Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Harezm'de Bağımsızlık Hareketi ve Selçuklular'la İttifak

Harezm'de Bağımsızlık Hareketi ve Selçuklular'ın Dahil, Bulunduğu Üçlü İttifak

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Harezm'de Bağımsızlık Hareketi ve Selçuklular'la İttifak

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:22

HAREZM'DE BAĞIMSIZLIK HAREKETİ VE SELÇUKLULAR'IN DAHİL, BULUNDUĞU ÜÇLÜ İTTİFAK

Göründüğüne göre, Ali Tekin, asıl müttefikini babası Altuntaş'ın yerine Harezm'e tayin edilen oğlu Harun'un şahsında bulmuştur.

Sultan Mesud, Harezm siyasetinde büyük değişiklik yaptı:

O, Harun'u babasının yerine Harezm'e göndermekle beraber, onun yetki ve kudretini kısacak tedbirler almaktan geri kalmadı. Mesela Harezmşah unvanını kendi oğlu Said'e verdi. Harun, Harezm'de ancak bu sonuncunun temsilcisi olarak hüküm sürecekti.

Harun 1034 yılı ilk baharında itaatsizliğe başladı. Zamanın hakimiyet anlayışı gereğince Gazneli sarayında rehin olarak bulunan kardeşinin ölümü bu isyanın görünürdeki sebebini teşkil ediyordu. İsyanın gerçek sebebi ise, Horasan'da Türkmenler'in Gazneliler'e karşı çıkardıkları güçlüklerden faydalanarak bağımsızlığını ilan etmekti. Sonra bir müneccim, kendisinin «Horasan Emiri» olacağını söylemişti. Harun, önce Gazneliler Devleti'nin kendi nezdindeki temsilcilerinin (Harezm kethüdası'nın) emirlerini dinlememekle işe başladı. Gazne'ye giden bütün yolları tutmuştu. Öyle ki, hiç kimse merkeze gerçek durumu yazmak cesaretini gösteremiyordu. O, esasen, sahibi berid'i elde etmiş bulunuyordu. Bundan sonra ancak bağımsız hükümdarların sahip olabilecekleri sembolleri kullanmağa başladı (çetr, siyah renk v.s.). Bir taraftan da askeri hazırlıklarda bulunuyor; Ali Tekin'e ve diğer "fimera"ya elçiler gönderiyordu.

Bunun neticesinde "Selçuklu Türkmenleri" onunla müttefik oldular
Gördüğümüz gibi, Harun, Ali Tekin'le de müttefik olmuştu. Buna göre, Harun Harezm'den Merv üzerine yürürken Ali Tekin de Tirmiz ve BeIh üzerine yürüyecek ve Belh'de buluşacaklardır. (Bu hususta aşağıya da bakınız) . Burada sadece Selçuklular'la bir anlaşmaya varıldığından bahsedilmesi bu andan itibaren Gazneliler Devleti tarafından, Selçuklular'a, Ali Tekin'den fazla önem verildilğinin delili olarak alınabilir.

Bütün bu hazırlıklardan sonra ilk isyan, Mesud namına okunan "hutbe"nin kesilmesi ile kendisini açığa vurdu (8 Ağustos 1034/23 Ramazan 423). Sultan Mesud bunu casuslarının gönderdiği bir mektuptan öğrendi ve aklına gelen ilk tedbir, Harezm'e bir sefer tertip etmek oldu. Fakat, ayrıca göreceğimiz gibi, Türkmenler'in Horasan'da çıkardıkları karşıklıklar dolayısiyle bunun imkansızlığını takdir ediyordu. Öyle görünüyor ki, Türkmenler, Harezm ile Gazne arasındaki bağı fiilen kesmiş bulunuyorlardı. (Sultan Mesud'un, Harezm işlerini yakından takip edebilmek için Gurcan'a gitmeğe mecbur olduğunu aşağıda göreceğiz).

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: HaREZM'DE BAĞIMSIZLIK HAREKETİ VE SELÇUKLULAR'LA İTTİFAK

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:22

Böylece Gazneliler Devleti'ne karşı, başlıca Harun'un teşebbüsü ile nasıl bir üçlü ittifakın meydana geldiğini izaha çalıştık, bu arada Selçuklular'ın ve Türkmenler'in o zamanın beynelmilel siyasetinde rol oynayan bir unsur olarak ortaya çıkmağa başladıklarını belirttik.

Bu izahattan anlıyoruz ki, Selçuklular artık diğer devletler tarafından dostlukları aranan bir unsurdur. Nitekim, bu anda (1034) Selçuklular iki müttefik'e sahiptir. Meselenin dikkate değer tarafı, onlara işbirliği teklifinin başka devletlerden gelmesidir.

Bu üçlü ittifakın Gazneliler Devleti'ne yönelmiş olduğu meydandadır. Dikkatini bu ittifakı meydana getiren Harun'a teksif etmesi Sultan Mesud'un bunu idrak ettiğini göstermektedir. Gerçekten, Mesud Harun'un bertaraf edilmesi için oradaki adamlarına (haşem) fermanlar gönderiyor, fakat hiçbir netice alamıyordu'.

Selçuklular'in Harezmşahlar'la münasebeti yeni başlamamaktadır. Daha önce Altuntaş zamanında da Selçuklular'la bu Harezmşahlar arasındaki münasebetler dostça idi. Altuntaş, onlara her yıl Harezm'de yer gösteriyor ve kışlamalarına müsaade ediyordu.

Görülüyor ki, Harun'un Selçuklulara karşı takip ettiği dostluk siyasetinin orijinal bir tarafı yoktur:

Ananevi bir mahiyeti haizdir. Harun'un yaptığı ise bu ananeyi devam ettirmekten ve buna resmi ve hukuki şekil vermekten ibarettir.

Tıpkı o zaman olduğu gibi şimdi de, Selçuklu Türkmenleri her yıl Nûr Buhara'dan Harezm'e geliyorlar ve orada bir müddet kalıyorlardı. Bu "adet haline gelmişti".

Arada mevcut ittifakın nasıl uygulanmakta olduğunu bu suretle anlıyoruz ve görüyoruz ki, bu, şekil bakımından daha önce Altuntaş zamanındakinden pek farklı değildir. Yalnız arada mahiyet bakımından farklar vardır. O zaman, Altuntaş'ın iyi niyeti ile Selçuklular'ın Harezm'e girmelerine müsaade ediliyordu; şimdi ise, onlar bunu bir anlaşma ile hak olarak elde etmiş bulunuyorlardı. Sonra bu anlaşma gereğince artık Selçuklular'a Harezm'de belirli yerler ve otlaklar tahsis ediliyordu.

Bu münasebetle kaynağımızda ilk defa olarak Harezm hududuna gelenlerin adları verilmektedir:

"Tuğrul, Davud, Yınal'lılar ve Selçuklular" Bu suretle Harun'un müttefiklerinin kimler olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Görülüyor ki, Harezm'e Selçuklu başbuğlarının hepsi gelmemişlerdir. Mesela Yabgu'yu onlar arasında göremiyoruz. Buna göre bir kısım Selçuklu liderlerinin hiç olmazsa Ali Tekin'in ölümü ile şartlar değişinceye kadar Maveraünnehr'de kaldıkları anlaşılıyor.

Yine bildirildiğine göre. bu gelenlerin emrinde bir çok asker vardı. Onlar çadırlariyle (hargah), sayısız deve, at ve koyunlariyle gelmişlerdi. Gerek malik oldukları askerin, gerekse hayvanların sayılarının verilmemesi bizi herhangi şekilde mukayese yapmak imkanından yoksun ediyor. Bu haliyle bu geliş, bir nevi göç vasfını haizdir. Buna göre hüküm vermek icap ederse, şeflerin burada >eni bir yurt kurmak emelinde oldukları söylenebilir.
Fakat kaynağın açık ifadesinden anlıyoruz ki, onlar daha ziyade Harun'a yardım maksadiyle gelmişlerdir.

Harezmşah'ın onları kabul ediş tarzı hakkında da bilgiye sahibiz:

Harun, Selçuklu liderlerine hediyeler göndermiş ve şölenler vermiştir. Ancak Harezm'e geldikten sonradır ki, aradaki anlaşmanın nasıl uygulanacağı hakkında enteresan bilgiye sahip olabiliyoruz.

Harun Selçuklu liderlerine aynen şunları söylemiştir:

«istirahat etmeniz lazımdır. Zira Horasan'ı fethetmek istiyorum. Bu maksatla hazırlık yapıyorum. Harekete geçeceğim zamana kadar burada ağırlıklarınızı (buneh-ha) kuvvetlendiriniz ve benim öncülerim olarak gidiniz».

Önemi dolayısiyle aynen naklettiğimiz bu ibareden, anlaşamanın mahiyetini daha iyi anlıyoruz:

1. Harun ile eşit şartlarla bir anlaşma söz konusu değildir. Kendilerine gösterilen menfaatler mukabilinde Selçuklular adeta bu Harezmşah'ın emrine girmişlerdir.

2. Selçuklular'ın vazifeleri, tek taraflı olarak Harun tarafından tayin edilmiştir: Horasan'ın fethinde öncülük vazifesi görmek.

3. Asıl önemli olan cihet Horasan'ın fethi fikridir. Öyle görünüyor ki, Selçuklular burasını fethetmek ve burada bir devlet kurmak fikrini bu andan itibaren beslemişlerdir. Zira, burayı birlikte fethedecekleri hükümdar, göreceğimiz gibi, öldürülünce akıllarına gelen ilk sığınılacak yer burası olmuştur.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir