Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Selçuk'un Gazilik Hayatı

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Selçuk'un Gazilik Hayatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 22:35

Selçuk'un Gazilik Hayatı

Müslüman olmasına rağmen, Müslüman olmayan Oğuzlar Devleti'ne tabi bulunan Cend şehrine yıllık vergi (haraç)yi, bermutat, tahsil etmek üzere bu devletin bir tahsildarı (metinde elçi) gelmiştir.

Bu hadiseyi duyan Selçuk, Müslümanların müşriklere (Müslüman olmayanlara) vergi (haraç) vermesine «razı» olmadığını ilan etmiş ve vergi tahsiline gelen Oğuzlar Devleti mümessilleriyle savaş hazırlığına başlamıştır. Bu hareketinde başarı sağladığı takdirde, Selçuk, şüphesiz, hem kendisini kaçmağa mecbur eden Oğuzlar Devleti hükümdarından intikam almış olacak, hem de gazilik vasfının icabını yerine getirmiş bulunacaktır. Fakat şimdi içinde yaşadığı gaziler muhiti, bu mücadelenin öteki cephesini, tabiidir ki, bilmemekte ve Selçuk'un bu mücadeleye sırf din gayretiyle giriştiğini sanmaktadır. Zaten, onun buralara hadiselerin zoruyla nasıl geldiğini gizlemeğe, onun yerine zemin ve zamana uygun yeni sebepler ileri sürmeğe hususi bir dikkat gösterdiğini, yukarıda, gerek Cend havalisine gelirken, gerek Müslüman olması münasebetiyle Uc valisine gönderdiği mesajda görmüştük.

Selçuk, mücadelesi için, gaza arzusunda bulunan uc Türkleri'ni etrafına toplamıştır. Görülüyor ki, Selçuk, böyle bir mücadele için maiyetini kafi bulmamakta, içinde bulunduğu Gaziler muhitinden mücahidleri yardımına çağırmaktadır. Şu halde o bu hadise dolayısiyle yeni bir teşkilat meydana getirmek veya mevcut teşkilatı genişletmeğe çalışmak lüzumunu duymuştur. Selçuk burada karşımıza hem müteşebbis, hem de teşkilatçı olarak çıkmakta, gelecekteki ordusunun esasını teşkil edecek olan askeri nüveyi kurmak için, lazım olan elemanı Uc Türkleri gazileri arasından güçlük çekmeden sağlamaktadır.

Onun başarılı bir müteşebbis ve teşkilatçı olduğu, Cend valisi ile halkının para ve asker yardımında bulunmasından anlaşılı-yor1. Yalnız Cend valisi ile halkının bu yardımı ne zaman yaptığı, yani tahsildarları Cend'den kovmak için mi, yoksa, tahsildarlarının kovulması üzerine Cend'e ordu göndermeğe mecbur kalan Oğuzlar Devleti hükümdarına karşı mı yaptığı hakkında elimizde sarih deliller yoktur. Bununla beraber, vergi tahsiline ne kadar büyük bir muhafız kıtası ile gelmiş olurlarsa olsunlar, Oğuzlar Devleti temsilcilerini şehirden kovmak için bu kadar geniş hazırlıklar yapmağa lüzum ve zaruret olmadığı meydandadır. Bu itibarla biz Cend'den vergi almağa gelen tahsildarları kovmakla başlayan ve Cend'le havalisinin Oğuzlar Devleti hakimiyetinden çıkmasiyle neticelenen askeri harekatın, Selçuk'la bir zamanlar kumandanı bulunduğu Oğuzlar Devleti ordusu arasında bir sıra savaşlara sebep olduğu kanaatindeyiz. Zira tahsildar kovmak hadisesi, göreceğimiz gibi, ne Oğuzlar Devleti ile Selçuk ve soyunun arasında amansız bir kinin doğması sebebini, ne de Selçuk'un bu hadiseden sonra geniş bir şöhrete sahip olması sebebini izaha kafi gelir.

Bu arada (yani bu mücadeleler sırasında) düşmanları (muani-dan); fırsattan faydalanarak, Selçuk'un develerini otlaktan sürmüşlerdir. Bunu haber alan Selçuk bir «yiğit grubu» ile onları takibe koyulmuştur. Yapılan hücumun şiddetini anlayan «muhalifler» develeri bırakarak, kaçmaktan başka çare bulamamışlardır. Kaynağın tabiri ile, Selçuk, «muzaffer ve mansur yurduna» dönmüştür.

Verdiğimiz bu izahattan anlaşılıyor ki, Selçuk Oğuzlar Devleti'nin tahsildarını Cend'den kovmuş ve bu Müslüman sitesinin Müslüman olmayan bir devlete vergi vermesine mani olmuş, fakat bu yüzden açılan savaşta veya savaşlar silsilesinde hiçbir taraf kesin netice alamamıştır. Yani ne Oğuzlar Devleti, Selçuk'u bertaraf edebilmiş, ne de Selçuk, Oğuzlar Devleti'ni ortadan kaldırabilmiştir. Zira, kaynaklarımızın Selçuk'un sadece çalman develerini kurtarması münasebetiyle «muzaffer ve mansur» döndüğünü ifade etmelerini bundan başka türlü yorumlamağa imkan yoktur. Böyle küçük bir hadisede, sadece develerini kurtardığı için, başarısından bahseden aynı kaynağın, eğer Selçuk Oğuzlar Devleti ordusuna ufak çapta bir zafer kazanmış olsaydı, aynı şekilde başarısını zikretmemesi imkansızdı.

Develeri çalanların kim olduğunu bilemiyoruz. Bunların Selçuk'un mücadele halinde bulunduğu Oğuzla r'dan olmaları mümkün olduğu gibi, aynı Selçuk'un meşguliyetinden faydalanan herhangi bir çete grubu olması da mümkündür.
Bununla beraber, Selçuk'un hakimiyetinin yalnız Cend ve havalisine inhisar etmediği, bazı şehirleri fethettiği görünüyor1.
Bu hadiseler, Selçuk'un şöhretinin uzak - yakın ülkelere yayılmasına kafi geldi.

Bunun neticelerinden biri, Türkistan halkının akın akın onun «dergahsına gelmeleri oldu. Söylemeğe hacet yoktur ki, gelen kimseleri, gerek miktar bakımından gerekse, geldikleri yerlerin genişliği bakımından daha önceki gelenlerle mukayeseye imkan yoktu. Şimdiki gelenler, hem daha çoktu, hem de daha uzak ülkelerden geliyorlardı.

Bundan başka arada şu büyük fark da vardı:

Müslüman Selçuk, Müslüman Cend şehrini «kafir» Oğuzlar Devletin'e vergi vermekten kurtarmak için harekete geçtiği zaman, gördüğümüz gibi, asker toplamağa teşebbüs eden bizzat Selçuk'tu. Halbuki şimdi, onun şöhretini duyan Türk gazileri, kendiliklerinden onun hizmetine koşuyorlardı Selçuk'un eleman bulmak üzere herhangi şekilde teşebbüse geçmesine artık lüzum yoktu.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Re: Selçuk'un Gazilik Hayatı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 22:35

Selçuk'un şöhretinin hududu nerelere kadar uzanıyordu?

Onun büyük bir şöhret kazanmasının diğer neticesini söylersek, bu suale kendiliğinden cevap verilmiş olacaktır:

Selçuk'un şöhreti, o zamanın büyük devletleri tarafından duyulup takdir edilecek kadar büyümüş ve yayılmıştı. Bunlardan Samanoğulları Devleti (874-999), aşağıda ayrıca izah edeceğimiz şekilde, kendi hakimiyet sahasına tecavüz eden başka bir devlete, Karahanlılar Devleti'ne (takr. 932 - 1212) karşı onun yardımından faydalanmak istiyordu. Görülüyor ki, Selçuk, ilk defa olarak devletlerarası siyasi hayata karışacak kadar kuvvetleniyor ve bunun neticesi olarak da devletlerarası münasebetlerde kendisine rol oynaması teklif ediliyor. Onun bu teklifi tereddütsüz kabul etmesi, kuvvetinin ve kendine güveninin derecesi hakkında bize de bir fikir verebilir. Bu, aynı zamanda şöhretinin sebepsiz yere yayılmadığmı da gösterir.

Devletlerarası siyasi münasebetlere karışmasının delalet ettiği manayı şöyle tesbit edebiliriz:

1 — Selçuk, mahalli bir uc beyi olmaktan çıkmış, zamanın büyük devletleri tarafından bilinen, tanınan ve takdir edilen bir şahsiyet olmuştur.
2 — Selçuk artık yönü İslam ülkelerinin dışına doğru olan bir uc beyi değildir.
3 — Bilakis o, zamanın Devletlerarası münasebetlerinde rol oynayan bir kuvvet haline gelmiştir.
4 — Bu itibarla artık onun yönü, İslam ülkeleri dışına doğru olmayıp, daha ziyade İslam ülkeleri içine doğrudur.
5 — Selçuk çok kuvvetlenmiştir. Başka bir devletin ondan yardım istemesi başka türlü yorumlanamaz.
6 — Selçuk, başka bir devlet tarafından siyasi kuvvet olarak tanınmıştır.

Görülüyor ki, bu hadise, Selçuk'un ve ailesinin hayatında bir dönüm noktasıdır. Bu hükmü, Selçuk'un aldığı bu önemli karar neticesinde hadiselerin o anda aldığı yöne ve kazandığı öneme göre veriyoruz. Selçuk'un, o zamanın Devletlerarası siyası münasebelterine karışması veya karıştırılması suretiyle husule gelecek olan müstakbel neticeler gözönünde tutularak hüküm vermek icap ederse, denebilir ki, bu hadise münasebetiyle Selçuk'un verdiği bu karar yalnız onun ve başında bulunduğu Türk Gazileri'nin hayatında bir dönüm noktası değildir; göreceğimiz gibi, bütün Türklüğün tarihinde de bir dönüm noktasıdır.

Hadise Selçuk'la emrindeki Türkler'in de dahil bulundukları İslam topluluğu bakımından ele alınınca, Selçuk'-un ve Türklüğün geleceği gözönünde tutularak varılan bu neticeden farklı bir neticeye ulaşılacağını unutmamak lazımdır. Gerçekten, hadiseyi vukuu anında dikkate alırsak, Selçuk'un bu hareketinin İslamlığın pek lehine telakki edilemiyeceği bir gerçektir. Hatta yeni girdiği İslam dinini yayacak yerde, vazifesini yarı yolda bırakarak kuvvetini bu bakımdan verimsiz sahalarda sarfetmesi, Selçuk'un Müslüman olduktan sonra büyük bir gayretle sarıldığını gördüğümüz bu dine, bilerek veya bilmiyerek, ihaneti şeklinde bile telakki etmek mümkündür. Fakat bu meselede de ilerideki neticeleri gözönünde tutularak hüküm vermek icap ederse, bu cephe değişikliğinin, Türklüğün olduğu kadar bu sayede büyük tehlikelerden kurtulan İslamlığın da hayrına olduğu müşahede edilir ki, bu hususları ileride, sırası gelince ele alacağız.
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26


Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir