Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Selçuk'un Müslüman Oluşu ve Bunun Manası

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Selçuk'un Müslüman Oluşu ve Bunun Manası

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 22:33

Selçuk'un Müslüman Oluşu ve Bunun Manası

Aile ve çocukları ile deve ve koyunlariyle Cend şehri civarına gelen ve çadırlarını kuran Selçuk'un içinde bulunduğu muhitin tesirinde çabuk kaldığı anlaşılıyor. Zira, bu bölgeye, bu gaza ve cihad bölgesine geldiği zaman, Selçuk'un yaptığı ilk iş Müslüman olmak olmuştur.

Bunun manası büyüktür:


Müslüman olan Selçuk, Oğuzlar Devleti ile siyasi münasebetini kesmiş olmakla kalmıyor, bir merhale daha ileri giderek, Müslüman olmayan bütün Oğuz Türkleri'yle her türlü münasebete son veriyor ve onlarla savaşmak, her Müslüman gibi onun için de farz oluyor.

Selçuk'un Müslüman oluş tarzı da dikkate değer:

Bulundukları muhitin Müslüman olduğunu gören Selçuk ve maiyeti aralarında istişarelerde bulunurlar ve Müslüman olmağa karar verirler.

Kararlarının dayandığı sebepler şunlardır:

Onlar, içinde yaşamak arzusunda bulundukları memleket halkının dinine girmezler ve adetlerine uymazlarsa kimse onlara iltifat etmez ve tecrit edilmiş küçük bir kavim olarak kalırlar.
Bir çok bakımlardan dikkate şayan bu mucip sebeplerle Müslüman olmağa karar veren Selçuk, o vilayetin valisinin nezdine hususi bir adam (kasıd—ulak) göndererek, buralara gelmekten maksadının Müslüman olmak bulunduğunu izah etmiş ve kendisinden — Oğuzlar'a Müslümanlık esaslarını öğretecek ileri gelen (ayan) «fakih»lerden birini göndermesini istemiştir4. Arzusu yerine getirilmiş ve Selçuk bütün maiyeti ile beraber Müslüman olmuştur. Bu talepten memnun olan vali, Selçuk'a istenen adamla birlikte hediyeler bile göndermiştir.

Önce çözülmesi gereken nokta şudur:

Bu vali kimdir? Cend valisi midir? Yoksa Saman oğulları'nın uc valisi midir? Cend Oğuzlar Devleti'nin hakimiyeti altında bulunduğu için Selçuk Oğuzları'nın bura valisinden kendilerini Müslüman yapacak bir «Fakih» istemesi tuhaf olurdu. Sonra şehrin çoğunlukla Müslüman olmasına rağmen, şüphesiz Oğuzlar hükümdarı tarafından tayin edilen valisinin mutlaka Müslüman olması icap etmezdi. Bu noktalar dikkate alınırsa Selçuk'-un, Cend valisine değil, Uc valisine başvurduğu daha muhtemel görünüyor.

Verilen kısa bilgiden çıkan neticeleri tesbit edelim:

1 — Gördüğümüz gibi, kuvvetinin çok azlığına rağmen, Selçuk kendisini çok yüksek görmekte ve doğrudan valiye başvurmaktadır. Hatta kendisi şahsen valinin nezdine gitmemekte, hususi bir adam göndermektedir. Bilindiği gibi, bu şekilde hareket, o zamanın hakimiyet telakkisine göre, Selçuk'un kendisini vali ile protokol bakımından eşit saydığına delalet eder. Öte yandan, arzularını bir valiye hususi kuriyerlerle tebliğ etmesi, Selçuk'un daha şimdiden kendisini bir nevi hükümdar telakki ettiğini gösterir.

2 — Selçuk'un kendisini nasıl gördüğünü ortaya koyan de-lillerden birisi de validen istediği din adamının vasfıdır. Selçuk, kendisine sıradan bir din adamının gönderilmesini istememektedir. Kendisine layık olan din adamının, yani ileri gelen bir din adamının gönderilmesini istemektedir. Bunlar daha önce zikrettiklerimizle beraber ilk belirtilerdir. Bundan sonraki belirtilerini de sırası geldikçe göreceğiz.

3 — Buralara gelmekten maksadının Müslüman olmak bulunduğuna gelince, bu zemine ve şartlara göre söylenmiş bir sözdür. Hakikatte onun bu taraflara hadiselerin zoruyla nasıl geldiğini gördük. Bu nokta, olsa olsa Selçuk'un yalnız iyi bir kumandan değil, — hal ve şartlara göre hareket etmesini bilen— aynı zamanda iyi bir siyaset ve politika adamı olduğunu ilk defa gösterir ki, bu bakımdan belirtilmeğe değer.

4 — işin asıl ilgi çeken tarafı, valinin, Selçuk'un bu talebine müsbet cevap vermesidir. Valinin müsbet cevap vermesini gerektiren manevi amillerin varlığını kabul eyliyoruz. Fakat, topraklarına sığınmış olan ve kaale almamıyacak kadar küçük bir kuvvetin başında bulunan bu Oğuz beğinin talebini red edebilir veya kendi derecesinde birine başvurmasını emredebilirdi.

Valinin Selçuk'un talebine müsbet cevap vermesi, Selçuk'un kendisi hakkındaki görüş ve telakkilerinin bu vali tarafından, zımnen olsun, kabul edildiğini gösterir. Küçük kuvveti ile kıyas kabul etmiyecek kadar büyük işler başarmağa namzed bir şef olduğunu, müteakip hadiseler gösterecektir. Fakat ortada herhangi bir icraatı olmadığı için ilk bakışta garip gelen ve sadece kendisine olan güvenini ve tasavvurlarını gösteren onun bu hareketlerini belirtmek müteakip hadiselerin anlaşılmasını kolaylaştıracaktır sanırız.

Selçuk'un, Gaziler muhitine geldikten sonra bütün maiyeti ile birlikte Müslüman olmasının, bir zamanlar hizmetinde bulunduğu Oğuzlar Devleti ve umumiyetle ırkdasları ile münasebeti bakımından ifade ettiği manayı yukarıda belirtmeğe çalıştık.

Bunun bizzat Selçuk ve maiyeti için ifade ettiği mana ise şudur:

Bütün maiyeti ile birlikte Müslüman olan Selçuk, artık eski Selçuk değildir; yeni bir insan olmuştur; yeni vazifeleri vardır. İslam camiasına katılmıştır. Üstelik içinde bulunduğu muhitin tabii icabı olarak o bir mücahittir; bir gazidir. Daha doğru tabiriyle, gaziler reisidir. Gaziler reisi olmak itibariyle en mühim vazifesi de —hangi ırktan olursa olsun— Müslüman olmayanlarla mücadele etmektir. Onun yeni vasfının bahsettiğimiz tasavvurlarının gerçekleşmesinde ne dereceye kadar yardımcı olduğunu aşağıda göreceğiz. Yeni vasfının icaplarını yerine getirmek için Selçuk'un karşısına iyi bir fırsat çıkmıştır.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir