Türk Siyaseti ve Türkiye Siyasi Tarihi - Video Projesi - Türk ve İslam Tarihi - Türk Dna'sı

Oğuzlar Devleti Ve Yapısı

Burada Büyük Selçuklu İmparatorluğu hakkında konular bulabilirsiniz

Oğuzlar Devleti Ve Yapısı

Mesajgönderen TurkmenCopur » 16 Ara 2010, 22:20

OĞUZLAR DEVLETİ VE YAPISI

Oğuzlar X. asırda Hazar denizinin doğusundan itibaren Sirderya (Seyhun)nın orta mecralarına kadar uzanan sahalarda yaşıyorlardı. Mesela Hazar denizinin Güney-Doğu sahilinde bulunan Curcan Oğuzlar'ın elinde bulunduğu gibi, Sirderya havzasında bulunan Farab ve İspicab da Oğuzlar'ın hakimiyeti altında idi.
Oğuzlar'ın Batısında Türk Hazarlar ve Bulgarlar, Doğusunda Karluklar, Kuzeyinde Kimekler vardı; Güneyinde ise İslam dünyası bulunuyordu. Şu halde Oğuzlar'ı, her üç taraftan aynı soydan olan Türkler çeviriyorlardı. Buna karşılık, onlar, sadece Güneyde din, ırk ve medeniyet bakımından kendilerinden farklı başka bir kavim, İran kavmi ile komşu idiler.

Bu Oğuzlar'ın başında Yabgu unvanını taşıyan bir-hükümdarın bulunduğunu bildiğimiz halde, devletin mahiyeti hakkında fazla malumatımız yoktur:

Mesela yapılan bazı denemelere rağmen Oğuzlar Devleti'nin başka bir siyasi teşekküle tabi olup olmadığı, henüz kat'i olarak tesbit edilemediği gibi, müstakil bir hüviyete sahip bulunup bulunmadığı da münakaşalıdır. Büyük Gök-Türk İmparatorluğu'nun ve Batıda onun yerine geçen Türgeşler Devleti'nin yıkılmasından sonra, Oğuzlar Devleti hükümdarlarının kendilerini Büyük Gök Türk İmparatorluğu'nun tabii saymakta devam ettikleri ileri sürülebileceği gibi, Kırgızlar'ın yıkılışına kadar Yabgu unvaniyle onlara tabi olan ve yıkılışlarından sonra ise, Büyük Hakan unvanını alan hükümdarlara sahip bulunduklarını bildiğimiz Karkluklular Devleti'ne tabi oldukları da söylenebilir.

Tarihlerinin muayyen safhalarında Oğuzlar Devleti'nin şu veya bu devlete tabi olması, şüphesiz, mümkündür. Fakat şurası muhakkaktır ki, X. asrın başlarında Oğuzlar Devleti, hiç bir devlete tabi değildi. Bunu Bulgarlar Devleti'ne Bağdad Abbasi Halifesi tarafından gönderilen elçilik heyetine dahil ibn Fadlan'ın verdiği bilgiden istidlal etmek mümkündür. Gerçekten, 922 de Oğuzlar ülkesinden geçen İbn Fadlan, Oğuzlar Devleti'nin başka bir devlete tabi olduğundan hiç bahsetmediği halde, başka devletlerin, mesela Bulgarlar'in, Hazarlar'a yıllık vergi veren ve oğullarından birini Hazarlar Devleti payitahtında rehin olarak bulunduran tabi bir devlet olduğundan bahsetmektedir. Gerçi aynı ibn Fadlan komşuların Hazarlar Hakanı'na tabiliğinden bahsediyorsa da, isim vermediği için, bu umumi sözden Oğuzlar Devleti'nin de Hazarlar'a tabi bulunduğu neticesine varmak güç görünüyor. Eğer arada bir tabilik-metbuluk münasebeti bulunsaydı, ibn Fadlan'ın zikretmemesi için hiç bir sebep yoktu. Zira Hazarlar'la Oğuzlar arasında daha ibn Fadlan gelmeden önce bir takım harbler olduğu, Hazarlar'ın elinde bir takım Oğuzlar'ın esir bulunduğunun söylenmesinden anlaşılmaktadır. Arada böyle bir mesele bulunsaydı, esirler meselesi ibn Fadlan'ın bu noktayı da zikretmesi için iyi bir vesile teşkil ederdi. Yalnız Oğuzlar'in, Hazarlar'dan çok çekindikleri, hatta korktukları ibn Fadlan'ın idarecilerin ağızlarından naklettiği ifadelerinden vuzuhla anlaşılmaktadır.

Oğuzlar Devleti'ni kuruluşundan itibaren idare eden hükümdarların adlarını bilmiyoruz. Gördüğümüz gibi, ibn Fadlan da Oğuzlar hükümdarını sadece Yabgu unvanı altında zikrediyor. ibn Fadlan ne Yabgu ile, ne de Külerkin unvanını taşıyan vekili ile bizzat görüşmüştür. Hatta halifelik tarafından elçilik heyetine verilmiş mektup da Yabgu'ya veya vekiline hitaben yazılmamıştır; sadece Subaşı'ya hitaben yazılmıştır. Öyle görünüyor ki, Hazarlar Devleti"nde olduğu gibi, Oğuzlar Devleti'nde de devletin fiili idaresi ile Yabgu pek meşgul olmamakta ve şüphesiz onun adına devlet ileri gelenleri devletin iç ve dış işlerini, anlatacağımız şekilde, idare etmektedirler (Oradakinden farklı olarak Oğuzlar'da hükümdar vekilinin elinde de fazla yetki olmadığı görünüyor).
Meselenin asıl dikkate şayan olan tarafı, Oğuzlar Devleti'nin bünyesine taalluk eden bu hususiyetin Bağdat Abbasi Halifeliğinin de bilmesidir. Mektubun doğrudan Yabgu'ya değil, Subaşı'ya yazılmış olması bunu açık olarak göstermektedir. Halbuki Bulgarlar Devleti'ne gönderilen mektup, doğrudan hükümdara hitaben yazılmıştı.

Oğuzlar Devleti'ni idare eden ricalden olup, ibn Fadlan tarafından zikredilenlerin, Yabgu'dan sonra derece sırasiyle unvanları şöyledir:

1 — Onun vekili olan Külerkin Küzerkin veya herhalde Yınal Tekin.
2 — Subaşı.
3 — Tarhan.
4 — Yınal. (herhalde küçük Yınal veya Yınallardan biri).

Bu birinci derecedeki ricalden başka ibn Fadlan ikinci derecede ricalden olduğu anlaşılan bir küçük Yınal'e de tesadüf etmiştir.
ibn Fadlan, Oğuzlar Devleti'nin işleyiş tarzı hakkında da enteresan bilgi vermektedir.

Bu hususta misal olmak üzere şu vaka zikredilebilir:

Esas hedefleri olan Bulgarlar ülkesine gitmek isteyen elçilik heyeti, Subaşı'nın müsaadesini talep etmiştir. Bunun üzerine Subaşı yukarıda unvanlarını saydığımız devlet erkanını meseleyi müzakere etmek için toplantıya çağırmıştır. Muhtelif celseler halinde yedi gün devam eden toplantı münakaşalı geçmiş, neticede elçilik heyetinin yoluna devam eylemesi için müsaade edilmesi noktasında birleşilmiştir .

Naklettiğimiz bu hadise de gösteriyor ki, devleti idare yetkisi Yabgu da dahil hiç kimsenin tek başına elinde toplanmış bulunmamaktadır.
«Kollektif Mesuliyet Sistemi» adını verebileceğimiz bir sistem bütün devlet bünyesine hakimdir.

İbn Fadlan bu hususta oy birliği ile verilen kararların bazan en «adi» bir Oğuz vatandaşı tarafından bile bozulabileceğini söyliyecek kadar ileri gitmektedir. Bu ifade şüphesiz mübalağalıdır. Fakat şurası kesin olarak söylenebilir ki, Oğuzlar Devleti bir nevi demokratik prensiplere göre idare edilmektedir.

Devletin mahiyet ve işleyişini gösteren bu nokta üzerinde durmamızın bir sebebi de, Selçuk'un babası Dukak hakkında Melikname adlı kaynağa istinaden vereceğimiz bilginin daha iyi anlaşılmasını kolaylaştırmaktır. Birbirinden tamamiyle müstakil iki kaynağın (Melikname ile ibn Fadlan'ın) muhtelif hadiseler münasebetiyle aynı görüşü ifade etmeleri, ileride vereceğimiz izahatın kontrolünü da imkan dahiline koymaktadır.

Devlet teşkilatı içindeki mevki ve rolünü gördüğümüz Subaşı, çok mümkündür ki, Selçuk'un yerine geçtiği Subaşı'dır. Yine çok mümkündür ki, Yabgu ile Selçuk'un babası Dukak arasında geçen şu hadise de bu Subaşı'nın zamanında vukubulmuştur.

Kaynakça
Kitap: BÜYÜK SELÇUKLU İMPARATORLUĞU TARİHİ Cilt : I KURULUŞ DEVRİ
Yazar: Mehmet Altay KÖYMEN
Kullanıcı avatarı
TurkmenCopur
Genelkurmay Başkanı
Genelkurmay Başkanı
 
Mesajlar: 13985
Kayıt: 29 Eki 2010, 17:26

Dön Büyük Selçuklu İmparatorluğu Bölümü

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir