Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Selçuk ve Oğuz Hükümdarı İle Münasebeti

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Selçuk ve Oğuz Hükümdarı İle Münasebeti

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 22:29

SELÇUK VE OĞUZ HÜKÜMDARI İLE MÜNASEBETİ

Kaynağımızın ifadesinden anlaşıldığına göre Oğuzlar Hükümdarı, Selçuk'u, babası ölür ölmez bu makama getirmemiştir. Göründüğüne göre, buna yaşı da müsait değildir. Aradan bir müddet geçmiştir. Zaten sarayda büyüyen Selçuk büyüdükçe Yabgu onun «necabeti»ni ve onda kumandalık vasıflarının bulunduğunu görmüş ,anlamış ve onu bu makama getirmiştir.

Bu ifade doğru olarak kabul edildiği takdirde, bundan şu neticeye varılabilir:

Selçuk'un bu mühim makama getirilmesinde babasının nüfuzunun, devlete hizmetinin ve irsiyet, (babanın yerine oğlunun tayin edilmesi) prensibinin pek rolü olmamıştır. Bunda başlıca amil Selçuk'un sahip olduğu şahsi meziyetlerdir.

Bu tayinin dikkatimizi çeken diğer bir özelliği de şudur:

Selçuk'un durumunda babasınınkindeki mübhemlik yoktur. Selçuk, çocukluğundanberi Oğuzlar hükümdarının yakın çevresinde bulunmuş ve doğrudan doğruya devlet teşkilatında Subaşılık gibi yüksek bir makama getirilmiştir. Bu itibarla Selçuk için bir tabi devletin başında bulunduğu veya bulunabileceği hiç bahis mevzuu olamıyacağı gibi, muayyen bir kabilenin veya boy'un irsi reisi olduğu da söylenemez. Onun bu durumu, işaret ettiğimiz gibi, babasının Oğuzlar hükümdarı ile mübhem kalan hukuki münasebetlerini de tavzih eder mahiyettedir.

Tayinden sonra Oğuzlar hükümdarının genç Selçuk'a karşı olan teveccühünün artmakta devam etmesionun, bu vazifesinde başarı gösterdiğinin delili sayılabilir. Şu halde tayin eden de, edilen de birbirlerinden ve durumdan memnundur. Fakat Selçuk'un başarısının sebepleri hakkında misaller vermek imkanından yoksunuz.

Genç Selçuk'a gösterilen teveccüh, diğer devlet erkanının hasedini mucip olmaktadır. Onların bu hasedi, kıdeme ve yaşa bakılmaksızın genç birinin böyle bir sorumluluk makamına getirilmesinden mi ileri geliyordu? Yoksa genç ve enerjik Selçuk, devlet otoritesini sağlamlaştırmak ve orduda disiplini temin etmek üzere bazı tedbirler aldı da, onun için mi istenmiyordu?

Bu hususlar için elimizde kesin deliller olmamakla beraber, her iki amilin, bilhassa son amilin rol oynadığını haklı gösterecek bazı emarelere sahip bulunuyoruz:

Bir gün Selçuk adet gereğince Oğuzlar hükümdarının sarayına gitmiş ve kıraliçe ile çocuklarının üstüne geçerek ta hükümdarın yanına oturmuştur.
Genç kumandanın bu hareketi Hatun'a (Kıraliçe'ye) pek ağır gelmiştir. Selçuk saraydan gidince, Hatun, kocasına, bu oğlanın daha işin başında böyle küstahlık yaptığını, eğer bir müddet daha böyle gider de kuvveti artarsa işin nereye varacağının aşikar olduğunu, zaten halkında kendisine itaat ettiğini söyledi. Bu makul söz hükümdara tesir etti, ve Selçuk'u ortadan kaldırmak çarelerini aramağa başladı.

Şimdi buraya kadar verdiğimiz bilgiyi tahlil edelim:

Selçuk'un Türk hakimiyet telakkisine göre, protokolden başka devletin sevk ve idaresinde büyük rolü olan kıraliçe ile çocuklarının üst tarafına geçerek hükümdarın yanı başına oturması, yani «silsile-i meratip» kaidelerine dikkat etmemesi, aynı kıraliçe tarafından bu kumandanın fırsat bulur bulmaz hanedanı devirerek devletin başına geçeceği şeklinde tefsir edilmiştir. Kıraliçenin bu görüşü kabul edildiği takdirde, Selçuk'un niçin devlet otoritesini kuvvetlendirici tedbirler aldığı daha kolay anlaşılabilir:

Öyle görünüyor ki, o, daha tayininden itibaren, zayıf bir hükümdar olduğunu gördüğümüz Yabgu'nun yerine, devletin başına geçmek kararında idi. Bu itibarla devlet otoritesini kuvvetlendirmeyi, hükümdar için değil kendisi için istiyordu. Sonra halk da kendisini seviyordu.

Buna rağmen durum, Selçuk için, babasına nazaran çok daha gayrı müsait idi:

Babasını tutan devlet büyükleri Selçuk'un aleyhinde idiler. Teşkilatlı bir guruba karşı tek başına mücadele için ise vakit çok erkendi: Onun devletin başına geçmek tasavvurunda olduğu çabuk keşfedilmişti ve hazırlanmak imkanını bulamamıştı. Selçuk'un, kendini herhangi bir şekilde müdafaa etmediği veya kendisine böyle bir imkanın verilmediği görülüyor. Zira hükümdarın kendi hakkındaki niyetlerini öğrendikten sonra tek düşüncesi hükümdarın gazabından kaçarak kurtulmaktır.

İşte Büyük Türk İmparatorluğuna ve hanedana adını veren genç Selçuk ile babasının İslam ülkeleri dışındaki, daha doğrusu ötesindeki hayat ve faaliyetleri, hizmetinde bulundukları devletin mahiyeti hakkındaki bilgimiz bundan ibarettir.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13984
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir