Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

İbnü'l-Esir ve Malazgirt Savaşı Bilgileri

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

İbnü'l-Esir ve Malazgirt Savaşı Bilgileri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 20:22

İBNÜ'L-ESİR

Ortaçağ İslam aleminin en büyük müverrihlerinden biri olan İbnül Esir, Selçuklular'ın menşe'i, Selçuklu devletinin kuruluşu ve bu devletin" gelişmesine dair tafsilatlı ve değerli bilgiler verdiği halde, Malazgirt Savaşı hakkında yazdıklarının çoğu Ahbar ve İmadüddin'deki haberlerin muhtasar bir şekli olarak görülüyor; verdiği diğer haberler ise İbnü'l-Cevzi'dekilerin aynıdır. İbnü'l-Esir, AIp-Arslan'ın Bizans İmparatoru ile 50 yıllık bir barış yaptığını yazmaktadır ki, buna da hiç bir eserde rastgelinmez.

Kaynakça
Kitap: İSLAM KAYNAKLARINA GÖRE MALAZGİRT SAVAŞI
Yazar: FARUK SÜMER ve ALİ SEVİM
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: İBNÜ'L-ESiR ve Malazgirt Savaşı Bilgileri

Mesajgönderen TurkmenCopur » 22 Ara 2010, 20:30

İBNÜ'L-ESİR

el-Kamil fi't-Tarih


İzzüddin Ebu'l-Hasen Ali b. Muhammed, 1160 yılında Cezire''de (Cizre) doğmuştur. İyi tahsil gördükten sonra müderris olmuş ve hayatını ders vermek ve eser yazmakla geçirmiştir. Bu arada bir kaç defa yaptığı Bağdad ziyaretleri ilim hayatında büyük bir tesir yapmış, Musul'da göremediği birçok eserleri bu şehirde incelemek fırsatını bulmuştur. 1233 yılında Musul'de ölmüştür.

İbnü'l-Esir, hadis ve tarihe çok meraklı bir müellif idi. Hadis'e dair vücuda getirdiği eseri, ona bu ilmin en ileri gelen mütehassıslarından biri vasfını kazandırmıştır.

Tarih'e dair yazmış olduğu el-Kamil fi't-Tarih adlı eseri ise ona, İslam'ın en büyük tarihçileri arasında mümtaz bir yer temin etmiştir. 12 ciltten mürekkep olan bu eser, yaratılıştan 1231 yılma kadar gelmektedir. Yapılan tetkikler bu eserin İslam fetihlerine dair olan kısmının bile orijinal bilgileri ihtiva ettiğini göstermiştir. İbnü'l-Esir, eserinin telifinde birçokları zamanımıza kadar gelmemiş bulunan en değerli kaynakları kullanmıştır. Şu kısa izahattan anlaşılacağı üzere, faydalandığı tarihi kaynaklardan birçoğunun kaybolmuş olması dolayısiyle, eserinin kendi zamanından önceki kısımları da çok değerlidir.

Tercüme

H. 463 (1071) yılında Sultan Alp-Arslan Haleb'e yürüdü. Yolu Diyarbekir üzerinden geçiyordu. Bu sebeble bu bölgenin hakimi Mervan-oğlu Nasr onu karşıladı, 100 bin altınla birlikte hediyeler takdim etti. Sultan bu paranın halktan müsadere edildiğini öğrenince kabul etmedi. Daha sonra Sultan amid'e vasıl oldu. Orada amid'in surlarının sağlamlığını görerek elini sura sürüp sonra teberrüken eliyle göğsünü sıvazladı. Urfa'ya yürüyüp kuşattı ise de başarı kazanamadı. Oradan Haleb'e yürüdü. Bu şehre daha önce Halife el-Kaim'in elçisi olarak Nakibünnükeba Ebu'l-Fevaris Tırad gelmiş ve beraberinde hilatler getirmişti.

Haleb hakimi Mahmud buna dedi ki:

"Sultan'a gidip, beni huzuruna çağırmaktan affetmesini söylemeni istiyorum". Bunun üzerine Nakibünnükeba Sultan'a gelip Halep hükümdarının, el-Kaim'in hilatlerini giydiğini, hutbede adım okut-tuğunu bildirdi. Sultan ona Hayy ala hayrılame'yi ezanlarında okuttuktan sonra hutbelerinin ne önemi vardır. Onun huzuruma gelmesi ve yer öpmesi şarttır" dedi. Fakat Mahmud "bundan imtina etti. Bunun üzerine de Haleb'in muhasarası şiddetlendirildi, fiyatlar yükseldi, savaş hızlandı. Sultan bir gün hücuma geçerek şehre yaklaştığında şehirdeki mancınıklardan atılan bir taş atma isabet etti. Mahmud güç bir duruma düştüğünü görünce bir gece annesi Nümeyri boyundan Vessab kızı Menia ile birlikte dışarı çıkarak Sultan'ın katına geldi.

Mahmud'un annesi Sultan'a:

"İşte oğlum ona istediğini yap" dedi. Sultan onlara iyi muamele etti ve Mahmud'u hilatleyip şehre geri gönderdi. Mahmud da Sultan'a pek çok para yolladı.

Bizans İmparatoru'nun Ahlat seferi ve tutsaklığı

Bu yıl Bizans İmparatoru Ermanus, Rumlardan, Frenklerden, Guzlardan, Ruslar, Peçenekler, Gürcüler ve başkalarından olmak üzere 200 bin kişilik bir ordu ile haşmet ve debdebe içerisinde sefere çıktı. İslam ülkesine yönelerek Ahlat yörelerinden, Malazgirt'e geldi. Alp-Arslan'a, Azerbaycan'daki Hoy şehrinde bu haber ulaştı.

Kendisi Haleb'den avdet etmişti. Sultan, İmparatorun yanında kalabalık bir kuvvetin bulunduğunu öğrendi. Askerlerinin uzakta, düşmanın da yakında bulunmasından dolayı, asker toplaması mümkün olmadı; ağırlığını, zevcesi ve Nizamü'l-Mülk'le Hemedan''a gönderdikten sonra yanındaki 15 bin atlı ile düşmanın üzerine süratle hareket etti.

Bu esnada askerlerine şöyle dedi:

"Ben Allah rızası için sabrederek savaşacağım. Sağ kalırsam bu Tanrının bana bir lütfudur; şehid olursam oğlum Melikşah benim halefimdir". Düşmana yaklaştıklarında, Sultan bir öncü kuvveti gönderdi. Bu öncü kuvveti Ahlat yakınında Bizanslılardan 10 bin'e yakın askerin başında bulunan er-Rusiyye ile karşılaştı. Yapılan savaşta er-Rusiyye bozguna uğradı ve tutsak alındı. er-Rusiyye Sultan'a getirildi, Sultan da onun burnunu kestirdi. Elde edilen haç'ı Nizamü'l-Mülk'e gönderip ona, bunu Bağdad'a yollamasını emretti. İki ordu birbirine yaklaştıklarında Sultan Bizans İmparatoruna elçi gönderip ondan barış isteğinde bulundu.

Fakat Bizans İmparatoru:

"Barış ancak Rey''de yapılacaktır" dedi. Buna Sultan'ın çok canı sıkıldı.

İmamı, fakih Buharalı Hanefi Abdülmelik oğlu Ebu Nasr:

"Sen din uğruna savaştığından Tanrı sana zafer vadetmiştir ve bu dini, diğer dinlere üstün kılmıştır. Ben ulu Tanrıdan bu zaferin senin adına yazılmasını niyaz eylerim. Hatiplerin minberlerde bulunduğu Cuma günü öğleyi takip eden vakitte düşmanın üzerine atıl. Zira bu saatte hatipler, mücahitlerin zafer kazanmaları için, Tanrı katında kabule şayan dualarda bulunacaklardır."

Cuma namazı vakti geldiğinde Sultan, askerleri ile birlikte namaz kıldı, ağladı ve bütün askerler de ağlaştılar. O ve askerleri dua ettiler.

Sultan onlara:

"Gitmek isteyen gitsin. Burada buyuran ve yasaklayan bir Sultan yoktur." dedi, okunu ve yayını atıp kılıç ve topuzu aldı, atının kuyruğunu bizzat eliyle bağladı ve askerleri de aynı şeyi yaptılar. Ak elbise giyip kokular süründü ve "ölürsem kefenim budur" dedi. Düşmana saldırdı, askerleri de kendisini takip ettiler. Düşman'a yaklaştığında atından inip yüzünü toprağa koyarak ağladı ve pek çok duada bulundu. Sonra atlanıp hücuma geçti, askerleri de onun gibi yaptılar. Müslümanlar düşmanın içerlerine kadar girdiler. Her iki taraf arasında bir toz perdesi hasıl olmuştu. Müslümanlar, düşmanları istedikleri gibi öldürdüler. Tanrı, zaferini onlara indirdi. Bizanslılar bozguna uğradılar ve onlardan sayısız insan öldürüldü, öyle ki, öldürülenlerin cesetleri savaş meydanını doldurmuştu. Bizans İmparatoru tutsak alındı. Onu Gevherayin'in memlüklerinden biri tutsak almış, tanımadığı için öldürmek istemişti.

Fakat İmparatorun yanında bulunan bir hadım ağası:

"Onu öldürme, zira o İmparatordur" dedi. Bu memluk Gevherayin tarafından Nizamü'l-Mülk'e takdim edilmiş ise de küçümsenerek kabul edilmemişti.

Gevherayin bu memlükü övünce Nizamü'l-Mülk:

"Olaki Bizans İmparatoru'nu tutsak olarak bize getire" demişti. Dediği gibi oldu. Bu memlük İmparatoru tutsak alınca onu Gevherayin'in yanma getirmiş, o da Sultan'a İmparatorun tutsak alındığını haber vermişti. Sultan da onun huzuruna getirilmesini emretti.

Katına getirildiğinde Sultan Alp-Arslan elindeki kamçı ile üç defa İmparatora vurmuş ve:

"Ben sana barış için elçi gönderdiğim halde sen bunu reddetmedin mi?" dedi.

İmparator da:

"Beni azarlama; istediğini yap" dedi.

Bunun üzerine Sultan ona şunları sordu:

"Sen beni tutsak alsaydın ne yapardın?". İmparator "Fenalık yapardım" diye cevap verdi.

Sultan'ın "Sana ne yapacağımı sanıyorsun" demesi üzerine İmparator:

"Ya beni öldürürsün ya da İslam ülkelerinde beni teşhir edersin, ihtimal uzak olmakla beraber bağışlayıp vergi alır ve beni naibin olarak kabul edersin" dedi.

Alp-Arslan:

"Ben de bundan başka bir şey düşünmedim" dedi. Onun için 1,5 milyon altın kurtuluş akçesi kararlaştırdı ve istenildiği zaman Bizans askeri kendisine gönderilecek ve Bizans ülkesinde bulunan bütün tutsaklar salıverilecekti. Böylece anlaşma yapıldı. Sultan, ona bir otağ tahsis edip 10 bin altın gönderdi. İmparator da bu para ile kumandanlardan bir kısmının kurtuluş akçasını verdi. Ertesi gün Sultan onu hilatledi. İmparator, Halifenin bulunduğu yönü sorunca kendisine gösterildi. O da ayağa kalkıp başını açarak tazim için yere eğildi. Sultan imparator ile elli yıllık bir barış yaptı ve ona gideceği yere götürmek üzere askerlerini terfik etti. Bizzat kendi de onu bir fersahlık yola kadar uğurladı.

Bizanslılara gelince:

Yenilgiyi haber alan Mihail, Bizans hükümdarlığını eline geçirdi, ülkeye hakim oldu.

Ermanus Tokat kalesine geldiğinde bu haberi işitip sof giyinerek rahipliğini ilan etti ve Mihail'e elçi gönderip Sultan ile yaptığı anlaşmayı bildirdi ve:

"Kararlaştırılmış olan bu anlaşmaya ister riayet et, ister etme" dedi.

Mihail:

Kararlaştırılmış olan şeyleri vereceğini, kendisinin tavassutta bulunmasını ve Sultan'ın isteklerini bildirmesini istedi. Ermanus, toplayabildiği 200 bin altını bir altını tabakla birlikte Sultan'a gönderdi. Bu altın tabağın içinde 90 bin altın değerinde mücevher bulunuyordu. Ermanus bundan daha fazlasını göndermeye muktedir olamadığını and içerek Sultan'a bildirdi. Sonra Ermanus Ermenilere ait yöreleri eline geçirdi. Şairler Alp-Arslan'ı övmüşler ve bu zaferinden sık sık bahsetmişlerdir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir