Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gazneliler Devleti'nin Selçuklular'a Karşı Harekete Geçmesi

Gazneliler Devleti'nin, Ali Tekin İle Selçuklular'a Karşı Harekete Geçmesi

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Gazneliler Devleti'nin Selçuklular'a Karşı Harekete Geçmesi

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:20

GAZNELİLER DEVLETİ'NİN, ALİ TEKİN İLE SELÇUKLULAR'A KARŞI HAREKETE GEÇMESİ

Daha Altuntaş meselesinin tamamiyle halledilmediği zamanlarda (1031 yılının sonu-1032 yılının başı/Muharrem 423) Ali Tekin'in payitahtı Buhara'dan, casusların raporları gelmiştir. Bunlarda Ali Tekin'in «rahat durmadığı, ileri-geri sözler ettiği ve askeri hazırlıklar yaptığı» bildirilmiştir.

Yine bu raporlara göre, şu iki sebepten dolayı onun kalbinde büyük «acı» (renci) vardı:

1 — Sabık hükümdar (Mahmud), Kadir Han'la buluşmuş, neticede, Türkistan Hanlığı, Ali Tekin'in mensup olduğu kolun elinden gitmişti.
2 — Taht mücadelesi meselesi henüz hal edilmediği sırada hükümdar (Mesud), oğlu ile askeri yardımda bulunursa, bir vilayet vereceğini söylemek suretiyle Ali Tekin'i ümitlendirmişti.

Bu mesele kan dökülmeden halledilince, yani Mesud kolaylıkla tahtı elde edince, Ali Tekin'in yardımına da lüzum kalmamıştı. Fakat görülüyor ki, bu vaadin yerine getirilmediğini gören Ali Tekin bunu kuvvet kullanmak suretiyle gerçekleştirmek istemektedir.

Raporların içindekileri öğrenen Sultan Mesud, hadiseyi şöyle mütalaa etti:

«Ali Tekin büyük bir düşmandır. (Bununla beraber) umduğu şeyin yerine getirilmesi imkansızdır. En doğrusu, onu Maveraünnehr'den söküp atmaktır».

Mesud'un aynen naklettiğimiz bu ifadesini tahlil edelim:

1. Mesud, Ali Tekin'i ve başında bulunduğu devlete açabileceği tehlikeyi küçümsememektedir, bilakis hakiki ölçüsüyle önemini takdir etmektedir.
2. Bizzat Ali Tekin hakkında tatbikini düşündüğü tedbirin cezrilik vasfı derhal dikkati çekmektedir.
Bununla beraber Mesud, bu meseleyi bizzat halletmeyi düşünmemektedir.

Bu hususta iki planı vardır:

1. İlk düşündüğü, Kadir Han oğlu Buğra Tekin'dir. Mesud bunu damat edinecek, kıral naibi(halife) tayin edecek ve bu işin hallini ona havale edecektir.
2. Eğer o kabul etmezse, Harezmşah Altuntaş'a emir verecektir. Mesud'a göre. onun Harezm'de işleri yolundadır. Yerine bir miktar askerle oğullarından birini orada bırakması kafidir.

Öyle görünüyor ki, vezir, bu plandan birincisi üzerinde durmağa bile lüzum görmemiştir. Zira, onun doğrudan ikincisi üzerinde fikir yürüttüğünü görüyoruz.
Ona göre, Maveraünnehr büyük bir vilayettir; Horasan ümerası olan Samanoğulları, payitahtlarını orada kurdular. Eğer burası ele geçerse, bu pek büyük bir iş olacaktır. Fakat, Ali Tekin kurnaz, yenilmesi güç bir kimsedir.

Görülüyor ki, vezir, buranın alınmasının Gazneliler Devleti'ne sağlayacağı maddi ve manevi faydayı iyi belirtmekte, fakat başlıca Ali Tekin'in şahsından gelen sebeplerle burasının fethedilmesinin güçlüğünü saklamamaktadır. Yine onun bu mütalaasından anlıyoruz ki, uzun zamandan beri Maveraünnehr'e hakim bulunan Ali Tekin, herhalde iyi idaresiyle halk tarafından benimsenmiştir. Üzerinde asıl durulacak cihet, Maveraünnehr'in alınması işidir. Gördük ki, Sultan Mesud sadece Ali Tekin'in bertaraf edilmesi üzerinde durmakta, fakat arazisini doğrudan almayı düşünmemektedir. Yine gördük ki, bir nevi tabi hükümdar vasıtasiyle idareyi düşünmektedir.

Bu işin, Altuntaş'a yaptırılmasında vezir, Sultan Mesud'a uymaktadır. Hatta, o bu işi ancak onun başarabileceğine kanidir; yalnız yukarıda geçen hadise dolayısiyle Altuntaş'ın bu işi üzerine alacağından şüphe etmektedir. Bununla beraber, vezir bu hususta bir teşebbüste bulunulmasını, ancak kaçındığı takdirde başka çarelere başvurulmasını tavsiye etmektedir. Bundan anlaşılıyor ki, Altuntaş'ın bu vazifeyi kabul edip etmemesi tamamiyle kendi elindedir. Yine öyle görünüyor ki, o kabul etmediği takdirde Sultan Mesud ısrar etmiyecektir.

Umulanın aksine Altuntaş bu vazifeyi kabul etmiştir (17 Mart 1032-1 Rediülahir 423).
Harezmşah Altuntaş, Sultan Mesud'un gönderdiği yardımcı kuvvetlerle birlikte, galiba amul civarında Ceyhun nehrini geçinceye kadar Ali Tekin meseleden haberdar olamadı.

Haberdar olunca da, ilk işi payitahtı Buhara'yı boşaltmak oldu. Şehrin savunulmasını Maveraünnehr gazileri'ne bıraktı. Hazinelerini ve yükte hafif eşyalarını aldı ve Debusiye ye çekildi.

Verdiğimiz bu kısa bilgiden anlaşılıyor ki, Ali Tekin, Altuntaş'ın hareketini geç haber almıştır ve henüz hazırlıkları tamam değildir. Bununla beraber, bir savunma savaşı vermek için vakit bulabildiği görünüyor.

Altuntaş, Buhara'yı herhangi şekilde bir direnişle karşılaşmaksızın işgal etmiştir. Ali Tekin'in Buhara şahne'si, Ali Tekin'in nezdine, Debusiye'ye kaçmıştır ve şehri savunmaları için bıraktığı «gaziler» dahil, halk bu işgali sevinçle karşılamışlardır.

Ali Tekin'in Debusiye'ye çekilmek suretiyle kazandığı zaman içinde hazırlanmak imkanını bulduğu anlaşılıyor. Zira, Debusiye'den gelen «casus»lar, Ali Tekin'in kendi kuvvetlerinden, «Selçuklu Türkmen'lerinden büyük bir ordu meydana getirdiğini haber vermişlerdir. Bu bilgi Ali Tekin'in, payitahtı Buhara'yı terk ederek Debusiye'ye niçin çekildiğini de kısmen izah etmektedir. Öyle görünüyor ki, ancak bu suretle Selçuklular'ın ve Türkmenler'in kendisine katılmalarını sağlıyabilmiştir.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GAZNELİLER DEVLETİ'NİN SELÇUKLULAR'A KARŞI HAREKETE GEÇM

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:21

Şimdiye kadar Selçuklular'dan bahsedilmemesinden anlaşılıyor ki, Sultan Mesud, onları siyasi bakımdan muhatab saymamaktadır. Ona göre, karşısında bir tek düşman vardır, o da Ali Tekin'dir.

Öte yandan, Altuntaş için de bu böyledir:

O da Selçuklular'ı muhatap almamaktadır. Muharebe sabahı ordusuna verdiği nutukta Altuntaş, karşılaşacakları hasmın kuvvetinden bir defa daha bahsettikten sonra, onların müttehid (yek-dil) bir orduya sahip olduğunu bilhassa belirtiyor. Görülüyor ki, Selçuklular'ın adını vermiyor. Fakat ifadesinden Ali Tekin ile Selçuklular'ın ne kadar kuvvetli bir birlik ve beraberlik halinde bulundukları açıkça anlaşılıyor.

Bütün buna rağmen, hareketlerinden anlaşılıyor ki, Ali Tekin'in kuvvetlerinin esasını Selçuklular teşkil etmektedir ve onlar katılmaksızın muharebeyi kabul edeceği pek şüphelidir. Bu hususta aşağıda bilgi vereceğiz.

Muharebe şiddetli olmuştur. Sultan Mahmud'un maiyetinda bir çok muharebelere katılmış olan ihtiyar Altuntaş bile, hayatı boyunca böyle bir savaş görmediğini ifade etmiştir. Savaşın cereyan tarzı çok enteresandır. Fakat konumuzla doğrudan doğruya ilgisi olmadığı için bu hususta ayrıntılı bilgi vermiyeceğiz. Garip olan cihet şudur ki, Selçuklular'ın bu savaş boyunca ne rol oynadıkları hakkında hiçbir bilgiye rastlayamamaktayız.
Akşama kadar devam eden savaş sonunda iki taraf da kesin netice alamadı.

Fakat, Altuntaş ordusunu bozgundan kurtarmak için yaptığı bir hücum esnasında okla ağır şekilde yarlanmıştı; buna rağmen, bunu gerek kendi ordusundan, gerek düşman ordusundan gizleyebildi:

Bu suretle, bizzat kendi ifadesine göre, ordusunu bozgundan kurtardığı gibi, düşmanın tekrar hücuma geçmesini de önlemiş oldu.
Nihayet Ali Tekin'in kendisiyle müzakereye girişmesini sağlamayı başardı. Kaynakta «sulh» kelimesinin geçmesine rağmen, varılan neticeye göre hüküm vermek gerekirse, bu bir mütareke'den ibarettir.

Mütareke şartlarına göre,

1. iki ordu birer durak geri çekileceklerdir.
2. Altuntaş, Amul'a vardıktan sonra Ali Tekin ile Sultan Mesud'un arasında barışın kurulması için aracılıkta bulunacaktır.

Müzakere böylece neticelenip de ordusu Amuva doğru harekete geçmek üzere iken, Altuntaş vefat etmiş bulunuyordu. Ali Tekin'in, ölümünü duyarak hücuma geçeceği korkusiyle başta veziri olmak üzere Altuntaş'ın sivil ve askeri erkanı heyecanlı anlar yaşadılar. Vezirin, subayları toplayarak, nasihat vermesine, bilhassa nasihat veriş şekline bakılırsa, herhangi bir şekilde hücum olmadan da ordudan Ali Tekin tarafına geçecek kimseler vardır. Zira vezirin onlara, eğer Ali Tekin tarafına geçerlerse, Buhara hükümdarı nezdinde hiç kadir ve kıymetleri bulunmıyacağını ve efendi değiştirme dolayısiyle hiçbir yerde karar kılamıyacaklarını söylemiştir. Vezirin bu sözleri muhtelif bakımlardan manalıdır.

Burada bütün ayrıntıları ile söz konusu edemediğimiz bu hadiseleri Sultan Mesud kendisine gönderilen bir rapordan öğrendi (2 Mayıs 1032-18 Cemaziyelevvel 423).

Verdiğimiz bilgiden anlaşılıyor ki, bu mücadele sonunda Selçuklular ve emrinde çalıştıkları Ali Tekin'in durumunda bir değişiklik olmamıştır. Öte yandan, onların Gazneliler Devleti ile olan münasebetleri de yapılan mütarekeye rağmen, herhalde aracılık edecek kimsenin ölümü ile, eski gerginliğini muhafaza etmiştir. Bu durumun Ali Tekin'in dış siyasetinde bazı değişikliğe sebep olduğu görünüyor. Mesela onun hanedanının diğer azası ile daha sıkı münasebetler kurmağa çalıştığını, hatta sikkelerine nazaran hüküm vermek icap ederse, onların tabiliğini kabul ettiğini biliyoruz.
Bu, Gazneliler Devleti'nin teşkil ettiği tehlike karşısında Ali Tekin'in kendisine başka müttefik aramak için giriştiği ilk teşebbüstür.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir