Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Bizans Ordusunda Ücretli Türk Askerler - Turkish Mercenaries

XI-XII. Yüzyıllar, 11th-12th Centuries

Burada Anadolu Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Bizans Ordusunda Ücretli Türk Askerler - Turkish Mercenaries

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 May 2015, 04:38

Bizans Ordusunda Ücretli Türk Askerler (XI-XII. Yüzyıllar)

Turkish Mercenaries in Byzantine Army (11th-12th Centuries)

Yusuf AYÖNÜ


ÖZET

VII. yüzyılda thema sisteminin kurulmasından sonra XI. yüzyılın ilk çeyreğine kadar eyaletlerden gelen birlikler Bizans ordusunun asıl gücünü oluşturmaktaydı. Ancak bu tarihten sonra meydana gelen gelişmeler sonucunda thema kuvvetlerinin gücünün kırılmasının ardından ücretli askerlerin ön plana çıktığı görülmektedir. XI. Yüzyılın ikinci yarısında ise ücretli askerler ordunun aslî unsuru haline gelmiştir. Dönemin Bizans, Ermeni, Latin ve İslam kaynaklarındaki bilgilere göre XI. yüzyılın ikinci yarısında Bizans ordusunda İngiliz, Frank, Norman, Alman, Venedikli, Rus, Bulgar, Alan, Sırp, Gürcü, Ermeni, Peçenek, Kıpçak, Uz, Türkopol ve Selçuklu Türkleri gibi çok çeşitli milletlerden ücretli askerler bulunmaktaydı Bu makalede, Bizans imparatorluğunun siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan kapsamlı ve hızlı bir değişim geçirdiği XI-XII. yüzyıllarda imparatorluk ordusunda ücretli asker olarak görev yapan Türk unsurların ne şekilde ve hangi şartlar altında Bizans hizmetine girdikleri, ordudaki konumları ve faaliyetleri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

ANAHTAR KELİMELER
Bizans İmparatorluğu, Peçenek, Kuman (Kıpcak), Uz, Selçuklu, Türkopol, Ücretli Türk Askerler

ABSTRACT

After the establishment of the theme system in 7th century, provincial forces became main corps of the Byzantine army. However as a result of some developments provincial forces lost their power in the imperial army hereafter mercenaries were distinguished. In the second half of the 11th century, mercenaries became principal unit in the army. According to the contemporary Byzantine, Armenian, Latin and Islam sources during this period there were a great number of mercenaries from various nations such as Frankish, Norman, Venetian, Russian, Bulgarian, Alan, Serbian, Georgian, Armenian, Pecheneg, Cuman, Uz, Turcopole and Selchukid in Byzantine army. In this article we attempted to set forth the Turkish mercenaries - their position and activities - in Byzantine army in 11th and 12th centuries in which political, social and economic aspect of the empire had changed rapidly and comprehensively.

Giriş

Uzun tarihi boyunca iç çekişmeler ya da dışarıdan gelen saldırılar karşısında zaman zaman büyük sarsıntılar geçirse de 1123 yıl ayakta kalabilen Bizans imparatorluğunun bu başarısının altında yatan en önemli faktörlerden birisi muhakkak ki, düşmanlarına karşı çok sayıda zafer kazanmasını sağlayan güçlü ordusu idi. İmparatorluğun diğer bütün kurumlarında olduğu gibi askerî sisteminde de tarihî süreç içerisinde bir takım değişiklikler oldu. Siyasal alandaki gelişmeler ve imparatorluğun içinde bulunduğu ekonomik durum ile bağlantılı olarak birliklerdeki askerlerin sayısı ve organizasyonu, savaş stratejileri, kullanılan silahlar ve ordunun etnik yapısı değişebilmekteydi1. Orta Bizans döneminde imparatorluk ordusu, sayıları çok fazla olmayan ve İstanbul’da bulunan merkez kuvvetlerinin yanı sıra thema2 askerleri, müttefik ya da Bizans’a tâbi devletlerin gönderdiği yardımcı kuvvetler ve ücretli askerlerden oluşmaktaydı3.

VII. yüzyıldan XI. yüzyılın ilk çeyreğine kadar eyaletlerden gelen birlikler Bizans ordusunun asıl gücünü oluştururken bu tarihten sonra meydana gelen gelişmeler sonucunda thema kuvvetlerinin gücünün kırılmasının ardından sayıları hızla artan ücretli askerlerin ön plana çıktığı görülmektedir4. Yüzyılın ikinci yarısında ise ücretli askerler ordunun asli unsuru haline geldi. Dönemin Bizans, Ermeni, Latin ve İslam kaynaklarının ifade ettiğine göre XI. yüzyılın ikinci yarısında Bizans ordusunda İngiliz, Frank, Norman, Alman, Venedikli, Rus, Bulgar, Alan, Sırp, Gürcü, Ermeni, Peçenek, Kıpçak, Uz, Türkopol ve Sel-
çuklu Türkleri gibi çok çeşitli milletlerden ücretli askerler bulunmaktaydı5.

1. XI. Yüzyılın Başlarında Bizans Ordusunda Ücretli Türk Askerler ve Ordudaki Konumları

İmparatorluk ordusunda ücretli asker olarak görev yapan çeşitli boylara mensup Türk topluluklarının Bizans hizmetine girmesi değişik yollarla olmuştur. İmparatorluğun Trakya’daki arazilerini yağmalayan Peçenek, Kuman ve Uzları askerî güç kullanarak durduramayan Bizans yönetimi genellikle arazi, para ve değerli hediyeler karşılığında onları kendi hizmetine alma yoluna gitmiştir. Kimi zaman da seferler sırasında esir düşenler vaftiz edildikten sonra Bizans saflarına katılmıştır6.

Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlara inen bu Müslüman olmayan Türk topluluklarının dışında XI. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu’yu tedricen ele geçiren Selçuklu Türklerinin de Bizans hizmetine girdiklerini görmekteyiz. Selçuklu Türkleri, Bizans’ın batıdaki mücadeleleri sırasında maddi kazanç sağlamak amacıyla imparatorluk hizmetine girdikleri gibi özellikle iç mücadeleler sırasında tahtı ele geçirmek isteyen Bizans yöneticilerinin rakiplerini alt edebilmek için yüksek ücret karşılığında Anadolu’da faaliyetlerde bulunan Selçuklu beylerinin yardımına başvurduğunu bilmekteyiz7. Merkezî yönetim ile sürtüşme içinde olan bazı Selçuklu bey ve şehzadelerinin emrindeki kuvvetlerle Bizans imparatorluğuna sığınarak Bizans ordusunda görev aldıkları görüldüğü gibi8, çok sık rastlanmasa da zaman zaman Anadolu’daki Türk topluluklarının kendi istekleri ile Bizans hizmetine girdikleri de vâkidir9.

Kendi komutanlarının idaresinde ayrı birlikler halinde savaşa katılan Bizans ordusundaki ücretli Türk askerler çoğunlukla öncü kuvvet olarak görev yapmışlardır. Ok kullanma konusunda usta olmaları dolayısıyla Bizans yönetimi onların bu maharetlerinden faydalanma yoluna gitmiştir. Gerçekten de savaş sırasında yağdırdıkları oklarla düşmanın saflarını bozmak suretiyle rakiplerine karşı Bizans birliklerine önemli bir avantaj sağlamaktaydılar10.

Bizans ordusunda görev yapan Türkler, Bizans’ın diğer düşmanları (Haçlılar, Batıdaki Slav kavimleri ve Ermeniler11) ile olduğu kadar kendi soydaşları, hatta kendi boylarına karşı da Bizans saflarında savaşmışlardır12. Anadolu’daki Selçuklu-Bizans mücadelelerinde Peçenek, Kuman ve Uzların Selçuklulara karşı Bizans ordusunda görev yapmaları çok sık rastlanan bir durumdur. Bunun dışında 1091 Nisanı’nda Kumanların Peçenekleri neredeyse tamamen imha etmeleri13 ya da doğrudan Kumanlar üzerine düzenlenen seferler sırasında Bizans ordusunda Kuman birliklerinin bulunması14 gibi durumlara da rastlanmaktadır. Aynı şekilde Anadolu kökenli Türklerin Danişmendliler ya da Selçuklular üzerine düzenlenen seferler sırasında Bizans ordusunda yer aldıklarına dair bilgiler de kaynaklarda mevcuttur15.

2. Malazgirt Savaşı Öncesinde Bizans Ordusundaki Türk Kuvvetlerinin Durumu

II. Nikephoros Phokas (963-969), I. Ioannes Çimiskes (969-976) ve nihayet II. Basileos (976-1025)’un sergilemiş oldukları dirayet ve ortaya koydukları başarılı icraatlar sonucunda XI. yüzyılın başlarında Bizans imparatorluğu güçlü ordusu ile alt edilemez bir güç olarak telakki edilmekteydi16. Ancak, II. Basileos’un ardından tahta oturan zayıf ardılları döneminde siyasî, iktisadî ve sosyal alanlarda meydana gelen sarsıntı Bizans askerî sisteminin de hızla çökmesine neden oldu. Bu gerileyiş VIII. Konstantinos’un (1025-1028) iktidarı ile başlayan uzun barış döneminin bir sonucu idi. Bu dönemden itibaren Bizans ordusundaki en belirgin değişim thema askerlerinin sayısındaki azalmadır. Bu durum, başkentteki aristokrat sınıf ve eyaletlerdeki büyük toprak sahipleri arasındaki mücadele17 ile ilgili olduğu kadar, fetihlerin durduğu bu dönemde yaptıkları hizmet karşılığında bazı vergilerden muaf tutulan kalabalık sayıdaki thema kuvvetlerinin ekonomik açıdan devlete ağır külfet oluşturmalarından aynaklanmaktaydı.
IX. Konstantinos Monomakhos (1042-1055), devletin masraflarını kısmak ve vergi gelirlerin arttırmak amacıyla paranın değerini düşürmesinin yanı sıra vergi muafiyeti ayrıcalıklarına son vermek için thema kuvvetlerindeki asker sayısını azalttı18. Böylece VII. yüzyıl öncesinde olduğu gibi yeniden ücretli askerler önem kazandı. Ücretli askerler savaş konusunda yerli askerlerden daha tecrübeliydiler. Ayrıca çoğunlukla kendi komutanlarının emrindeki bu birliklerin sevk ve idaresi daha kolaydı. Ancak farklı ırklara mensup bu kuvvetler savaşlarda yerli askerler kadar sadakat ve istekle savaşmıyorlardı.
Doğuda Ermeni topraklarının ilhakı sonucunda doğrudan Selçuklu Türkleri ile karşı karşıya kalınması gibi Bulgar ülkesi topraklarının imparatorluk arazisine katılmasının ardından kuzeyde Bulgar ve Rusların yerini alan Peçenek, Kuman ve Uzlar ile Bizans imparatorluğu arasında bir tampon bölge kalmamış oluyordu. 1048 yılında Tuna’nın güneyine inen Peçeneklere karşı koyabilecek güce sahip olmayan imparator, onları Bizans arazilerine yerleştirmek suretiyle kuzeyden gelebilecek diğer göçebe unsurlara karşı sınır muhafazasını sağladığı gibi imparatorluk topraklarını da Peçenek akınlarından korumayı amaçlamıştır.

Ancak Bizans hizmetine girmiş olmaları Peçeneklerin imparatorluk arazilerini yağmalamalarına engel olmadı. Bu akınları önlemek için güç kullanmaya karar veren IX. Konstantinos Monomakhos, Peçenekler karşısında birkaç defa yenilgiye uğradıktan sonra Peçenek beylerine unvan, arazi, para ve değerli armağanlar vermek suretiyle onları barışa razı edebildi19.

Bizans ordusunda görev yapan Peçenek askerleri bu dönemde yalnızca kuzey sınırının muhafazasında değil aynı zamanda Anadolu’da Selçuklu Türklerine karşı da kullanılmışlardır. Ancak bu uygulama her zaman başarılı bir sonuç vermiyordu. Nitekim İmparator IX. Konstantinos Monomakhos döneminde Selçuklulara karşı savaşmak üzere Anadolu yakasına geçirilen 15.000 kişilik Peçenek atlısı bu görevi kabul etmeyerek atları üstünde Boğazı geçip tekrar Rumeli sahiline çıkmışlar ve Tuna kıyılarına dönmüşlerdi20.

Söz konusu dönemde Karadeniz’in kuzeyinden gelen Türk topluluklarının yanı sıra Azerbaycan üzerinden Anadolu’ya giren Türkmen topluluklarından bazılarının da Bizans ordusunda ücretli asker olarak görev yaptıklarına dair kayıtlar mevcuttur. Bunlardan ilki VI. Mikhail (1056-1057) döneminde yanındaki kuvvetlerle Bizans hizmetine giren Hanoğlu Harun’dur. İmparator tarafından kendisine unvanlar verilen Harun, VI. Mikhail’in ardından I. Isaakios Komnenos (1057-1059) döneminde de Bizans hizmetinde bulunmuştur. IX. Konstantinos Monomakhos’un iktidara gelmesinden sonra imparatora karşı
suikast girişiminin ortaya çıkmasının ardından Harun, Diyarbakır bölgesindeki Türklere karşı savaşmakla görevlendirilerek merkezden uzaklaştırıldı. Bundan sonra Harun’un Bizans saflarını terk ederek Halep hâkimi ile ittifak yaptığını görmekteyiz. Çok geçmeden doğudaki Bizans topraklarına akınlar düzenleyen Türkmenlere katılan Harun, 1068 yılında Membic civarında IV. Romanos Diogenes ile de savaşmıştır21.

Malazgirt savaşı öncesinde emrindeki kuvvetlerle Bizans hizmetine giren diğer bir Selçuklu beyi, Selçuklu sultanı Alparslan’ın eniştesi Erbasan’dır. Selçuklu sultanı ile aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle ülkesinden kaçarak 1070 yılında Anadolu’ya giren Erbasan, Sivas yakınlarında karşısına çıkan Manuel Komnenos’u mağlup ve esir ettikten sonra onun teklifi üzerine yanındaki kuvvetler ile birlikte İstanbul’a giderek Bizans imparatorunun hizmetine girdi22. Sonraki on yıl içerisinde Bizans kaynaklarında ismi zikredilen Erbasan’ın akıbeti bilinmemektedir.

1068 yılında İmparatoriçe Eudokia ile evlenerek Bizans tahtına oturan IV. Romanos Diogenes’in en büyük amacı yaklaşık elli yıl boyunca kan kaybeden imparatorluğu II. Basileos dönemindeki günlerine kavuşturmaktı. Bu hırslı genç Bizans imparatoru özellikle Anadolu’daki Türk varlığına son vermek için büyük çaba sarf etmiştir. İmparator, Malazgirt’teki hezimet ile biten son seferinden önce Anadolu’ya iki büyük sefer daha düzenlemişti. Bu seferlerde kalıcı bir sonuç elde edemeyen Diogenes, nihayet topladığı büyük ordu ile doğrudan Selçukluların merkezine giderek bu soruna kesin bir çözüm bulmak niyetindeydi. 1071 yılında İstanbul’dan ayrılan imparatorun ordusunda kalabalık sayıdaki farklı milletlere mensup ücretli askerler içerisinde Peçenek ve Uzlar da yer almaktaydı. Bizans yazarlarından Attaleiates, Malazgirt meydan savaşından önce ayın olmadığı bir gece Bizans ordugahının etrafından dolanarak taciz okları atan Selçuklu askerleri ile Bizans ordugahındaki Peçenek ve Uzların birbirlerine çok benzediklerini ve o karışıklık içerisinde Türklerin Bizans karargahına girmeleri halinde kovalayan ile kovalananın birbirinden ayırt edilemeyeceğini ifade etmektedir23.

Bizans Ordusundaki Hristiyan Türkler(kökeni Hun dönemine dayanan ve Selçuklu'ya bağlı olmayan Hristiyanlığı seçmiş Türkler) Selçuklu Ordusuna Geçiyor

Başka bir Bizans tarihçisi Zonaras da aynı şekilde eserinde savaştan önce bir gece Selçuklu kuvvetlerinin Bizans karargahının etrafında çığlıklar atarak dörtnala koşuşturduklarını ve ertesi sabah Uzlardan bir grubun Selçuklularının tarafına geçtiğini kaydetmektedir24. Ancak buna rağmen Bizans ordusundaki Peçenek ve Uzların büyük çoğunluğu sonuna kadar Bizans saflarında çarpışmışlardır25. Sayıları hakkında İslam ve Bizans kaynaklarında kesin rakamlar verilmese de olayların anlatımında kullanılan ifadelerden bu sefer sırasında Bizans ordusunda binlerce Peçenek ve Uz ücretli askeri bulunduğu anlaşılmaktadır26.

3. Malazgirt Savaşı Sonrasında Yaşanan Gelişmeler

Bizans ordusunun Malazgirt savaşında uğradığı ağır yenilgi, geleneksel Bizans ordu yapısını temelinden değiştirmiştir. Bu savaş sırasında neredeyse tamamen imha edilen merkezî imparatorluk ordusu (Tagmata) ve thema kuvvetleri tarih sahnesinden tamamen çekilmeye başlamıştır. Özellikle thema kuvvetlerinin gücünü yitirmesi imparatorluğun doğu sınırlarını savunmasız bırakmış ve Malazgirt’ten birkaç yıl sonra Selçuklu Türklerinin Orta ve Doğu Anadolu bölgelerini ciddi bir direniş ile karşılaşmadan hakimiyet altına almalarını sağlamıştır.

IV. Romanos Diogenes’in iktidardan indirilmesi ile başlayıp I. Aleksios Komnenos’un iktidara gelmesine kadar iç mücadelelerle geçen on yıllık süre içinde Bizans imparatorlarının ya da Bizans tahtını ele geçirmek için harekete geçen Bizans soylulularının ücretli asker olarak yoğun bir biçimde Selçuklu Türklerini kullandıklarını görmekteyiz. VII. Mikhail Dukas (1071-1078) Anadolu’daki Türk tehlikesine karşı Batı’dan askeri yardım almak için bir yandan papalık nezdinde girişimlerde bulunurken, diğer yandan iktidarına karşı baş kaldıran rakipleri ile olan mücadelesinde Anadolu’daki Türk beylerinden yardım
istemekten çekinmiyordu27. Nitekim 1073 yılında emrindeki az sayıdaki kuvvet ile VII. Mikhail’in iktidarına son vermek için harekete geçen ücretli Norman komutanı Roussel de Bailleul, ancak o sıralarda Orta Anadolu’da faaliyetlerde bulunan ve imparator tarafından yardıma çağırılan Artuk Bey tarafından mağlup edilerek etkisiz hale getirilebildi. Artuk Bey’in Bizans’a teslim etmeyerek eşinin ödediği fidye karşılığı serbest bıraktığı Roussel de Bailleul, çok geçmeden Bizans yönetimi için yeniden tehlike oluşturduğunda, bu kez bir başka Selçuklu beyi Tutak Bey tarafından ele geçirilerek Bizans’a teslim edilmişti28.

Roussel’in ayaklanmasını Artuk ve Tutak beyler sayesinde bastıran VII. Mikhail, 1078 yılında iktidarı ele geçirmek üzere harekete geçen Anadolu orduları komutanı Nikephoros Botaneiates’e karşı bu kez Süleymanşah’ın desteğine başvurdu. İmparator ile anlaşan Süleymanşah, Nikephoros Botaneiates’i İznik yakınlarında sıkıştırdığında Bizans generalini kurtaran yanındaki Selçuklu şehzadesi Erbasan oldu. Süleymanşah’ı, Erbasan aracılığıyla ikna edip kendi tarafına çeken Nikephoros Botaneiates, Selçuklu kuvvetleri ile İstanbul üzerine yürüyerek iktidarı ele geçirdi29. Kendisine eşlik eden Selçuklu askerlerine karşı çok cömert davranan Botaneiates, Üsküdar’daki karargahlarında şenlikler düzenleyip eğlenen bu birlikleri sık sık İstanbul’a davet ederek onlara bolca hediyeler vermişti. Bizans’ın Balkanlardaki topraklarına tamamen hâkim olduktan sonra imparatorluk iddiasında bulunan Nikephoros Bryennios’a karşı da Botaneiates yine “Bithynia’dan İznik’e kadar olan bölgenin hakimi olan Türklerin reisi Kutalmışoğlu Süleyman ve Mansur’u” yardıma çağırdı. Süleymanşah’ın gönderdiği 2000 kişilik kuvvet Trakya’daki Kalavria savaşında önemli bir rol oynayarak savaşın kazanılmasını ve Bryennios’un esir edilmesini sağlamıştı30.

4. Komnenos Hanedanı Döneminde Bizans Ordusunda Ücretli Türk Askerler I. Aleksios Komnenos, II. Ioannes Komnenos ve son olarak I. Manuel Komnenos’un yüz yıl süren iktidarları sırasında Bizans imparatorluğu eski askerî ve siyasî gücünü büyük oranda yeniden kazandı. Askerî alandaki reformlar ve yeni savaş stratejisi sayesinde bu dönemde büyük çaplı toprak kazançları elde edildi ve bu kazanımların imparatorluk ekonomisine olumlu katkıları oldu. İmparatorluk, özellikle Anadolu’da Selçuklular ile baş edebilecek duruma geldi. Bir başka ifadeyle Komnenos hanedanı döneminde Bizans imparatorluğu soluk alma ve yaralarını sarma fırsatı buldu. Ancak 1176 yılında Türkiye Selçukluları karşısında Myriokephalon’daki ağır yenilgi Komnenos hanedanı imparatorlarının kurmuş oldukları güçlü siyasî ve askerî yapıyı çökertti. Bu tarihten 1453 yılında İstanbul’un feth edilerek Bizans imparatorluğunun son buluşuna kadar geçen yaklaşık üç yüz yıllık dönem boyunca Bizans yönetimi, Türkler karşısında sürekli toprak kaybettikleri başarısız bir savunma politikası takip etmiştir. Komnenos hanedanı dönemindeki askerî başarıların altında yatan en önemli faktör yeniden organize edilen güçlü ordu idi. Bu yeni dönemde de imparatorluk ordusunda kalabalık sayıda ücretli Türk askerler bulunmaktadır.

Anna Komnena değerli eserinde henüz İmparator Botaniates’in iktidarı döneminde babasının Bizans yönetimine karşı ayaklanan Nikephoros Bryennios’a karşı çıktığı ilk seferinden bahsederken Bizans ordusunun durumunu şu ifadelerle belirtmektedir:

“Çünkü Doğu’daki (Anadolu) birlikler, her yere sızmış olan ve Karadeniz ve Çanakkale Boğazı ve Ege Denizi ile Suriye Denizi, Saros/Seyhan ve diğer ırmaklar, özellikle Pamphylia (Antalya yöresi), Kilikya boyunda akan ve Mısır Denizi’ne dökülen ırmaklar arasındaki ülkenin hemen hemen tümüne egemen bulunan Türkler sebebine, öteye beriye dağılmış durumda idiler. İşte, doğu ordularının hali böyle idi; batıdakilerin haline gelince, onlar Bryennios yandaşlığına geçmişlerdi ve Rum imparatorluğunun (başkentteki yönetimin) elinde ancak, kesinlikle önemsiz, küçük bir ordu kalmıştı. Gerçekten ona (Alkesios Komnenos) kalmış bulunan, Ölümsüzlerden küçük bir bölüm; bunlar daha dün denecek bir zamanda (askerlik eğitimine başlamış) bir kılıca ve bir mızrağa el sürmüş idiler; Khoma/Gümüşsu’dan pek az sayıda birkaç asker ve savaşçı sayısı pek düşüğe inmiş bir Keltler birliği”31.

Bizans ordusunun bu dönemde içinde bulunduğu durumu çok açık bir şekilde ortaya koyan Anna, Bryennios’un ordusunda ise sahip olduğu kalabalık kuvvetlerin dışında İskitlerin (Peçenek, Kuman) bulunduğunu belirtmektedir.

Bryennios, İskitlere savaş başlar başlamaz, düşmanı arkadan kesintisiz ok yağmuruna tutarak bunaltma görevi vermişti. Bryennios’un güçlü kuvvetleri karşısında ilk çatışmada yenik düşen Aleksios, ancak İmparator Botaniates’in talebi üzerine Süleymanşah tarafından gönderilen Selçuklu kuvvetlerinin yardıma gelmesinden sonra durumunu toparlamış ve Selçuklu kuvvetleri sayesinde savaşı kazanarak rakibini esir edebilmişti32.

Komnenos hanedanı döneminde de Karadeniz’in kuzeyinden gelen Türk topluluklarının Bizans ordusundaki varlığı devam etti. I. Aleksios Komnenos’un (1081-1118) Trakya’daki imparatorluk arazilerini Peçenek tehditinden koruma konusundaki azmi pahalıya patlasa da sonunda Bizans altınları ödemek suretiyle Peçeneklerin ücretli asker olarak kendi hizmetine girmelerini sağlamış, böylece onları imparatorluk için bir tehdit olmaktan çıkarmıştır. Bu durum oğlu II. Ioannes Komnenos’un (1118-1143) iktidarına kadar devam etmiştir33. Bu dönemde Peçenekler dışında Kumanların da Bizans hizmetinde olduğunu görmekteyiz. 1091 Nisanı’nda Levinion’da Peçenekleri imha eden Bizans ordusunda en azından kırk bin Kuman mevcuttu34.

I. Aleksios Komnenos döneminde ücretli Türk askerler konusundaki en önemli gelişmelerden birisi de Türkopoller (Türkoğulları) dir. Türkopol, XI. yüzyılın sonlarından itibaren Bizans ordusunda görev yapan Hıristiyanlaştırılmış Türk paralı askerlerine verilen isimdir35. Yunanlı tarihçi Alexios G.C. Savvides, “Ekkhristianismenoi Tourkofônoi Misthoforoi sta Vyzantina kai sta Latinika Strateumata tês Anatolês” başlıklı makalesinde “Tourkopouloi” kelimesinin Bizans ordusundaki Türklerden oluşan askerî birlik için kullanıldığını ve bu birliğin XI. yüzyılın sonlarından başlayarak özellikle XIII. ve XIV. yüzyıllarda Bizans ve Doğulu Frenk kuvvetlerinde paralı askerlik yapan Turan kökenli ve Müslüman iken Hıristiyanlaştırılmış Türklerden ve bunların Grek kadınlarla olan evliliklerinden doğan çocuklarından oluştuğunu ifade etmektedir36. Buradan da anlaşılacağı gibi Türkopoller Karadeniz’in kuzeyinden geçerek Bizans’ın Balkanlardaki arazilerine gelen Peçenek, Uz ve Kuman Türklerinin soyundan değil doğrudan Selçuklu Türklerinin soyundan gelmektedir37. Selçuklu ve Türkmen kuvvetlerinin savaş taktiklerini uygulayan Türkopollerin soydaşları gibi ok ve yay kullanma konusunda yetenekli olmaları onları Bizans ordusunda önemli bir unsur kılıyordu38. Başka bir ifadeyle Türkopoller, Bizans ordusunda ok, yay ve kargı gibi silahlar kullanan hafif süvari birlikleriydi39.

I. Aleksios Komnenos’un oğlu ve halefi II. Ioannes Komnenos döneminde gerek Anadolu gerekse Trakya’dan gelen Türklerin Bizans ordusundaki faaliyetleri hakkında kaynaklarda bilgi bulunmaktadır. 1134 yılında II. Ioannes Komnenos, Danişmendliler tarafından ele geçirilen Kastamonu üzerine gittiğinde ordusunda Selçuklu Sultanı Mesud’un gönderdiği ücretli askerler bulunmaktaydı. Ancak daha sonra Danişmendli Muhammed’in mektup yazarak Sultan Mesud’u ikna etmesi üzerine Selçuklu askerlerinin geceleyin Bizans karargahını terk etmesi sonucu güç duruma düşen imparator kuşatmayı kaldırarak Kirmasti çayı kenarındaki müstahkem mevkiye çekilmek zorunda kalmıştı40.

Danişmendliler üzerine çıktığı sefer sırasında Kastamonu ve Çankırı’yı yeniden Bizans topraklarına katan imparator, bundan sonra 1136/37 yılında Ermenilerin Bizans aleyhine faaliyetlerine son vermek amacıyla Kilikya seferine çıktı. Bu sefer sırasında imparatorun ordusunda Çankırı’nın ele geçirilmesinden sonra ücret karşılığında ordusuna kattığı Türkler de bulunmaktaydı41. Antakya’ya kadar ilerleyen II. Ioannes, 1138 yılı ilkbaharında Antakya çevresindeki Suriye şehirlerini ele geçirmek üzere harekete geçti. Bizâa, Esârib ve Kefertab’ı ele geçiren imparator, Kuzey Suriye’nin önemli kentlerinden Şeyzer üzerine yürüdü. Şeyzer yakınlarındaki Istrion (Gistrion=Medinetü’l-Cisr) yanında ordugahını kuran imparator şehir ele geçirildikten sonra burasını askerlerine ve özellikle şehri zapt eden Kumanlara yağmalattı. Bundan sonra Şeyzer’i kuşatan imparator, kalabalık sayıda kuvvet toplayan Şeyzer halkı inatla direnince birliklerini mensup oldukları milletlere göre kısımlara böldü. Çok çeşitli milletlerden ücretli askerler bulunan orduda Kumanlar ve önceki savaşlar sırasında Bizans ordusu saflarına geçen Selçuklu kuvvetleri de bulunmaktaydı. Böylece ayrılan kuvvetler birbirlerine yardımcı olacaklardı42.

1143 yılı Nisan ayında II. Ioannes’in ölümünden sonra tahta geçen ailenin son temsilcisi I. Manuel Komnenos (1143-1180), Komnenos imparatorları arasında Anadolu’daki Türk varlığına son verme konusunda en kararlı olanıdır.

Savaş meydanındaki cesareti ve atılganlığı etrafındakileri tehlikeye atacak ve bu sebeple Bizans tarih yazarları tarafından eleştirilecek kadar fazla olan I. Manuel’in kendisine olan aşırı güveni ihtiyatsızca davranmasına neden olmaktaydı. Bu ihtiyatsızlık Türkler üzerine düzenlediği son büyük seferinde doruk noktasına ulaşmış ve İmparator bu hatasını ağır bir yenilgi ile ödemiştir. Selçuklu tehlikesine kesin bir son vermek üzere büyük bir hazırlığa girişen “imparator birliklerini topladı ve bunları yeni hizmete alınanlarla takviye etti. Ayrıca başlıca Latinlerden ve Tuna İskitlerinden (Kuman) müteşekkil büyük bir ücretli orduda teşkil etti”43. Malazgirt savaşı öncesinde olduğu gibi, Myriokephalon’da da Bizans ordusunu pusuya düşürdükleri dar geçitte neredeyse tamamen imha eden Türkler, geride kalan kuvvetlerle geçici bir karargah oluşturarak nihai saldırıyı bekleyen imparatorun karargahı çevresinde geceleyin dolaşarak, “yüksek sesle, daha önce Hıristiyanlığı kabul ettikleri için veya ticarî çıkarları yüzünden Bizanslılara katılmış olan soydaşlarını kendi taraflarına geçmeye davet ettiklerinden” imparator hayatından ümidini kesmişti44. Geceyi korku içinde geçiren imparator ve yanındakilerin ertesi gün Sultan tarafından önerilen beklenmedik barış teklifi ile hayatlarını kurtardıklarını ifade eden Niketas’ın eserinde Bizans ordusunda ücretli asker olarak görev yapan Hıristiyan Türklerin soydaşlarının davetine uyarak imparatoru terk ederek Selçuklu tarafına geçtiklerine dair bir kayıt yer almamaktadır.

Sonuç

V. yüzyıldan başlayarak çeşitli Türk kavimlerinin (Hun, Hazar ve Bulgar ) Bizans ordusunda görev yaptıkları bilinmektedir45. XI. yüzyıla gelindiğinde sayıları hakkında kesin rakamlar veremesek de Bizans ordusunda görev yapan ücretli askerlerin büyük bir kısmı Türklerden oluşmaktaydı. Bunlar içerisinde en kalabalık olanlar ise Peçeneklerdi46.

Peçenek, Kuman ve Uzların dışında özellikle XI. yüzyılın ortalarından itibaren Anadolu’ya yerleşmeye başlayan Selçuklu Türklerinin yavaş yavaş Bizans ordusunda ücretli asker olarak görev aldıklarını görmekteyiz. Bu ücretli Türk birlikleri Bizans’ın diğer düşmanlarına karşı savaştıkları gibi aynı savaş taktiklerini kullanmaları ve soydaşları gibi ok kullanma konusunda usta olmaları dolayısıyla kendi kavimlerine karşı kullanılmışlardır. Özellikle savaş zamanlarında orduya dahil edilen kalabalık sayıdaki ücretli Türk askerler zaman içinde Bizans ordusunun düzenli birlikleri haline gelmiştir. Düzenli ilk Türk paralı askerî birliklerinin I. Aleksios Komnenos (1081-1118) döneminde oluşturuldukları ve bu birliklerin 1097 yılında Bizans ve Haçlı kuvvetlerinin Selçuklu başkenti İznik’i kuşatmaları sırasında görev yaptıkları bilinmektedir47. Sonuç olarak uzun tarihi boyunca belirli dönemlerde yoğun olarak ücretli askerlerden yararlanma yoluna giden Bizans imparatorluğu ordusunda çok çeşitli milletlere mensup unsurlar görev yapmıştır. XI.-XII. yüzyıllar, hemen her dönem imparatorluk ordusunda görev yapan Türk kavimlerinin sayı olarak en kalabalık oldukları dönemdir.

27 İmparatorluk ordusunda görev yapan daimî ücretli Türk askerlerin dışında Bizans yönetimi gerektiğinde Anadolu ya da Balkanlardaki Türk topluluklarından destek almıştır. Bu gibi askerî yardımlar bir devlete tâbi hükümdarın yükümlüğü gereği gönderdiği yardımcı kuvvetler değil, belirli bir ücret karşılığı gönderilen birlikler ya da yapılan hizmetlerdir. Bu sebeple bunları da ücretli asker olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Bizans Ordusunda Ücretli Türk Askerler - Turkish Mercena

Mesajgönderen TurkmenCopur » 24 May 2015, 05:34

Malazgirt Savaşı 26 Ağustos 1071 de iki ordunun savaşa girişmesi ile başlamıştır. Bizans yazarlarına göre, savaşın sonucunda Oğuz, Peçenek ve diğer Türk asıllı Bizans paralı askerlerinin karşılarında Türkleri görünce Bizans ordusunu terk etmeleri önemli rol oynamıştır. Savaş Bizans ordusu aleyhine gelişmiş, IV. Romanos ve Bizans merkez birlikleri merkezde hücumla ilerlemiş, fakat Bizans ordusundan büyük bir kısmından ayrılmış ve Selçuk birlikleri tarafından kuşatılmıştır. Zaten eksik ve aksak eğitimli olan ve kumanda ve kontroldan yoksun olan Bizans ordusunun kalan kısmı komuta alamadan ve Selçuk ordusunun baskına dayanamayarak dağınık bir halde geri çekilmeye başlamış ve çok geçmeden bu bir bozguna dönmüştür. Böylece Bizans ordusu sadece büyük bir yenilgiye uğramakla kalmamış; merkezde kuşatılıp tecrid edilen İmparator IV. Romanos Selçuklular tarafından esir alınmıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13983
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Anadolu Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir