Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Vezirlik Menşuru

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Vezirlik Menşuru

Mesajgönderen TurkmenCopur » 26 Ara 2010, 22:21

i. VEZİRLİK MENŞURU

Eserin ilk vesikasını teşkil eden bu menşur İlhani hükümdarı Gazan Han'ın Şemseddin Ahmed bin Osman Lakuşi'yi Selçuk Türkiyesi (Temamet-i memalik-i mahrus-i Rum) vezirliğine tayini için verilmiştir. Menşur, henüz Selçuk Hanedanının Anadolu'da mevkiini muhafaza ettiği bir zamanda sadir olduğu için, hükümdar burada Türkiye (Rum) nin babaları tarafından Selçuk Sultanlarına verildiğini ve bu sebeple Ahmed Lakuşi'nin hem Selçukluların veziri, hem de Han'ın Anadolu'da naibi bulunduğunu kaydetmektedir. Bu gibi mansıb tefvizi vesikalarında mutad olduğu üzere, vezirin bir çok meziyetleri sayıldıktan ve medhiyesi yapıldıktan sonra Anadolu'daki bütün devlet işleri, emirlerin, mansıb sahiplerinin azl ve nasbi onun salahiyetine terk edilmektedir ki, bu onun vezirliği ile değil naipliği ile alakalıdır. Filhakika kaynaklara uygun olarak Selçuk devleti'nin iktidari fiilen ilhanlı hükümdarının eline geçtiği için Ahmed Lakuşi haiz olduğu bu salahiyetleri Selçuk veziri sıfatiyle değil fakat ilhanı hükümdarının naibi olarak deruhte etmiş bulunmaktadır. Bu sebepledir ki fermanda eski meşhur vezirlerden Sahib 'Abbad ve Nizam ül-Mülk'ün yolundan ayrılmaması Ahmed Lakuşi'ye tavsiye edilirken onun Türkiye'de İlhan'ın naibi, yani makamına kaim olduğu kaydolunmakta ve kimsenin onun hüküm ve emrinden ayrılmaması tenbih edilmektedir. Bununla beraber yine de hukukan Selçuk vezirliği makamında bulunduğu için menşur, Selçukluların divan ananelerine uygun olarak, Ahmed Lakuşi hakkında Türkçe "İnanç"' lakabını kullanmaktadır, ki Uygurlardan beri devam eden bu türkçe unvan ve lakaplar bütün Selçuk emirlerine tefviz edilen ferman ve menşurlarda bulunduğu ve hatta diğer İslam devletlerinden gelen mektup ve sair tahriratta bunların ihmal edilmediği görülmektedir. Bu sebeple, neşrettiğimiz vesikalarda olduğu gibi, Selçuk Türkiyesine ait diğer bütün resmi vesikalar ve hatta kitabeler Osmanlı devrine kadar bu türkçe unvanları devam ettirmiştir, ki bu husus Türk devlet teşkilatı bakımından dikkate şayan bir hadisedir.

Neşrettiğimiz eserin hemen bütün vesikalarında olduğu gibi Gazan Han (674-703/1295-1304) tarafından verilen bu menşurdaki tarih de eserin sahibi tarafından kaydedilmemiştir. Aksarayi'ye göre Sadüddevle Yahudi Argun Han'ın veziri olunca (690) Selçuk vezirliğine tayin edilen Fahreddin Kazvini öldürüldü. Bu sıralarda Anadolu'nun idaresine gönderilenler arasında Ahmed Lakuşi de bulunuyordu ise de bu esnada onun vezirliğe tayini hakkında bir işaret mevcut değildir. Nitekim aynı müellifin Geyhatu zamanında (690-694) Sahib Necmeddin'in Selçuk vezirliğinde bulunduğuna dair kaydı bu gelişin vezirlikle alakalı bulunmadığını meydana koymaktadır. Nihayet Gazan Han 697 de Giyaseddin Mesud'u İsfahan'da hapsettirip yerine yeğeni Alaeddin Keykubad bin Feramurz'u Selçuk tahtına geçirdiği zaman Ahmed Lakuşi'yi de onun vezaretine tayin etti, ki işte bizim menşur da bu tarihte ve bu münasebetle verilmiş olmak icap eder.

Nitekim Hamdullah Kazvini de amcazadesi Fahreddin Kazvini zamanında Anadolu'nun sükuna kavuştuğunu beyandan sonra Tebrizli Ahmed Lakuşi'nin Selçuk vezirliğine tayin edildiğini kaydeder. Fakat Sülemiş'in Gazan Han'a karşı isyanı sırasında Alaeddin Keykubad'ın veziri Lakuşi ile birlikte Sivas'ta mahsur kaldığını biliyorsak da onun Anadolu'da ne kadar bir müddet bulunduğu ve ne suretle döndüğü hususu malum değildir. Zira bu hadiselerden sonra onun artık vezirlik makamını işgal ettiğini görmüyoruz. Filhakika o, nihayet Sultan Olcaytu zamanında (1304-1316), "Erzurum hududundan Antalya'ya ve Sinop'tan Diyarbekir sınırlarına kadar bütün memleketin idaresini kendisine tefviz eden altın tamgalı bir yarlığ ile Anadolu (Rum) ya geldi". Hamdullah Kazvini vezarete gelen Ahmed Lakuşi'nin Anadolu vergilerinin buradaki Moğol şehzadeleri ve askerlerine kifayet etmediğini görerek divanın mülkiyetinde, yani miri rejime tabi, bulunan topraklan mansıb sahiplerine satmağa başladığım ve bu sayede memleketin mamur olduğunu, zira yerinden emin olmıyan hakimler elinde kalsa idi, bu endişe dolayısiyle, ihmal ve harabinin mukadder olduğunu ve nitekim divana bağlı arazinin hususi mülkiyette kalanlara nisbetle çok dun bir durumda bulunduğunu kaydeder.

Lakuşi zamanında vukubulan bu hadise Selçuk Türkiyesinde cari bulunan miri toprak rejiminin Moğol idaresinde nasıl bozulduğuna ve hususi toprak mülkiyetinin ne şekilde meydana çıktığına dair dikkate şayan bir misaldir. Kazvini'nin bu münasebetle Lakuşi'yi medhetmesine mukabil Aksarayi onu uzun boylu zem etmekte, zulmünden ve bu hususta şöhreti olan irincin noyan ile şerik bulunduğundan, gösterişe ve kesesini doldurmağa düşkün bir kimse olduğundan bahseder ve hatta ona tahsis ettiği bir hicviyede gittiği her yerde feryadların yükseldiğini belirtir. Ahmed Lakuşi'nin vezirliği Timürtaş Noyan'ın zamanına kadar sürer; fakat suiistimalleri dolayısiyle Emir Çoban oğlunu Anadolu'ya gönderdiği sırada Lakuşi'nin vezirliğine nihayet verdi ve İlhani merkezinden gönderilen elçiler vasıtasiyle yakalatılarak öldürüldü.

Kaynakça
Kitap: TÜRKİYE SELÇUKLULARI
Yazar: OSMAN TURAN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir