Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Sultan Mahmud - Kadir Han Buluşması ve Alınan Kararlar

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Sultan Mahmud - Kadir Han Buluşması ve Alınan Kararlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:01

Sultan Mahmud - Kadir Han Buluşması ve Alınan Kararlar

Verdiğimiz bütün bu izahat, hadisenin başlangıç safhasında sefer sebebinin hangi tarafta olduğunu göstermiştir sanırız: ister müttefikine yardım etmek maksadiyle olsun, ister Maveraünnehr' de yıkılan Samanoğulları Devleti yerine merkezi kendi hakimiyet sahalarından pek uzakta olmayan komşu bir devletin kurulmasını önlemek maksadiyle olsun, isterse, doğrudan Maveraünnehr'i fetih maksadiyle olsun Mahmud bir taarruz seferine girişmiştir.
Mahmud 1025 yılında Amuderya'yı geçmiştir. Yeni tayin ettiği Harezm valisi Altuntaş ordusu ile kendisine katılmıştır. Karahanlı hükümdarı Kadir Han ise doğudan hücuma geçmiş ve Semerkand'a kadar olan araziyi fethetmiştir.

Görülüyor ki, Ali Tekin yıkılan Samanoğulları Devleti'nin sadece arazisinin ve payitahtının varisi değildir; aynı zamanda siyasi varisidir. Yıkılan devlette olduğu gibi, Selçuklular'ın hiç olmazsa bu anda, bu sefer müttefiki olmaları hüviyeti dikkate alınmazsa, Ali Tekin'ın hemen hemen esas kuvvetini teşkil etmeleri, tabloyu tamamlamaktadır.

Mahmud, Ali Tekin ve müttefiki Selçuklu Arslan Yabgu ile tek başına karşılaşmadan önce müttefiki Karahanlılar hanedanının baş hükümdarı Kadir Han'la buluşup görüşmeyi tercih etmiştir.

iki hükümdarın Semerkand berisinde vukubulan buluşması hakkında gerek kaynaklarda, gerekse bu kaynaklara dayanarak yapılmış araştırmalarda geniş bilgi vardır. Hukuk bakımından eşit bağımsız iki hükümdarın birbirlerine karşı hareket ve muameleleri hakkında çok dikkate şayan olan bu mülakatın cereyan tarzından uzun uzadıya bahsetmiyeceğiz. Zira, bunun esas konumuzla doğrudan doğruya ilgisi yoktur. Yalnız bu münasebetle müttefiki Karahanlı hükümdarı Kadir Han'a haşmet bakımından üstünlük kurmağa çalışan Sultan Mahmud'un, dostuna ve düşmanına karşı, burada, tipik misalini bulduğumuz bu türlü hareketlerinden maksat ve gayesinin ne olduğunu belirtmek, bu hükümdarla münasebet halinde bulunacaklarını göreceğimiz Selçuklular'ın tarihinin de anlaşılmasına yardım edeceği düşüncesiyle yerinde olacaktır.

Gazneliler Devleti hükümdarı Mahmud, kudretini ve haşmetini yalnız ordusu ile değil, harekat ve muameleleri ile de göstermekte ve bu suretle muhatabı üzerinde bu bakımdan da tesir etmeğe çalışmaktadır. Nitekim, bu mülakatın tertip ve tatbikinde de aynı yolu tutmuş ve görünüşe göre, başarı sağlamıştır.
Bizi asıl ilgilendiren cihet, bu mülakatta konuşulanlar ve alınan kararlardır.

Gerçekten, mülakatın siyasi neticeleri şöyle hülasa edilebilir:

Buluştuktan sonra iki hükümdar ittifak halinde kalacaklarını yeminle tekid ve temin etmişlerdir. Yapılan umumi toplantıya (bar-ı am) Mahmud'un emriyle son verilmiş, salon boşaltılmış ve iki hükümdar baş başa «iran ve Turan'a» ait bütün meseleleri gözden geçirmişlerdir.

Ali Tekin'in Maveraünnehr'deki hakimiyetine son verilmesi ve onun yerine Kadir Han'ın oğlu Yeğen Tekin'in geçirilmesi verilen ilk kararlardandır. Bu mesele halledildikten sonra Selçuklular meselesinin kendiliğinden halledileceği meydandadır. Bununla beraber, bilhassa gizli müzakereler esnasında, Selçuklu meselesinin başlıca müzakere konusu olduğu anlaşılıyor. Zira, bir kaynağımıza göre, bu gizli toplantı veya toplantılar sırasında Kadir Han, Sultan Mahmud'dan bazı isteklerde bulunmuştur. Bunların başında Selçuklular meselesi gelmektedir. Kadir Han Türkmen Selçuklu oğlunu (Arslan'ı) maiyetiyle birlikte Maveraünnehr ve Türkistan'dan alıp götürmesini Sultan Mahmud'dan istemiştir. Kadir Han'a göre, Sultan Mahmud Hindistan'a gittiği zaman, bir vilayet istemek veya bir ülkeye hücum etmek suretiyle onların fitne ve fesat çıkarmaları mümkündür. Bu takdirde, bunun telafisi güçtür. Yine bazı kaynaklara göre, Selçuklular meselesinin halli için Kadir Han'ın tavsiyesi, Selçuklular'ın yok edilmeleri değil, bilakis onların yardımının ve müzaheretinin temin edilmesidir. Zaten bu bilgi bundan önceki bilginin açıklığa kavuşturulmasından ibarettir Sultan bunun üzerinde uzun uzun düşünmüş, neticede teklifi kabul etmiştir. Buncan başka iki müttefikin, karşılıklı akrabalık münasebetlerine girişmeleri de verilen kararlar arasındadır.

Göreceğimiz gibi, bütün bu kararlardan sadece Selçuklular hakkında verilen kararın tatbik edildiğini söylemek, onların nazarında Selçuklular meselesinin önemini gösterdiği gibi, sonuncuların her iki müttefik devlet için arzettikleri tehlikeyi de gösterir.

Nitekim, bu hususlar bir kaynakta açıkça tesbit edilmektedir:

«Bu vakitte Selçuk oğlu (Arslan) öyle bir merdliğe (mertebe'ye) erişmiştir ki, onun celadetinden, onunla harpten bütün Türkistan Melikleri ve Efrasiyablılar daima korku içinde idiler. Havadaki kuş ve ovadaki ceylan onun okundan kurtulamazdı; Şimşek ve yıldırım gibi avının ve düşmanının üzerine atılırdı. Savaştığı herkesi, mağlup ederdi.

Kadir Han'ın Sultan'ın katına vasıl olduğu ve herkesin Sultan (Mahmud) un rikabında imparatorluk çadırına doğru gittiği bu zamanda bu Selçuk oğlu (Arslan) onların önünde Türkmen külahını bir yana eğerek1 başına giymiş, dağ parçası gibi bir ata binmiş olduğu halde, çakan şimşek ve kükreyen arslan gibi at sürüyordu. Öyle ki, her iki orduya mensup iran ve Turan askerleri onun çevikliğine ve biniciliğine hayran kalmışlardı».

Önemi dolayısiyle aynen naklettiğimiz bu bilgiden anlaşılıyor ki, Selçuklu Oğuzları'nın başbuğu Arslan, bizzat hükümdarlara olmasa bile, onların askerlerine veya sadece Mahmud'un askerlerine, bir kuvvet gösterisinde bulunmak fırsatına sahip olmuştur. Yine verilen bilgiden anlıyoruz ki, Selçuklu başbuğu takip ettiği maksatta başarıya ulaşmıştır. Çünkü askerler, ona ve yaptıklarına hayran kalmışlardır.

Bu hadisenin doğruluğundan şüphe edilemiyeceği kanaatindeyiz. Zira, o zamanın şövalyelik ruhuna uygun olduğu gibi, Türkler'in psikolojilerine de uygundur. Öte yandan, bir az sonra Sultan Mahmud ile mülakatı esnasında konuşmalarında da görüleceği gibi, Arslan'ın ruh hali de böyle bir hadisenin gerçekten olduğunu telkin edecek mahiyettedir.

Zaten Arslan Yabgu'nun, Mahmud hakkındaki düşünce ve telakkilerini çekinmeden söyliyebilecek bir durumda olduğunu biliyoruz. Gerçekten, bir kaynağımıza göre, Türkmenler'in emiri olan «Yabgu», şevket sahibi bir adamdı. Çok askeri vardı. O Sultan Mahmud'dan bahsedildiğini işittiği zaman, onun fikirlerine itiraz eder ve aksini savunurdu. Bu sözleri, Sultan Mahmud'a yetiştirmişlerdi. Sultan bu sözleri içine atıyor, fakat açığa vurmuyordu.

Bundan anlaşılıyor ki, Arslan Yabgu, Sultan Mahmud'un idaresini beğenmiyor ve tenkit ediyordu.

Arslan bununla da yetinmemiş, bir defasında bir münasebetle şöyle demişti:

«Sultan Mahmud'un filleri varsa, bizim de okumuz vardır. Aramızda harp olduğu zaman, oklarımızla onun askeri delik deşik edilebilir».

Görülüyor ki, Arslan kuvvet ve kudret bakımından kendisini Sultan Mahmud'la denk sayıyor. Bundan çıkan diğer bir mana da Arslan'ın, bir gün Sultan Mahmud'la mücadele haline düşeceğini önceden hesaba katması ve ona göre hazır bulunmasıdır. Nihai netice olarak şunu söyleyebiliriz ki, Arslan Yabgu kendine ve kuvvetine güvenmektedir.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Sultan Mahmud - Kadir Han Buluşması ve Alınan Kararlar

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 23:01

Bu mülakattan umumi olarak çıkarılabilecek neticeler şunlardır:

1 — Gazneliler hükümdarı Mahmud'la Karahanlılar hükümdarı Kadir Han esas itibariyle halledilmesi ivedi olan bir meselenin, Ali Tekin ile müttefiki meselenin müzakeresi için bir araya geldikleri halde, bu fırsattan faydalanarak o zamanın dünyasının belli başlı meselelerini gözden geçirmişlerdir. Kaynakta iran'a ve Turan"a ait meselelerin görüşüldüğünden bahsedilmesini bu şekilde yorumlamak gerekir.

2 — Nüfuz mıntakaları yeniden tayin edilmiştir. Buna göre, Samanoğulları Devleti'nin yerinde kurulan — Ali Tekin'in başında bulunduğu— «Buhara Devleti»nin ortadan kaldırılması vazifesini Mahmud üzerine almıştır.

3 — Fakat, öyle görünüyor ki, iki müttefik arasındaki hududda Mahmud lehine herhangi şekilde değişiklik yapılması düşünülmemiştir. Şu halde Ceyhun nehri eskisi gibi huduttur.

4 — Bu mülakatta asıl müzakere konusunu, Selçukoğulları teşkil etmiştir. Bu hususta Israr eden Kadir Han'dır. Bunda da anlaşmaya varılmıştır. Daha doğrusu Kadir Han görüşünü Mahmud'a kabul ettirmiştir. Bunun neticesi olarak Selçuklular meselesinin hallini de Mahmud üzerine almıştır.

5 — ittifakın sağlamlaştırılması için karşılıklı akrabalık münasebetlerine girişilmesi kararlaştırılmıştır.
Şimdi başlıca esaslarını tesbit ettiğimiz bu anlaşmanın nasıl tatbik edildiğini, daha doğrusu ne dereceye kadar tatbik edildiğini görelim.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir