Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Çağrı Bey'in Batı Seferi ve Selçuklu Başbuğu Arslan

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Çağrı Bey'in Batı Seferi ve Selçuklu Başbuğu Arslan

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:11

Çağrı Bey'in Batı Seferi ve Selçuklu Başbuğu Arslan

Naklettiğimiz bu hadise ile Selçuklu başbuğlarının Semerkand'ın çok ötesinde bulunan, Batı Karahanlılar Devleti arazisine sığınmalarını anlattık. Şimdi de bundan önceki hadiselerde fikir ve mütalaalariyle olduğu kadar cesurane müdahaleleriyle de (mesela Tuğrul'u esaretten kurtarmak suretiyle) büyük roller oynadığını gördüğümüz Çağrı Bey'in, bu sefer yalnız başına uzak batıya sefer ettiğini görüyoruz (1016). Bir uzak doğuya, bunun arkasından, hemen hemen ara vermeden, bir de uzak batıya hareket etmeleri bile, bu Selçuklu kolunun, kendilerini, buhran içinde olmasa bile, başlıca (aile azasından gelen) iç, (komşu devletlerden gelen) dış sebeplerle huzursuzluk, hatta emniyetsizlik içinde hissettiklerini göstermek için kafidir.

Onların, şüphesiz güçlükleri yenmek için, Selçuklular'in asıl başbuğu Arslan'a nisbetle, bu kadar faal bir siyaset takip etmeleri, bir bakıma lehlerine kaydedilecek noktadır. Çağrı Bey'in batı seferi, iki kardeşin, herhangi şekilde amcaları Arslan'ın rıza ve muvafakatini almaksızın, kararlaştırdıkları ikinci bağımsız harekettir.

Şimdiye kadar verdiğimiz izahat, Çağrı Bey'in kumandasındaki bu ilk batı seferinin, yeni bir vatan aramak maksadiyle yapıldığını gösterecek mahiyettedir:

Orta Asya da aradıkları huzuru bulamayan bu Selçuklu kolunun, bunu Ön Asya'da bulmak için giriştikleri bir hareket olarak görünmektedir.
Hadiselerin seyrine göre vardığımız bu neticenin gerçekten varid olup olmadığını tesbit etmek üzere belli-başlı kaynak ve bilhassa araştırmalara göre hadiseyi ele alalım.

iki kardeşin içinde bulundukları şartları müzakere etmek üzere yaptıkları toplantıda, Çağrı Bey'in teklifiyle, ne karara varıldığını yukarıda belirtmiştik. Bu karara göre, Çağrı Bey «Rum gazası»na gidecek, Tuğrul Bey de «geçilmesi güç uzak» çöllere çekilecektir'. Bu suretle kuvvetli düşmanlarının tecavüzünden, şüphesiz bir müddet için, kurtulmanın mümkün olacağı kanaatindedirler.

Buna göre, hadisenin bu ilk safhasında, iki kardeşin düşündükleri tek nokta, kendilerini —geçici bir zaman için— emniyet altına alacak tedbiri bulmaktır. Görülüyor ki, alınan tedbirin dikkati çeken ilk vasfı, geçici oluşudur. Alınan kararın diğer bir vasfı da, iki kardeşin iç ve dış düşmanlarına karşı mücadele edemiyeceklerini kabul etmeleri ve bunun gerektirdiği menfi tedbire baş vurmalarıdır. Mesele böyle mütalaa edildiği takdirde, her iki kardeşin hareketi de «umumî ricat» mahiyetini haizdir. Yalnız, Tuğrul'un ricat hareket» istikbali olmayan, semeresiz bir ricat hareketi olmasına karşılık, Çağrı'nın ricati, istikbal vadeden, ümit veren ve (şimdilik daha ziyade manevi) kar getirecek olan bir ricattir. Öte yandan, onun hareketi iki cephelidir. Gerçekten, hadise bir bakımdan, şartların müsait olmayışı dolayısiyle Maveraünnehr'den ricat mahiyetini haiz olmasına karşılık, bu ülkeyi terk ettikten sonra bunun tam aksi olan «hücum ve istila» vasfını haiz görünmektedir.

Demek ki, hadisenin bu ilk safhasında girişecekleri hareketin ne netice doğuracağını, bizzat Selçuklu başbuğları da önceden tayin edememektedirler. Seferi yapan Çağrı Bey'in bu anda düşündüğü tek nokta, tehlikeli mıntakayı terk ederek, uc'larda gaza yapmak ve sevap kazanmaktır. Ganimet bunun tabiî neticesidir. Fakat bu sırada Selçuklu başbuğları buna önem vermez görünmektedirler. Bunun dönüşte ilk plana geçeceğini göreceğiz. Böylece Selçuklular'a ilk defa asıl şöhreti sağlayan gaza ve cihad farîzesini, uzun zamandanberi terk ettikleri bu farîzeyi yerine getirerek —soydaşları olan ve olmayan— Maveraünnehr Müslümanları arasında yeniden nüfuz ve prestijlerini artıracaklardır. Bu takdirde bu sefer neticesinde onların, dış düşmanlarına karşı olduğu kadar Selçuklu ailesi içindeki rakiplerine, Arslan'a karşı da manen kuvvetlenmiş bulunacakları muhakkaktır; şu halde, bu sayede her bakımdan aleyhlerine olan dengeyi kurmaları, hatta lehlerine çevirmeleri mümkün olacaktır.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çağrı Bey'in Batı Seferi ve Selçuklu Başbuğu Arslan

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:11

Çağrı Bey, 3000 kişilik bir kuvvetle1 Horasan'a doğru yola çıktı. Maksadı buradan «Ermeniye»ye gitmektir. Gazneliler Devleti'nin Tus valisi (Arslan Cazib), onun gelişini duyunca, kendisini yakalamaları için bir askeri kıta gönderdi. Gidenler, Çağrı Bey'i bulamadan döndüler ve onun Rey şehrinden geçerek, «Rum» tarafına gittiği haberini getirdiler.

Bu ifadeden anlaşılıyor ki, Çağrı Bey'i yakalamak için gönderilen kuvvetler, ona yetişememişlerdir veya Çağrı Bey Gazneliler arazisini onların yetişmesine imkan vermiyecek kadar süratli geçmiştir. Çağrı Bey'in Gazneliler Devleti arazisini bir baştan bir başa geçip gidebilmesi Gazneliler hükümdarı Sultan Mahmud'u kızdırmıştır. Zira, Tus valisinin, bu ihmalinden dolayı, bu Gazneli Sultan'ın, tekdirine maruz kaldığını biliyoruz. Sultan'ın bu maksatla gönderdiğinden bahsedilen fermanın ifadesinden anlaşılıyor ki, Sultan Mahmud, Arslan Cazib'in Çağrı'yı mahsus bıraktığından adeta şüphe etmektedir.

Çağrı Bey, gaza mahalline, yani «Rum'a» varınca, kendisiyle beraber gelen maiyetindeki askerlerden başka, «Türkmenler»den de bir «taife» ona katılmıştır. Gerçekten, bu Türkmenler'in buralara daha önce gelmiş Türkmenler olduklarını biliyoruz. Bunlar, baskı ile de olsa, gaza yapmak ve mümkünse kendilerine yurt temin etmek için uc'lara gelmiş Türkmenler olduklarına göre, Çağrı'nın, bu batı seferi, ilk Türkmen gazası olmak vasfını kaybeder. Buna göre bir hüküm vermek icap ederse, denebilir ki, Çağrı Bey'in bu seferinden önce, onun soyuna mensup bir takım Oğuz Türkleri'nin buralara münferit veya toplu olarak, hıristiyanlara karşı gaza ve cihad yapmak maksadiyle geldikleri, o zaman herkese, bu arada daha Maveraünnehr'de iken Çağrı Bey'e de malûm idi.
Verdiğimiz bu bilgi, bu seferin, Oğuzlar tarihi bakımından orijinal bir hareket olmadığını göstermiştir sanırız.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çağrı Bey'in Batı Seferi ve Selçuklu Başbuğu Arslan

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:11

Seferin orijinal tarafları şunlardır:

1 — Çağrı Bey, hayatlarını düzensiz yağmalarla geçiren buralardaki Türkmenler'in, bir kısmının olsun, kendi etrafında toplanmaları suretiyle, harekete daha fazla nizami bir şekil vermiştir. Bu takdirde, onun, karşımıza teşkilatını yeni kuvvetlerle genişleten bir teşkilatçı olarak çıktığını görüyoruz.
2 — Savaşlar, gerilla savaşından düzenli ordular harbine dönmüştür.

Türkmenlerin Çağrı Bey'e kendiliklerinden katılmaları verdiğimiz bu hükümlerin kıymetlerine halel getirmez. Bilakis, Çağrı Bey'in başbuğuluk vasıflarının buralara daha önce gelen soydaşları tarafından da takdir edildiğini gösterir ki, bu ayrıca onun lehine kaydedilecek bir noktadır.

Uc'a geldikten sonra karşılaştığı bu durumu Çağrı Bey'in de önceden tahmin etmediği söylenebilir. Bizim bu mütalaayı serdetmemize sebep, göreceğimiz gibi, Çağrı Bey'in savaşlarının «g aza» ve «cihad» çevçevesini aşmasıdır. Bu itibarla seferin, başlangıçtakine nazaran, mahiyetini değiştirdiği ve genişlettiği ileri sürülebilir.

Hakikat şudur ki, aşağıda ayrıca göreceğimiz üzere, bu Türkmenler daha 1006 yılından önce Gazne hükümdarı Sultan Mahmud tarafından Horasan'a geçirilen ve karışıklık çıkardıkları için tenkil edilen, bu sebeple Irak'a. Azerbeycan'a ve Ermenistan'a dağılan Türkmenlerin bir kısmıdır.

Çağrı Bey, daha batı seferine çıkarken takip ettiği gayeye uygun olarak (gaza), harekatın başlangıcında, doğrudan Vaspurakan Ermeni Krallığına hücum etmiştir.

Bu Ermeni kırallığı halkı, Oğuzlar'ı ilk defa görüyorlardı:

Bu Oğuzlar'in kıyafetleri onlara acaip geliyordu. Saçları uzundu. Çok büyük yayları ile at üzerinde uzaktan savaşan bu Türkler, daha ilk görüşte yerli halk ve ordu üzerinde korkutucu bir tesir yapıyordu. Attıkları oklar ise, hemen hemen hiç şaşmıyordu.
Öyle görünüyor ki, Çağrı Bey'i başarıya götüren amiller, daha ziyade tatbik edilen değişik harp taktiği (uzaktan savaş ve sürat), bir de halk üzerinde yarattıkları psikolojik tesirdir.
Bol ganimet elde ettiği Vaspurakan krallığından Şeddad oğulları Devleti arazisine giren Çağrı Bey'in, burada yağma ve tahriplerde bulunduğunu bilmemekle beraber, onun bu hareketi, şüphesiz «gaza» ruhuna aykırıdır. Çünkü, Müslüman topraklarına hükümdarının rıza ve muvaffakatiyle girdiğine dair elimizde bilgi yoktur. Şayet böyle bir şey olsaydı, kaynakların yazacağı muhakkaktı.

Bu suretle Çağrı Bey, seferle takip ettiği ilk gayeden ayrılmış bulunmaktadır:

Şimdi, gaye, galiba nereden ve kimden olursa olsun, ganimet elde etmektir.
Çağrı Bey, buradan Gürcü arazisine girmiştir. Gürcü kiralı, Çağrı Bey'le savaş yapmağa bile cesaret edememiş, ve arazi «Oğuz'ların istilası altında kalmıştır».

Son olarak Ani Ermeni kırallığına giren Oğuzlar, görünüşe göre, ilk başarısızlığa burada uğramışlar ve harb meydanından çekilmeğe mecbur olmuşlardır2. Bu başarısızlığın Çağrı Bey'in Maveraünnehr'e dönmeğe karar vermesinde ne dereceye kadar etki yaptığını bilmiyoruz.
4-5 yıl süren bir uc hayatından sonra onun dönüşünde başlıca amil, görünüşe göre, yeteri kadar ganimete sahip olmasıdır3.

Çağrı Bey'in dönüşünden bahsetmeden önce, bu hadisenin neticelerini tesbit edelim:

1 — Çağrı'nın akınları ve savaşları, buradaki hıristiyan Ermeni ve Gürcü devletlerinin kudretlerini sarsmış, bilhassa Ermeni devletlerinin arazilerinin, Bizans hakimiyetine geçmesi için zemin hazırlamıştır. Buraların Bizans hakimiyetine geçmesinin ise daha sonraki Türk istilasını kolaylaştırdığını sırası gelince göreceğiz.
2 — Uc'lardaki Müslüman devletlerin, bu arada bilhassa Şeddad oğulları'nın genişlemesini kolaylaştırmıştır.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Çağrı Bey'in Batı Seferi ve Selçuklu Başbuğu Arslan

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:12

Bunlar Oğuzlar'ın faaliyette bulundukları sahalardaki devletlere ait olan neticelerdir.

Seferin bizzat Oğuzlar'a ait neticelerine gelince, bunları şöyle sıralayabiliriz:

1 — Oğuzlar, faaliyet halinde bulundukları sahaları ve buralardaki siyasi ve içtimai şartları öğrenmişler ve istila hatta, yerleşme için uygun olduğunu anlamışlardır.
2 — Oğuzlar, gaza ve cihad farizelerini yerine getirmişlerdir.
3 — En önemlisi, aynı Oğuzlar tahmin ve tasavvur ettiklerinden fazla servet ve ganimet elde etmişlerdir.

Çağrı Bey, dönmeğe karar verdikten sonra kendisi ile işbirliği yapmış olan «Türkmenler»e veda etmiştir.
Bu suretle kardeşinin yanma dönmek isteyen Çağrı Bey için halledilecek asıl mesele Gazneliler Devleti arazisini geçebilmektir. Gerçekten, gördüğümüz gibi, şüphesiz hakimiyet haklarını ihlal ettiği için, Çağrı Bey'in, arazisi içinden geçip gitmesine son derece kızan Sultan Mahmud'un dönüşte yakalamadığı takdirde bu defa kendisini öldüreceğinden korkan Tus valisi (Arslan Cazib), yolların muhafazası ve nezaret altında tutulması için «uyanık ve işbilir» kimseler tayin etmiştir. Bu suretle, o, Çağrı Bey'i yakalayacak, Gazne'ye gönderecekti. Fakat onun aldığı tedbirler kafi gelmemiş ve Çağrı Bey, Horasan'dan geçmeyi başarmıştır. Görünüşe göre, Çağrı Bey'in bu defa da başarı sağlaması, ancak gelirken tatbik ettiğinden farklı tedbirler alması, yani toplu halde hareket etmemesi ve tüccar kıyafetine girmesi ile mümkün olmuştur.

Horasan'dan geçtiğini duyan Tus valisi, Çağrı Bey'in, Tanrı'nın yardım ve teveccühüne mazhar olduğu kanaatine varmıştır. Çağrı Bey'in, bu seferinden Selçuklular'ın Gazneliler Devleti ile münasebeti bakımından çıkarılacak neticeler şunlardır: ilk defa Selçuklu ailesine mensup bir şef, Gazneliler Devleti hudutlarını bu devletin rıza ve muvafakatini almaksızın geçmiş ve yine bu devlete rağmen arazisini geçerek dönmüştür. Bu suretle toprak bütünlüğünün ihlal edilmesinin Gazneliler Devleti için bir manası olmak lazımdır. Öte yandan, bu hadisenin Selçuklular için de şüphesiz bir manası vardır: Kudretli Gazneliler Devleti hududunun geçilemez olduğu telakkisinin, bu gidiş-gelişle, yıkılmasının gelecekteki hareketlerde Selçuklular'a cesaret verdiği söylenebilir. Göreceğimiz gibi, diğer geçişlere emsal teşkil eden bu ilk ihlal hadisesi orijinal olup, önemlidir de.

Çağrı Bey, Buhara'ya yakın varınca, bu «diyar»da bulunan Türkmenler, kendisine katılmışlardır. Bunu, bu batı seferinin, çıkış yerine ait ilk neticesi saymak yanlış olmaz. Gerçekten, bu katılmayı, onun bu sefer neticesinde kazandığı maddi ve manevi nüfuzun ilk belirtisi saymak mümkündür. Buralardaki Türkmenler üzerinde Arslan'ın nüfuzunun geçtiği dikkate alınırsa, bu Türkmenler'in «Gazi» Çağrı'nın emrine girmeyi, Ali Tekin'in müttefiki kudretli Arslan'ın emrinde kalmağa tercih ettikleri söylenebilir. Bu takdirde bu hadise daha fazla değer kazanmış olur.

Öte yandan, Çağrı Bey, kardeşi Tuğrul Be y'e bir elçi göndererek, salimen döndüğünü ve sefer neticesini, yani aldığı ganimeti bildirmiştir. Bu haberden pek heyecanlanan ve sevinen Tuğrul, yaşadığı yerlerden hareket ederek kardeşiyle buluşmuştur.

Görülüyor ki, Çağrı Bey, kardeşini yanına çağırmamış, sadece seferin en önemli saydığı neticesini bildirmekle yetinmiştir. Ne onu yanına çağırmış, ne de kendisi onun yanma gitmeyi düşünmüştür. Bu husustaki bilgisizliğimiz kaynaklarda geçen bilginin yetersizliğinden değilse, bundan şu netice çıkarılabilir : Geldiğini ve seferin başarı ile neticelindiğini haber veren Çağrı Bey, bu hususta herhangi bir neviden karar alınmasını Tuğrul Bey'e bırakmayı uygun bulmuştur. Çünkü oldukça uzun süren yokluğu sırasında buradaki şartları, şüphesiz, Tuğrul Bey kendisinden çok daha iyi bilecek durumdadır. Tuğrul Bey, seferden dönen kardeşini yanına çağıracak yerde, «ihtiyari sürgün haya t ı»na son vererek, kendisi onun yanına hareket etmeyi tercih etmiştir. Böylece, o artık şartların ricat hayatına son vermek için müsait olduğu kanaatinde demektir. Bizzat Tuğrul'a göre, kuvvetler dengesi kurulmuş demektir. (Bu hususta Çağrı Bey'in izhar ettiği tereddüdü Tuğrul Bey'in sildiği ve onu ikna ettiği görünüyor).

İki kardeşin «inziva ve ricat» hayatını terk ederek, siyaset sahnesinde birlikte görünmelerini Arslan'ın da böyle telakki etmesi Tuğrul'un bu hükmünde aldanmadığını gösteriyor.

Çünkü, kaynakların sarih ifadelerinden anladığımıza göre, bu andan itibaren amcaları Arslan'ın onlara karşı tavrı değişmiştir. Daha doğrusu onların kendisi için tehlike teşkil edecek bir duruma geldiklerini gören Arslan. ilk defa onlarla açıktan açığa meşgul olmak lüzumunu duymuştur. Kaynağın da ifadesiyle, iki yeğeninin tekrar bir araya geliş tarzlarını (suret-i cemi'yyet-i biraderzadegan) gören Arslan'ın «içinde hased ateşi alevlenmiştir».

Yeğenlerine nasihat ediyor görünerek, onların bu toplanmaları-(cemiyyet)nin sonuna kadar devam etmiyeceğini, zira Maveraünnehr ve Türkistan'ın diğer Melik ve Sultanları'nın «ordumuzu dağıtmak maksadiyle» taarruza geçeceklerini, nihayet (bu ordunun) sahralara dağılacağını söylemiştir. Amcalarının tavsiyesine uyan iki kardeş, askerlerinin dağıtılması için emir vermişlerdir.

Bu ifadeden anlaşılıyor ki, iki kardeş bir araya geldikten sonra, artan prestijleri ve servetleri dolayısiyle onlara yeni katılmalar olmuş, bunun neticesi olarak komşu devletlerin dikkatlerini çekecek kadar kuvvetlenmişlerdir. Bunu şüphesiz herkesten önce kendisi için tehlike sayan amcaları Arslan, toplanan kuvvetleri dağıttırmıştır. Neticede, Tuğrul ve Çağrı Beyler, kendisinin, her emrine itaat eden birer kumandan durumuna getirilmişlerdir. Bu hadise, Arslan ile bu iki kardeşin münasebetlerinin mahiyetini de aydınlatmaktadır: Tuğrul ve Çağrı kayıtsız şartsız Arslan'ın emrindedirler ve onların her türlü hareketlerinden Arslan sorumludur ve herkes de bunu böyle telakki etmektedir.
Bu andan itibaren amcaları Arslan'ın, yukarıda izah ettiğimiz şekilde, esir düşmesine kadar (1025) iki kardeşin adına bir daha rastlıyamamaktayız.

Buraya kadar verdiğimiz bilgiden çıkan umumi neticeleri şöyle hülasa ve tesbit edebiliriz:

1 — Batı seferinden sonra iki kardeşin, Tuğrul ve Çağrı Beyler'in maddi ve manevi nüfuzları çok artmıştır.
2 — Bu artışa uygun olarak kendilerine yeni katılmalar olmuştur.
3 — iki kardeş bunları teşkilatlandırmağa ve düzenli kuvvetler meydana getirmeğe başlamışlardır. Fakat, amcaları Arslan mani olmuştur.

Buna göre, denebilir ki, batı seferi neticelerinden bu anda istifade edilememesi sorumluluğu tamamiyle Arslan'a aittir.
İşte Arslan'in fiilen ve resmen Selçuklu ailesinin reisi bulunduğu sırada, Tuğrul ve Çağrı kardeşlerin, bağımsız denebilecek iki hareketi bunlardır:
Birinci hareket, Arşlan'dan ayrı ve onun emir ve yetkisi dışında geçtiği, bu vasfını muhafaza ederek bittiği halde, ikinci hareket, bağımsız başlamış fakat, tabilikle neticelenmiştir.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir