Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Oğuzlar'da Şehircilik

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Oğuzlar'da Şehircilik

Mesajgönderen TurkmenCopur » 20 Ara 2010, 23:05

OĞUZLAR'DA ŞEHİRCİLİK

Orta Asya'daki siyasi istikrar Çin, Moğolistan ve İtil havzası ve hatta Ortadoğu ülkeleri ile yapılan ticaretin gelişmesi, Seyhun boylarındaki şehirleri de kalabalık ve hareketli şehirler haline getirmişti.

X. yüzyılın ortalarında Oğuzlar'ın ancak üç şehirleri vardı:


Yeni Kend, Cend ve Cuvare (yahut Huvare).
Bunlara sonraları Savran (Sepren), Karaçuk, Karnak, Suğnak ve Süt Kend (Sitgün) şehirleri de katıldı. XI. yüzyılda göçebe Oğuzlar, adı geçen şehirlerde oturan eldaşlarına "yatuk" yani tembel adını vermişlerdi. Bilindiği üzere aynı yüzyılda Oğuzlar'dan önemli bir küme Selçuk'un oğullarının idaresinde ana yurdundan göç ederek 1040 yılında Horasan'da Selçuklu devletini kurdu. Bu devletin gelişmesi üzerine Oğuz elinden, İran ve Anadolu'ya vakit vakit, kümeler halinde göçler yapıldı. Oğuzlar'ın bu göçlerinden faydalanan Kıpçaklar Seyhun boylarına inerek Oğuzlar ile birlikte yaşamaya başladılar. Her iki Türk topluluğu arasında sık sık mücadeleler oluyordu. İşte bu mücadeleler Dede Korkut destanlarının esasını teşkil etmiştir.

XII. yüzyılda yukarıda adları geçen şehirlere bir yenisinin de ilave edildiğini görüyoruz:

Barçınlığ Kend. Bu şehir Oğuzlar'ın Salur boyundan Barçın Hatunun adiyle ilgilidir. Anlaşıldığına göre şehir Barçın Hatun tarafından kurulmuş ve bundan dolayı Barçınlığ Kend adını almıştır. Yine Seyhun kıyılarından Cend yakınlarında Sağ Dere adlı bir mevki olduğu gibi, Ribatat (ribatlar) adlı bir yer de vardı. Bilhassa bu sonuncunun bir şehir, bir kasaba, hiç olmaz ise meskun bir yer olduğu şüphesizdir.

XIII. yüzyılın ilk çeyreğinde Oğuz şehirlerine yenilerinin katıldığı görülüyor:

Özkend, Aşnas. Yine evvelce ehemmiyetsiz bir kasaba olan ırmak kıyısındaki Otrar da büyük şehirlerden biri haline gelmişti. Oğuzlar'ın devamlı olarak göçlerine rağmen Seyhun boylarında şehirlerde oturanlardan başka göçebe hayat geçiren yine kalabalık bir Oğuz topluluğu vardı.

Moğol istilası arefesinde (1218) her biri gerçekten kalabalık, mamur ve hareketli şehirler durumuna yükselmiş olan Seyhun boylarındaki Oğuz şehirleri şunlardı:

(batıdan doğuya doğru) Yeni Kend (Şehir Kend), Cend, Ribatat, Aşnas, Barçınlığ Kend, Öz Kend, Sabran, Karaçuk, Suğnak, Karnak, Yesi, Süt Kend. Bunlardan başka pek çok kasaba, kale ve köy de vardı. Aşağı Seyhun boyları her bakımdan çok kuvvetli Türklük vasıfları taşıdığından Maveraunnehir'de XVI. yüzyılda bile Türkistan adiyle bilhassa bu bölge ifade ediliyordu. Yesi'nin Türkistan ismi ile anılması, Ahmed Yesevi'nin lakabı olan "Hazret-i Türkistan'ın" (Türkistan'ın büyüğü) halk tarafından kısaltılarak Türkistan denilmesinden ileri gelmiştir.

Böylece Türk dünyası, XIII. yüzyılın başlarında tarihinin en mutlu devirlerinden birini geçiriyor, yerleşik hayatta mühim merhaleler katediyordu. Fakat 1219 yılında başlayan Moğol kasırgası bu mutlu alemi yıktı, yok etti. öyle yıktı ve yok etti ki, Orta Asya'daki Türk ülkeleri bir daha böyle bir hayatı yaşayamadı. Moğol hakimiyeti devrinde başlayan Moğollar arasındaki sonu gelmez iç savaşlar yüzünden şehirler yakıldı, yıkıldı ve oralarda yaşayan halk dağıldı. Göçebeliğin hakim olduğu yeni bir alem meydana geldi. Bu alemde medeni hayat gittikçe geriledi ve Moğol istilasından önce açıkça müşahade edilen yerleşik hayatın altın devri ve güneşli günleri bir daha geri gelmemek üzere kaybolup gitti.

XVI. yüzyılda Buhara, Semerkand, Ürgenç gibi büyük şehirlerden artık uzak ülkelere kalabalık kervanlar gönderilemiyordu. Çok eski zamanlardan beri yapılan ve Türkistan'ın medeni gelişmesinde pek mühim bir rolü olan Çin ticareti de tamamen durmuştu. Moğol devri öncesi ve Moğol devri sonrası Orta Asya tarihini yakından inceleyen bir tarihçi, ister istemez bu gerçekleri ifade etmek zorundadır.

1245 yılında Papa'nın temsilcisi olarak Moğolistan'a giden Plano Carpini Seyhun ırmağına ulaştığında sayısız şehir harabeleri ile karşılaşarak hayret ve dehşet içinde kalmıştı. Türk yurdunun merkez kesimi yani Taş Kend ile Isığ Göl arasındaki bölge de Moğol devrinde daha korkunç bir akibete uğramıştı. Öyleki Balasagun, Taraz, iki Ögüz, Kayalık, Almalık, Barman, Beş Balık, Yafınç ve daha pek çok şehirler bütün Oğuz şehirleri ile birlikte yerle bir olmuş ve bu yüzden çoğunun mevkileri bile henüz kesin bir şekilde tayin edilememiştir.

Bu husus şu şekilde daha iyi ifade edilebilir:

bu eserde incelemiş olduğumuz şehir, kasaba ve köylerden ezici çokluğu (hatta hepsi de denilebilir) şimdi ya yeri belli değildir ve ya harabe halindedir. Büyük alim Kaşgarlı Mahmud'un "Türk ülkesinin Ceyhun'u" şeklinde vasıflandırdığı ili ırmağı boylan ile Türk gölü dediği Isığ Göl (< isig Köl) çevresi ise uzun bir zaman Moğolistan adıyla anılmıştı.

Kaynakça
Kitap: ESKİ TÜRKLERDE ŞEHİRCİLİK
Yazar: FARUK SÜMER
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir