Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Gazneliler Devleti'nin İç Ve Dış Siyaseti ve Selçuklular

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Gazneliler Devleti'nin İç Ve Dış Siyaseti ve Selçuklular

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:18

GAZNELİLER DEVLETİ'NİN İÇ VE DIŞ SİYASETİ; BUNDA SELÇUKLULARIN YERİ

Tahta çıktığı sırada Gazneliler Devleti'nin takip edeceği dış siyaset hakkında Sultan Mesud'a başlıca iki devlet adamı tavsiyelerde bulunmuştur. Bu tavsiyeleri bahis konusu etmek, hem devletin bekasını samimi olarak isteyen iki devlet adamının görüşünü öğrenmek bakımından, hem de baştaki hükümdarın bu samimi tavsiyeleri ne dereceye kadar dikkate aldığını tesbit etmek bakımından, her halde faydalı olacaktır. Bu suretle aynı zamanda Mesud tahta çıktığı zaman devletin karşı karşıya kaldığı başlıca meselelerin neler olduğunu da yetkili kimselerin ağzından öğrenmiş bulunacağız.
Bu iki devlet adamından biri Harezm eyaletinin muhtar valisi Altuntaş'dır.

O Mesud'a gönderdiği bir mektupta şunları tavsiye etmektedir:

1. Karahanlılar'la dostluğun korunması. Bu maksatla elçiler gönderilmesi ve barış (akd u ahd) istenmesi. Bu hususta mucip sebep olarak, o, babası Mahmud'un bu hanedanla dostluk kurmak için ne kadar zahmet çektiğini ve para sarfettiğini, sonunda Kadir Han'ın bu sayede hanlığı elde ettiğini ve işlerinin istikrar kazandığını hatırlatmaktadır. Ona göre, bu dostluk daha da arttırılmalıdır. Hükümdar bunu, bu hanedanın Gazneliler Devleti'ne hakikaten dost oldukları için yapmamalıdır; aradaki dostluk-(mücamelet) un devam etmesi ve onların herhangi şekilde hile yoluna sapmamaları için yapmalıdır.

2. Ali Tekin ise, gerçek düşmandır1. Zira, kardeşi Tuğan Han, Sultan Mahmud tarafından Balasagun (tahtından) atılmıştır. Altuntaş'a göre, düşman asla dost olmaz. Bununla da barış ve yakınlaşma olmalıdır. Her ne kadar ona itimad caiz değilse de, başka da çare yoktur. Bir taraftan barış teşebbüsüne girişmeli, diğer taraftan da BeIh, Toharistan ve Çağaniyan, Tirmiz, Kubadiyan, Huttelan'da tedbirler alınmalıdır. Zira, o, boş bulduğu yeri fırsat düşer düşmez yağma eder2 (Kasım 1030 - Zilkade 421).

Altuntaş'ın, Gazneliler Devleti'nin dış siyaseti hakkında planı bundan ibarettir.

Devleti düzenlediğine kanaat getirdiği için artık babası gibi, her yıl Hindistan'a sefer yapmak isteyen Sultan Mesud'un bu hususta devlet erkanı ile müşavere etmek için yaptığı toplantıda vezirin söyledikleri ise şu şekilde özetlenebilir:

1 — Bizzat Sultan, Hindistan'a meşhur bir kumandan göndermiştir. Esasen orada techizatlı bir ordu vardır. Buna yeni kuvvetler katılmak üzeredir. Bütün bu kuvvetler, bu yıl onlara (Hindliler'e) karşı iyi bir gaza yapacaklardır ki, bunun savabı Sultan'ın olacaktır. (Sultan'ın bizzat sefer yapmasına lüzum yoktur).

2 — Horasan ve Rey'e bir kumandan (salar) gönderilmiştir; işleri düzene koyuncaya kadar zamana ihtiyaç vardır. Bu kumandanın bu diyarda durumunun kuvvetlenmesi için hükümdarın Horasan'da oturması gerekir. Zira, (Buhara hakimi) Ali Tekin'in (Gazneli Devleti'ne karşı) hıncı vardır: Kardeşi düşürülmüş ve kendisi yardımsız kalmıştır.

3 — Kadir Han'la uzlaşma ve sözleşme teşebbüsü yapılmıştır. (Bu maksatla) elçiler gitmişlerdir. Bizzat elçilerin mektuplarından anlaşıldığına göre, (halen) münakaşa (münazara) halindedirler ve bir karar almamışlardır. Eğer hükümdar Hindistan'a hareket edecek olursa, bütün işler yüzüstü kalır ve (devlet işleri) karışabilir.

4 — Ali Tekin BeIh'e yakındır ve adamları (merdum) da boldur. Zira Selçuklular onunla birleşmişlerdir. O, Belh ve Toharistan'a kasd etmese bile, Huttelan, Çağaniyan ve Tirmiz'e hücum etmesi, bir fesat çıkarması mümkündür. Bu ise itibarı kırıcı bir şey olur.

5 — Bu itibarla elçiler sağlam uzlaşma ve sözleşmelerle murada uygun olarak dönünceye kadar hükümdarın bu kış Belh'e gitmesi lazımdır.

6 — Irak başkumandanlığına tayin edilen Taş Ferraş'ın peşi sıra Belh'den bir «kedhüda» göndermek lazımdır. Çünkü bir «kedhüda» oraya varmadıkça bütün işler durur.

7 — Ali Tekin meselesi, barış veya savaş yoluyla halledilmelidir: Zira (tahtı ele geçirmek maksadiyle Cibal («.Irak-ı Acem») den Horasan'a doğru yürüdüğü ve kardeşi Emir Mehmed'in henüz tahtta bulunduğu zamanlarda hükümdar ona bir kimse göndererek, Huttelan'ı vadetmişti. (Burasını ele geçirmek hevesi) Ali Tekin'in gönlünde kalmıştır.

8 — Halife Kadir'in hasta olduğu ve işleri oğlu Kaim'e bıraktığı haberleri gelmiştir. Onun ölümü haberi gelirse, hükümdarın Horasan'da bulunması iyi olur.

9 — Curcan (Gurgan)a da elçiler gönderilmeli, onlarla da anlaşma (muvaza'at)ya varılmalıdır (Eylül-Ekim 1031-Şevval 422).

10 — Bu temeller sağlamlaştırıldıktan ve işler istikrar kazandıktan sonra hükümdar isterse, gelecek yıl Hindistan'a sefer yaparak, gaza farizesini yerine getirebilir.

Görülüyor ki, Harezmşah Altuntaş, devletin daha ziyade doğu siyasetini söz konusu etmektedir. Buna karşılık, vezir, Gazneliler Devleti'nin iç ve dış umumi siyasetini ele almakta ve hal yollarını göstermektedir.

Diğer bir fark da şudur:

Altuntaş, devletin o anda karşı karşıya bulunduğu meseleleri saymakta ve hal çarelerini işaret etmektedir. Vezir ise, derhal halledilmesi lazım gelen meselelerle beraber çıkması muhtemel meseleler için de ihtiyat tedbirleri alınmasını istemektedir. Sonra alınan tedbirlerin eksik taraflarını göstererek, tamamlanmasını tavsiye eylemektedir. Bu itibarla vezirin planı çok daha şümullüdür ve devletin mesul bir şahsiyetine yakışacak mükemmelliktedir.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GAZNELİLER DEVLETİ'NİN İÇ VE DIŞ SİYASETİ VE SELÇUKLULAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:19

Bu iki planı konumuz bakımından tahlil etmeden önce, her iki devlet adamının da, devletin halletmeğe mecbur olduğu ivedi meselelerde aynı görüşü temsil ettiklerini belirtmemiz lazımdır; iki devlet adamının hükümdara yaptıkları tavsiyeler arasında bir yıla yakın bir müddet bulunduğu halde müşahade edilen bu mutabakat dikkate şayandır.

Bu iki devlet adamına göre, şu iki meselenin halli önemlidir:

1 — Karahanlılar hanedanının baş hükümdarı Kadir Han'la barışın devam ettirilmesi.
2 — Karahanlılar hanedanının rakip kolunu teşkil eden Ali Tekin'le olan anlaşmazlığın —barış veya savaş yoluyla— halledilmesi. Bilhassa vezirin tavsiyelerinin ağırlık merkezini Ali Tekin teşkil etmektedir (muhtelif vesilelerle ondan 3 defa bahsetmektedir).

Vezirin verdiği izahattan anlaşılıyor ki, Altuntaş'ın bir yıl önce yaptığı tavsiye gereğince Kadir Han'la barış ve ittifak muahedesinin yenilenmesi teşebbüsüne geçilmiş, henüz bir netice alınamamıştır.

Yine vezirin izahatından anlıyoruz ki, düşman olmasına rağmen, Altuntaş'ın, kendisiyle barış yapılmasını tavsiye ettiği Ali Tekin'e karşı o zamandan beri hiçbir teşebbüse geçilmemiştir, veya geçilememiştir. Ve Gazneliler Devleti ile Ali Tekin arasındaki meseleler olduğu yerde durmaktadır. Bununla beraber, vezirin ifadeleri gösteriyor ki, Ali Tekin'e karşı herhangi şekilde barış teşebbüsüne geçilmemişse de, her türlü savunma tedbirleri alınmıştır. Gördüğümüz gibi, yeni tedbirler alınmasını tavsiye etmesi, vezirin bu tedbirlerin kafi olmadığı kanaatinde bulunduğunu açıkça göstermektedir. Vezirin buraya kadar tatbikini tavsiye ettiği tedbirler umumi vasıfları itibariyle daha ziyade savunma tedbirleridir. Vezire göre, alınmış ve tavsiyesi kabul edildiği takdirde alınacak tedbirler, Ali Tekin meselesini halletmek için kafi değildir.

Ona göre, acele bir mahiyet arzeden Ali Tekin tehlikesine karşı başka türlü daha müspet tedbirler almak lazımdır:

Onu ya barışa razı etmelidir, yahut da kendisine karşı savaş açmalıdır.
Öyle görünüyor ki, vezir bu tavsiyesiyle hücum insiyatifini Ali Tekin'in elinden almak istemektedir. Vezire göre, Ali Tekin'e istediği yerden, istediği zaman hücuma geçmek fırsatı verilmemelidir.

Vezirin açıkça fark edilen bu telaşının sebebi nedir? Öyle görünüyor ki, taht değişmesinden faydalanarak, vezirin tavsiyelerinde zikredilen ve edilmeyen sebeplerle, Gazneliler Devleti'ne karşı harekete geçmek isteyen Ali Tekin, Mahmud'un ölümünden beri boş durmamış, tedbirler almıştır.

Herhalde kendisinin de tahmin etmediği şekilde taht kolaylıkla Mesud'un eline geçince, Ali Tekin siyasetini yeni şartların gerektirdiği tarzda ayarlamak lüzumunu duymuş, müttefikler aramıştır. İşte mesele böyle bir mahiyet arzedince, Ali Tekin Selçuklular'la anlaşmak kararını vermiştir. Bu anlaşmanın nasıl meydana geldiği ve şartlarının neler olduğu hakkında ne yazık ki, fazla bilgimiz yoktur. Bu cihetleri hadiselerin cereyanından çıkarmağa çalışacağız.

Öyle anlaşılıyor ki, Selçuklular'la Ali Tekin'in barışmaları ve uzlaşmaları, geçen bir yıl içinde olmuştur. Zira, eğer onlar daha önce ittifak etmiş bulunsalardı, Altuntaş'ın, tavsiyelerinde bundan herhalde bahsetmesi icap ederdi. Gördüğümüz gibi, anlaşma daha eski olamaz. Çünkü o zaman Selçuklular'la Ali Tekin mücadele halinde bulunuyorlardı. Hatta Selçuklular'la Ali Tekin'in barışmalarının ve ittifak etmelerinin pek yeni olduğunu vezirin telaş ve isticalinden çıkarmak mümkündür. Zaten bu cihet yukarıda naklettiğimiz metinden de anlaşılıyor.

Şu halde Ali Tekin, Gazneliler Devleti'ne hücum etmek için hazırlanmaktadır. Bu hususta en iyi bahane, kendisine taht mücadelesine girişirken vaadedilen arazinin, tahtı kolaylıkla elde ettikten sonra Mesud tarafından verilmemesidir.

Öte yandan, devletlerarası umumi durumun Ali Tekin için daha uygun olduğu söylenebilir. Zira tahta yeni çıkan Mesud'un başında bulunduğu Gazneliler Devleti'nin, yukarıda gördüğümüz teşebbüsler henüz bir netice vermediği için, siyasi yalnızlık içinde bulunmasına karşılık, Ali Tekin, Selçuklular'm şahsında kuvvetli bir müttefik bulmuştur. Buna, vezirin de dediği gibi, muhtelif yerlere gönderilen kumandanların duruma hakim olmaları için henüz kafi zamanın geçmemiş bulunduğunu eklersek, umumi durumun ne kadar müttefikler lehine olduğu kendiliğinden anlaşılır. Buna rağmen Vezir'in Ali Tekin'le olan münasebetlerin savaş yoluyla da olsa, düzene konmasını şiddetle tavsiye etmesine bakılırsa, zamanın Ali Tekin'le müttefiki Selçuklular lehine çalıştığına hükmetmek icap eder.

Verdiğimiz bu izahat, Gazneliler'in umumi dış siyasetini ve Ali Tekin'le müttefiki Selçuklular'ın bu siyasetteki yerini tayin etmiştir sanırız.
Şimdi, bu siyasetin hükümdar tarafından ne dereceye kadar benimsendiğini ve tatbik edildiğini görelim.

Vezirin mütalaaları gerek bizzat hükümdar tarafından, gerekse toplantıda hazır bulunan devlet erkanı tarafından itirazsız kabul ve tasvip edildi ve tatbikine geçildi:

Hükümdar derhal BeIh istikametinde yola çıkılmasını emretti. (Belh'e varış : 12 Ocak 1031-13 Zilkade 522 Pazartesi).
Mesud, Belh'te iken devlet için iki önemli hadise cereyen etti. Bunlardan birisi, Bağdad Abbasi halifesi Kadir Billah'ın ölümü ve yerine Kaim Biemrillah'ın geçmesi. Diğeri ise, Harezmşah Altuntaş'ın düşürülmesi teşebbüsü.

Bağdad'da olan bu normal halifelik değişmesi her nedense, Mesud'u pek telaşlandırmıştır. Öyle görünüyor ki, Mesud, bu değişmenin, Gazneliler Devleti'nin başına yeni bir gaile açacağından korkmuştur. Bununla beraber, Gazneliler Devleti'nin halifelikle olan münasebetleri Sultan Mahmud zamanındaki esaslar içinde halledilmiştir. Görülüyor ki, vezirin, devletin dış siyasetinde yer verdiği bir nokta, böylece iki tarafı da tatmin edecek şekilde bir neticeye bağlanmıştır. Bunun devletin bünyesini kuvvetlendirdiği şüphesizdir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: GAZNELİLER DEVLETİ'NİN İÇ VE DIŞ SİYASETİ VE SELÇUKLULAR

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:19

Öteki hadise devletin dış siyasetinde yeri olmayan bir meseledir ve hükümdar tarafından ortaya çıkarılmıştır. Bu da teşvikçisinin cezalandırılması ile kapatılabilmiştir. Fakat, başta bizzat hükümdar olmak üzere korkulu anlar geçirilmiştir. Zira, kendisinin öldürülmesi için tedbirler alındığını haber alan ihtiyar Altuntaş'ın, Ali Tekin ile birleşmesinden çok korkulmuştur'. Altuntaş'ın, «elden gittiği» bir kaç defa muhtelif devlet ricali tarafından ifade edilmiştir. Alınan tedbirlerin gayesi, Altuntaş artık Mesud'un «dergah»ına gelmese bile, onun «muhalif» Ali Tekin'le birleşmesini önlemektir. Nihayet, bizzat hükümdar Altuntaş'a mektup yazmış, kendisini bu işe teşvik edenin cezalandırıldığını bildirmiş, ondan özür dilemiş ve mesele kapanmıştır.

Kaynağın ifadesinden anlaşılıyor ki, Altuntaş'ın, bu hadiseyi, Gazneliler Devleti erkanının beklediği gibi, bu devletle ilgisini kesmek için fırsat saymamasının başlıca sebebi, ihtiyarlığıdır. Ölünce, yerine hükümdarın nezdinde bulunan oğullarının Harezm'e tayin edilmemeleri korkusudur. Sadakatinden emin bulunulduğu için Gazneliler Devleti'nin siyasetinde Altuntaş'a şu veya bu şekilde yer verilmemişti. Şu halde bu hadise başlıca başta bulunan hükümdarın hatası yüzünden meydana çıkmış arızi bir hadisedir. Devletin dış siyasetinde yer verilmemesinden anlaşılıyor ki, Altuntaş'a, devlete güçlük çıkaracak bir unsur gözüyle bakılmamakla beraber, başlangıçta faydalanılacak bir unsur gözüyle de bakılmıyordu; nitekim tevsiyeleriyle devlete faydalı olmağa çalıştığını gördük.
Bu hadise, onun devletin iyiliği için yalnız nazari tavsiyelerle kalmıyacağı, bunu fiilen gösterecek kadar ileri gidebileceği hususunda hükümdarda kafi bir kanaat uyandırmış olacak ki, o Ali Tekin meselesinin hallini de ona vermekten çekinmemiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir