileri gelen ve bütün Rum halkı ve hususiyle Sivas ahalisinin onu şer'i işler ve islami ahkam hakkında hakim ve kadı bilmeleri, davaların görülmesinde, vesika, sicil ve nikah akidlerinin yazılmasında, hazine, yetim ve kayıp mallarının muhafazasında, vakıf ve hayrat işleri ile dini mansıblar tevziinde tamamiyle ona, onun naip ve memurlarına müracaat etmeleri emrolunmaktadır.

Menşurlarda hakimlerin kaydedilen türlü vazifelerini ifada onların maiyetlerinde çalışan memurlar hakkında Muhammed Hinduşah Nahcivani tarafından verilen iki vesika mahkemelerin teşkilatını aydınlatmak bakımından burada derce şayandır. Bunlardan biri mahkeme eminliği olup Emineddin namında birisinin Bağdad mahkeme eminliğine tayinini yaparken yetim ve kayıp mallara emin nasbedil-diğini, bu malların muhafaza ve nemalanmasında gayret göstermesi, ondan istikraz edilen malların vadesinde ödenmesi ve mahut emanet resmini alması bildirilmektedir. Elimize geçen diğer bir vesika da mahkeme katipliği (muvarrihi-i hucac ve kabalat) dır. Mahkeme (Dar ul-kaza) katipliğine tayin olunan Şemsed-din'in mahkemede satış ve borç kabale ve hüccetleri, muamele, nikah ve sair vesikaları her vilayet ve şehir için ayrı bab ve kısımlara ayırarak defterlere yazıp tarihlemesi, vakıf, mülk, borç ve satış muamelelerini ve nikah akidelerini tanzim etmesi emrolunmaktadır.

Gerek bu kayıtlar ve gerekse Selçuk devrinden kalan bir takım vakfiye, temlikname, hususi şahıslar arasında aktedilen mukavele senetleri kadı ve mahkemelerin bugünkü gibi yalnız adliye işleriyle meşgul olmadıklarını göstermektedir, ki zaten Selçuklulardan önceki islam devletlerinde durum hemen hemen aynı idi lM. Elimizde Selçuk devri mahkemelerinden çıkan vakfiye, temlikname ve senetler mevcut olduğu gibi I. İzzeddin Keykavus'un kadı Sadreddin Lehaveri tarafından kaleme alman nikah akdi vesikası da bize kadar gelmiştir.

Muhtevasına işaret ettiğimiz son vesikanın da gösterdiği üzere kadı huzurunda mahkemelerin yaptığı akidler katipler tarafından defterlere (sicillere) geçiriliyordu, ki elimize geçen bazı akidler alakadarlara bir nüshası verilen bu sicillerdeki vesikaların birer suretinden başka bir şey değildir. Alakalı şahıslara verilen bu gibi bir takım vesikalar istisna edilirse, Selçuk mahkemelerinde cereyan eden bu muameleler ile merkezi hükümetin gönderdiği emirleri ihtiva eden kadı sicillerinden hiçbiri maalesef zamanımıza kadar gelmemiştir, içtimai, iktisadi, hukuki vesair tarihler bakımından çok büyük bir ehemmiyeti haiz oldukları aşikar bulunan bu defterlerin kaybolması sebepleri arasında Ortaçağda bazan kadıların vazifelerinden ayrıldıkları zaman defterlerini de birlikte götürmeleri itiyadını zikretmek icap eder. Maamafih, Selçuk devletinin mevcudiyetini bildiğimiz devlet arşivi gibi bazı mühim Müslüman şehirlerinde kadıların hususi arşivlere sahip olduğuna dair de malumatımız vardır. Şer'i mahkeme sicillerinin muntazam olarak muhafaza edilmesi keyfiyeti ancak Kanuni Sultan Süleyman'dan itibaren Osmanlı imparatorluğu'na aittir ve bu sayede bize kadar gelen çok miktarda Şer'i sicil defterleri vardır.

Kadıların vakıf muamelelerinin ifasından başka vakıflara nezaret, irad ve masrafların vakıfın şartlarına uygun olarak ziyaa uğramamasını temin etmek vazifesiyle mükellef olduklarını bizim menşurlar gibi daha evvelki kadı tayin vesikaları da göstermektedir. Her kadı kendi kaza dairesinde bulunan vakıflara nasıl nezaret ederse Konya'da baş kadı (Kadı ül kuz-zat) mevkiinde bulunan kimse de aynı zamanda bütün Selçuk ülkesi vakıflarının nazın idi. Fakat Türkiye Selçukluları devleti memlekette büyük bir yekun tutan ve içtimai hayatta çok mühim bir mevkii olan vakıfların daha muntazam bir şekilde işlemesini temin maksadiyle, görünüşe göre, eski İslam devletlerinden farklı olarak, ayrıca bir Evkaf Nezareti tesis etmek lüzumunu duymuştur. Filhakika I. İzzeddin Keykavus zamanında onun hassa hazinedarı ve Çankırı hastahanesi (Dar ül-afiye) banisi Cemaleddin Ferruh bütün Selçuk ülkesi vakıflar nazırı tayin edilmişti. Daha sonra Emineddin Duleycani Emirdad ve üstaddar mevkilerinde idi, ki aynı zamanda Evkaf hakimi veya mütevellisi bulunuyordu.

İmameddin Zencani de hem Selçuk ülkesi İşraf divanı ve hem Evkaf idaresi başında idi. Müsameret ül-ahbar adlı Selçuk tarihini yazan Kerimeddin Aksarayi, Gazan Han tarafından Türkiye vakıfları nazırlığına tayin edilmişti. Görülüyor ki ayrı bir mevki haline gelen vakıflar idaresi çok zaman Konya kadısından başka bir devlet adamının nezaretinde idi. Maamafih, bu ayrılığa rağmen yine de bazan Konya kadısı aynı zamanda bu vazifeyi de deruhte ediyordu, ki Cemaleddin Huteni de bu meyanda bulunu-yordu. Evkaf nezaretinin masraflarını karşılamak maksadiyle vakıfların gelirinden onda bir nisbetinde bir vergi devlet tarafından tahsil ediliyordu. Anadolu Selçuklularından sonra İlhanlılar zamanında da Evkaf nezareti mevcut idi. Evkaf nezaretinin kadılıktan ayrılması dolayesiyle evvelki inşa mecmualarında mevcut olmadığı halde Selçuk Türkiyesinde yazılan muahhar inşa kitaplarında, mesela yukarıda mezkur, Gunyet ul-katib ve Kavaid us-risail de memleket mütevelliliğine yazılacak tahrirat için nümuneler gösterilmiştir. Yine yukarıda adı geçen Rusum ur-risail adlı diğer inşa kitabında ayrı bir tevliyet menşuru dercedilmiş olup Divan ut-tevliyet başında bulunan kimseye bir mescit ve medreseye ait vakıflar mütevelliliğinin tefvizi yapılmakta vakıfın şartlarına riayeti temin etmesi ve buna mukabil eski mütevellilere tahsis edilen maaşı alacağı bildirilmektedir. Böylece vakfiyelerin tayin ettiği mütevelliler üzerinde murakabe kadılar ve Evkaf nezareti veya umumi mütevelliler tarafından yapılıyordu.

Neşrettiğimiz kadılık menşurlarından ilk ikisi kadı'lkudat ve kadıaskerlik vazifelerinin Konya kadısında toplandığını göstermektedir. Selçuk kaynaklarında müstakil olarak kadıasker(kazı al-'asakhir, kazı-i leşker)'lerin bulunduğu kaydedildiği gibi Konya kadısının aynı zamanda kadıasker bulunduğuna dair başka kayıtlar da vardır. Orduda şer'i ve hukuki davalara bakan askeri hakimler Anadolu Selçuklularından başka büyük Selçuklular'da, Eyyubiler'de, Memlukler'de, Ak ve Karakoyunlular'da, Karamanlılar'da ve nihayet Osmanlılar'da mevcut olup Sem'ani'ye istinaden bu vazifenin ilk defa zuhurunu XII. asrın başlarında, Karahanlılar'da görüyoruz. Bu makamın eski Türk askeri teşkilatının bir devamı olarak İslami bir müessese şeklini aldığı anlaşlıyor. Filhakika müslüman Harezmşahlarda Yolak ve İlhanlılarda Yargu adiyle orduda askeri dava ve hukuk işlerine bakan mahkemelerin eski Türk örf ve adetlerine göre hüküm veren ve başlarında kumandanlar bulunan müesseseler islami bir şekil alan kadıaskerlik makamının menşei olmak icap eder. Sultan Sencer Mecdeddin isminde birini kadıasker tayin eden menşurunda onu ordu ve askerlerin kadısı nasbettiğini, davaların görülmesinde hükümlerinin Kur'an ve sünnet'e münasip ve uygun gelmesini emrederken ve diğer fermanında da şer'i işlerin kaza meclisine ve resmi işlerin de riyaset divanına tevdi edilmesini bildirirken bu vesika örfi hukuktan gelen bu ananeyi aksettirir. Selçuk iktalarında ve ikta askerleri arasında şeriat harici davalara bakan divarı-ı mezalim de Türk ve İslam hukuk ve örflerinin bir imtizacı neticesidir.

Kaynaklarda Selçuk Türkiye'sinde Konya ve diğer şehirlerde vazife görmüş bir çok büyük kadıların adlarını bildiğimiz ve bazıları hakkında da tafsilata malik olduğumuz halde bizim menşurların verildiği beş hakim hakkında bu kaynaklarda malumata rastlayamadığımız gibi, vesikaların tarihleri dercedilmediği için de zamanları ve hangi Selçuk sultanı tarafından verildiği belli olamıyor. Yalnız Samsun kadılığına tayin edilen Nizameddin Mehmed Niğdeli kadı Ahmed tarafından zamanın allaması olarak gösterilen ve Konya'da doğup Tokat'ta tavattun ettiği bildirilen ve ibn ül-Nakib şöhretiyle tanındığı kaydedilen Nizameddin Mehmed bin Mehmed Razi olduğu sarahatle anlaşılıyor. Menşur bu zatın nazim ve nesir sahibi bir kimse olduğunu da kaydeder.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE SELÇUKLULARI
Yazar: OSMAN TURAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir